close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Gâşiye Sûresi 17. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Efelâ yenzurûne ilâ-l-ibili keyfe ḣulikat
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Hala mı bakmazlar deveye, nasıl da yaratılmış?
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Gafiller ve kâfirler hiç ibretle ve dikkatle) Bakmıyorlar mı o deveye; ki nasıl (ve ne mükemmel) yaratılmıştır?
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Peki o inkârcılar bakmazlar mı ki, yağmur yüklü bulutlara, nasılda yaratılmış onlar veya deveye bakmazlar mı nasıl da diğer hayvanlardan değişik özelliklerde yaratılmış.
Ahmet Tekin
swap_vert close
İnsanlar, develere bakıp bir şeyler anlamıyorlar mı? Nasıl yaratılmış?
Ahmet Varol
swap_vert close
Onlar develerin nasıl yaratıldığına bakmıyorlar mı?
Ali Bulaç
swap_vert close
Bakmıyorlar mı o deveye; nasıl yaratıldı?
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
(O kâfirler, ibret gözü ile) hâlâ bakmazlar mı deveye, nasıl yaratılmış? (Kudret ve ilmimize delâlet eden eserleri onda görmezler mi)?
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
(Acaba bu ahirete inanmak için) devenin nasıl yaratıldığına,
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
17,18,19,20. Develerin nasıl yaratıldığına, göğün nasıl yükseltildiğine, dağların nasıl dikildiğine, yerin nasıl yayıldığına bakmazlar mı?[753]
[753] Kainatı gözlemek hakkında bilgi için bk: Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XXI, 87-90.  
Besim Atalay
swap_vert close
Gökler nice yüceltilmiş?
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Bakmıyorlar mı deveye, nasıl yaratılmıştır!
Cemil Said
swap_vert close
17-20. Devenin nasıl yaratıldığına, semânın irtifâ’ına, dağların nasıl yüksek ve yerin nasıl düz oldığına nazar itmiyorlar mı?
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
17,18,19,20. Bu insanlar, devenin nasıl yaratıldığına, göğün nasıl yükseltildiğine, dağların nasıl dikildiğine, yerin nasıl yayıldığına bir bakmazlar mı?
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Deveye bakmıyorlar mı, nasıl yaratılmıştır!
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
17-20. Peki onlar devenin nasıl yaratıldığına, göğün nasıl yükseltildiğine, dağların nasıl dikildiğine, yeryüzünün nasıl yayıldığına bakmazlar mı?
Diyanet Vakfı
swap_vert close
17, 18, 19, 20. (İnsanlar) devenin nasıl yaratıldığına, göğün nasıl yükseltildiğine, dağların nasıl dikildiğine, yeryüzünün nasıl yayıldığına bir bakmazlar mı?
Edip Yüksel
swap_vert close
Bakmazlar mı develere, nasıl yaratıldı?
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Bakmıyorlar mı o develere, nasıl yaratılmış?
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Ya hâlâ bakmazlar mı o deveye: nasıl yaratılmış?
Emrah Demiryent
swap_vert close
17-20. Onlar (kâfirler), develerin nasıl yaratıldığına, göğün nasıl yükseltildiğine, dağların (sağlam bir şekilde yeryüzüne) nasıl dikildiğine, yeryüzünün (canlıların yaşamasına elverişli bir hâlde) nasıl yayılıp da döşendiğine (tefekkür ederek) bakmazlar mı?
Erhan Aktaş
swap_vert close
Hiç mi deveye¹ bakmıyorlar, nasıl yaratılmış?
1- Diğer bir okuyuşa göre “bulutlara.” “İbil,” deve demektir. Bu sözcük “ibbil” olarak okunduğunda ise “bulut” anlamına gelmektedir.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Onlar haalâ (ibretle) bakmazlar mı o deveye, nasıl yaratılmışdır o?
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
(Onlar) hiç deveye bakmıyorlar mı, nasıl yaratılmış?
