close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Hacc Sûresi 25. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
İnne-lleżîne keferû veyesuddûne ‘an sebîli(A)llâhi velmescidi-lharâmi-lleżî ce’alnâhu linnâsi sevâen(i)l’âkifu fîhi velbâd(i)(c) vemen yurid fîhi bi-ilhâdin bizulmin nużikhu min ‘ażâbin elîm(in)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Kafir olanlar ve halkı Allah'ın yolundan çıkaranlar ve insanlar için ibadet yeri olarak halkettiğimiz ve orada yurt tutanla orayı ziyaret için gelen hakkında aynı hükümleri yürüttüğümüz Mescidi Haram'dan men edenlerse. Ve kim orada nehy edilmiş birşeyi zulmederek yapmak isterse ona elemli azabı tattırırız.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Şüphesiz, kâfir olup (insanları) Allah’ın yolundan menederek (saptıranlar) ve (Mekke’de oturan) yerlilerle (Hacc ve Umre ziyaretlerine) dışarıdan gelen bütün insanlar için, aynı kutsallıkta (haram ve kıble) kıldığımız Mescid-i Haram’dan (Müslümanları) alıkoyanlar, (bilsinler ki) kim orada haddi aşıp zulmederek zorbalık yapmak isterse, ona acı bir azap tattıracağımız (kesindir).
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Gerçekten, O Allah'tan gelen gerçekleri örtbas edenler, Allah'ın yolundan ve kendisini ziyarette yerlisi ile misafiri eşit tutulan, Mescidi Haram'dan insanları alıkoyanlar şunu bilmeliler ki, kim orada zulüm ile haktan sapıp dinsizliğe yeltenirse, ona can yakıcı bir azaptan tattırırız.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah'a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar ile küfre saplananları, Allah yolundan, İslâm'a girmekten, İslâm'ı yaşamaktan ve yerli-taşralı ayırımı yapmaksızın herkes için hür, serbest ibadet, ticaret bölgesi, siyasî ve ekonomik kararlar, kültür ve medeniyet merkezi haline getirdiğimiz Mescid-i Haram'a gitmekten insanları alıkoyanları şiddetle cezalandıracağız. Orada zulümle, baskı ve işkenceyle, Harem'in saygınlığına gölge düşürenlere, karaborsacılara, müslümanların hürriyetlerini engelleyerek doğru yoldan saptırmak isteyenlere, can yakıp, inleten müthiş bir azaptan tattıracağız.
Ahmet Varol
swap_vert close
İnkar edenler, Allah'ın yolundan ve içerisinde oranın yerlisi ile dışarıdan gelen bir olmak üzere insanlar için (ibadet ve ziyaret yeri) kıldığımız Mescidi Haram'dan alıkoyanlar (bilsinler ki); kim orada saptırmaya ve zulme yeltenirse biz ona acıklı bir azap tattırırız.
25.İbnu Ebi Hatim`in Abdullah bin Abbas (r.a.)`tan rivayet ettiğine göre Resulullah (a.s.), Abdullah bin Enis`i biri muhacirlerden diğeri ensardan iki adamla birlikte gönderdi. Bunlar birbirlerine karşı soylarıyla övünmeğe başladılar. Bunun üzerine Abdullah bin Enis sinirlendi ve ensardan olan adamı öldürdü. Sonra da İslâm`dan dönerek Mekke`ye kaçtı. Bu ayeti kerime de onunla ilgili olarak indirildi.Neysaburi ve Fahruddin Razi`nin bildirdiklerine göre de bu ayeti kerime, Resulullah (a.s.)`ı ve ashabını Mescidi Haram`ı ziyaret etmekten, Harem`de kurban kesmekten alıkoyan Ebu Süfyan ve arkadaşları hakkında indirilmiştir.  
