close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Hacc Sûresi 18. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Elem tera enna(A)llâhe yescudu lehu men fî-ssemâvâti vemen fî-l-ardi ve-şşemsu velkameru ve-nnucûmu velcibâlu ve-şşeceru ve-ddevâbbu vekeśîrun mine-nnâs(i)(s) vekeśîrun hakka ‘aleyhi-l’ażâb(u)(k) vemen yuhini(A)llâhu femâ lehu min mukrim(in)(c) inna(A)llâhe yef’alu mâ yeşâ/
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Görmez misin, Allah, şüphe yok, öyle bir mabut ki ona secde eder ne varsa göklerde ve ne varsa yeryüzünde ve güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaç, hayvanlar ve insanların çoğu ve çoğu da azabı hak etmiştir ve Allah, kimi hor kılarsa onu kutluluğa ulaştırıp ona lütuf ve ihsanda bulunan hiçbir kimse bulunamaz; şüphe yok ki Allah, dilediğini yapar.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Görmedin mi ki, gerçekten göklerde ve yerde olanlar, Güneş, Ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, hayvanlar ve insanlardan birçoğu Allah’a secde etmektedirler. (İnsanların) Birçoğu üzerine ise (küfür ve kötülükleri sebebiyle) azap hak olmuştur. Allah kimi aşağılık kılarsa, artık onun için bir (yüceltici ve) ikram edici yoktur. Şüphesiz Allah, dilediğini yapandır. (Her işini hikmet ve adaletle görendir.)
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Ey insanoğlu! Göklerde ve yerde varolan herşeyin, güneşin, ayın, yıldızların, dağların, ağaçların, hayvanların ve insanların bir çoğunun Allah'ın kudret ve yüceliği önünde yere kapandığını görmüyor musun? Bir çok insan da O'na karşı geldikleri için öte dünyada, azabı hak edecekler. Allah'ın alçalttığını yükseltebilecek kimse yoktur. Şüphe yok ki, Allah dilediğini yapar.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Göklerdeki ve yerdeki akıllı ve sorumlu varlıklar, güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, hayvanlar ve insanların çoğu Allah'a secde ediyor, görmüyor musun? Birçoğu da hür iradeye, özgürce seçme hakkına sahipken, sana ve Kur'ân'a itibar etmedikleri için gerekçeli olarak azâbı hak etmiştir. Allah kimi hor ve hakir kılarsa, alçaltırsa, artık onu onurlu, şerefli, mutlu hale getirecek kimse yoktur. Allah, sünnetinin, düzeninin yasalarını koyuyor; yasalarını, iradesinin tecellisine uygun icraya devam ediyor.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 16/48; 17/44; 41/38.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Göklerde ve yerde olanlar, güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, hayvanlar ve insanların bir çoğunun Allah'a secde ettiklerini görmedin mi? Bir çoğuna da azab hak olmuştur. Allah kimi aşağılık kılarsa artık onu yücelten biri olmaz. Allah dilediğini yapar.
Ali Bulaç
swap_vert close
Görmedin mi ki, gerçekten, göklerde ve yerde olanlar, güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, hayvanlar ve insanlardan birçoğu Allah'a secde etmektedirler. Birçoğu üzerine azab hak olmuştur. Allah kimi aşağılık kılarsa, artık onun için bir yüceltici yoktur. Şüphesiz Allah, dilediğini yapar.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Görmedin mi, göklerde ve yerde olan her şey; güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, hayvanlar ve insanlardan çok kimseler hep Allah'a secde (*) ediyor (O'nun kudretine boyun eğiyor). Bir çoğunun (küffarın) da üzerine azap hak olmuştur. Kimi de Allah hor bırakırsa, artık ona saadet verecek yoktur. Elbette Allah dilediğini yapar.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Görmedin mi? Göklerdeki ve yerdeki bütün melekler, güneş, ay, yıldızlar, dağlar, bitkiler, hayvanlar ve insanlardan birçoğu Allah’a secde ediyorlar. Diğer birçoğuna da azap hak olmuştur. Allah kimi alçaltırsa, artık ona değer verecek kimseyi bulamazsın. Muhakkak Allah istediğini yapandır. [Onun için Allah, evlat edinmekten, acze düşmekten münezzehtir.]
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Göklerde ve yerde olanların; güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, hayvanlar ve insanların birçoğunun Allah'a boyun eğdiklerini görmüyor musun? İnsanlardan birçoğu da azabı hak etmiştir. Allah'ın hakir kıldığına saygı duyacak kimse yoktur. Doğrusu, Allah dilediğini yapar.
