close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Furkân Sûresi 77. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Kul mâ ya’beu bikum rabbî levlâ du’âukum(s) fekad keżżebtum fesevfe yekûnu lizâmâ(n)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
De ki: Sizi imana davet etmeseydi ne değeriniz olabilirdi Rabbimin katında; ama siz gerçekten de yalanladınız tebliğ edilenleri, artık azaplandırmak gerekmekte sizi.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Ey Resulüm!) De ki: "Eğer sizin duanız (davanız, takvanız) olmasaydı, Rabbim size ne diye değer versindi? Fakat siz (mademki) kesin şekilde yalanladınız (Kur’an’ın her hükmünün gerekli ve geçerli olmadığını söylediniz); artık (bunun cezası da mutlaka lazımdır ve azabı da) kaçınılmaz olacaktır (ve elbette çekilecektir)."
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
İnananlara de ki: Dua, yalvarma ve ibadetiniz olmasaydı, Rabbim size değer verir miydi? Ve inkârcılara da de ki: Gerçek şu ki siz, Allah'ın mesajını yalan saydınız, artık bu yüzden azap size sarılacak, yakanızı bırakmayacaktır.
Ahmet Tekin
swap_vert close
“Sizi kulluğa, ibadete ve duaya davet etmese; sizin kulluğunuz, ibadetiniz ve duanız olmasa, Rabbim sizinle ilgilenmez, sizi önemsemez ey insanlar! Ey inkâr edenler, siz tebliğ edilen Kurân'ı ve Rasulullah'ı yalanlarken, itaate yanaşmazken size de değer vermez. Bu sebeple dünyada ceza, âhirette azap yakanızı bırakmayacaktır.” diye ilan et.
Ahmet Varol
swap_vert close
De ki: "Duanız olmasa Rabbim size bir değer vermez. Ancak yalanladınız; artık (sizin için azap) kaçınılmaz olacak."
Ali Bulaç
swap_vert close
De ki: 'Duanız olmasaydı Rabbim size değer verir miydi? Fakat siz gerçekten yalanladınız; artık (bunun azabı da) kaçınılmaz olacaktır.'
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
(Ey Rasûlüm, kâfirlere) de ki: “- Sizin ibadetiniz olmasa, Rabbim sizi ne yapacak (size ne kıymet verir?) Mademki (Allah'ı ve Rasûlünü) tekzibettiniz, o halde azab size çaresiz vacib olacaktır.”
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
De ki: “Eğer dua ve ibadetiniz olmasaydı, Rabbim olan Allah, ne diye size değer verecek… İşte siz O’nu yalanladığınız için, azap yakanızı bırakmayacaktır. (Yani, size değer vermeyecektir.)(*)
(*) Celaleyn.  
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
De ki: “Eğer dualarınız olmasaydı Rabbim sizi ne yapardı? Fakat siz yalanladınız; bu yalanlamanız, yakanızı bırakmayacaktır.”[375]
[375] Duanın etkinliği, imam ve selam kavramları hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XIII, 556-557; Dua için ayrıca bk. XII, 355-358; XIII, 556-557.Furkân sûresinden çıkarılacak genel ilkeler için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XIII, 560-562.  
Besim Atalay
swap_vert close
Diyesin ki: «Duanız olmasa, Tanrının katında ne değer bulursunuz? Evet yalanladınız, gereken olacaktır
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
De ki: “(Allah'tan başkasına) kulluk etmezseniz (şirk koşmazsanız), Rabbim size ne diye (azap) etsin ki! Ama sizler (Allah'ın ayetlerini ve elçilerini) yalanladınız, inkâr ettiniz. Bunun için azap hiçbir zaman yakanızı bırakmayacaktır.”
Bu ayette hitap tamamen inanmayanlaradır. Öyle sanıldığı gibi birinci cümlesi “Duanız olmasa, Rabbim size ne diye değer versin!” şeklinde mü’minlere, ikinci cümlesi “Sizler Allah'ın ayetlerini yalanladığınız için azap hiçbir zaman yakanızı bırakmayacaktır.” Şeklinde inkârcılara. Bu doğru değildir. “Ya’be’u” kelimesi, “yapmak, etmek, harekete geçirmek” anlamındaki “ab’” kökünden türemiştir. Buna “değer, kıymet” manası vermek doğru olmaz. Doğru olan; “Şayet başkalarını kulluk etmezseniz Rabbim size ne diye azap etsin ki!” Yani “Allah size azap edecekse, şirk koştuğunuz için edecek” demektir. Bu ayetin, Nisa suresi 4/147 ayetiyle bağlantısını kurarsak konuyu daha iyi anlarız: “Eğer görevlerinizi yerine getirir ve inanıp güvenirseniz, Allah size niçin azap etsin? Allah, kıymet bilendir, her şeyi bilir.” 71. Ayetten itibaren mü’minlerin vasıflarından ve elde edecekleri nimetlerden bahsedilirken sonunda şirkten uzak durmaları konusunda inkârcılara da bir hatırlatma yapılıyor.  