İhsan Aktaş
swap_vert close
Peki (o yeniden dirilmeyi inkâr edenler) ibilin (yağmur yüklü bulutların) nasıl yaratıldığına (ibret gözü ile) bakmazlar mı? *
(*) İbil, yağmur yüklü bulut anlamına da gelir. Bkz: (el-Kâmûs c.3 s.47) (الإِبِلُ، بكَسْرَتَيْنِ وتُسَكَّنُ الباء ...والسحابُ الذي يَحْمِلُ ماءَ المَطَرِ،( القاموس المحيط) ُ Arap dili bilginlerinden Müberred ve Ebu-l Abbas “Hiç bakmazlar mı, ibil nasıl yaratılmış?” (Ğaşiye 88/17) âyetindeki ibil’e “büyük bulut kütleleri” anlamı vermiştir (Şevkânî, Feth’ul-Kadîr c.5 s.575). Asma’i de (الابل)’’ el ibil’’ kelimesinin sonundaki lam harfını şeddeli okuyanlar da bunun bulut kümeleri olduğunu kast ediyorlar. Hz. Ali ve İbn Abbas da (الابل) ‘’el İbil’’ kelimesinin sonundaki lam harfını şeddeli, yani ‘’ilel ibilli’’ şeklinde okuyup, bununla yağmur yüklü bulutları kast etmişlerdir, deniliyor. Bize göre de ibil’in bu şekildeki anlamı ayetin siyak ve sibakıyla daha uyumludur…Yeniden dirilmeyi ve öteki dünyadaki hayatı inkâr etmenin bilinçli Yaratıcı kavramını tamamiyle anlamsız hale getireceğine işaret; ayetin birinci bölümünde “yeniden dirilmeyi inkâr edenler” sözlerini eklememin sebebi budur -İbil ismi ise, öncelikle, “develer” anlamına gelir. Ki, tekil şekli olmayan ve sadece çoğul şekilde kullanılan bir cins ismidir (generic plural). Ama bu isim, aynı zamanda “yağmur taşıyan bulutlar” için de kullanılmaktadır (Lisânu’l-‘Arab, Kâmûs, Tâcu’l-‘Arûs): Ki bu karşılık, yukarıdaki anlam örgüsü içinde daha tercihe şayan olan bir karşılıktır. Eğer bu terim “develer” anlamında kullanılmış olsaydı, yukarıdaki ayette ona yapılan atıf, sadece, Hz. Peygamber’in çağdaşı olan Araplara hitap etmiş olurdu. Çünkü dikkat çekici dayanıklılığı, çok çeşitli işlerde (binme, yük taşıma, süt ve et verme, yün kaynağı olma gibi) kullanılabilmesi ve çöl ortasında yaşayan insanlar için adeta vazgeçilmez bir değer taşıması gibi sebeplerden dolayı deve, Araplar arasında daima hayranlık ve bağlılık duyulan bir hayvan olmuştu. Ayrıca, “develer”in kasdedilmiş olması, anlamı belirli bir çevrenin ve belirli bir zamanın insanları ile (geçmiş olaylara tarihî atıfların faydasından bile yoksun şekilde) sınırlamış olacağından, burada hiç dikkate alınmamalıdır. Çünkü Kur’an’da, Allah’ın yarattığı evrenin olağanüstülüklerini gözlemlemek için yapılan çağrı, bütün zamanların ve bütün toplumların insanlarına yöneliktir. Bu nedenle, İbil teriminin burada “develer” için değil, ama “yağmur yüklü bulutlar” için kullanıldığını varsaymak için birçok neden vardır: Ayrıca, burada suyun buharlaşması, buharın göğe yükselmesi, yoğunlaşması ve sonunda yere düşmesi şeklindeki olağanüstü dönüşümlü sürece yapılan işaret, ne kadar hayranlık verici ve faydalı olsalar da “develer”e yapılan atıftan çok, sonraki ayetlerde (18-20. ayetler) gökyüzüne, dağlara ve yeryüzüne yapılan atıf ile daha uyumlu görünmektedir. (M. Esed. Ayet Açıklaması) Allah’ın varlığını ispat konusunda “kozmolojik delil” bulması için insanı tabiata bakmaya ve araştırmaya, yaratılanlardan yaratana doğru düşünmeye sevk ediyor. Nitekim burada canlı cansız nesnelere, dağlara, yer ve göğe bakarak insanoğlu; bunların nasıl meydana geldiğini sorgulayıp, onları var eden yasaları keşfedip, sonunda hepsinin bir hikmet üzere var edildiğini ve bunların Allah’ın varlığı ve birliğine delalet ettiğini görür. İbil, genellikle “deve” anlamındadır ama bazı kıraatlarda son harf şeddeli okunuyor “ibilli” gibi. O zaman da “yağmur yüklü bulutlar” anlamına geliyor. Ayette her iki anlam da kastedilmiş olabilir. (İ.Yakıt. Meal Açıklaması) Ayrıca Ebu Amır ve Müberred’e göre herhâlükârda burada ibil, bulut kümeleridir. Arapça bilenler aşağıdaki Arapça metinlerine bakabilirler: إِبِلُ، وإِبْلُ: معروف، واحدٌ يَقَعُ على الجمعِ، ليس بجَمْعٍ ولا اسمِ جمعٍ، ج: آبالٌ وتَصغيرُهَا أُبَيْلَةٌ، والسحابُ الذي يَحْمِلُ ماءَ المَطَرِ، (تعريف و معنى الإبل في قاموس القاموس المحيط. قاموس عربي عربي - تعريف و معنى الإبل في قاموس الكل. قاموس عربي عربي) وقوله تعالى: أفلا ينظرون إلى الإبل كيف خلقت [الغاشية/17] قيل: أريد بها السحاب (التفسير الاشتقاقي لجذر الكلمة ""أبل"") و قال المبرد إنّ المراد بها هنا القطع العظيمة من السّحاب. (المعجم فى فقه لغه القرآن و سر بلاغته، ج 1، ص 145) الإِبِلُ، بكَسْرَتَيْنِ وتُسَكَّنُ الباءُ: واحدٌ يَقَعُ على الجمعِ، ليس بجَمْعٍ ولا اسمِ جمعٍ، ج: آبالٌ وتَصغيرُهَا أُبَيْلَةٌ، والسحابُ الذي يَحْمِلُ ماءَ المَطَرِ،( القاموس المحيط) وقال المبرد : الإبل هنا هي القطع العظيمة من السحاب ، وهو خلاف ما ذكره أهل التفسير واللغة ...وقال أبو العباس المبرد: الإبل هنا السحاب؛ لأن العرب قد تسميها بذلك إذ تأتي أرسالا كالإبل وتزجى كما تزجى الإبل وهي في هيئاتها أحيانا تشبه الإبل؛ يعني أن إرادته منها هنا على طريق التشبيه والمجاز.( المحرر الوجيز في تفسير الكتاب العزيز)... ، ورويت عن أبي عمرو وأبي جعفر والكسائي وقالوا: إنها السحاب عن قوم من أهل اللغة..( تفسير الألوسي ) وقيل: المراد بها السحاب على الاستعارة (تفسير البيضاوي) وفي "" الإبل"" ها هنا وجهان:... الثاني: أنها السحاب، فإن كان المراد بها السحاب فلما فيها من الآيات الدالة على قدرة الله والمنافع العامة لجميع خلقه (.النكت والعيون – الماوردي) وقالوا: إنها السحاب، عن قوم من أهل اللغة.(تفسيرالبحر المحيط) ومنها أن المراد بالإبل السحاب على طريق التشبيه والمجازفان العرب كثيراً تشبه السحاب بالإبل في أشعارهم.( غرائب القرآن و رغائب الفرقان) وقال أبو عمرٍ: (الإبلُ هِيَ السَّحَابُ، وَهِيَ ألْيَقُ بما بَعْدُ مِنْ ذِكْرِ السَّمَاءِ وَالْجِبَال (التفسير الكبير) المقام الثاني: في بيان ما بين هذه الأشياء من المناسبة اعلم أن من الناس من فسر الإبل بالسحاب. قال صاحب «الكشاف»: ولعله لم يرد أن الإبل من أسماء السحاب، كالغمام والمزن والرباب والغيم والغين وغير ذلك، وإنما رأى السحاب مشبهاً بالإبل في كثير من أشعارهم، فجوز أن يراد بها السحاب على طريق التشبيه والمجاز، وعلى هذا التقدير فالمناسبة ظاهرة.( مفاتيح الغيب ، التفسير الكبير)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
İnsan deveye bakmıyor mu, nasıl yaratılmış?
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Onalar görmüyorlar mı, deve nasıl yaratıldı,
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Onlar, develerin nasıl yaratıldığına,
İsmail Yakıt
swap_vert close
Deveye/bulutlara [ibil] bakmazlar mı nasıl yaratılmış?⁴
4 Allah’ın varlığını ispat konusunda “kozmolojik delil” bulması için insanı tabiata bakmaya ve araştırmaya, yaratılanlardan yaratana doğru düşünmeye sevk ediyor. Nitekim burada canlı cansız nesnelere, dağlara, yer ve göğe bakarak insanoğlu; bunların nasıl meydana geldiğini sorgulayıp, onları var eden yasaları keşfedip, sonunda hepsinin bir hikmet üzere var edildiğini ve bunların Allah’ın varlığı ve birliğine delalet ettiğini görür. İbil kelimesi genellikle “deve” anlamındadır ama bazı kıraatlarda son harf şeddeli okunuyor “ibill” gibi. O zaman da “yağmur yüklü bulutlar” anlamına geliyor. Ayette her iki anlam da kastedilmiş olabilir.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Bakmıyorlar mı o deveye; nasıl yaratılmış?
