Peki, onlar, (o inkârcılar) yeryüzünde gezip dolaşmıyorlar mı ki, (oradaki ibret verici manzaraları görsünler de) kavrayabilecekleri akıllara veya (gerçeğin sesini) duyabilecekleri kulaklara (ve doğruyu görebilecekleri gözlere) sahip olsunlar? Ama gerçek şu ki, kör olan (yalnız maddi) gözler değildir; gerçekte kör olan, iç dünyalarındaki basiret gözleridir.*
(*) ARAPÇADA KALBIN ANLAMLARI? 1-Kan pompalayan biyolojik organ, 2-Akıl, düşünme ve karar verme merkezi (beyin), 3-Vicdan ve duygular. İşte Kur’an’da kendisiyle akletme, düşünme, anlama ve idrak etmeye davet edilen ( قلب ) kalb, direk akıl ve düşünme merkezi olan beyne veya beynin fonksiyonlarına vurgu yapılmaktadır. Yani ayetlerdeki kalb, kan pompalayan organ değildir. Zira şu ayetler bunun kan pompalayan kalp olmadığını göstermektedir: Mesela: Bakara 74. ayette ( (وقلوبهم قاسية فهي كالحجارة ‘’Ve kulubuhum kasiyetün fehiye kelhicareti ’’Onların kalbleri katıdır, taş gibidir…’’deniliyor. İyi de kan pompalayan kalp gerçekten de katılaşır mı? Zümer-23. ’’kalbleri Allah’ın zikriyle yumuşar…’’ İyi de kalp gerçektende yumuşar mı? Yani burada kalbtan maksat ‘’kan pompalayan organ olabilir mi? Eğer bu organ taş gibi katılaşmış olsaydı, ölmüş olmaları gerekirdi. Hâlbuki onlar yaşıyorlardı, demek ki buradaki, kalb’tan ’maksat kan pompalayan biyolojik organ değildir.’’ Bu nedenle Kur’an’ın hiçbir yerinde kalbın, kan pompalayan organla en ufak bir alakası yoktur. Ayrıca burada geçen {القلوب التي في الصدور} ‘’el kulubul letti fis sudur’’, sudur ise, sadaret anlamında olup insanların iç dünyalarındaki basiret gözlerine denildiği gibi, kafatasılarının ön kısmında bulunan frontal lobuna, yani beynin ön tarafında yerleşimli, bilinçli düşünmeden sorumlu olan beyin bölgesine de denilebilir. Mesel: ‘’sadru-l kitab, sadru-l kelâm’’ kitabın başı, kitabın ön kısmı, sözün başı, ‘’es - sadru mukaddimu külli şey’in’’ Yani ‘’sadır’’ her şeyin başı’’ ((وصدرُ النهارِ وصدْر الأمْرِ ’’sadrun- nehar, sadru-l emr’’ yani gündüzün başı, işin başı vs.. Bu nedenle Kur’an kalb sözcüğünü, kan pompalayan organ değil; akıl anlamında, düşünme, karar verme veya akletme merkezi olan beyin anlamında kullanmaktadır. Ayrıca Arapçası ’’sadr’’ (çoğulu sudur)dur. Bu yine zengin ve çok mecâzi anlamda kullanılan bir kelimedir. Bu kelimenin eski Arapça sözlüklerinde anlamları şu şekildedir: Göğüs, merkez, zihin, gönül, iç (insanın iç dünyası), ön, taraf gibi. Yine Şu’arâ-13.‘’(Musa, Rabbim!) Göğsüm (içim) daralabilir, dilim dönmeyebilir; (bu nedenle) Harun’a da elçilik ver.’’ Tâ-Hâ -25. (Musa) Dedi ki: “Rabbim, benim göğsümü (gönlümü, zihnimi) aç’’ (iç dünyama ferahlık ver). Ve yine İnşirah sûresi -1.‘’Biz senin için göğsünü (gönlünü, zihnini ve iç dünyanı) açmadık mı?’’ şeklinde ayetler vardır. Peki buralardaki (صدر) sadr/göğüs/ bedendeki göğüs kafesi mi? Bedendeki göğüs kafesi darılabilir mi? Veya açılabilir mi? Demek ki bu vb. ayetlerde geçen (صدر) sadr, bedendeki göğüs kafesi değildir. Mesala: Göğsüm daralıyor veya sıkışıyor diyoruz, ama bununla asla bedendeki göğüs kafesi anlaşılmıyor. Sonuç: İşte Kur’an’da geçen kalbin, kan pompalayan biyolojik organla bir alakası olmadığı gibi, Kur’an’da geçen sadrın da göğüs kafesiyle bir alakası yoktur… İşte kalb ve sadr ile ilgili ayetler detaylıca incelendiğinde görülecektir ki, ilgili ayetlerde hiçbir bilimsel hata söz konusu değildir. Yani Kalb kelimesi birçok ayette mecâzi anlamda kullanılmışken, birçok ayette de akıl merkezi (bugünkü tabiriyle beyin) anlamında kullanılmıştır.