Besim Atalay
swap_vert close
Görmez misin göklerde, yerde bulunanlar, güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, canlılar, insanlardan birçoğu Allaha secde eder; haketti azabı birçok insan da, Allahın horladığın ağırlayan bulunmaz, Allah işler dilediği nesneyi
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Görmedin mi ki, gerçekten, göklerde ve yerde olanlar, güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, hayvanlar ve insanlardan birçoğu Allah'ın emrine âmâde olurlar. (Ancak insanlardan) birçoğunun üzerinde (yaptıkları yüzünden) azap hak olmuştur. Allah kimi (yaptıkları yüzünden) aşağılık kılarsa, artık onun için bir yüceltici yoktur. Hiç şüphesiz Allah, dilediğini yapar.
Göklerde ve yerdeki varlıklar istisnasız Allah’ın emrine âmâde olurken insanın özel olarak azabı hak edecek davranışlar sergilediğinin zikredilmesi onun taşıdığı irade ile alakalıdır. Diğer varlıkların Allah’ın iradesinin dışına çıkması düşünülemez. Ama insana verilen irade diğer varlıklardan farklı olarak Allah’ın emrinde olmakla beraber aynı zamanda özgürdür. Yani belli sınırları olsa da insan iradesinde serbesttir. Nitekim “Birçoğu” diye ayırım yapılarak bazı insanların kulluk vazifesini icra konusunda yan çizdiği anlatılıyor. Demek şerefli olmaya müsait bir varlık olduğu kadar, yaratılanlar arasında âlemin en yaramaz, en istikrarsız ve en isyankâr varlığı da insandır. O halde insan, şerefli bir varlık olacak ve haysiyetini ayakta tutacak çalışmalar yapmalı ve Allah’ın yarattığı diğer varlıklar karşısında mahcup duruma düşmemeli.  
Cemil Said
swap_vert close
Semâvâtda, arzda ne var ise ya’ni güneş, kamer, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, hayvânât ile insânların kısm-ı a’zamı Allâh’a secde itmekde oldığını görmüyor mısın? İnsânların çoğı içün de ’azâb mukadderdir. Allâh’ın zelîl itdiğini kimse muhterem yapamaz. Allâh istediğini yapar.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Göklerde ve yerde olanların, güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, hayvanların ve insanların birçoğunun Allah'a secde ettiklerini görmüyor musun? İnsanların birçoğu da azabı hak etmiştir. Allah'ın alçalttığı kimseyi yükseltebilecek yoktur. Doğrusu Allah ne dilerse yapar.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Görmedin mi ki şüphesiz, göklerde ve yerde olanlar, güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, hayvanlar ve insanların birçoğu Allah’a secde etmektedir. Birçoğunun üzerine de azap hak olmuştur. Allah, kimi alçaltırsa ona saygınlık kazandıracak hiçbir kimse yoktur. Şüphesiz Allah, dilediğini yapar.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Görmez misin göklerde ve yeryüzünde bulunanlar; güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, hayvanlar ve insanların birçoğu hep O’na secde etmektedir! Niceleri de azabı hak etmiştir. Allah’ın hakir kıldığı kimseyi onurlandırabilecek birisi yoktur. Kuşkusuz Allah dilediğini yapar.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Görmez misin ki, göklerde olanlar ve yerde olanlar, güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, hayvanlar ve insanların birçoğu Allah'a secde ediyor; birçoğunun üzerine de azap hak olmuştur. Allah kimi hor ve hakir kılarsa, artık onu değerli kılacak bir kimse yoktur. Şüphesiz Allah dilediğini yapar.  
 Allah’ın yarattıkları şuurlu ve şuursuz olmak üzere ikiye ayrılabilir. Akıl ve şuurdan mahrum olan yaratıklar ilâhî kanunlara tâbi olarak O’na boyun eğmekte ve kendi dilleriyle (lisan-ı hal ile) O’nu tenzih ederek tesbihte bulunmaktadırlar. Akıllı yaratıklar olan insanlarda seçme hürriyeti vardır. Allah’a değil de başka şeylere kulluğu tercih edenler insanlık değerlerini kaybetmiş olurlar ve bunu onlara kimse kazandıramaz. Âyette sayılan varlıkların Allah’a secde etmelerinin manası için ayrıca bak. İsrâ 17/44.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Göklerde ve yerde bulunan kimselerin, güneşin, ayın, yıldızların, dağların, ağaçların, hayvanların ve insanlardan bir çok kişinin ALLAH'a secde ettiklerini (boyun eğdiklerini) görmez misin? Bir çok kişi de azabı hakketmiştir. ALLAH'ın alçalttığını hiç kimse onurlu kılamaz. ALLAH dilediğini yapar.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Görmedin mi, göklerdeki kimseler, yerdeki kimseler, güneş, ay ve yıldızlar, dağlar, ağaçlar, bütün hayvanlar ve insanlardan birçoğu hep Allah'a secde ediyor. Birçoğunun üzerine de azab hak olmuştur. Allah kimi hor ve hakir kılarsa artık ona ikram edecek yoktur. Şüphesiz Allah dilediği şeyi yapar.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Görmedin mi hep Allaha secde ediyor Göklerdeki kimseler, Yerdeki kimseler, Güneş, Ay ve yıldızlar, dağlar, bütün hayvanlar, ve insanlardan bir çoğu, bir çoğunun da üzerine azâb hakk olmuş her, kimi de Allah tahkır ederse artık ona ikram edecek yoktur, şübhesiz Allah ne dilerse yapar
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Ey insanoğlu!) Göklerde ve yerde olanların, güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, hayvanlar ve insanlardan birçoğunun Allah’a secde ettiklerini görmez misin? (İnsanlardan) birçoğu ise (inkâr ve isyanları sebebi ile) azaba müstahak olmuşlardır. Allah, (yaptıkları inkâr ve isyan yüzünden) kimi alçaltırsa, artık onu ikram ve izzete kavuşturacak kimse yoktur. Hiç şüphesiz Allah, dilediğini yapar.