Ali Bulaç
swap_vert close
Gerçek şu ki, inkar edip Allah yolundan ve yerlilerle dışarıdan gelenler için eşit olarak (haram ve kıble) kıldığımız Mescid-i Haram'dan alıkoyanlara, orada zulmederek adaletten ayrılanlara acı bir azab taddırırız.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Amma o küfre varıp da Allah yolundan ve Mescid-i Haram'dan -ki biz onu, mukîm ve misafire müsavi olmak üzere bütün insanlar için (kıble ve ibadethane) yapmışızdır - alıkoymakta olanlar elbette azab göreceklerdir. Her kim, Mescid-i Haram'da hakdan meylederek zulüm yaparsa, ona acıklı bir azab taddırırız.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Şüphesiz Allah’ın yolundan ve gerek yerli gerek misafir bütün insanlar için eşit kıldığımız Mescid’ül-Haram’dan (insanları) geri çeviren o kâfirlere (elim bir azabı tattıracağız.) (Çünkü) kim orda bir zulüm, bir engelleme yapmak isterse, Biz ona elem verici bir azabı tattırırız.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Şüphesiz, inkâr edenlere, insanları Allah'ın yolundan, yerli ve yabancı bütün insanlar için eşit kıldığımız Mescid-i Harâm'dan alıkoyanlara ve orada haktan ayrılarak zulmetmek isteyenlere acıklı bir azabı tattıracağız.
Besim Atalay
swap_vert close
Kâfir olan kimselere, Allahın yolundan —gerek yerli, gerek yabancı için bir düzeyde kıldığımız— Kâbe'den alıkoyana, orda zulüm yapana, ağrıtıcı bir azap tattıracağız!
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
İnkâr edenlerle (insanları) Allah'ın yolundan çevirmeye; (keza) hem orada yaşayan hem de dışarıdan gelen bütün insanlar için tayin ettiğimiz Mescid-i Haram'dan alıkoymaya çalışanlara ve (bile bile) haksızlık yaparak oranın saygınlığına gölge düşürmeye kalkışanlara çok can yakıcı bir azap tattıracağız.
Bu âyet, Hudeybiye Barış anlaşmasından önce Mekkeli müşriklerin Hz. Peygamberin ve arkadaşlarının Mescid-i Harama gitmelerini engellemeleri üzerine nâzil olmuştur.  
Cemil Said
swap_vert close
Küfür idenler diğerlerini Allâh yolundan Mescid-i Harâm’dan teb’îd idenlerdir. Biz Mescid-i harâm’ı bütün insânlar içün kıble itdik ki orada mukîm olanlar da gurabâ da aynı vechile ziyâret ve îfâ-yı hac itsünler, hâinâne o mahall-i mübâreki telvîs itmek isteyenler ’azâb-ı elîme dûçâr olacaklardır.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Doğrusu inkar edenleri, Allah'ın yolundan, yerli ve yolcu bütün insanlar için eşit kılınan Mescidi Haram'dan alıkoyanları ve orada zulm ile yanlış yola saptırmak isteyeni, can yakıcı bir azaba uğratırız.*
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
İnkâr edenler ile Allah’ın yolundan ve içinde, yerli, misafir bütün insanları eşit kıldığımız Mescid-i Haram’dan alıkoyanlar (azabı hak etmişlerdir.) Kim de orada zulmederek haktan sapmak isterse, biz ona elem dolu bir azaptan tattıracağız.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
İnkâr edenlere, insanları Allah yolundan ve -yerli olsun dışarıdan gelmiş olsun bütün insanlar için (ibadet yeri) yaptığımız- Mescid-i Harâm’dan alıkoyanlara ve her kim orada zulmederek haktan saparsa ona elem veren bir azap tattırırız.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
İnkâr edenler, Allah'ın yolundan ve -yerli, taşralı- bütün insanlara eşit (kıble veya mâbed) kıldığımız Mescid-i Harâm'dan (insanları) alıkoymaya kalkanlar (şunu bilmeliler ki) kim orada (böyle) zulüm ile haktan sapmak isterse ona acı azaptan tattırırız.