Cemil Said
swap_vert close
Yâ Muhammed di ki: "Siz rasûlüni tekzîb itdikden sonra Allâh sizin du’âlarınıza ne kadar ehemmiyet virir. Bu tekzîbinizden dolayı ’azâba dûçâr olacaksınız."
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
De ki: "İbadetiniz (duanız) olmasa Rabbim size ne diye değer versin?" Ey inkarcılar! Yalanladığınız için, azap yakanızı bırakmayacaktır.*
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
(Ey Muhammed!) De ki: “Duanız olmasa, Rabbim size ne diye değer versin! Siz yalanladınız. Öyle ise azap yakanızı bırakmayacak.”
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
De ki: “Kulluğunuz ve niyazınız olmasa Allah size ne diye değer versin! (Ey inkârcılar!) Siz O’nun dinini yalan saydığınız için bunun günahı artık yakanızı bırakmayacak!”
Diyanet Vakfı
swap_vert close
(Resûlüm!) De ki: (Kulluk ve) yalvarmanız olmasa, Rabbim size ne diye değer versin? (Ey inkârcılar! Size Resûl'ün bildirdiklerini) kesinkes yalan saydınız; onun için azap yakanızı bırakmayacaktır!
Edip Yüksel
swap_vert close
De ki, "Duanız olmasa Rabbimin yanında değeriniz yoktur. Yalanlarsanız sonucuna katlanacaksınız."
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
(Resulüm!) De ki: "Rabbim size ne kıymet verir duanız olmasa? (Ey inkârcılar! Size bildirdiklerini) kesinkes yalan saydınız; o halde azab yakanızı bırakmayacaktır!
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
De ki rabbım size ne kıymet verir duânız olmasa? Demek ki tekzib ettiler, o halde yarın ceza yapışacak
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Habibim, mü’minlere) de ki: “(Sizin, tevhid üzere olan kulluğunuz ve bu kulluğun gereği olan) duanız olmasa, Rabbim size ne diye değer versin!” (Ve Resûlüm, kâfirlere de şöyle söyle:) “Fakat siz (ey kâfirler! Allah’ı, Peygamber’ini ve Kur’ân’ı) yalanladınız. İşte bu yüzden (âhirette, sizin için) azap kaçınılmaz olacaktır!”
Erhan Aktaş
swap_vert close
De ki: “Başkasına yalvarmanız olmazsa Rabbim sizi ne yapsın?¹” Oysaki siz yalanladınız. Bunun karşılığını yakında göreceksiniz.
1- “Başkasına yönelmez, onlardan yardım istemezseniz Allah sizi ne diye cezalandırsın!” Bak: Nisa 147  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
De ki: «(Şedâid zamanlarında kendisine) düâ ve (iltica) nız olmasaydı Rabbim size değer verir miydi? (Fakat madem ki) şimdi (Onu da, resulünü de) muhakkak suretde tekzîb etdiniz, O halde (bu tekzibinizden dolayı size artık) yakın bir azâb lâzım oluyor (demekdir)».
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
(Ey Resûlüm!) De ki: “Eğer duânız olmasa, Rabbim size ne diye ehemmiyet versin?”(2) (Ey müşrikler!) Fakat (siz Resûlümü) gerçekten yalanladınız; öyle ise (azab)ileride (üzerinize) şart olacaktır.