DİKKAT: Secde âyetidir!  
Erhan Aktaş
swap_vert close
Göklerde ve yerde ne varsa; Güneş'in, Ay'ın ve yıldızların, dağların, ağaçların, hayvanların ve insanların birçoğunun Allah'a secde¹ ettiklerini görmüyor musun? Birçoğunun da² üzerine azap hak oldu. Ve Allah, kimi küçük düşürürse artık onun için bir yüceltici yoktur. Kuşkusuz Allah, dilediğini yapar.
1- Yüceliğini kabul edip, O'na teslim olduklarını, emirlerine tabi olduklarını, yasalarına içtenlikle boyun eğdiklerini. 2- İnsanların.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Görmedin mi, göklerde olan herkes (herşey) ve yerde bulunan herkes (herşey), güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, hayvanlar ve insanların bir çoğu hakıykaten Allaha secde ediyor. Bir çoğunun üzerine de azâb hak olmuşdur. Allah kimi (bedbahtlıkla) hor kılarsa onu seâdete kavuşduracak (hiç bir kuvvet) yokdur. Şübhesiz ki Allah ne dilerse (onu) yapar.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Görmedin mi, şübhesiz Allah (O Rabbinizdir ki), göklerde olan ve yerde bulunan herkes, güneş, ay ve yıldızlar, dağlar, ağaçlar, (yeryüzünde) hareketli olan (bütün) canlılar ile insanlardan birçoğu O'na secde eder.(2) (Onlardan) birçok (kimse) de vardır ki, azab üzerine hak olmuştur. Ve Allah kimi alçaltırsa, artık onu yükseltecek kimse yoktur. Muhakkak ki Allah, ne dilerse yapar.(3)
(2)“Kur’ân-ı Hakîm tasrîh ediyor (açıklıyor) ki, arştan ferşe, (gökten yere) yıldızlardan sineklere, meleklerden semeklere (balıklara), seyyârâttan zerrelere kadar herşey Cenâb-ı Hakk’a secde ve ibâdet ve hamd ve tesbîh eder. Fakat ibâdetleri, mazhar oldukları esmâlara (isimlere) ve kābiliyetlerine göre ayrı ayrıdır, çeşit çeşittir.” (Sözler, 24. Söz, 140) Daha geniş îzâh için bakınız; (Sözler, 24. Söz,139-145)(3)Bu âyet-i kerîme, Kur’ân-ı Kerîm’deki on dört secde âyetinin altıncısıdır. Tilâvet secdesinin ta‘rîfi için, bakınız; (sahîfe 175, hâşiye 2)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Bilmez misin? Göklerde ve yerde bulunan kimseler (bütün varlık âlemi), güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, bütün canlılar (ister istemez) Allah’a (Allah’ın evren için koyduğu yasalara boyun eğerek hâl dili ile) secde ediyorlar. Ve insanlardan birçok kişi de (ona gönülden boyun eğiyorlar). Birçoğuna da (inanç ve ameliyle ona karşı geldikleri için öte dünyada) azap hak olmuştur ve Allah (yaptığı kötülükler nedeniyle) kimi alçaltırsa, ona saygınlık kazandıracak hiçbir kimse yoktur. Şüphesiz, Allah dilediğini (adaletle) yapar.*
(*) Allah’ın yarattıkları şuurlu ve şuursuz olmak üzere ikiye ayrılabilir. Akıl ve şuurdan mahrum olan yaratıklar ilâhî kanunlara tâbi olarak O’na boyun eğmekte ve kendi dilleriyle (lisan-ı hal ile) O’nu tenzih ederek tesbihte bulunmaktadırlar. Nitekim tabiat ilimlerindeki inkişaf, bu âyetin açıklanmasına yardımcı olmuştur. Zira, önceleri cansız ve hareketsiz olduğu sanılan varlıklar da dâhil olmak üzere, bütün eşya atomlardan meydana gelmiştir. İşte atom çekirdeklerinin etrafındaki elektronlar, sürekli ve muntazam bir şekilde çekirdeğin etrafında dönmektedirler ki, belki de onların bu dönüşleri ve böylece, ilâhî kanuna, en ufak bir sapma göstermeksizin boyun eğmeleri, Kur’an-ı Kerim tarafından Allah’ı tesbih olarak ifade edilmiştir. Ayrıca akıllı yaratıklar olan insanlarda seçme hürriyeti vardır. Allah’a değil de başka şeylere kulluğu tercih edenler insanlık değerlerini kaybetmiş olurlar ve bunu onlara kimse kazandıramaz. (D. Vakfı Meal Açıklaması) ما الرؤية ههنا الجواب: أنها العلم أي ألم تعلم أن الله يسجد له من في السموات ومن في الأرض وإنما عرف ذلك بخبر الله لا أنه رآه (مفاتيح الغيب - المتشابه من القران)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Görmez misin? Göklerde ve yerde olan kimselerle güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, canlılar ve insanlardan pek çoğu, Allah’ın yüceliği ve otoritesi karşısında saygıyla boyun (secdeye kapanıyorlar) eğiyorlar. İnsanların pek çoğu da (yaptıklarından dolayı) azabı hak edeceklerdir. Allah kimi alçaltmışsa, ona ikramda bulunacak hiç kimse yoktur. Allah dilediğini yapar.