De ki: “Ben buna karşılık sizden bir ücret istemiyorum. Ancak, Rabbine doğru bir yol tutmak isteyen kimseler olmanızı istiyorum.”
Bkz. 6/90, 23/72, 34/47, 36/21, 38/86, 42/23“Ben buna karşılık sizden bir ücret istemiyorum” cümlesi, tebliğ hizmetinin bedelsiz ve karşılıksız olması gerektiğini anlatıyor. Şuara 26/109, 127, 145, 164 ve 180. ayetlerinde Hz. Nuh, Hud, Salih, Lût ve Şuayip peygamberlerin “Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ücretim ancak âlemlerin Rabbi olan Allah’a aittir.” Söylemleri de Allah için yapılan hizmetin herhangi bir maddi karşılık olmadan yapılması gerektiğini ortaya koymaktadır.Hiçbir peygamber, dini geçim kaynağı yapmamış ve peygamber oldu diye kendini maaşa da bağlamamış. Her peygamberin toplumun diğer fertleri gibi bir mesleği vardı. Peygamber olmadan önce hangi mesleği icra ediyordu ise peygamber olduktan sonra da tebliğ vazifesiyle beraber aynı mesleği icra etmeye ve geçimini o meslekten sürdürmeye devam etmiştir. Bu şekilde hayatın içinde olan peygamber vazifesini de kolayca icra etmiştir Hayatın içinde olmayan insanların, hayatın gerçeklerini bilmedikleri için Allah’ın dinini anlaması ve anlatması zordur. Onun için dini anlatmayı ve “Hayat Kitabı” olan Kur’an’ı tanıtmayı kendine vazife edinen kişiler hayatın içinde olmalıdır. Hayattan kopuk, toplumdan uzak ve sadece mektep sıralarında tedrisat görerek ve kitap okuyarak öğrenilen bir dinle topluma istikamet vermek ve örnek olmak mümkün değildir.