(2)“Evet kudret, insanı çok dâirelerle alâkadâr bir vaziyette yaratmıştır. Hem en küçük ve en hakīr(ehemmiyetsiz) bir dâirede, insanın eli yetişebilecek kadar insana bir ihtiyâr, bir iktidar vermiştir. Ferşten(yerden) arşa, ezelden ebede kadar en geniş dâirelerde insanın vazîfesi, yalnız duâdır. Evet قُلْ يَعْبَؤُابِكُمْ رَبِّي لَوْلَا دُعآَؤِكُمْ [De ki: Eğer duânız olmasa, Rabbim size ne diye ehemmiyet versin?] âyet-i kerîmesi, bu hakīkati tenvîr (aydınlatmaya) ve isbâta kâfîdir. Öyle ise, çocuğun eli yetişemediği bir şeyi pederinden ve vâlidesinden istediği gibi; abd (kul) de, acz ve fakrıyla Rabbisine ilticâ eder (sığınır) ve Hâlikından(yaratıcısından) ister.” (Mesnevî-i Nûriye, Habâb, 96)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
(Resulüm! Müşriklere) de ki: Eğer (onunla birlikte başka nesnelere, putlara) yalvarmanız (tapınmanız, kulluğunuz) olmasa (yani şirk koşmasanız), Rabbim size ne diye (azap) etsin ki? (Yani ortak koşmasaydınız sizin diğer günahlarınızı affederdi) Ama gerçek şu ki, (bunun yanı sıra) siz (Rabbimin mesajını da) yalanladınız: Artık bu (günah) yakanızı bırakmayacaktır!"*
(*) Bu ayette hitap tamamen inanmayanlaradır/putperestleredir. Öyle sanıldığı gibi birinci cümlesi “Duanız olmasa, Rabbim size ne diye değer versin!” şeklinde mü’minlere, ikinci cümlesi “Sizler Allah’ın ayetlerini yalanladığınız için azap hiçbir zaman yakanızı bırakmayacaktır.” Şeklinde inkârcılara. Bu doğru değildir. “Ya’be’u” kelimesi, “yapmak, etmek, harekete geçirmek” anlamındaki “ab’” kökünden türemiştir. Buna “değer, kıymet” manası vermek doğru olmaz. Doğru olan; “Şayet başkalarına kulluk etmezseniz Rabbim size ne diye azap etsin ki!” Yani “Allah size azap edecekse, şirk koştuğunuz için edecek” demektir. Bu ayetin, Nisa suresi 4/147 ayetiyle bağlantısını kurarsak konuyu daha iyi anlarız: “Eğer görevlerinizi yerine getirir ve inanıp güvenirseniz, Allah size niçin azap etsin? Allah, kıymet bilendir, her şeyi bilir.”71. Ayetten itibaren mü’minlerin vasıflarından ve elde edecekleri nimetlerden bahsedilirken sonunda şirkten uzak durmaları konusunda inkârcılara da bir hatırlatma yapılıyor. Kaynak: (C. Külünkoğlu Meali 77. Ayet Açıklaması) Yani “Başkasına yönelmez, onlardan yardım istemezseniz Allah sizi ne diye cezalandırsın!” Bkz: (Nisa 147) (Erhan Aktaş Meali 77. Ayet Açıklaması) Ayrıca: İsra-70: (وَلَقَدْ كَرَّمْنَا بَن۪ٓي اٰدَم الخَ) ‘’ Gerçekten biz insanoğullarına çok değer verdik…’’şeklindeki ayete göre yüce Allah (ister iman etsin, ister inkâr etsin) bütün insanlara değer, onur ve şeref vermiştir. Yani bu ayetten; ‘’İnsanın/ kulun inancı ve ameli ne olursa olsun, yine kul ve insan olma hasebiyle Allah katında çok değerli bir varlıktır’’ şeklinde bir mesaj çıkmaktadır, ama o iman etmemekle değerini bilmezse sonucuna katlanacaktır. Bu nedenle mevcut meallerde ‘’De ki: "İbadetiniz (duanız) olmasa Rabbim size ne diye değer versin? (Furkan-77) şeklindeki ayetin çevirisi hem hatalı olup hem de maalesef İsra-70. ayette geçen ‘’Gerçekten biz insanoğullarına çok değer verdik’’ şeklindeki ayetin mesajıyla çelişmektedir أي {ما يعبأ بكم ربي لولا دعاؤكم} الأصنام آلهة دونه فإن ذلك يوجب تعذيبكم (المحرر الوجيز في تفسير الكتاب العزيز).، وقال البلخي: معناه لولا كفركم وشرككم ما يعبأ بعذابكم، (التبيان الجامع لعلوم القرآن) وقيل: الدعاء عبادة الاصنام اي ما يعبأ بعذابكم ربي لولا عبادتكم الاصنام أو غيرها من دون الله فالخطاب ايضا للكفار (هميان الزاد إلى دار المعاد) أو ما يعبأ بتعذيبكم لولا دعاؤكم الأصنام آلهة (البحر المحيط) وَقِيْلَ: معناهُ: ما يفعلُ بكم يا أهلَ مكَّة لولا عبادتُكم غيرَ اللهِ،( التفسير الكبير وضمير الخطاب في قوله: {دعاؤكم} موجّه إلى المشركين بدليل تفريع {فقد كَذّبتم} عليه وهو تهديد لهم، أي فقد كذبتم الداعي وهو الرسول عليه الصلاة والسلام. وهذا التفسير هو الذي يقتضيه المعنى، ويؤيده قول مجاهد والكلبي والفراء.( التحرير والتنوير)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Dualarınız olmasaydı Rabbim size ne diye değer versin ki. Sonra (bu nimetleri) yalanladınız. (Her kes yalanladıklarından) Sorumlu olacak.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
De ki: "Eğer siz Ona yalvarmasaydınız, çalabımın yanında sizin ne değeriniz olurdu? Ancak, siz Onu yalan saydınız. Yakında başınıza gelecek var."