Mahmut Kısa
swap_vert close
Çöl yolculukları için en uygun özellik ve yeteneklerle donatılmış olan develere bakmıyorlar mı, nasıl muhteşem bir hârika olarak yaratılmış?
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Bakmazlar mı Deve’ye, nasıl yaratıldı?
Mehmet Çakır
swap_vert close
Acaba bu insanlar bir devenin nasıl yaratıldığına bakmazlar mı,
Mehmet Çoban
swap_vert close
Beraber yaşadıkları deveye bakmıyorlar mı; nasıl yaratılmıştır?
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Bakmazlar mı o deveye, nasıl yaratılmış!
Mehmet Türk
swap_vert close
17,18,19,20. (Şu insanlar,) devenin nasıl yaratıldığına, göğün nasıl yükseltildiğine, dağların nasıl dikildiğine, yeryüzünün nasıl düzenlendiğine? Hiç bakmıyorlar mı?¹
1 Burada Yaratıcının kudretine dikkat çekilirken ilk önce devenin ileri sürülmesi insana acayip gelirse de bu acayiplikte kastedilen mânâya isabet açısından “bera’at-i istihlal” gibi bir bediî sanat vardır. Zira maksat, bakılmaya alışılmış ve pek olağan gibi görünen şeylerin bile yaratılış niceliğinin enteresan şeylerle dolu bulunduğunu duyurmaktır. Deve yaratılışının gerçekten enteresanlığı ile beraber Arapların en yakından gözlerine çarpması gerektiği düşünülürse, bunun yaratılışının âlemi seyretmek için ilk bakılacak yer edinilmesi en uygun harekettir. Bu sayılan deveye ondan göğe, ondan dağlara, onlardan yerdeki şeylere bakmak da, bütün âleme bakma manasını taşır. Bazıları buradaki “ibil” kelimesine mecazen “yağmur yüklü bulut” anlamı vermişlerse de bu kelime bulut değil bulut çeşitlerinden birine verilen bir isimdir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
PEKİ, [o yeniden dirilmeyi inkar edenler] bakmazlar mı yağmur yüklü bulutlara, [ve görmezler mi] nasıl yaratılmış onlar? ⁵
5 Yeniden dirilmeyi ve öteki dünyadaki hayatı inkar etmenin bilinçli Yaratıcı kavramını tamamiyle anlamsız hale getireceğine işaret; ayetin birinci bölümünde “yeniden dirilmeyi inkar edenler” sözlerini eklememin sebebi budur -İbil ismi ise, öncelikle, “develer” anlamına gelir, ki tekil şekli olmayan ve sadece çoğul şekilde kullanılan bir cins ismidir (generic plural). Ama bu isim, aynı zamanda “yağmur taşıyan bulutlar” için de kullanılmaktadır (Lisânu’l-‘Arab, Kâmûs, Tâcu’l-‘Arûs): ki bu karşılık, yukarıdaki anlam örgüsü içinde daha tercihe şayan olan bir karşılıktır. Eğer bu terim “develer” anlamında kullanılmış olsaydı, yukarıdaki ayette ona yapılan atıf, sadece, Hz. Peygamber’in çağdaşı olan Araplara hitab etmiş olurdu. Çünkü dikkat çekici dayanıklılığı, çok çeşitli işlerde (binme, yük taşıma, süt ve et verme, yün kaynağı olma gibi) kullanılabilmesi ve çöl ortasında yaşayan insanlar için adeta vazgeçilmez bir değer taşıması gibi sebeplerden dolayı deve, Araplar arasında daima hayranlık ve bağlılık duyulan bir hayvan olmuştu. Ayrıca, “develer”in kasdedilmiş olması, anlamı belirli bir çevrenin ve belirli bir zamanın insanları ile (geçmiş olaylara tarihî atıfların faydasından bile yoksun şekilde) sınırlamış olacağından, burada hiç dikkate alınmamalıdır. Çünkü Kur’an’da, Allah’ın yarattığı evrenin olağanüstülüklerini gözlemlemek için yapılan çağrı, bütün zamanların ve bütün toplumların insanlarına yöneliktir. Bu nedenle, İbil teriminin burada “develer” için değil, ama “yağmur yüklü bulutlar” için kullanıldığını varsaymak için birçok neden vardır: Ayrıca, burada suyun buharlaşması, buharın göğe yükselmesi, yoğunlaşması ve sonunda yere düşmesi şeklindeki olağanüstü dönüşümlü sürece yapılan işaret, ne kadar hayranlık verici ve faydalı olsalar da “develer”e yapılan atıftan çok, sonraki ayetlerde (18-20. ayetler) gökyüzüne, dağlara ve yeryüzüne yapılan atıf ile daha uyumlu görünmektedir.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Şimdi onlar ibret nazarıyla bakmazlar mı deveye/buluta? Nasıl yaratılmış? 13/2, 50/6
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
PEKİ, (yeniden dirilişi inkâr edenler) yağmur yüklü bulutlara[⁵⁷⁰⁰] bakmazlar mı nasıl yaratılmış?