Edip Yüksel
swap_vert close
İnkar edenler, yerli ve dışarıdan gelen tüm insanlar için eşit olarak ayırdığımız Kutsal Mescid'den ve ALLAH'ın yolundan geri çevirenler ve orada zulüm ve sapıklık arayanlar, tarafımızdan acı bir azap tadacaklardır.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Şüphesiz inkâr edenlere, Allah'ın yolundan, yerli ve yolcu bütün insanlar için eşit kılınan Mescidi Haram'dan alıkoyanlara ve orada zulümle yanlış yola saptırmak isteyene can yakıcı bir azab tattırırız.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Amma şunlar ki küfr ettiler hem Allah yolundan ve o Mescidi haramdan meni' ediyorlar ki biz onu, mukîm ve müsafir içinde müsavi olmak üzere, umum insanlar için yapmışız ve her kim onun içinde zulm ile ilhad ile bir irade ederse ona muhakkak elîm bir azâb tattırırız
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Hakkı) inkâr edip, (inananları) Allah yolundan (bâtıla saptırmaya çalışan), hem mukim hem de misafir olan bütün insanları, içinde eşit kıldığımız Mescid-i Harâm’dan alıkoyanlar bilsinler ki, kim orada haktan saparak bir zulme yeltenirse, biz ona elem dolu bir azaptan tattırırız.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Allah'ın yolundan ve Mescid-i Haram'dan engelleyenler, gerçeği yalanlayan nankörlerdir. Ki onu¹, orada yerleşik olan ve dışarıdan gelen bütün insanların eşitçe adanmaları için yaptık. Kim orada haksızlıkla sapkınlık yaparsa, ona acı azaptan tattıracağız.
1- Mescid-i Haram'ı.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Hakıykat, o küfredenler, o Allahın yolundan ve kendisi (ni ziyaret) de yerli, müsâfir insanları müsâvî kıldığımız Mescid-i haramdan alıkoymakda olanları... Kim orada zulm ile ilhaada yeltenirse biz ona pek acıklı bir azâb tatdırırız.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Şübhesiz ki o inkâr edenler ve (insanları) Allah yolundan, içinde yerli olsun misâfir olsun (kıble ve ma'bed olma husûsunda) insanlar için eşit kıldığımız Mescid-i Harâm'dan men' edenler yok mu, işte her kim ki orada zulüm ile haktan sapmak isterse, ona (pek) elemli bir azabdan tattırırız.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Şüphesiz inkâr etmiş olanlar ve Allah’ın yolundan, yerli ve dışarıdan gelen bütün insanlar için, ibadet yeri olarak eşit kıldığımız, Mescidi Haram’dan alıkoyanlar (azabı hak etmişlerdir.) Kim de orada zulmederek haktan sapmak isterse biz ona çok acıklı bir azaptan tattıracağız.*
(*) Bu âyette Mescid-i Harâm’ın bulunduğu yerde ikamet edenlerin orayı kendilerine özgü kılma haklarının bulunmadığı, dolayısıyla Mescid-i Harâm’ın mahallî değil evrensel bir merkez olduğu belirtilmekte; inkârcılar, özellikle insanları Allah yolundan ve böyle bir ibadet yerinden alıkoymaya çalışanlar ağır bir dille eleştirilmekte, acı veren bir azapla tehdit edilmektedirler.  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Şüphesiz ki doğruları inkâr edenlere ve insanları zorla Allah’ın yolundan ve gerek çölden gelenler veya uzaklardan deve sırtında gelenlerin eşit oldukları mekân olarak yaptığımız Mescid-i Haramdan çevirenlere, acıklı bir azap tattıracağız.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
İşte kimseler ki tanımazlar, hem de Allah’ın yolundan, kapısını bütün insanlara açtığımız Mescid-i Haram’a yüz sürmekten alıkoyarlar, bir de onun içinde kıyıcılık edip suç işlerler, onlara acıklı bir azabı tattıracağız.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Kâfir olup halkı Tanrı yolundan, yerlilerle hariçten gelenler için müsavi surette harem ve kıble kıldığımız Mescid-i Haram/dan alıkoyanlar yok mu? İşte onlara, bir de haremde zulüm irtikâp ederek adaletten sapanlara acıklı bir azap tattıracağız.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Muhakkak ki inkâr edenlere, Allah’ın yolundan ve içinde mukim¹³ ve misafir bütün herkesi eşit kıldığımız Mescid-i Harâm’dan insanları alıkoyanlara, zulüm ile haktan sapmak isteyene, Biz de can yakıcı bir azabı tattırırız.