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Onlara de ki sizin ibadetiniz [³] olmasa Rabbimin yanında ne kıymetiniz olur! Siz tevhidi yalan saydınız. Artık bunun cezası yakında yakanıza yapışacaktır.
[3] Veya imanınız, şükrünüz.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
(Ey Peygamber!) De ki: “Şayet dualarınız olmasa Rabbim size ne diye değer versin!” (İnkârcılara da) “Mademki siz gerçekten yalanladınız. O hâlde (azap) yakanızı bırakmayacaktır/size elzem olacaktır [lizâmen]” de.
Kadri Çelik
swap_vert close
De ki: “Sizin duanız olmasaydı, Rabbim size itina gösterir miydi? Ama siz kesin bir şekilde yalanladınız; dolayısıyla bu yalanlamanız (bir azap olarak) hep sizinle olacaktır.”
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ey Müslüman! İslâm’ın özünü, esasını tüm insanlığa bildirmek üzere de ki: “Ey insanlar! Sizin Allah’a ibâdetiniz ve bunun özü olan duânız olmasa, Rabb’im size ne değer verir ki? Fakat siz ey inkârcılar; O’nun ayetlerini yalanladınız; öyleyse, cezaya çarptırılmanızartık kaçınılmaz olmuştur!”
Mahmut Özdemir
swap_vert close
De ki: “Eğer duanız olmasa, rabbim size ne diye değer versin? Derken yalanladınız; artık (bir ceza) gerekli olacaktır”.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Resulüm kullarıma de ki: " Dualarınız yoksa Rabb’im sizi neylesin. inkar ettiniz artık bundan böyle bu inkar, sizin yakanızı bırakmayacaktır... "
Mehmet Çoban
swap_vert close
Ey resulüm onlara de ki; "İnancınız, gönülden Allah’a yönelmeniz, Allah’ın yasalarına uygun hayatınız yoksa Allah sizi ne yapsın? Eğer sizler Allah’ı, Allah’ın ayetlerini inkâr ederseniz, Allah’ın yasalarını bırakıp insanların çıkarları için uydurdukları, sonra yine çıkarlarına göre sürekli değiştirdikleri yasalara uyarsanız. Dünyada yapmış olduklarınız, kendinizce ne kadar güzel ne kadar iyi olursa olsun, Allah katın da hiç bir değer bulmayacaktır. İnkârınızdan dolayı mutlaka cezalandırılacaksınız.”
Mehmet Okuyan
swap_vert close
De ki: “Duanız olmasaydı, Rabbim size neden değer versin ki!” [*] (kâfirlere de ki): “Siz ise elbette (gerçeği) yalanladınız. Onun için ileride (bu günah size) yapışacaktır!”
Ayetin ilk cümlesinde muhataplar müslümanlar ise tercüme mealde verdiğimiz gibidir. Eğer muhataplar müşrik iseler, bu ayet bağlama uygun olarak şöyle de tercüme edilebilir: “Allah’tan başkasına yalvarmanız olmasa, Allah sizinle uğraşmaz (sizi cezalandırmaz); siz (Kur’an’ı, Allah’ın emirlerini, ilkelerini) yalanladınız; onun için azap yakanızı bırakmayacaktır.”  
Mehmet Türk
swap_vert close
(Ey Muhammed!): “(Ey insanlar!) sizin kulluğunuz olmadığı sürece, Rabbim size hiç değer vermez,¹ Onu yalan saydığınız sürece de azap, sizin yakanızı asla bırakmaz!” de.