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Görmüyor musun ki yerlerde, göklerde ne varsa, güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, hayvanlar, insanların bir çoğu Allah’a secde ediyorlar. Birçoğuna da azap gerekmiştir. Allah’ın alçalttığını yükseltecek yoktur. Çünkü Allah neyi dilerse onu yapar.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Görmüyor musun ki göklerde bulunanlar, yerde bulunanlar güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, yürür hayvanlar, birçok insanlar Allah/a secde ederler. Birçok insanlar da azaba müstahak olmuşlardır, Allah her kimi hor kılarsa onu ağırlayacak kimse bulunamaz, Allah dilediğini yapar.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Muhakkak ki göklerde ve yerde olan kimselerin⁹, güneşin, ayın, yıldızların dağların, ağaçların, hayvanların ve insanlardan birçoğunun Allah’a secde ettiklerini görmedin mi?¹⁰ Pek çoğunun üzerine azap hak olmuştur. Allah kimi alçaltırsa ona ikramda bulunacak/değer verecek kimse yoktur. Muhakkak ki Allah dilediğini yapar.¹¹
9 Bu ayette göklerdeki kimselerden bahsedilmektedir. Her ne kadar klasik müfessirler bunların melekler olabileceğini söylese de pekâlâ başka canlı varlıklar da olabilir. Ayeti böyle anlamamıza engel bir şey yok. 10 Görmekten maksat, anlamak ve idrak etmektir. 11 Bu ayet secde ayetidir.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Görmedin mi ki, Gerçekten göklerde ve yerde olanlar, güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, hayvanlar ve insanlardan birçoğu Allah'a secde etmektedirler. Birçoğu üzerinde de azap hak olmuştur. Allah kimi aşağılık kılarsa, artık onun için bir yüceltici yoktur. Hiç şüphesiz Allah, dilediğini yapar.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Göklerde ve yerde bulunan bütün varlıkların; örneğin Güneş’in, Ay’ın, yıldızların; dağların, ağaçların, hayvanların zorunlu olarak Allah’ın kanunlarına boyun eğdiğini ve insanlardan bir çoğunun, sonsuz kudret ve yüceliği önünde Allah’a bilinçli olarak secde ettiğini ve O’na boyun eğmekten kaçınan diğer bir çok insanın dabundan dolayı azâbı hak ettiğini görmüyor musun? Evet, Allah kimi alçaklığa mahkûm ederse, artık hiç kimse ona onur kazandıramaz! Hiç kuşkusuz Allah, dilediğini yapabilecek kudrete sahiptir.Demek ki, aslında insanlar, Allah’a secde edenler ve etmeyenler olarak iki kısma ayrılacak ve mahşer gününde, buna göre hesaba çekilecekler:
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Görmedin mi, Gökler’deki kimseler, Yer’deki kimseler, Güneş, Ay, Yıldızlar, Dağlar, Ağaçlar, Dâbbeler / Hareketliler ve İnsanlar’dan pek çok kişi, Allah’a secde ediyorlar. *(S E C D E)* Pek çok kişiye de Azap hak oldu. Allah kimi yoksun bırakırsa, ona hiçbir ikram edecek kimse yoktur. Allah, ne dilerse yapar.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Göklerde ve yerde bulunan bütün varlıkların sadece Allah'a saygı göstermekte olduklarına baksana bir. Güneş, ay, yıldızlar, dağlar taşlar, akıllı akılsız tüm canlılar, hatta kesin hüküm giymiş olan niceleri Allah'a saygıda kusur etmezler. Allah birini aşağıladı mı, artık kimse onun itibarını iade edemez. Allah, yapmak istediğini mutlaka yapacaktır...