13 Mekke’de oturanlar kastedilmektedir.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Muhakkak ki o küfre sapanlara, Allah'ın yolundan, yerli ve yolcu bütün insanlar için eşit kılınan Mescid-i Haram'dan alıkoyanlara ve de orada zulüm ile haktan sapmaya yeltenenlere, elim bir azaptan tattırırız.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Allah’ın ayetlerini inkâr eden, inananları Allah’ın yolundan çevirmeye çalışan ve hem Mekke halkı, hem de dışarıdan gelen bütün insanlar için aynı derecede güvenli bir sığınak ve bütün müminlerin eşit şekilde faydalanma hakkına sahip olduğu ortak bir bölgekıldığımız Kutsal Mescit Kâbe’yi ziyaret etmekten alıkoyanlara gelince; şunu iyi bilsinler ki, her kim azgınlık edip orada en ufakbir haksızlık yapmaya kalkışırsa, ona can yakıcı azâbı tattırırız! Çünkü Kâbe, şu temel esaslar üzerinde kurulmuştu:
Mahmut Özdemir
swap_vert close
İnkâr etmiş olanlara gelince; Dışardan Gelen ve orada İkamet Eden İnsanlar için eşit düzeyde kıldığımız Mescid ül-Harâm’dan ve Allah’ın yolundan alıkoyuyorlar. Kim orada zulüm ile haddi aşmak isterse, ona, acıveren bir azaptan tattırırız.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Gerçekleri göz ardı edenlere, Hak yolcusunu yolundan edenlere, yerli yabancı herkesin ibadet ve istifadesine açık tuttuğumuz kutsal mekanlara sokmayanlara, gerçekleri kaba kuvvetle bastıranlara cezamız pek ağır olacak…
Mehmet Çoban
swap_vert close
Yerli yabancı Mescid-i Haram’da bulunanlar eşit kılınmıştır. İnsanları Allah’ın yolundan engelleyenler, Mescid-i Haram’ı ziyaret için yola çıkanları engelleyenler, Allah’ın gerçeklerini inkâr edenler, Mecid-i Haram’da insanlara zulmedenler, insanları saptırmak için uğraşanlar, bilsinler ki; hesap günü can yakıcı bir azaba çarptırılırlar.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Kâfir olanlar, Allah’ın yolundan ve yerli (veya) uzaktan gelen bütün insanlara eşit [*] (kıble) kıldığımız Mescid-i Haram’dan (insanları) alıkoymaya kalkanlar (bilmeliler ki) kim orada (böyle) haksızlık ile gerçek(ler)den sapmak isterse ona acı azaptan tattırırız.
Bu ifade mabedlerde herkesin eşit olduğunu, ayırımın ortadan kaldırıldığını, mescitlerin en önemli fonksiyonlarından birisinin de “eşitlik” göstergesi oluşturduğu mesajını içermektedir.  
Mehmet Türk
swap_vert close
(Şunu iyi bilin ki insanları) Allah’ın yolundan, yerli ve misafirlere eşit olarak (mescid) kıldığımız Mescid-i Haram’dan¹ alıkoyan ve orada (Müslümanlara) zulmederek onları haktan saptırmak isteyen² kâfirlere, acı bir azap tattırırız.³
1 Buna göre Mescid-i Haram yerli veya misafir tüm Müslümanların ortak mescididir. Müslümanların bu mescide ulaşmalarına; yasaklar, vizeler, engeller ve sınırlar koyanlar inşaallah bu ayetin kapsamına girdiklerinin farkındadırlar.2 Bu âyetten; Mekke’de, uygulamaya konulmayan kötü niyetin dahi Allah katında sorumluluğunun olduğu anlaşılmaktadır. 3 Bu âyetin, Hudeybiye senesi Mekkeli müşriklerin Rasûlullah’ın (a.s.) ve arkadaşlarının Mescid-i Harama gitmelerini engellemeleri üzerine nâzil olduğu rivâyet olunmaktadır. Bk. (Bakara: 217)  
Muhammed Esed
swap_vert close
BİLİN Kİ, hakkı inkara şartlanmış olanlara, [başkalarını] Allah’ın yolundan ³¹ çevirmeye, (keza) hem orada yaşayan, hem de dışarıdan gelen bütün insanlar için tayin ettiğimiz Mescid-i Harâm’dan [alıkoymaya] çalışanlara ve (bile bile) haksızlık yaparak oranın saygınlığına gölge düşürmeye ³² kalkışanlara [öte dünyada] çok can yakıcı bir azap tattıracağız. ³³