1 Yukarıda (مَا) olumsuzluk harfi olarak düşünülmüştür. Ancak bu (مَا)’nın soru harfi olarak düşünülmesi de mümkündür. Bu durumda âyetin bu bölümünün tercümesi, “(Ey insanlar!) Eğer sizin kulluğunuz olmasaydı, Rabbim size hiç değer verir miydi?” şeklinde olabilir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
[İNANANLARA] de ki: “Dua ve yönelişiniz O’na olan inancınız için değilse, ⁵⁷ Rabbim size niçin değer versin?” [Ve inkarcılara da de ki:] “Gerçek şu ki, siz [Allah’ın mesajını] yalanladınız: artık bu [günah] yakanızı bırakmayacaktır!” ⁵⁸
57 Lafzen, “dualarınız için değilse”. Du‘â’ sözcüğünün, bu anlam akışı içinde, İbni ‘Abbâs (Taberî’nin kaydettiğine göre) “inanç”la eş anlamlı olduğunu söylemektedir.58 Yani, “tevbe etmedikçe, bu günah sizin öte dünyadaki ruhanî geleceğinizi tayin edecektir”.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
De ki: – Sizin dua ve kulluğunuz olmasa Rabbim size niye değer versin ki? Siz ki gerçeklere karşı yalana sarıldınız, iyi bilin ki bunun vebali yakanızı hiç bırakmayacak. 2/286, 40/60, 35/37, 39/59, 67/8...11, 43/78
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
(EY RASÛL) de ki: “Eğer duanız olmasaydı Rabbim size niçin değer verecekti ki?”[³¹⁶⁵] (KÂFİRLERE[³¹⁶⁶] de ki): “Sonuçta siz de yalanlamış bulunuyorsunuz: bundan böyle (inkârınız) sizin yakanızı asla bırakmayacak!”[³¹⁶⁷]
[3165] Bu âyet, çatısını değiştiren bir biçimde “De ki: (Allah’tan başkasına) duanız olmasa Rabbim sizi niçin cezalandırsın?” şeklinde anlaşılabilir mi? Allahu a’lem hayır. Bu yorumun tek yararı bir sonraki âyetle uyum sağlamasıdır. Ama bu “uyum”, uğruna ödenen bedelle mütenasip değildir. Zira ‘abee (el-’ıb’) kelimesinin “yük, değer, kıymet” dışında ayrıca bir “ceza” mânası yoktur. Buna ilaveten “Allah’tan başkasına” gibi metinde olmayan bir takdir gerektirir. Dua insanın Allah karşısındaki esas duruşudur. Âyet duanın insanın varlık sebebi olduğunu söyler. Bu yüzden “dua ibadetin iliğidir”. Zımnen: Dua etmek, bizatihi kabul olmuş bir duadır. Ey insan! Duanın kabul olup olmadığına değil, dua edip etmediğine bak! Zira dua eden kalp, Allah’la diyalog halindedir. [3166] İbn Abbas’a dayanarak (Taberî). [3167] Veya: “Eğer kulluğunuz olmasaydı..” Son iki âyette dua ile yalanlama zıt kutuplarda durmaktadır. Zımnen: Allah’a dua etmek O’nu tasdik etmenin, duadan kaçmak ise O’nu yalanlamanın tezahürüdür.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Ey Muhammed) De ki: (Ey müminler) Sizin dua ve yakarmanız olmasa, Rabbimin katında hiç değeriniz olur muydu? (Ey kafirler, madem ki Rabbinizin ayetlerini, hak davetini) yalanladınız. O halde azap yakanızı bırakmayacaktır!
Osman Fırat
swap_vert close
(Ey Muhammed!) De ki: "Duanız (Rabbinize yakarmanız) olmasa, Rabbim size ne diye değer versin! Siz yalanladınız. Öyle ise azap yakanızı bırakmayacak. "
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
De ki: «Sizin ibadetiniz olmayınca Rabbim size ne kıymet verir. Halbuki, siz tekzîp ettiniz, artık (bu tekzîpin cezası size) yakın bir zamanda ulaşacaktır.»
Suat Yıldırım
swap_vert close
De ki: “Duanız olmazsa Rabbim size ne diye değer versin ki? Ama siz, ey inkârcılar! Size bildirdiklerimi yalan saydınız, artık bu günahtan yakanızı kurtaramayacaksınız. ”
Süleyman Ateş
swap_vert close
De ki: "Du'anız (ibadetiniz) olmadıktan sonra Rabbim sizi ne yapsın? (Size haber verdiklerimi) yalanladınız. Bu yüzden cezalandırılmanız gerekecektir."
