close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Fussilet Sûresi 20. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Hattâ iżâ mâ câûhâ şehide ‘aleyhim sem’uhum ve ebsâruhum ve culûduhum bimâ kânû ya’melûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Oraya gelince de kulakları, gözleri ve derileri, yaptıkları şeyler hakkında, kendi aleyhlerine tanıklıkta bulunur.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Hatta ki (bütün insanlar) oraya (hesaba çekilmek üzere mahkeme huzuruna) geldikleri zaman; kulakları, gözleri, derileri (ve tüm organları), yapmış oldukları işlerle ilgili kendi aleyhlerinde şahitlik yapacaklardır.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Onlar ateşe vardıklarında kulakları, gözleri ve derileri yaptıkları şeyler hakkında, kendi aleyhlerine şahitlikte bulunacaklardır.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Nihayet Cehenneme geldiklerinde, kulakları, gözleri, tenleri, tenasül organları, aleyhlerine şâhitlik ederler. İşlemeye devam ettikleri günahları anlatırlar.
Ahmet Varol
swap_vert close
Sonunda oraya vardıklarında kulakları, gözleri ve derileri yaptıkları hakkında aleyhlerine şahitlik eder.
Ali Bulaç
swap_vert close
Sonunda oraya geldikleri zaman, işitme, görme (duyuları) ve derileri kendi aleyhlerine şahitlik edecektir.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Nihayet ateşe geldikleri zaman, onlar (dünyada) ne yapıyordu iseler, kulakları, gözleri ve derileri hep aleyhlerine şahidlik edecektir.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Nihayet o ateşe geldikleri zaman; kulakları, gözleri ve derileri, onların aleyhine olarak yaptıklarına şahitlik edecekler.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Oraya geldiklerinde kulakları, gözleri ve derileri, yaptıkları amellere karşı onların aleyhine şahitlik ederler.
Besim Atalay
swap_vert close
Oraya varınca, onlara karşı, yaptıkları işlere kulakları, gözleri, derileri tanıklık eder
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Nihayet oraya vardıkları zaman, kulakları, gözleri ve derileri, yapmış oldukları işler hakkında, kendileri aleyhine şahitlik edecek.
Bkz. 24/24, 36/65 ve dipnotu  
Cemil Said
swap_vert close
Oraya geldikleri vakit kulakları, gözleri ve cildleri yapdıkları hakkında ’aleyhlerinde şehâdet idecekdir.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Sonunda oraya varınca, kulakları, gözleri ve derileri, yaptıkları hakkında onların aleyhinde şahidlik ederler.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Nihayet cehenneme vardıklarında, kulakları, gözleri ve derileri, yapmış oldukları işler hakkında, kendileri aleyhine şahitlik ederler.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Nihayet oraya geldiklerinde vaktiyle yaptıklarından dolayı kulakları, gözleri ve derileri onların aleyhine şahitlik eder.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Nihayet oraya geldikleri zaman kulakları, gözleri ve derileri, işledikleri şeye karşı onların aleyhine şahitlik edecektir.
Edip Yüksel
swap_vert close
Nihayet oraya vardıklarında, onların işitme, görme organları ve derileri yaptıkları hakkında tanıklık eder.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Nihayet oraya vardıkları zaman kulakları, gözleri ve derileri yaptıkları şeyler hakkında onların aleyhinde şahitlik ederler.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Hattâ ona vardıklarında aleyhlerine kulakları ve gözleri ve derileri şehadet eder: neler yapıyor idiseler
Emrah Demiryent
swap_vert close
Nihâyet oraya vardıkları zaman, kulakları, gözleri ve derileri, (dünyada iken) yapmış oldukları işler hakkında, onların aleyhine şahitlik edecekler.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Nihayet oraya geldikleri zaman, yapmış oldukları şeylere; işitme, görme duyuları ve bedenleri kendi aleyhlerine tanıklık ederler.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Nihayet oraya geldikleri zaman onlar ne yapıyor idiyseler, kulakları, gözleri, derileri kendilerinin aleyhinde şâhidlik edecekdir.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Nihâyet oraya vardıkları zaman kulakları, gözleri ve derileri, yapmakta oldukları şeyler hakkında onların aleyhine şâhidlik eder.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Nihayet oraya (ateşin karşısına) geldiklerinde, bizzat kendi kulakları, gözleri ve (hatta) derileri dile gelip (dünyada iken) yaptıkları (çirkin) işlere karşı onların aleyhine şahitlik edecektir.