الآية التي ذكرتها والآية (179) من سورة الأعراف: {ولقد ذرأنا لجهنم كثيراً من الجن والإنس لهم قلوب لا يفقهون بها ولهم أعين لا يبصرون بها ولهم آذان لا يسمعون بها}، تؤكد أن الله تعالى أطلق مصطلح القلب على المخ وليس على العضلة التي تضخ الدم، فالسمع وظيفة الأذن، والبصر وظيفة العين، والفقه والعقل وظيفتا المخ الإنساني (القلب)، وقد تقولون لماذا لم يذكر المخ؟ ففي سورة الأعراف يذكر الجن أيضاً وهي تشترك مع الإنسان بالقلب الذي تعقل به، أما قوله {القلوب التي في الصدور} فالصدر بمعنى الصدارة، وصدارة جسم الإنسان هي مقدمة رأسه، ولا يمكن أن يذكر التنزيل الحكيم اليد والرجل والأمعاء والبطن ويغفل ذكر الدماغ. علماً بأن العضلة القلبية التي تضخ الدم غير مذكورة إطلاقاً في التنزيل الحكيم -- الصَّدْرُ : مُقَدَّمُ كلِّ شيءٍ ، ، صَدْرُ الكِتاب ، وصدرُ النهارِ ، وصدْر الأمْرِ (تعريف و معنى صدر في معجم المعاني الجامع ) معنى قلب في معجم المعاني الجامع – معجم عربي عربي) قلب مادي من لحم يضخ الدم ولا يجد ذكر لهذ القلب في القران قط - قلب بمعنى العقل وهو في الراس مجاله الخطا و الصواب - ان القلب ثلاثة انواع - كلا لئن لم ينته لنسفعن بالناصية ناصية كاذبة خاطئة والناصية مقدمة الراس- قلب في الصدر و هو مناط بالاحاسيس والمشا عر والعواطف - لقوله تعالى وقال الإمام فخر الدين: "وفيه عندي وجه آخر: وهو أن القلب قد يجعل كناية عن الخاطر والتدبر، كقوله تعالى:[648/] "إن في ذلك لذكرى لمن كان له قلب (الدر المصون في علوم الكتاب المكنون) 1 - وقد يعبر بالقلب عن العقل ومركزه - وهو في الرأس - 2 والمراد من القلوب هنا الألباب والعقول ، والعرب تطلق القلب على اللحمة الصنوبرية ، وتطلقه على الإدراك والعقل وهو المراد هنا ، ومقره الدماغ لا محالة... (التحرير والتنوير- قاموس المعاني ) القَلْبُ الفؤاد وقد يعبر به عن العقل قال الفراء في قوله تعالى { لمن كان له قلب أي عقل - معجم المعاني الجامع )- وقد يعبر بالقلب عن العقل - صَدر: (اسم الجمع : صدور الصَّدْرُ : مُقَدَّمُ كلِّ شيءٍ، صَدْرُ الكِتاب، وصدرُ النهارِ وصدْرالأمْرِ (تعريف و معنى صدر في معجم المعاني الجامع)