close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Hacc Sûresi 15. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Men kâne yazunnu en len yensurahu(A)llâhu fî-ddunyâ vel-âḣirati felyemdud bisebebin ilâ-ssemâ-i śümme-lyakta’ felyenzur hel yużhibenne keyduhu mâ yaġîz(u)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Allah, peygambere dünyada da, ahirette de yardım etmeyecek sanan bilsin ki yardım edecektir, isterse tavana bir ip takıp assın kendini de ölsün ve baksın da görsün, bu yaptığı düzen, kızdığı şeyi ortadan kaldırır mı?
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Her kim Allah’ın ona (Hakka davet ve istikamet yolundaki sebat ve sadakat ehli kuluna) ne dünyada ne de ahirette asla yardım etmeyeceğini (başarıya eriştirmeyeceğini, zafer ve galibiyet vermeyeceğini) sanıyor (ve savunuyorsa, kesinlikle aldanıyor ve şeytani karakterinden böyle söylüyor.) Hele göğe (darağacı gibi) bir araç uzatsın (ve ipi boynuna taksın), sonra (ayaklarını yerden) kesiversin de baksın (bakalım, ruhundaki nifaktan dolayı) kurduğu tuzak içindeki öfkesini giderebilecek mi? (Halbuki hainler ve kâfirler çatlasa da, Allah elçilerini muvaffak, dinini ise hükümran kılıverecektir.)
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Her kim Allah'ın peygamberine bu dünyada ve ahirette yardım etmeyeceğini düşünüyorsa kendisine bir çare bulup göklere uzansın, Allah'la olan bütün bağlantılarını kessin ve böylece görsün bakalım, bu kurduğu düzen onu sıkıntısından kurtaracak mı?
Ahmet Tekin
swap_vert close
Allah'ın, dünya ve âhirette, ebedî yurtta Rasûlüne asla yardım etmeyeceğini sanan kimseler, güçleri yetiyorsa eğer, herhangi bir vasıta ile göğe çıksınlar, sonra da yardımı kessinler. Değilse takındıkları düşmanca tavırların, gizli mücadele planlarının, kurdukları tuzakların, öfke duydukları şeyi, İslâm'ın ilerlemesini, Kur'ân'ı, Allah'ın peygambere, müslümanlara yardımını ortadan kaldırmadığını görerek akıllarını başlarına toplasınlar.
Ahmet Varol
swap_vert close
Kim Allah'ın ona (peygambere) dünyada ve ahirette yardım etmeyeceğini sanıyorsa göğe bir araç uzatsın sonra kessin de baksın bakalım bu oyunu onun öfkesini giderecek mi? [1]
1.Bu ayetin anlamı hakkında müfessirler değişik yorumlarda bulunmuşlardır. Tefhimu`l-Kur`an, 3/350-351`de bu yorumlar özet halinde sıralanmıştır.  
Ali Bulaç
swap_vert close
Kim, Allah'ın ona, dünyada ve ahirette kesin olarak yardım etmeyeceğini sanıyorsa, göğe bir araç uzatsın, sonra kessin de bir baksın; kurduğu düzen, onun öfkesini giderebilecek mi?
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Kim ki, Allah, Peygambere dünyada ve ahirette asla yardım etmez zannediyorsa, hemen yukarıya (evinin tavanına) bir ip uzatsın, sonra intihar etsin (boğulsun) de baksın, yaptığı bu iş, kendini öfkelendirmekte olan Allah'ın (Peygamberine) yardımını giderecek mi? (Çatlasa, patlasa, yine de Allah, Peygamberine, hem dünyada hem ahirette zafer verecektir.)
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Kim, Allah’ın dünya ve ahirette, ona (Peygamber’e ve kendisine) yardım etmeyeceğini sanırsa, bir araç ile göğe yükselsin. Sonra ilişkisini kessin, baksın; yaptığı çare, onun (Allah’a ve İslam’a olan) kinini giderebiliyor mu?
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Her kim Allah'ın, Peygamberine dünya ve âhirette yardım etmeyeceğini sanıyorsa, göğe ulaşacak bir çare arasın; sonra eğer mümkünse o yardımı kessin. Baksın bu hilesi, kızdığı yardımı engelleyecek mi?
Besim Atalay
swap_vert close
Dünyada, ahrette ona Allahın hiç yardım kılmayacağın sanan bir kimse, yukarıya bir ip atsın, sonra ipe asılsın, bakasın ki bu alı giderir mi kızgınlığın?
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Her kim kendisine Allah'ın dünyada ve ahirette yeterli yardımı yapmayacağını düşünerek (Allah'tan başka varlıklardan yardım dilenirse), bir sebeple (tefekkür ederek) hemen semaya yönelsin (Allah'tan yardım istesin), sonra da (manevi anlamda dünya ile irtibatını) kessin de bir baksın; (kendisine kurduğu şirk) tuzağı, onun (Allah'tan başka varlıklardan destek görerek) sıkıntısını giderecek mi?