Mehmet Çoban
swap_vert close
Görmedin mi? Göklerde yerde olan güneş, ay, yıldızlar, ağaçlar, hayvanlar ve insanların bir kısmı Allah’ın yasalarına boyun eğmektedir. Allah’ın yasalarına karşı çıkarak şeytanlara uyan insanların üzerine de azap hak olmuştur. Allah kimi alçaltırsa ona saygınlık kazandıracak hiç kimse yoktur. Şüphesiz Allah dilediğini yapar.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Görmüyor musun ki göklerde ve yerde olanlar, güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, canlılar ve insanların birçoğu Allah’a secde ediyor. [*] Bir çoğunun üzerine de azap hak olmuştur. Allah kimi değersiz kılarsa, artık onu değerli kılacak kimse yoktur. Şüphesiz ki Allah dilediğini yapar. [*]
Bu ayet Kur’an’daki 14 [tilavet] secdesinden birisidir. Secde ayetleri için bkz. A‘râf 7:206; Ra‘d 13:15; Nahl 16:49; İsrâ 17:107; Meryem 19:58; Hacc 22:18; Furkân 25:60; Neml 27:25; Secde 32:15; Sâd 38:24; Fussilet 41:37; Necm 53:62; İnşikâk 84:21; ‘Alak 96:19.,Benzer mesajlar: Bakara 2:253; Âl-i İmrân 3:40, 47; Mâide 5:1; Hûd 11:107; İbrâhîm 14:27; Hacc 22:14; Burûc 85:16.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Gerçekten göklerdekilerin ve yerdekilerin,¹ güneşin, ayın, yıldızların, dağların, ağaçların, hayvanların ve insanlardan birçoğunun, Allah’a secde² ettiğini, birçoğunun da azabı hak ettiğini görmüyor musun? Allah kimi alçaltırsa, artık onu yüceltecek birisi yoktur. Şüphesiz Allah, ne dilerse onu yapar.
1 Göklerde ve yerdekiler; yani; yukarılarda ve aşağılarda melek, cin, canlı, cansız ve bilmediğimiz başka boyutlarda akıllı varlık olarak her kim ve her ne varsa... 2 Burada secde etmek, Allah’ın koyduğu kurallara, tamamen uymak anlamınadır.  
Muhammed Esed
swap_vert close
[EY İNSANOĞLU,] göklerde ve yerde var olan her şeyin, -güneşin, ayın, yıldızların, dağların, ağaçların ve hayvanların- Allah’ın (kudret ve yüceliği) önünde yere kapandığını görmüyor musun? ²¹ Ve insanlardan bir nicesi [Allah’a bilinçli olarak baş eğmektedir]; ²² ama niceleri de [O’na karşı geldikleri için öte dünyada] kaçınılmaz biçimde azabı hak edecekler; ²³ ve Allah’ın [Kıyamet Günü’nde] alçalttığı kimseyi de onurlandırabilecek kimse yoktur; çünkü, Allah dilediği her şeyi mutlaka yapar.
21 Secde teriminin bu anlamı için bkz. 13:15, 16:48-49 ve ilgili notlar. Men zamiri için bu anlam örgüsü içinde benimsediğimiz “var olan her şey” ifadesi 13:15 hk. 33. notta açıklanmaktadır.22 Zemahşerî ve Râzî’ye göre, “bilinç” şartına dikkat çeken bu açıklayıcı ilave önceki isim cümlesinin öznesiyle (mübtedâ) bağlantılı olan dolaylı olarak îma edilen bir yüklem (haber) durumundadır; burada belirtilmek istenen husus, evrende var olan her şeyin/herkesin isteyerek ya da zorunlu olarak Allah’ın kudret ve yüceliği önünde secde etmesine rağmen (karş. 13:15), insanların hepsinin bu eylemi bilinçli olarak yapmadığı hususudur.23 Lafzen, “oysa birçokları için [öte dünyada] azap kaçınılmaz olacak” (hakka ‘aleyhi); yani hayattayken yapıp-ettiklerinin bir sonucu ya da ürünü olarak; yoksa, terimin günlük dildeki anlamıyla keyfî bir “cezalandırma” olarak değil.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Görmüyor musun ki göklerde ve yerde olan herkes, güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, canlılar ve insanlardan çoğu Allah’ın yasalarına secde ile boyun eğiyor. İnsanların çoğu da azabı hak etmiştir. Allah’ın hor ve hakir kıldığına kimse şeref ve itibar kazandıramaz. Kuşkusuz Allah dilediğini mutlaka gerçekleştirir. 13/13, 16/48...50, 17/44, 24/41, 41/11
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
(EY İNSAN!) Göklerde ve yerde bulunan herkesin, güneşin, ayın, yıldızların, dağların, ağaçların ve hayvanların (ister istemez) Allah’ın emrine âmâde olduğunu görmez misin?[²⁸¹⁴] İnsanlardan niceleri (bilinçli tercihlerinden dolayı) ödülü hak etmiş,[²⁸¹⁵] niceleri ise azabı hak etmişlerdir. İmdi, Allah her kimi alçaltırsa artık onu kimse yüceltemez: kuşkusuz Allah tercihini daima gerçekleştirir.