31 Bu ifade, önceki ayette geçen “bütün övgülere layık Olan’a götüren yol” ifadesiyle bağlantılıdır.32 Lafzen, “orada sapıkça eylemler (ilhâd) amaçlayan” -dinî ilkelerden yana ortaya konan her türlü sapmayı ifade eden bir terim.33 İbni ‘Abbâs’a dayanarak İbni Hişâm’ın kaydettiğine göre bu ayet Hicret’in 6. yılının sonuna doğru, yani Kureyşli Müşriklerin Medine’den hac için gelen Hz. Peygamber ve arkadaşlarının Mekke’ye girip Kâbe’yi (Mescid-i Harâm’ı: “Dokunulmaz Mescid’i”) tavaf etmelerine karşı çıktıkları zaman vahyedilmiştir. Fakat bu görüş doğru olsa da, olmasa da -ki her iki yönde de elde tarihî bir delil bulunmamaktadır- yukarıdaki ayetin ulaştırdığı mesaj şu ya da bu tarihî durumla kayıtlı olmayıp, inananları dinlerinin simgesel merkezini ziyaret etmekten alıkoymak yahut onun saygınlığına, dokunulmazlığına gölge düşürmek amacıyla, fiilî ya da zihnî mahiyetteki her türlü girişimi işaret etmektedir.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Fakat gerçekleri örtbas eden kâfirler ve insanları Allah’ın yolundan ve yerli yabancı herkes için eşit bir ibadet mekânı kıldığımız Mescid-i Haram’dan alıkoyanlar iyi bilsinler ki, kim orada zorbalıkla ve zorla insanları yanlışa saptırmak isterse biz ona acıklı bir azap tattıracağız. 2/217
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
FAKAT inkârda direnenleri, Allah yolundan ve yerli-yabancı ayrımı gözetmeden bütün insanlar için tayin ettiğimiz Mescid-i Haram’dan alıkoyanları,[²⁸²¹] oralı olmayı sapıklığa[²⁸²²] ve haksızlığa bile isteye vesile kılanları,[²⁸²³] elem verici bir azaba terk edeceğiz.[²⁸²⁴]
[2821] Buradaki sevâen (benzer bir kullanım için bkz: 21:109, not 112) “eşit, benzer, denk” anlamına gelir (Râğıb). Bu bağlamdaki en uygun karşılığı olan “ayrım gözetmeden” ifadesi, cahiliyye dönemindeki “ayrımcı” uygulamaya da bir atıftır. Mekke’yi elinde tutan Kureyş, İbrahimi bir gelenek olan hac ibadetini, diğer kavim ve kabilelere üstünlük taslama fırsatı olarak değerlendiriyordu. Yine İbrahimi geleneğe dayanan ve mukaddes bölgenin sınırlarını ifade eden harem-hıll ayrımını, onlar Kureyş için ayrıcalığa dönüştürdüler. Mesela, kendileri vakfe için Müzdelife’ye kadar çıkıyorlar, bunu harem’de yaşayanlara tanınmış bir ayrıcalık olarak görüyorlar, Arafat’a kadar gitme şartının dışardan (hıl) gelenleri bağladığını düşünüyorlardı. Yine kendileri elbiseleriyle tavaf ediyorlar, dışardan gelenlerin elbiseleriyle tavaf etmesini uygun görmüyorlardı. Bu da orada yaşayanlardan elbise kiralama gibi oldukça kârlı bir sektöre dönüşüyordu. Aslında bu âyet, dinî değerlerin istismarı gibi, insanlığın en kadim problemlerinden birini gündeme taşımaktadır. [2822] İlhâd, “amacından sapmak” anlamına gelen lahd kökünden türetilmiştir (Mekâyîs). [2823] Mekkeli olmayı sapıklığa ve zulme nasıl alet ettiklerinin örneği için bir önceki nota bkz. [2824] ‘Azab için muhtemelen ilk kullanıldığı 68:33’ün ilgili notuna bakınız.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Allah yolundan (özellikle) yerli yolcu bütün insanları eşit kıldığımız Mescid-i Haram'dan alıkoyanlara ve orada halkı, zulümle yanlış yola saptırmaya yeltenenlere gelince, şüphe yok ki biz onlara, çok çetin bir azabı tattırırız! (Çünkü orası mukaddes bir beldedir, nitekim)
Osman Fırat
swap_vert close
O kafirler, Allâh’ın yolundan engelleyenler ve gerek yerli, gerek dışarıdan gelen bütün insanlar için ibâdet yeri yaptığımız Mescidi Harâm’dan (insanları) geri çevirenler (bilsinler ki), kim orada (böyle) zulüm ile haktan sapmak isterse ona acı bir azâb taddırırız.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Muhakkak o kimseler ki, kâfir oldular ve Allah'ın yolundan ve yerliler ile taşradan gelenler için müsavî kıldığımız Mescid-i Haram'dan (nâsı) menederler, ve her kim ki, orada zulme meyletmek arzusunda bulunur, ona bir acıklı azaptan tattıracağız.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Kendileri dini inkâr edenler, üstelik insanları Allah'ın yolundan ve gerek şehirli, gerek taşralı bütün insanlara müsavi olmak üzere kıble ve ibadet yeri yaptığımız Mescid-i Haramdan engelleyip uzaklaştıranlar bilsinler ki kim orada böyle zulüm ile haktan ve adaletten sapmak isterse ona can yakıcı bir azap tattırırız. [8, 34]