Birinci cümledeki “hû” zamirinin Hz. Muhammed’i işaret ettiğini söyleyenler olsa da yukarıdan itibaren ayetlerin anlam akışına dikkat edilirse, Allah’tan başka varlıklardan yardım dileyen kişinin hatasına dikkat çekiliyor. Dolaysıyla ayetin ilk cümlesindeki “hû” zamirinin; Allah’tan yeterli yardımı alıp alamayacağı konusunda kuşku duyan kişiyi imâ ettiğini düşünmek daha doğru olur.  
Cemil Said
swap_vert close
Allâh dünyâda ve âhiretde peygamber ’aleyhisselâma yardım itmez zanında bulunan, semâya (bir ip) uzatsun ve ânı kat’ itsün o vakit hîleleri ânı iğzâb iden şeyi hükümsüz bırakub bırakmıyacağını görir.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Allah'ın peygamber'e dünyada ve ahirette yardım etmeyeceğini sanan kimse, yukarı bağladığı bir ipe kendini asıp, boğsun; bir düşünsün bakalım, bu hilesi kendisini öfkelendiren şeye engel olabilir mi?
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Her kim ona (Muhammed’e) Allah’ın dünyada ve ahirette asla yardım etmeyeceğini zannediyorsa hemen tavana bir ip çeksin, sonra kendini assın da bir baksın; başvurduğu (bu yöntem), öfkelendiği şeyi giderecek mi?[374]
Âyet şöyle de tercüme edilebilir: “Her kim ona (Muhammed’e) Allah’ın dünyada ve ahirette asla yardım etmeyeceğini zannediyorsa, hemen göğe bir ip çeksin (bir merdiven kursun) ve onunla yol alsın. Böylece baksın bakalım başvurduğu bu yöntem, öfkelendiği şeyi giderecek mi?”  
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Her kim Allah’ın ona (peygamberine) dünyada da âhirette de asla yardım etmeyeceğini düşünüyorsa, bir çaresini bulup göğe uzansın da (ona yapılan yardımı) kessin, sonra baksın, bulduğu çare öfkelendiği şeyi ortadan kaldırabilecek mi?
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Her kim, Allah'ın, dünya ve ahirette ona (Resûlüne) asla yardım etmeyeceğini zannetmekte ise, (Allah ona yardım ettiğine göre) artık o kimse tavana bir ip atsın; (boğazına geçirsin); sonra da (ayağını yerden) kessin! Şimdi bu kimse baksın! Acaba, hilesi (bu yaptığı), öfke duyduğu şeyi (Allah'ın Peygamber'e yardımını) gerçekten engelleyecek mi?
 Bu âyet şu manada da anlaşılmıştır: «Her kim, Allah’ın Resûlüne dünya ve ahirette yardım etmeyeceğini zannediyor idiyse, bir merdivenle göğe çıksın da Peygamber’e gelen vahyi kessin! Bunu yapamayacağına göre, şimdi baksın bakalım hilesi, öfke duyduğu şeyi, yani Allah’ın Peygamber’e yaptığı yardımı engelleyebiliyor mu?»  
Edip Yüksel
swap_vert close
Kim ALLAH'ın dünya ve ahirette kendisine yardım edemiyeceğini sanıyorsa göğe (Tanrı'ya) doğru yönelsin ve sonra (umut bağladığı diğerlerinden) umudunu kessin de uyguladığı bu planın, kendisinin canını sıkan her şeyden kurtarıp kurtarmadığına bir baksın.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Allah'ın ona (peygambere) dünyada ve ahirette yardım etmeyeceğini sanan kimse hemen yukarıya bir ip uzatsın, sonra (kendini intihar edip) boğsun da baksın bu hilesi kendisini öfkelendiren şeyi giderecek mi?
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Her kim, ona Allah Dünyada ve Âhırette aslâ yardım etmez zannediyorsa hemen Semâya bir ip uzatsın sonra nefesini kessin de baksın keydi gayzını giderecek mi?
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Resûlümüze haset ve düşmanlık edenlerden) her kim, Allah’ın, dünya ve âhirette ona (Resûlüne) yardım etmeyeceğini zannediyorsa; o kimse tavana bir ip atsın (o ipi, boğazına geçirdiğini) sonra da (ayağını yerden) kes (tiğini ve nefessiz kaldığını tasavvur et) sin! Şimdi bir baksın (düşünsün bakalım)! Acaba, başvurduğu bu yöntem, öfke duyduğu şeyi (Allah’ın Peygamber’e yardımını) gerçekten engelleyecek mi? (Kâfirler, ne yaparlarsa yapsınlar, hangi yönteme başvurursa vursunlar, Allah’ın, Resûlüne yardım etmesine engel olamazlar)
Erhan Aktaş
swap_vert close
Kim Allah'ın, ona dünyada ve ahirette kesinlikle yardım etmeyeceğini zannediyorsa, o zaman semaya¹ bir araç uzatsın da sonra onu² kessin de baksın bakalım bu planı kendisini kızdıran şeyi giderecek mi?