[2814] Parantez içi açıklama şu âyete dayanmaktadır: “Oysa bütün göktekiler ve yerdekiler ister istemez O’na teslim oldular, çünkü hepsi (sonunda) O’na varacaklar.” (3:83; ayrıca: 13:15 ve 41:11.) Men ilgi zamiri, çoğunlukla bilinç sahibi varlıklar için kullanılır. Burada insanın da gök ve yer gibi iradesiz varlıklarla birlikte anılması, onun iradesinin görmezden gelindiği anlamını taşımamaktadır. Ancak bu, iradenin sınırlı ve kayıtlı tabiatına işaret etmektedir. İnsan, makro planda İlâhî iradenin dışına çıkamaz. İnsana bahşedilen irade ve özgürlük de, İlâhî takdirin bir parçasıdır. İnsanı var eden mutlak güç, ona varoluş amacını gerçekleştirecek imkânı bahşeden gücün ta kendisidir. İnsan, kendisine emanet edilen bu imkânı nasıl kullandığının hesabını verecektir. [2815] Râzî’ye göre, bu ibârenin muhtemel iki anlamından biri, kesîrun mine’n-nâs ibâresini mahzuf bir haberin mübtedası saymaktır. Tercihimiz bu gerekçeye dayanmaktadır.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Ey Muhammed, aralarındaki farka) Bak!.. Göklerde olan herkes (her şey) ve yerde olan herkes (her şey) güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar ile hayvanlar (ister istemez zorunlu olarak) ve insanların bir kısmı (hür iradelerini iyiye kullananlar) gönüllü olarak Allah'a secde ediyor! Bir çoğu ise üzerine azap hak olmuştur! (Çünkü onlar hür iradelerini kötüye kullanmışlar, doğru yoldan sapmışlar, tevbe edip bağışlanma dilememişler ve bu yüzden Rableri de onları şeytanın tasallutundan korumamıştır) Allah kimi (böyle) hor kılarsa (rahmetinden yoksun bırakırsa) artık onu saadete kavuşturacak (hiç bir kuvvet) yoktur!. Şüphe yok ki Allah dilediğini yapar!
Osman Fırat
swap_vert close
Görmedin mi ki şüphesiz, göklerde ve yerde olanlar, güneş, ay, yıldızlar, ağaçlar, canlılar ve insanların birçoğu Allah’a secde etmektedir. Birçoğunun üzerine de azap hak olmuştur. Allah, kimi alçaltırsa ona ikramda bulunacak hiçbir kimse yoktur. Şüphesiz Allah, dilediğini yapar. ?
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Görmedin mi ki, muhakkak Allah'a göklerde olanlar da ve yerde olanlar da ve güneş, ay, yıldızlar da dağlar, ağaçlar ve bütün hayvanat da ve insanlardan birçoğu da secde ederler. Ve birçokları da vardır ki, onun üzerine de azap hak olmuştur ve kimi ki, Allah şekavete düşürürse artık onu sadete erdirecek bir kimse yoktur. Şüphesiz ki, Allah dilediğini işler.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Bilmez misin ki göklerde ve yerde bulunan kimseler, hatta güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar bütün canlılar ve insanların da birçoğu Allah'ın yüceliğine secde ediyorlar. İnsanların çoğu hakkında ise azap hükmü kesinleşmiştir. Allah'ın zelil kıldığını aziz edecek kuvvet yoktur. Şüphesiz ki Allah ne dilerse yapar. [16, 48; 17, 44; 41, 38]
Rü’yet burada bilmek anlamındadır. Mâlumun son derece zahir olduğunu belirtmek için “görmek” tabiri kullanılmıştır. Âyetin esas maksadı, bütün kâinatın Allah’a inkiyad secdesi halinde olduğunu, yani O’na tam boyun eğdiklerini bildirmektir. O’nun hükümranlığı, isteseler de istemeseler de insanları da kapsamaktadır. Zira inanmayan insanlar da O’nun koyduğu hayat kanunlarına tam boyun eğmektedirler. Âyetin baş tarafında “yerde bulunan kimseler” in secdelerinden maksat, ihtiyarî olmayan bir itaat secdesi”ndir.” İnsanların çoğunun secdesi” nden maksat ise, müminlerin yaptıkları ihtiyarî ibadet olup mükâfatı gerektiren de bu tarzda olan itaattir.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Görmedin mi (baksana), göklerde, yerde bulunan kimseler, güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, hayvanlar ve insanlardan birçoğu hep Allah'a secde ediyorlar! Ama birçoğuna da azab hak olmuştur. Allah kimi aşağılatırsa artık ona değer veren olmaz. Allah, dilediğini yapar.