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Yâ Muhammed! Di ki: "Eğer O'na du'â ve 'ibâdet itmez iseniz Allâh 'indinde sizin ne kadir ve kıymetiniz olur? Halbuki siz O'nı tekzîb itdiniz. İmdi karîben bunun lâzımı olan şeyi görirsiniz.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
De ki: “Duanız olmasa Sahibinizin yanında ne değeriniz olur? siz hep yalan söylediniz. Yarın yalanınız yakanızı bırakmayacaktır.”
Şaban Piriş
swap_vert close
De ki:-Sizin dua ve kulluğunuz olmazsa, Rabbim size ne diye değer versin? Siz onu yalan saydınız, yakında bunun cezasını göreceksiniz.
Ümit Şimşek
swap_vert close
De ki: Duanız olmasa Rabbim size ne diye değer versin? Fakat siz yalanladınız; bunun cezası da yakanıza yapışacaktır.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
De ki: "Duanız/davetiniz yoksa, Rabbim sizi ne yapsın? Yalanladınız; bu yüzden azap kaçınılmaz olacaktır."
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
eyit: “ne eyleye-y-idi size çalabum eger degül misse sizi oķıduġı? ya'nį islām’a. pes bayıķ yalan duttunuz pes tįz ola 'aźāb lāzım.”
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Eyit yā Muḥammed: Ne eyleye‐y‐di size beni yaradan Allāh, egerdu‘āñuz olmasa‐y‐dı? Taḥḳīḳ siz yalañladuñuz, pes yalanlamaḳ cezāsı sizelāzım olsa gerek.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Ya Rəsulum, bu Məkkə müşriklərinə) de: “Əgər ibadətiniz olmasa, Rəbbimin yanında nə qədir-qiymətiniz olar? Siz (Qur’anı və öz Peyğəmbərinizi) təkzib etdiniz. Buna görə də (nə dünyada, nə də axirətdə əzab) yaxanızdan əl çəkməyəcəkdir!”
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Say (O Muhammad, unto the disbelievers): My Lord would not concern himself with you but for your prayer. But now ye have denied (the Truth), therefor there will be judgment.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Say (to the Rejecters): "My Lord is not uneasy because of you if ye call not on Him:(3136) But ye have indeed rejected (Him), and soon will come the inevitable (punishment)!"
3136 Let not the wicked think that it causes Allah any annoyance or uneasiness if they do not serve or worship Him. He is high above all needs. But He turns in His Mercy to all who call on Him. For those who arrogantly reject Him, the evil consequences of their rejection are inevitable, and must soon come to pass. (R).  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
قُلْ
de ki
مَا
ne diye
يَعْبَؤُ۬ا بِكُمْ
size değer verir
رَبّ۪ي
Rabbim
لَوْلَا
olma- saydı
دُعَٓاؤُ۬كُمْۚ
duanız
فَقَدْ
fakat gerçekten
كَذَّبْتُمْ
yalanladınız
فَسَوْفَ
öyle ise yakında
يَكُونُ
olacaktır
لِزَاماً
kaçınılmaz
(Resulüm!) De ki: "Eğer duanız (istediklerinizi mülkün Mâlik'i ve Melik'inden istemeniz) olmasa, Rabbim size ne diye değer versin!" Fakat (Ey kâfirler!) siz (âyetlerimi ve resulümü) yalanladınız. Öyle ise yakında (kıyamet azabı sizin için) kaçınılmaz olacaktır.
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
عَبَاَ
Fiil-I
ع ب ا
Değer verdi
بِكُمْ
Zamir
بِكُمْ
Sizin için, kendinize, size karşı
رَبّ
İsim
ر ب ب
Rabb (Allah'ın esması, ismidir. Rahmetiyle terbiye eden demektir), efendi
لَوْلَا
Tahdid edatı + Şart edatı
لَوْلَا
olmamış olsa, olmasa, keşke, eğer olmasaydı
دُعَٓاء
İsim
د ع و
Çağırma, dua, davet, istek
قَد
Edat
قَد
Katiyen, muhakkak, doğrusu, hakikaten, kesin olarak, andolsun
كَذَّبَ
Fiil-II
ك ذ ب
Yalanladı, yalan saydı
سَوْف
Fiil
سَوْف
Yakında, -ecek, -acak, olacak
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
لِزَام
İsim
ل ز م
Kaçınılmaz