1- İzafeten; yüce rahmet ve yardım kapısına. 2- Yardım ve desteği.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Kim dünyâda da, âhiretde de ona (o peygambere) Allahın asla yardım etmeyeceğini sanıyorsa (evinin) tavan (ın) a bir ip uzatsın, sonra kendini (yerden) kes (ib boğ) sun da bir baksın, (bu) hıylesi onun öfkelenmekde olduğu şey'i behemehal giderecek mi?!
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Kim Allah'ın, dünyada ve âhirette ona (peygamberine) aslâ yardım etmeyeceğini sanıyorsa, o hâlde göğe (evinin tavanına) bir sebeb (ip) uzatsın; sonra (onu boğazına geçirerek, nefesini) kessin de baksın; (bu) hîlesi, öfkelenmekte olduğu şeyi (Allah'ın Peygambere yardımını) hiç giderebilecek mi?
İhsan Aktaş
swap_vert close
Her kim Allah’ın kendisine bu dünyada (felaket, sıkıntı ve zor anlarda) ve ahirette (aracısız) yardım etmeyeceğini düşünüyorsa, var gücüyle bir sebebe yönelip (kendisini uzaya götürecek bir uzay aracını icat edip onunla) göğe (uzaya) yükselsin de (mesafeyi) katetsin ve böylece görsün, bakalım, bu kurduğu yöntem (uzaya çıkış ve uzay seyahatı) kendisini öfkelendiren şeyi (sıkıntıyı) giderebilecek mi?*
(*) Maalesef birçok tefsir ve meallerde bu ayetin mesaji çok hatalı yazılmış! Çünkü 1- Bu ayetten önce Hz. peygamberin ismi hiç geçmediği hâlde ( يَنصُرَهُ ) ‘’yensurehu’’ daki zamiri Hz. peygambere raci’ yapmışlardır. Hâlbuki bu zamir ayetin başında bulunan mevsule harfi olan (من) ‘’men’’e racitir. 2- Bu ayetin Arapça metninde ne tavan (ثقف) ifadesi var, ne de ip ve iple asma durumu var! Ama birçok mealde, (سماء) ‘’gök’’ evin tavanı’’ olarak çevrilmiştir! Ayet aynen şöyledir. (فَلْيَمْدُدْ بِسَبَبٍ إِلَى السَّمَاء )‘’Fel yemdud bi sebebin iles-semai…’’ Semaya, uzaya çıkmak için bir yöntem (bir alet veya uzay aracı) bulup da denemeye çalışsın.’’ şeklindedir. ِ Aşağıdaki tefsir metinlerine de bakılabilir, Ayrıca Li-yekta‘ ifadesinin “yol kat etsin” şeklinde aktarılması kata‘a (lafzen, “kesti”) fiilinin bilinen deyimsel anlamına dayanmaktadır (“mesafe kat etmek”); Ebû Müslim’in yekta‘ ibaresine ilişkin yorumu da bu yöndedir Bkz: (Râzî ve Taberisi) tefsirlerine. Ayrıca 1400 sene önce bu ayetle gelecekte insanoğlunun çalışması sonucu icat edeceği alet ve araçlarla semaya, uzaya gidebileceğine de bir işaret yapılmıştır, zira yüce Allah mümkün olmayan bir şeye insanı davet etmez. (الله اعلم ) Not: Bu ayet, Allah ile kul arasına vasıta/aracı, şefaatçi ve kayırıcılar/koyan, bir aracı olmadan Allah ne dünyada, ne de ahirette o kimseye yardım etmeyeceğini düşünen kimselerin bu düşünce ve iddialarını reddetmektedir. Yani Allah’ın yardımı için bir aracıya/ şefaatçiye gerek yok. Herkes kendi ameli ile yüce Allah’ın huzuruna gelir ve dünyadaki ameline göre muamele görecektir. Çünkü o gün hiçbir kimsenin şefaati, duası, ricası ve hatırı fayda vermeyecektir. فقيل من كان يظن من الناس أن الله لا ينصره فليجهد جهده وليصعد السماء ثم ليقطع المسافة فلينظر هل ينفعه كيده في إزالة غيظه لما يدعى إليه من دين الله فإن الذي حكم الله به لا يبطل يكيد الكائد عن أبي مسلم (مجمع البيان في تفسير القرآن - مفاتيح الغيب وقال مجاهد: النصر يعني الرزق، والهاء راجعة إلى "مَنْ" ومعناه من كان يظن أن لن يرزقه الله في الدنيا والآخرة: نزلت فيمن أساء الظن بالله - عز وجل - وخاف أن لا يرزقه (اللباب في علوم الكتاب) والظاهر أن الضمير في {ينصره} عائد على {من} لأنه المذكور، وحق الضمير أن يعود على المذكور وهو قول مجاهد. وحمل بعض قائلي هذا القول النصر هنا على الرزق كما قالوا: أرض منصورة أي ممطورة.( البحر المحيط - روح المعاني) ( مفاتيح الغيب ، التفسير الكبير] على كلا الاحتمالين.واسم {السماء} مرادٌ به المعنى المشهور على كلا الاحتمالين أيضاً أخذاً بما رواه القرطبي عن ابن زيد أنه قال في قوله تعالى: { ({فليمدد بسبب إلى السماء} قال: هي السماء المعروفة، (التحرير والتنوير) وذكر بعضهم: أن ضمير {لن ينصره} عائد إلى {من} ومعنى القطع قطع المسافة والمراد بمد سبب إلى السماء الصعود عليها لوالمعنى من كان يظن أن لن ينصره الله في الدنيا والآخرة فليصعد السماء بسبب يمده ثم ليقطع المسافة ولينظر هل يذهب كيده ما يغيظه من حكم ( (الميزان في تفسير القرآن)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Kim Allah’ın kendisine dünya ve ahirette yardım etmeyeceğini zannediyorsa, göğe ulaşmak için başka bir araç bulsun ve sonrada bu aracı bıraksın. Sonra baksın hazırladığı hilesi (çabası) öfkelendiği şeyi (azabı) giderebilecek mi?