[5700] Veya lafzî mânasıyla: “deveye”. Tercihimiz tekili olmayan ibil kelimesinin mecazî anlamıdır (Lisân ve Müfredât).  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Onlar (o kâfirler, ibret gözüyle) deveye bakmazlar mı, nasıl yaratılmıştır o!
(Başka hayvanların yetinmediği çok az yem ve dikenli otlaklarla nasıl besleniyor? Çöllerin kavurucu sıcaklığında; üzerindeki ağır yüklerle uzun yolculuklara, günlerce süren susuzluğa nasıl dayanıyor?)  
Osman Fırat
swap_vert close
Bakmıyorlar mı develere, nasıl da yaratılmış?
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Artık develere bakmazlar mı ki, nasıl yaratılmış?
Suat Yıldırım
swap_vert close
O kâfirler bakıp düşünmezler mi: (Mesela) deve nasıl yaratılmış?
Süleyman Ateş
swap_vert close
Bakmıyorlar mı develere, nasıl yaratılmış?
Süleyman Tevfik
swap_vert close
'Acabâ, onlar deveye bakmazlar mı ki nasıl yaradılmışdır?
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Hiç bakmazlar mı, bulut[*] nasıl yaratılmış?
[*] İbil, deve sürüsü gibi gözüken yağmur yüklü bulut anlamına da gelir (el-Kâmûs c.3 s.48). Geniş bilgi için Fil Suresinde ebâbil kelimesi ile ilgili dipnota bkz.(Fil 105/3)  
Şaban Piriş
swap_vert close
Bakmazlar mı deveye? Nasıl yaratıldı?
Ümit Şimşek
swap_vert close
Deveye bakmazlar mı, nasıl yaratılmış?
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Bakmıyorlar mı o deveye, nasıl yaratıldı!
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
iy baķmazlar mı devedin yaña nite yaradıldı.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Pes naẓar eylemezler mi develere nice yaradıldı?
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Məgər dəvəyə baxmırlar ki, necə yaradılmışdır?
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Will they not regard the camels, how they are created?
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Do they not look at the Camels,(6103) how they are made?-
6103 In case men neglect the Hereafter as of no account, they are asked to contemplate four things, which they can see in everyday life, and which are full of meaning, high design, and the goodness of Allah to man. The first mentioned is the domesticated animal, which for Arab countries is par excellence the Camel. What a wonderful structure has this Ship of the Desert? He can store water in his stomach for days. He can live on dry and thorny desert shrubs. His limbs are adapted to his life. He can carry men and goods. His flesh can be eaten. Camel's hair can be used in weaving. And withal, he is so gentle! Who can sing his praises enough?  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
اَفَلَا يَنْظُرُونَ
peki bakmazlar mı
اِلَى الْاِبِلِ
deveye
كَيْفَ
nasıl
خُلِقَتْ۠قف
yaratılmış
Peki, (inkâr edenler) devenin nasıl yaratıldığına bakmazlar mı?
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
نَظَرَ
Fiil-I
ن ظ ر
Baktı, gözledi, gördü, bakınıp durdu, nazar etti, seyretti
اِلٰى
Edat
اِلٰى
-e kadar, -a kadar, -e, -a
اِبِل
İsim
ا ب ل
Deve
كَيْف
İsim
ك ي ف
Nasıl
خَلَقَ
Fiil-I
خ ل ق
Yarattı