Mekke’de arazi ve ev satmanın hükmü, keza evleri kiraya vermenin hükmü, bu âyet vesilesi ile fakîhler arasında farklı içtihadlara konu teşkîl etmiştir. İmam Ebû Hanife gibi bazı imamlar, hac mevsiminde kiralamayı mekruh saymışlardır. Evinde yer olan Mekkelilerin, hacıları misafir etmesi gerektiğini söylemişlerdir. Tafsilat için tefsirlere ve fıkıh kitaplarına bakılabilir.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Nankörlük edenler, Allah'ın yolundan ve gerek yerli, gerek dışarıdan gelen bütün insanlar için ibadet yeri yaptığımız Mescid-i Haram'dan (insanları) geri çevirenler (bilsinler ki), kim orada (böyle) zulüm ile haktan sapmak isterse ona acı bir azab taddırırız.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Küfür idenlere ve Allâh'ın yolundan ve gerek mukîm ve gerek misâfir içün müsâvî mahall-i emn ve bereket kıldığımız Mescid-i Harâm'dan nâsı men' idenlere ve orada zulüm ile ilhâdı murâd iyleyenlere elemli 'azâbdan tatdırırız.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Ayetleri görmezlikte direnen, insanları Allah’ın yolundan, bir de yerli-yabancı herkes eşit olsun diye kurduğumuz Mescid-i Haram’dan engelleyen ve yanlış yaparak orada yamukluk peşinde olanlara acıklı bir azap tattıracağız.
Şaban Piriş
swap_vert close
Küfredenlere, Allah yolundan ve yerli olsun, yolcu olsun bütün insanlar için eşit kıldığımız Mescid-i Haram'dan alıkoyanlara ve orada zulüm ile sapıklık isteyenlere acı bir azap tattırırız.
Ümit Şimşek
swap_vert close
İnkâr eden ve insanları Allah'ın yolundan ve yerli olsun, yolcu olsun, eşit şekilde hepsi için bir ibadet yeri yaptığımız Mescid-i Haramdan alıkoyanlar bilsinler ki, kim orada haktan saparak bir zulme yeltenirse, Biz ona acı bir azaptan tattırırız.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Küfre sapanlar, Allah'ın yolundan alıkoyarlar. Hem sürekli içinde kalan hem dışarıdan gelen tüm insanlar için oluşturduğumuz Mescid-i Haram'dan da geri çeviriyorlar. Kim orada zulmederek haktan sapmak isterse, biz ona acıklı bir azabı tattıracağız.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
bayıķ anlar kim kāfir oldılar daħı yıġarlar Tañrı yolından daħı mescidi’l ḥarām’dan ol kim ķılduķ anı ādemįler içün berāber durdurıcı anda daħı çıķıcı andan. daħı her kim dileye anuñ içinde meyl eylemek ya'nį yıġlınmış nesenelere žulm -ıla ŧaduravuz aña 'aźābdan acıdıcı.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Taḥḳīḳ ol kişiler ki kāfir olurlar ve ḫalḳı yıġarlar ve azdururlar Tañrı Ta‘ālāyolından, Mescid‐i Ḥarāmdan daḫı ki anda biz ḳılduḳ barça ḫalḳı berāberḳılduḳ, içinde muḳīm olanları, daḫı ṣoñradan gelenleri daḫı. Daḫı kim kianda ḥaḳdan ‘udūl dilese eylemek ẓulm bile, aña daddurur‐biz yürekler acıdı‐cı ‘aẕābdan.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Kafir olub (insanları) Allah yolundan, həm yerlilər, həm də gəlmələr üçün (qiblə, mə’bəd) etdiyimiz Məscidülhəramdan döndərənlərə və orada zülmə, haqsızlığa meyl etmək istəyənlərə də şiddətli əzabdan daddıracağıq!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Lo! those who disbelieve and bar (men) from the way of Allah and from the Inviolable Place of Worship, which We have appointed for mankind together, the dweller therein and the nomad; whosoever seeketh wrongful partiality therein, him We shall cause to taste a painful doom.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
As to those who have rejected ((Allah)), and would keep back (men) from the Way of Allah, and from the Sacred Mosque, which We have made (open) to (all) men - equal is the dweller there and the visitor from the country - and any whose purpose therein is profanity or wrong-doing -(2796) them will We cause to taste of a most Grievous Penalty.