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Herkim Allah’ın kendisine ne bu dünyada ne de öbür dünyada yardımda bulunmıyacağını sanıyorsa kendini tavana bir iple assın, sonra da bu ipi kesip bir baksın, bu oyun onu kızdıran sebebi ortadan kaldırmış mıdır?
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Allah/ın, peygambere dünya ve âhirette asla yardım etmeyeceğini zanneden kimse öfkelerini gidermek için ne yaparsa yapsın, evinin tavanına ip bağlasın, onunla asılsın [⁵] da baksın [⁶], onun bu hilesi öfkesini davet eden yardımı giderebilir mi? [⁷]
[5] Yahut göğe erişecek bir vasıta arasın, o vasıtayla mesafeyi kat'etsin veya ip ile göğe çıksın bir kere baksın bir şey yapabilir mi Nusratı, vahyi kesilebilir mi? Bunlar mümteni olunca öfkelenmesinde fayda yoktur. Yahut Allah kendisine rızk vermez zannında bulunan kimse ne kadar feryat ederse etsin, kendini boğsun, yine kısmete galebe edemez, bu fiili ona rızk verdirmez.[6] Veya düşünsün dursun.[7] Maksadına erebilir mi? Asla!  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Her kim Allah’ın ona/peygamberine⁷ dünyada ve ahirette asla yardım etmeyeceğini zannediyorsa, göğe bir sebeple uzansın, sonra da (ayaklarını) yerden kessin de bir baksın bakalım; bu tuzağı öfkesini giderebiliyor mu?
7 Krş. Yûnus, 10/103; Mü’min, 40/51; Fetih,48/6  
Kadri Çelik
swap_vert close
Kim, Allah'ın ona (Peygamber'e), dünyada ve ahirette kesin olarak yardım etmeyeceğini sanıyorsa göğe bir ip uzatsın, sonra (bu iple kendini asarak nefesini) kesiversin de bir bakıversin, kurduğu düzen, onun öfkesini giderebilecek mi?
(Bu ayetin gerçek anlamının ne olduğu konusunda çok farklı görüşler vardır. Konuyu bütünlüğü içinde göz önünde bulundurursak, ayet aslında şu anlama gelmektedir: “Sen Allah’ın hükümlerini değiştirmek için ne yaparsan yap, bu hükümler ve emirler senin düzenlerine uygun düşsün veya düşmesin, kullandığın hiç bir alet ve tuzağın işe yaramadığını göreceksin.)  
Mahmut Kısa
swap_vert close
Her kim ki, Allah’ın kendisine dünyada da, âhirette de yardım etmeyeceğini sanıyor ve kurtuluş için O’ndan başka varlıkların himâyesine sığınarak onlardan medet umuyorsa, o zaman haydi, o sözde ilahların ona vereceği bir araçla göğe yükselsin de, Allah ile kendi arasındaki bütün bağlantıları kessin; sonra da bir düşünsün bakalım; acaba bu çözüm yolu, kendisini çâresizliğin, terk edilmişliğin verdiği sıkıntılardan kurtarıp öfkesini giderebilecek mi? Ayrıca, Allah’a ve Elçisine savaş açan zalimler şunu iyi bilsinler ki: Her kim Allah’ın, kendi yolunda mücadele eden kulunu terk ettiğini ve ona dünyada da, âhirette de yardım etmeyeceğini sanıyor ve beklediğinin tam tersinin gerçekleştiğini gördükçe öfkesinden kuduruyorsa; o zaman haydi, gücü yetiyorsa bir araçla göğe yükselsin de, Allah ile müminler arasındaki bağlantıyı keserek ilâhî lütuf ve yardımları engellesin; sonra da bir düşünsün bakalım; acaba böyle bir şeye güç yetirebilecek mi; Allah’ın nurunu söndürmek için kurduğu tuzaklar amacına ulaşıp da, müminlere karşı yüreğinde beslediği kinini, öfkesini giderebilecek mi?
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Kim “Dünya’da ve Âhiret’te Allah ona asla yardım etmeyecek!” diye zannediyorduysa, Göğe bir sebep uzatsın, sonrasında kessin (kesin emin olsun); bir baksın, onun düzeneği, öfkelendiren şeyi gideriyor mu?