Âyetteki " Âæ áé Çä"ÂÇèÇÊ èÂæ áé ÇäÃÑÖmen fî's-semâvâti ve men fî'l-ardı" ifâdesinde "Âæmen" ler akıl sâhibi canlıları gösterir. Bundan göklerde de akıllı canlıların olduğu anlaşılır. Göklerdeki akıllı varlıkların melekler olduğu ileri sürülmüş ise de meleklerden başka maddî varlıkların olması da kuvvetle muhtemeldir. Yani bu "Âæmen"ler, göklerde ve yerde bulunan bütün melek, insan, cin vs. akıllı varlıkları göstermektedir. Nitekim Ra'd: 15'de de göklerde ve yerde bulunan akıllı varlıkların, isteyerek veya istemeyerek Allah'ın buyruğuna boyun eğdikleri vurgulanmaktadır. ""Sûr'a üflendiği gün, göklerde ve yerde bulunan kimselerin korkudan bayılacağı" nı ifâde eden Neml: 87, Zümer: 68. âyetler de göklerde, kıyâmet olayından korkup bayılacak varlıkların bulunduğunu gösterir. Bayılmak ta'bîri, maddî canlılar için kullanılan bir söylemdir. Bu ifâdelerden, göklerde akıllı canlılar olduğu kanâatine varıyoruz.  
Süleyman Tevfik
swap_vert close
(Yâ Muhammed) Bilmez misin ki göklerde ve yerde melekler ve insânlar ve güneş ve ay ve yıldızlar ve dağlar ve hayvânlar ve nâsdan bir çoğı Allâh Te'âlâ'ya secde iderler ve insânlardan bir çoğunın üzerine de 'azâb hak olmuşdur. Ve Allâh'ın zelîl iylediğini 'azîz ve kerîm idecek yokdur. Tahkîk Allâh dilediğini işler.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Göklerde olan kimselerle yerde olan kimselerin Allah’a secde ettiklerini hiç görmedin mi? Güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar ve hayvanlar ile insanların birçoğu ona secde eder. Birçoğu da azabı hak eder. Allah’ın değersiz kıldığını, kimse değerli yapamaz. Allah, tercih ettiği şeyi yapar.
Şaban Piriş
swap_vert close
Göklerde ve yerde olanların, güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, canlılar ve bir çok insanın Allah'a secde ettiklerini görmüyor musun? Çoğu da azabı hak etmiştir. Allah kimi alçaltırsa onu yükseltecek yoktur. Allah, ne isterse yapar.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Gökte olanların, yerde olanların, Güneşin, Ayın, yıldızların, dağların, ağaçların ve bütün canlıların Allah'a secde ettiğini görmedin mi? İnsanların da pek çoğu Ona secde eder; birçoğu ise azabı hak etmiştir. Allah'ın hor kıldığını aziz edecek kimse yoktur. Hiç kuşkusuz, Allah dilediğini yapar.(7)
(7) Secde âyetidir.  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Görmedin mi göklerdeki kimseler, yerdeki kimseler, Güneş, Ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, hayvanlar ve insanlardan birçoğu hep Allah'a secde ediyor. Birçoğunun da üzerine azap hak olmuştur. Allah'ın hakir kıldığına ikramda bulunan olmaz. Allah, dilediğini yapar.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
iy gördüni mi bayıķ Tañrı secde eyler aña ol kim göklerdedür daħı ol kim yirdedür daħı gün daħı āy daħı yılduzlar daħı ŧaġlar daħı aġaçlar daħı cānaverlar daħı çoķ ādemįlerden daħı çoķ vācib oldı anuñ üzere 'aźāb. daħı her kinü ħor eyleye Tañrı yoķdur aña 'azįz eyleyici. bayıķ Tañrı işler anı kim diler.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Görmez misin Tañrı Ta‘ālāya secde eyler gökler ehli ve yirler ehli. Daḫıgüneş daḫı, ay daḫı, yılduzlar daḫı, ṭaġlar daḫı, aġaçlar daḫı, cānver‐ler daḫı, çoḳ kimseler ādemīlerden daḫı, çoḳ kişiler ol kimseler. Ol kimse‐lerden daḫı vācib olupdur ‘aẕāb anlara. Kimi kim Tañrı Ta‘ālā ḫor eyleseşeḳāvet‐ile, pes aña ‘azīz idici bulunmaz. Taḥḳīḳ Tañrı Ta‘ālā diledügin iş‐ler.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Ey insan!) Məgər göylərdə və yerdə olanların (bütün canlıların), Günəşin, Ayın və ulduzların, dağların, ağacların və heyvanların, insanların bir çoxunun (mö’minlərin) Allaha səcdə etdiyini görmürsənmi? Bir çoxuna da (kafirlərə də) əzab vacib olmuşdur. Allahın alçaltdığı kimsəni heç kəs yüksəldə (səadətə qovuşdura) bilməz. Həqiqətən, Allah dilədiyini edər!