2796 All these were enormities of which the Pagan clique in power in Makkah were guilty before and during the Hijrah.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
اِنَّ
şüp- hesiz
الَّذ۪ينَ
o kim- seler ki
كَفَرُوا
kâfir oldular
وَيَصُدُّونَ
ve alıkoydular
عَنْ سَب۪يلِ
yolundan
اللّٰهِ
Allah
وَالْمَسْجِدِ الْحَرَامِ
ve Mescid-i Harâm'dan
الَّذ۪ي
o ki
جَعَلْنَاهُ
onu kıldık
لِلنَّاسِ
insanlar için
سَوَٓاءًنِ
eşit
الْعَاكِفُ
yerli olan
ف۪يهِ
içinde
وَالْبَادِۜ
ve misafir olan
وَمَنْ
ve kim
يُرِدْ
isterse
ف۪يهِ
orada
بِـاِلْحَادٍ
haktan sapmayı
بِظُـلْمٍ
bir zulüm ile
نُذِقْهُ
ona tattırırız
مِنْ عَذَابٍ
bir azaptan
اَل۪يمٍ۟
elem verici
Kâfirler ile Allah'ın yolundan ve içinde yerli olsun misafir olsun (kıble ve mâbed olma hususunda tüm) insanlar için eşit kıldığımız Mescid-i Harâm'dan (insanları) alıkoyanlar (bilsinler ki), kim orada zulüm ile haktan sapmak isterse ona (âhiret günü) elem verici (iç yakan) bir azaptan tattıracağız.
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
كَفَرَ
Fiil-I
ك ف ر
Kâfir oldu, inkâr etti, nankör oldu, küfretti, karşılıksız bıraktı
صَدَّ
Fiil-I
ص د د
Alıkoydu, yüz çevirdi, men etti, şamata etti
عَن
Ayrılma hâl eki
عَن
-den, -dan, hakkında
سَبِيل
İsim
س ب ل
Yol
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
مَسْجِد
İsim
س ج د
Mescid
حَرَام
İsim
ح ر م
Haram, ihram, dokunulmaz
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
جَعَلَ
Fiil-I
ج ع ل
Kıldı, yaptı, verdi, var etti, yarattı, uğrattı
نَاس
İsim
ن و س
İnsanlar
سَوَٓاء
İsim
س و ي
Eşit, dümdüz, orta yol
عَاكِف
Etken fiil
ع ك ف
İbadet eden, itikafta bulunan
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
بَاد
Etken fiil
ب د و
Misafir olan
مَن
Şart edatı
مَن
Kim, kimdir, kimse
اَرَادَ
Fiil-IV
ر و د
Murâd etti, istedi, diledi
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
اِلْحَاد
Fiilimsi-IV
ل ح د
Haktan sapmak
ظُلْم
İsim
ظ ل م
Zulmetmek, haksızlık etmek, zulüm
اَذَاقَ
Fiil-IV
ذ و ق
Tattırdı
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
عَذَاب
İsim
ع ذ ب
Azap, ceza
اَلِيم
Sıfat
ا ل م
Elem verici