Mehmet Çakır
swap_vert close
Allah'ın, kulu Muhammed'e dünya ahiret asla yardım etmeyeceğini sanan adam, bir araca atlasın biraz gezip dolaşsın! Bir süre toplumdan ayrılıp kendini dinlesin. Bu seyahat öfkesini bastıracak mı baksın.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Her kim Muhammed Resule Allah’ın dünyada ve ahirette yardım etmeyeceğine inanıyorsa; hemen bir ip çekerek gökyüzüne yükselsin! Sonra gökyüzünde kendini asılı tutsun! Hayal etsin bakalım! Allah’ın yardımını engelleyebilecek mi? Ya da kalbinde inkârıyla büyüttüğü kinini öfkesini dindirebilecek mi? Andolsun ki o kişi gökyüzüne yükseldiğinde kudretimizin karşısında ne yapacağını şaşırır!
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Kim Allah’ın, dünya ve ahirette kendisine asla yardım etmeyeceğini sanıyorsa, artık göğe doğru bir sebebe uzansın; sonra da (diğer şeylerle ilişkisini) kessin! Baksın ki bu önlemi kendisini öfkelendiren şeyin kökünü nasıl da kazıyacak! [*]
Bu ayet Hacc 22:11. ayetten itibaren ele alınan ve iman ile inkâr arasındaki çizgide bulunan olumsuz insan tipiyle ilgilidir; yoksa iddia edildiği gibi konu hiçbir şekilde Hz. Muhammed’le ilgili değildir.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Kim Allah’ın o (Peygamber’e) dünyada ve âhirette asla yardım etmeyeceğini sanıyorsa, göğe bir araç uzatsın sonra da (ona gelen yardımı kesebilirse) kesiversin (bakalım.)¹ (Sonra da) bu tuzağı onun öfkesini giderebilecek mi? bir baksın.²
1 Âyetin bu bölümü, “...hemen yukarıya bir ip uzatsın, sonra (kendini boğup) nefesini kessin de bir baksın...” şeklinde de tercüme edilebilir. 2 Bu soru inkaridir. Yani; “kurduğu tuzak Hz. Muhammed (a.s)’a gelecek yardımı engellemek bir tarafa, kendi öfkesini bile gideremeyecek.” demektir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Kim ki Allah’ın kendisine bu dünyada da, ahirette de yardım etmeyeceğini ¹⁴ düşünüyorsa, göğe başka bir yolla ulaşmayı denesin de yol katetsin; ¹⁵ ve böylece görsün, bakalım, bu hilesi onu sıkıntısından ¹⁶ kurtaracak mı?
14 Yani, kendisine yardım için Allah’ın yeterli olmadığını; öyle anlaşılıyor ki, “[imanla küfrün] sınır[ında] Allah’a kulluk eden” (bkz. 11. ayet) ve bu yüzden de Allah’ın gücünün insanı bu dünyada da, öte dünyada da mutluluğa ulaştırmaya yeteceğinden şüphe eden kimse îma ediliyor. Yukarıda hû kişi zamiriyle Hz. Peygamber’in işaret edildiği yolunda müfessirlerin çoğunluğunun ileri sürdüğü görüş bizce, biraz zorlama bir görüştür ve yukarıdaki anlam akışıyla çakışmamaktadır.15 Li-yekta‘ ifadesinin “yol katetsin” şeklinde aktarılması kata‘a (lafzen, “kesti”) fiilinin bilinen deyimsel anlamına dayanmaktadır (“mesafe kat etmek”); Ebû Müslim’in yekta‘ ibaresine ilişkin yorumu da bu yöndedir (Râzî). “[Başka] bir yolla” (bi-sebebin) ifadesi ise yukarıda 12-13. ayetlerde dile getirilenlerle alakalıdır.16 Lafzen, “onu öfkelendiren” ya da “kızdıran şeyden”; yani kendini çaresiz ve terk edilmiş bulmanın verdiği sıkıntıdan.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Her kim Allah’ın bu dünyada ve ahirette kendisine doğrudan asla yardım edemeyeceğini düşünüyorsa, o zaman bir sebebe tutunup yücelere doğru bir yönelsin; sonra da kendisine yardım edeceğini zannettiği kişilerle ilişkisini kessin, baksın bakalım bu yaptığı şey onun içine düştüğü sıkıntıyı giderecek mi yoksa gidermeyecek mi? 2/186, 7/3, 40/60, 73/8
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Her kim, Allah’ın kendisine[²⁸⁰⁶] dünya ve âhirette[²⁸⁰⁷] asla (aracısız) yardım etmeyeceğini düşünüyorsa, bir sebebe[²⁸⁰⁸] tutunup göğe uzanıversin ve (Allah dışında yalvardıklarıyla ilişkiyi) kessin;[²⁸⁰⁹] daha sonra görsün bu tedbiri kendisini öfkelendiren şeyin kökünü kazıyacak mı (kazımayacak mı)?[²⁸¹⁰]