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Allah’ın düşmanları ateşin yanına geldiklerinde, kulakları gözleri ve derileri, yapmış olduklarına şahitlik yapacaklar.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Sonunda oraya varınca kulakları, gözleri , derileri işledikleri kötülüklerden dolayı onlara karşı tanıklık edeceklerdir.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Nihayet oraya [⁵] varınca kulakları, gözleri, derileri işledikleri şeye aleyhlerine şehadet edecekler [⁶].
[5] Sorgu mahalline veya ateş mahalline.[6] Yahut âsilerden sadır olan âmali sahiplerine gösterecek, kendileri ikrar edecekler.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Nihayet oraya gelince, onların kulakları, gözleri ve derileri yaptıkları şeyler hakkında aleyhlerine şahitlik ederler.¹²
12 Krş. Yâsin, 36/65  
Kadri Çelik
swap_vert close
Sonunda ateşe geldikleri zaman, onların işitme, görme (duyuları) ve derileri kendi aleyhlerine şahitlik edecektir.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Nihâyet ateşin karşısına geldiklerinde, bizzat kendi kulakları, gözleri ve hattâ derileri dile gelip dünyada iken yaptıkları çirkin işleri bir bir sayıp dökerek onlar aleyhinde şâhitlik edeceklerdir.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Sonunda oraya geldikleri zaman, işliyor oldukları sebebiyle onların işitmesi, görmeleri ve derileri onların aleyhine şahidlik etti.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Ateşe vardıklarında kulakları, gözleri, hatta derileri dile gelip, tüm yapıp ettiklerine tanıklık edecek.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Nihâyet cehenneme vardıklarında, kulakları, gözleri ve derileri yaptıkları her şeye şahitlik eder. Suçlarına şahitlik edecek başka şeye gerek kalmaz. Onlar zannederler ki; kulak benim kulağım, göz benim gözüm, deriler benim derim. Bilseler hesap gününde hepsi aleyhlerinde şahitlik edecek! Bütün suçlarını sayıp dökecekler! Ama bilmezler! Kendilerinden emin olarak suç işlemeye devam ederler.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Sonunda oraya geldikleri zaman, işitme (duyu)ları, gözleri ve derileri işledikleri şeylerle ilgili olarak onların aleyhine şahitlik edecektir. [*]
Benzer mesajlar: İsrâ 17:36; Nûr 24:24; Yâsîn 36:65.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Sonunda oraya geldikleri zaman, kulakları, gözleri ve derileri onların yaptıkları işler hakkında aleyhlerinde şâhitlik edecektir.
Muhammed Esed
swap_vert close
ve onlar (ateşe) yaklaştıklarında, kulakları, gözleri ve derileri onlara karşı tanıklık yapacak ve onların [yeryüzünde] yaptıklarını anlatacaklar.
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Ateşin önüne vardıklarında kulakları, gözleri ve derileri, yaptıklarına dair onların aleyhinde şahitlik edecekler. 36/65
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
hatta ateşe vardıklarında, kulakları, gözleri ve derileri yapageldikleri şeyler sebebiyle onlar aleyhine şahitlik eder.[⁴²⁵⁵]
[4255] Burada sayılmayan koklama ve tatma duyuları, günah maksadıyla en az kullanılan duyulardır. Kulak ve göz, duyup gördüğü hakkın şahididir. Deri de öyle; sinir uçları yanma tehlikesini haber veren birer elçidir. Bu üç organ da sahibine gerçeği ilettiği halde, sahibi bu araçları amaç dışı, hatta amaca aykırı kullanmıştır. Duyuların dilinin çözüldüğü o gün, dillerin duyuracağı hiçbir şey yoktur. Zira buna ihtiyaç kalmamıştır.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Toplanma yerine vardıklarında, kulakları, gözleri ve derileri -işledikleri günahlara karşı- aleyhlerinde şahitlik edeceklerdir.