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Hast thou not seen that unto Allah payeth adoration whosoever is in the heavens and whosoever is in the earth, and the sun, and the moon, and the stars, and the hills, and the trees, and the beasts, and many of mankind, while there are many unto whom the doom is justly due. He whom Allah scorneth, there is none to give him honour. Lo! Allah doeth what He will.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Seest thou not that to Allah bow down in worship all things that are in the heavens and on earth,-(2790) the sun, the moon, the stars; the hills, the trees, the animals; and a great number among mankind? But a great number are (also) such as are fit for Punishment: and such as Allah shall disgrace,- None can raise to honour: for Allah carries out all that He wills.(2791)
2790 Cf. 21:79, and n. 2733. All created things, animate and inanimate, depend on Allah for their existence, and this dependence can be construed as their Sajda or bowing down in worship. Their very existence proclaims their dependence. How can they be objects of worship? For haqqa in this verse , Cf. 15:64, n. 1990. 2791 Cf. 22:16. There the argument was that those who work in harmony with Allah's Law and Will will get their reward, for Allah always carries out His Plan. Here is the parallel argument: those who defy Allah's Will must suffer pain and disgrace, for Allah is well able to carry out His Will {see also 38:14).  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
اَلَمْ تَرَ
görmedin mi
اَنَّ
şüp- hesiz
اللّٰهَ
Allah
يَسْجُدُ
secde eder
لَهُ
O'na
مَنْ
o kim- seler ki
فِي السَّمٰوَاتِ
göklerdedir
وَمَنْ
ve o kim- seler ki
فِي الْاَرْضِ
yerdedir
وَالشَّمْسُ
ve Güneş
وَالْقَمَرُ
ve Ay
وَالنُّجُومُ
ve yıldızlar
وَالْجِبَالُ
ve dağlar
وَالشَّجَرُ
ve ağaçlar
وَالدَّوَٓابُّ
ve hareket eden canlılar
وَكَث۪يرٌ
ve birçoğu
مِنَ النَّاسِۜ
insanlardan
وَكَث۪يرٌ
ve birçoğu ki
حَقَّ
hak olmuştur
عَلَيْهِ
üzerine
الْعَذَابُۜ
azap
وَمَنْ
ve kimi
يُهِنِ
alçaltırsa
اللّٰهُ
Allah
فَمَا لَهُ
artık onun için yoktur
مِنْ مُكْرِمٍۜ
bir şereflendiren
اِنَّ
şüp- hesiz
اللّٰهَ
Allah
يَفْعَلُ
yapar
مَا
o şe- yi ki
يَشَٓاءُ
diler
Görmedin mi, göklerde olanlar ve yerde olanlar, Güneş, Ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar ve (yeryüzünde) hareket eden (bütün) canlılar ile insanlardan birçoğu Allah'a secde eder. (İnsanlardan) Birçoğunun üzerine de azap hak olmuştur. Allah kimi alçalt(ıp hor ve hakir kıl)arsa artık onu şerefli kılacak hiç kimse yoktur. Şüphesiz ki Allah, dilediğini yapar.
لَم
Olumsuzluk eki
لَم
-Me, -ma (olumsuzluk eki)
رَاَى
Fiil-I
ر ا ي
Gördü, anladı, bildi, düşündü
اَنّ
Edat
اَنّ
Muhakkak, şüphesiz, diğini. Mastar cümlesi oluşturmak için kullanılır. (Genellikle cümle ortasında kullanılır, kendisinden önce bir fiil olması gerekir.)
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
سَجَدَ
Fiil-I
س ج د
Secde etti
لَهُ
Zamir
لَهُ
Onun, ona
مَن
Şart edatı
مَن
Kim, kimdir, kimse
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
سَمَٓاء
İsim
س م و
Gök, sema
مَن
Şart edatı
مَن
Kim, kimdir, kimse
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
اَرْض
İsim
ا ر ض
Yeryüzü, yer, arz, toprak, yurt
شَمْس
İsim
ش م س
Güneş
قَمَر
İsim
ق م ر
Ay
نَجْم
İsim
ن ج م
Yıldız
جَبَل
İsim
ج ب ل
Dağ
شَجَر
İsim
ش ج ر
Ağaçlar
دَٓابَّة
İsim
د ب ب
Hareketli, canlı, dâbbe
كَثِير
İsim
ك ث ر
Çok, pek çok, çokça
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
نَاس
İsim
ن و س
İnsanlar
كَثِير
İsim
ك ث ر
Çok, pek çok, çokça
حَقَّ
Fiil-I
ح ق ق
Hak oldu, hakikat oldu, hakkını verdi
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
عَذَاب
İsim
ع ذ ب
Azap, ceza
مَن
Şart edatı
مَن
Kim, kimdir, kimse
اَهَانَ
Fiil-IV
ه و ن
Alçalttı, ihanet etti
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
لَهُ
Zamir
لَهُ
Onun, ona
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
مُكْرِم
Etken fiil-IV
ك ر م
Şereflendiren, ikram eden
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
فَعَلَ
Fiil-I
ف ع ل
Yaptı, muamele etti
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
شَاءَ
Fiil-I
ش ي ا
Diledi, istedi