[2806] Hu zamirinin Allah Rasûlü’nü gösterdiği görüşü sûrenin bağlamıyla uyuşmamaktadır. Baştan beri Allah Rasûlü’ne hiç atıf yapılmaması bir yana, konu tevhid, muhatap da insan cinsidir. [2807] Yani: “..her zaman ve mekânda..” [2808] Sebeb, hurma ağacına çıkmak için hurmanın tepesine bağlanarak aşağı sarkıtılan ipe denir. Âyet, Allah’a ulaşmada doğru vesilenin dua olduğu imasını içerir. [2809] Veya 31. âyetin ışığında: “o ipi kessin (de kendini parçalanmak üzere yere bıraksın)”. Parantez içi açıklamaların gerekçesi âyetin bağlamı, özellikle de 12-13. âyetlerdir. Sınırda kulluk edenlerden imanı Allah’a has kılmaları istenmektedir. [2810] Hel soru edatının genellikle cevabın olumluluğuna delâlet ettiği hatırlanmalıdır. Keyd’in müsbet anlamı için bkz: 12:76. Bu belâgat şahikası âyetin konumu da, mefhumu da emeği gerektirmektedir. Bu âyetin nasıl anlaşılması gerektiği, muhatabın kimliğine göre değişkenlik arzeder. Bu konuda iki ihtimal vardır: 1) Muhatap inkârcılardır: Bu inkârcılar: a) Birinci ve ikinci sınıfı 8 ve 11. âyetlerde dile gelen “insanların” bir üçüncü sınıfı da olabilir. Bağlaçsız gelmesi ve mine’n-nâsi men.. kalıbının kullanılmaması üçüncü bir sınıf olma ihtimalini zayıflatıyor. b) 11. âyetteki “sınırda kulluk edenler” içinden birileri olabilir: Doğrusu bu olsa gerektir. Burada resmi çizilen tip iman küfür sınırında tereddüt eden bir tiptir. “Uzak tanrı” düşüncesi öylesine yer etmiş ki, bu yüzden ne Allah’a aracısız kulluk edilebileceğine, ne de Allah’ın yardım edeceğine aklı yatıyor. Bu düşünce ile Allah’ın dininden çıkmak istiyor, onu da yapamıyor. Neticede öfkeden patlayacak hale geliyor. Bu âyet işte bu tipe ‘ironik’ bir îmâ ile öfkesinden kurtulmanın yolunu tarif ediyor ve zımnen diyor ki: Aracısız ne kulluk olur, ne de Allah’ın yardımı gelir düşüncesini aklından kazı! Bunun tek yolu bu! Allah uzak değil, şahdamarından yakındır. Eğer bu hakikate inanmak yerine bir adım daha atınca küfre düşecekmiş gibi sınırda inanmaya devam edersen, bu seni teskin ve tatmin etmek yerine öfkelendirir. Bu takdirde işte sana öfkeden kurtulmanın kestirme yolu..” c) Üçücü bir ihtimal; “kendisini öfkelendiren şey” ile kast edilen Furkan 27’de beliğ bir biçimde tasvir edilen, ahirette kendi kendisini aldatmış insan tipi olabilir. Bu tip, kendisini Hesap Günü kurtarsın diye Allah’la arasına aracı koyduğu kişiden dolayı hayal kırıklığına uğrayınca, “Ah, keşke!” diyecek, ama iş işten geçmiş olacaktır. 2) Muhatap Allah Rasûlü’dür: Bu takdirde Hac 15’i, En’âm 35 ışığında anlamak daha doğru olur. Zira her iki âyetin de ortak noktası “bir biçimde göğe uzanmak”tır. Hac 15’te bunun sebeb adı verilen “ip merdiven” ile, En’âm 35’te ise bunun sullem adı verilen “merdiven” ile yapılması teklif ediliyor. Üslup, imkânsızı teklif ve meydan okuma üzerine kuruludur. Zımnen denilen şudur: Allah’ın sana yardım etmeyeceğini sakın aklına dahi getirme! Kâfirlerin ısrarla istedikleri mucizeleri sen göğe tırmanıp da zorla indiremezsin. Diyelim ki bunu başardın, bu takdirde dahi seni üzen ve öfkelendiren kâfirler inatlarından vazgeçmezler. Yani sorun yine çözülmüş olmaz. En iyisi sen Allah’a teslim ol ve içini ferah tut!  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Kim, (Allah'ın) dünyada ve ahirette ona (Resulüne) yardım etmeyeceğini sanıyorsa, (öfkesinden çılgına dönüyorsa) varsın tavana ip uzatsın, kendisini assın. Bakalım, (onun kendini öldürmesi) kendisini öfkelendiren şeye, (Resulullah’ın gâlib gelmesine) engel olabilecek mi?
(Elbette ki hayır!., çünkü mümin suresinin 51 ile 52. ayetlerinde: "Şüphe yok ki biz, peygamberlerimize ve iman edenlere hem dünya hayatında, hem de, şahitlerin şahitlik edeceği günde mutlaka yardım ederiz. O gün zalimlere özür dilemeleri, hiç bir yarar sağlamaz. Lanet onların üzerinedir, yurdun kötüsü de onlarındır'' buyurulmuştur.)  