Osman Fırat
swap_vert close
Ta ki oraya vardıklarında kendilerinin kulakları, gözleri ve derileri, yaptıkları işler hakkında kendi aleyhlerine şâhidlik ederler.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Nihâyet oraya geldikleri vakit, onların aleyhine ne işlemiş olduklarına dair kulakları ve gözleri ve derileri şahadette bulunmuş olur.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Nihayet oraya ulaştıklarında kulakları, gözleri ve derileri yaptıkları işleri söyleyip kendi aleyhlerinde şahitlik ederler.
Süleyman Ateş
swap_vert close
Nihayet oraya vardıklarında kulakları, gözleri ve derileri, yaptıkları işler hakkında aleyhlerine şahidlik ettiler.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
O günde, oraya vâsıl olmazdan evvel işledikleri şeyler hakkında kulakları ve gözleri ve derileri şehâdet iderler.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Ateş için bir araya getirilince kulakları, gözleri ve derileri, yapıp ettikleriyle aleyhlerinde şahitlik edecektir.
Şaban Piriş
swap_vert close
Oraya vardıkları zaman, kulakları, gözleri ve derileri, onların yaptıklarına şahitlik edecektir.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Oraya vardıklarında, kulakları, gözleri ve derileri, onların işledikleri hakkında kendileri aleyhine tanıklık ederler.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Nihayet, oraya geldiklerinde kulakları, gözleri, derileri, yapıp-ettikleri hakkında onlar aleyhine tanıklık edecektir.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
tā ol vaķt kim geldiler aña ya'nį oda ŧanuķlıķ virdi anlaruñ üzere ķulaķları daħı gözleri daħı derileri al kim oldılardı işlerler.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Ḥattā ol vaḳt ki ṭamuya gelüp inkār itseler, ṭanuḳluḳ vire anlar üstineḳulaḳları ve gözleri ve derileri anlar işledükleri işlere.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Nəhayət, onlar Cəhənnəmə gəldikdə qulaqları, gözləri və dəriləri etdikləri əməllər barəsində onların əleyhinə şəhadət verəcəkdir.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Till, when they reach it, their ears and their eyes and their skins testify against them as to what they used to do.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
At length, when they reach the (Fire), their hearing, their sight, and their skins(4487) will bear witness against them, as to (all) their deeds.
4487 All the members of their bodies and the faculties of their minds, which they misused, will bear witness against them. Similarly, in 36:65, their hands and their feet bear witness against them. The "skin" not only includes the sense of touch (which is so often misused in sex), but also the sense of taste and the sense of smell, which are specialised forms of the organ of touch. All the sensory organs, and all their intellectual and emotional counterparts advance us by their use and pull us down by their misuse. They become tell-tale witnesses against us if abused.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
حَتّٰٓى
nihayet
اِذَا مَا
o şey vakti ki
جَٓاؤُ۫هَا
oraya geldiler
شَهِدَ
şahidlik etti
عَلَيْهِمْ
onların aleyhine
سَمْعُهُمْ
kulakları
وَاَبْصَارُهُمْ
ve gözleri
وَجُلُودُهُمْ
ve derileri
بِمَا
o şey- leri ki
كَانُوا
idiler
يَعْمَلُونَ
yapıyorlar
Nihayet oraya geldikleri zaman kulakları, gözleri ve derileri yaptıkları şeyler hakkında onların aleyhine şahidlik eder.
حَتّٰى
Edat
حَتّٰى
Nihayet, -e kadar, hatta, ta ki, sonuçta
اِذَا
İsim
اِذَا
O zaman ki, ne zaman ki, o takdirde
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
جَاءَ
Fiil-I
ج ي ا
Geldi, ortaya çıktı, meydana geldi
شَهِدَ
Fiil-I
ش ه د
Şahidlik etti, erişti
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
سَمْع
İsim
س م ع
Kulak, işitme, dinleme
بَصَر
İsim
ب ص ر
Göz, basiret
جُلُود
İsim
ج ل د
Deriler
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
عَمِلَ
Fiil-I
ع م ل
İşledi, yaptı, amel etti, çalıştı, iş yaptı