Osman Fırat
swap_vert close
Kim Allâh’ın, dünyâda ve âhirette kendisine yardım etmeyeceğini sanıyorsa öfkesini gidermek için göğe bir sebeple çıksın sonra da (onunla çıktığını) kesip atsında bir baksın, bu yaptığı öfkesini giderebilecek mi?
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Her kim O'na (peygambere) Allah'ın ne dünyada ve ne de ahirette yardım etmeyeceğini zannediyor ise semaya bir ip uzatsın, sonra onunla intihar etsin, artık baksın ki, kendisinin bu hilesi onun nefret ettiği şeyi giderecek mi?
Suat Yıldırım
swap_vert close
Kim Allah'ın, Resulünü dünyada ve âhirette desteklemeyeceğini zannederse, haydi öfkesinden bir ip alıp tavandan uzatsın, boğazından geçirsin. Sonra nefesini kessin de bir baksın, bulduğu bu tedbiri, bu çırpınışları öfke duyduğu şeyi, Allah'ın Resulüne yardımını engelleyecek mi?
Dine karşı olan, Hz. Peygamberin dininin yücelmesini bir türlü çekemez, kıskanır. Oysa Allah’ın Peygamberine yardımı o derece kesindir ki, o düşmanın yapacağı tek şey, kahrından kendini boğmaktır. Kendini asmakla beraber, âhiretten bakabilirse baksın bakalım: Din galip gelmesin diye başvurduğu bu çare, Allah’ın dinine yardımına sanki mani olacak mı olmayacak mı?  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Kim Allah'ın, dünyada ve ahirette kendisine yardım etmeyeceğini sanıyorsa öfkesini gidermek için göğe bir sebep(ip)le uzansın, sonra (ayaklarını yerden) kessin de baksın, bu çaresi, öfkelendiği şeyi giderebilecek mi?
Bu âyete şöyle bir mânâ da verilir: Kim Allah'ın, dünyâda ve âhirette ona (yani peygamber'e) yardım etmeyeceğini sanıyor idiyse (şimdi öfkesini gidermek için) bir sebeple göğe uzansın (gökle yer arasındaki mesâfeyi) kat'etsin de baksın; tuzağı, öfkelendiği şeyi giderecek mi? (Bu hareketiyle Allah'ın, Elçisine yaptığı yardıma engel olacak mı? Yani o adam ne yaparsa yapsın nâfile. Allah dilediğini yapar. Kâfirler hased ve öfkelerinden çatlasalar da Allah'ın, Elçisine ve mü'minlere yardımına engel olamazlar.)  
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Şunlar ki rasûlüne dünyâ ve âhiretde Allâh'ın nusret itmeyeceğini zan iderler, kendilerini evinin tavanından bir ip ile assın sonra o ip kırılsun. Ve bu hîle ve tedbîri kalbindeki gayzı izâle ider mi baksun (Allâh rasûlüne nusret ideceğinden neler yapsalar hattâ intihâr bile itseler fâide virmez) [¹]
[1] Esed ve Gatafan kabîlelerinden İslâm'a da'vet olunan bir kavim: "Bizimle Yahûdîler arasında dostluk vardır. Korkarız ki Muhammed mağlûb olursa Yehûd ile dostluğı gayb itmiş olacağından mutazarrır oluruz" didiler. Ve bu âyet-i kerîme onlar hakkında nâzil idilmişdir.  
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Kim Allah’ın, dünyada da âhirette de kendine asla yardım etmeyeceği kanaatine varmışsa bir gerekçeyle göğe (Allah’a) yönelsin[*], diğer ilişkilerini derhal kessin ve baksın ki bu yol kendini bunaltan şeyi gerçekten giderecek mi yoksa gidermeyecek mi?”
[*] Göğe yönelmek demek Allah'ın makamına yönelmek demektir. En yaygın şekli ellerini göğe açarak dua etmek veya namaza durmaktır.  
Şaban Piriş
swap_vert close
Kim, Allah'ın dünyada ve ahirette ona yardım edemeyeceğini zannediyorsa, göğe bir ip uzatsın ve sonra kesiversin. Baksın, kurduğu düzen onun öfkesini giderebilecek mi?
Ümit Şimşek
swap_vert close
Kim Allah'ın Peygambere dünyada ve âhirette yardım etmeyeceğini sanıyorsa, elinden geldiği takdirde semâya bir yol uzatsın da Allah'ın ona yardımını kessin; bakalım kendisini öfkelendiren şeyi giderebilecek mi?
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Kim Allah'ın dünyada ve âhirette kendisine yardım etmeyeceğini sanıyorsa; bir sebeple göğe uzansın, sonra öteki ilişkilerini kessin de bakıversin: Oyunu, öfkelendirdiği şeyleri gerçekten giderecek mi?"
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
her kim oldı gümān eyler kim arķa virmeye aña ya'nį muḥammed'e Tañrı dünye içinde daħı āħiretde uzatsuñ bir ip ev örtüsindin yaña andan kessüñ pes baķsuñ hįç giderür mi ḥįlesi anuñ ķaķımaġın.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Kim ki ẓan eylese ki Tañrı Ta‘ālā özi nuṣret virmez dünyāda ve āḫiretde, pes bir ip baġlasun evi saḳfına, andan ṣoñra özini boġup ipi kessün. ḥīlesisevmegen nesneyi.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Hər kim Allahın dünyada və axirətdə ona (Öz Peyğəmbərinə) kömək göstərməyəcəyini zənn edirsə, qoy göyə (evinin tavanına) bir ip uzatsın, sonra da (ipi boğazına salıb) kəssin (özünü ondan assın) və görsün ki, onun bu hiyləsi qəzəbinə səbəb olan şeyi (Allahın peyğəmbərə göstərəcəyi yardımı) aradan qaldıra bilərmi? (Əlbəttə, qaldıra bilməz! Allahın öz peyğəmbərinə yardım etməsini istəməyənlər, qəzəblərindən özlərini assalar da, partlayıb çatlasalar da, Allah ona dünyada zəfər, axirətdə isə yüksək məqamlar nəsib edəcəkdir).
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Whoso is wont to think (through envy) that Allah will not give him (Muhammad) victory in the world and the Hereafter (and is enraged at the thought of his victory), let him stretch a rope up to the roof (of his dwelling), and let him hang himself. Then let him see whether his strategy dispelleth that whereat he rageth!
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
If any think that Allah will not help him (His Messenger. in this world and the Hereafter, let him stretch out a rope to the ceiling and cut (himself)(2786) off: then let him see whether his plan will remove that which enrages (him)!
2786 There is some difference of opinion as to the interpretation of this verse. Most Commentators are agreed that the pronoun "him" in the second line ("will not help him") refers to the Prophet, and that the "any" in the first line refers to his enemies, who wished to see him destroyed and removed from the scene of his labours, Ibn 'Abbas, whom I have followed here, and whom a great number of Commentators follow, construes the later clauses in the sense given in the text. Freely paraphrased, it means: if the enemies of Allah's Messenger are enraged at his successes, let them fix a rope to their ceiling and hang themselves. Sama 1 is thus rendered by the word "ceiling". If Sama'' is rendered by the word "heaven" (the usual meaning), the paraphrase would be: if the enemies of Allah's Messenger are enraged at the help he gets from heavens, let them stretch a rope to heaven and see if they can cut off the help that way!-in other words, they are fools if they think they can intercept Allah's help by their petty devices!  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
مَنْ
kim
كَانَ
ise
يَظُنُّ
zannediyor
اَنْ لَنْ يَنْصُرَهُ
asla ona yardım etmeyeceğini
اللّٰهُ
Allah'ın
فِي الدُّنْيَا
dünyada
وَالْاٰخِرَةِ
ve âhirette
فَلْيَمْدُدْ
o hâlde uzatsın
بِسَبَبٍ
bir sebeple
اِلَى السَّمَٓاءِ
göğe
ثُمَّ
sonra
لْيَقْطَعْ
kessin
فَلْيَنْظُرْ
ve baksın
هَلْ يُذْهِبَنَّ
giderebilecek mi
كَيْدُهُ
hilesi
مَا
o şe- yi ki
يَغ۪يظُ
öfkeleniyor
Her kim Allah'ın, dünya ve âhirette o (resulü)ne asla yardım etmeyeceğini zannediyorsa, göğe bir sebep (ve vasıtay)la (gücü yetiyorsa) uzansın sonra (Allah'ın, resulüne olan yardımını) kes(meye çalış)sın. Daha sonra da baksın; bu yaptığı hile öfkelendiği şeyi (yani Allah'ın, resulüne olan yardımını) giderebilecek mi?
مَن
Şart edatı
مَن
Kim, kimdir, kimse
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
ظَنَّ
Fiil-I
ظ ن ن
Bildi, zanda bulundu, zannetti, anladı, sandı
اَن
Edat
اَن
Ki, diye, iken, ötürü, -mek, -mak
لَن
Harf-i nefi
لَن
Asla, kesinlikle, hiç
نَصَرَ
Fiil-I
ن ص ر
Yardım etti
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
دُنْيَا
İsim
د ن و
Dünya, yakın
اٰخِر
İsim
ا خ ر
Âhiret, son, ard (ardından gelenler vb.)
مَدَّ
Fiil-I
م د د
Mühlet verdi, sürükledi, uzattı, yaydı, (gözünü) dikti, yardım etti
سَبَب
İsim
س ب ب
Bağ, sebep
اِلٰى
Edat
اِلٰى
-e kadar, -a kadar, -e, -a
سَمَٓاء
İsim
س م و
Gök, sema
ثُمّ
Zarf
ثُمّ
Sonra
قَطَعَ
Fiil-I
ق ط ع
Kesti
نَظَرَ
Fiil-I
ن ظ ر
Baktı, gözledi, gördü, bakınıp durdu, nazar etti, seyretti
هَلْ
Soru eki
هَلْ
-Mı, -mi, var mı?
اَذْهَبَ
Fiil-IV
ذ ه ب
Giderdi, götürdü, heba etti, zayi etti, uzaklaştı
كَيْد
İsim
ك ي د
Hile yapmak, tuzak kurmak
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
غَاظَ
Fiil-I
غ ي ظ
Öfkelendi