close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Furkân Sûresi 50. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Velekad sarrafnâhu beynehum liyeżżekkerû feebâ ekśeru-nnâsi illâ kufûrâ(n)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ve andolsun ki biz onu, bulundukları yerlere akıttık düşünüp ibret alsınlar diye, fakat insanların çoğu, ibret almaya yanaşmadı, nankör olup gitti.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Andolsun bunu (Kur’an’ı), onların arasında, öğüt alıp-düşünsünler diye çeşitli biçimlerde (Resulün diliyle ve bilimsel gelişmelerle) açıkladık. Ama insanların çoğu nankörlük ederek (bile bile) ayak diretip (karşı çıkmışlardır).
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Gerçek şu ki biz, bütün bu tabiat olaylarını insanların gözü önünde, türlü türlü şekillerde tekrar ettik ki, belki ders alıp akıllarında tutarlar. Ama insanların çoğu inat edip dayattılar ve nankörlükten vazgeçmediler.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Andolsun, yağmuru, ibret almaları, şükretmeleri için, insanlar arasında, yeryüzünün değişik bölgelerinde bölüştürdük. Ama, insanların çoğu ille de nankörlük edip diretmiştir.
Ahmet Varol
swap_vert close
Andolsun ki öğüt alsınlar diye onu aralarında dağıttık. [6] Ancak insanların çoğu nankörlükten başka bir şeye yanaşmadılar.
6.Suyu değişik beldelere dağıttık veya bu hususu değişik şekillerde açıkladık.  
Ali Bulaç
swap_vert close
Andolsun bunu, onların arasında öğüt alıp-düşünsünler diye çeşitli biçimlerde açıkladık. Ama insanların çoğu nankörlük edip ayak direttiler.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Doğrusu, yağmuru, memleketler arasında taksim ettik ki, ibret alsınlar (şükretsinler). Yine de insanların çoğu yüz çevirdiler, ancak nimeti inkâr ettiler.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Andolsun! Biz, mesaj alsınlar diye, o suyu aralarında kullandık. Fakat insanların çoğu nankörlük yapmaktan başka hiçbir nimete şükretmediler.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Gerçek şu ki, düşünüp öğüt almaları için suyu, ülkeler arasında bir nizama göre dağıtmışızdır. Buna rağmen insanların çoğu nankörlükte direnmiştir.
Besim Atalay
swap_vert close
«Öğüt alsınlar diye, aralarında onu gerçekten dağıtmışız, insanların pek çoğu kâfir olmaktan başka bir şey yapmamışlardır
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Andolsun ki, o (yağmur)u, memleketler arasında taksim ettik ki, (insanlar) düşünüp ders alsınlar. Ama insanların çoğu nankörlükte direndiler.
Cemil Said
swap_vert close
Yağmurı her tarafda ihsân idiyoruz. Tâ ki bizi zikr iylesünler lâkin insânların ekserîsi küfürden başka bir şey yapmıyor.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
And olsun ki öğüt almaları için ülkeler arasında yer yer türlü türlü yağmur yağdırmışızdır. Buna rağmen insanların çoğu nankörlükte direnmiştir.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Andolsun, biz bunu insanlar arasında, düşünüp ibret alsınlar diye tekrar tekrar açıkladık. Fakat insanların çoğu nankörlükte direttiler.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Gerçek şu ki, biz bütün bunları, insanlar doğru dürüst düşünüp ders çıkarsınlar diye kendilerine tekrar tekrar anlatmışızdır; buna rağmen insanların çoğu nankörlükte direnip durmuşlardır.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Andolsun bunu, insanların öğüt almaları için, aralarında çeşitli şekillerde anlatmışızdır; ama insanların çoğu ille nankörlük edip diretmiştir.  
 Bu âyete, «ilâhî kudretin eserlerinin ve insanlara verilen nimetlerin birçok peygamberin dilinden defalarca ve çeşit çeşit anlatıldığını» ifade etmek üzere yukarıdaki şekilde mana vermek mümkün olduğu gibi; «suyu evirip çevirip, değişik yerlere türlü türlü yağmur yağdırdık» tarzında bir mana da verilebilir.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Öğüt almaları için onu aralarında dağıtıp çevirdik. Ne var ki insanların çoğunluğu nankörlükte diretmektedir.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Andolsun bunu, insanların öğüt almaları için, aralarında çeşit çeşit şekillerde anlatmışızdır; ama insanların çoğu ille nankörlük edip diretmiştir.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Celâlım hakkı için onu aranızda evirip çevirmekteyiz düşünsünler ıbret alsınlar diye yine de nâsın ekserîsi dayatmakta nankörlükten başkasına yanaşmamakta
Emrah Demiryent
swap_vert close
Kasem olsun ki, öğüt (ibret) almanız için onu (yağmuru yeryüzünün farklı bölgelerine farklı miktarlarda yağdırarak) aranızda evirip çevirmekteyiz. Buna rağmen insanların çoğu (bize şükretmeyerek) nankörlükte direnmektedir.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Ant olsun ki Biz, öğüt almaları için onu, onların aralarında paylaştırdık. Ancak insanların çoğu nankörlük etmekte direttiler.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Andolsun bunu, (insanların) ibret almaları için, aralarında çeşid çeşid suretlerde anlatmışızdır (yahud bu suyu evirib çevirmişizdir). Fakat insanların çoğu, ille nankörlük olmak üzere, dayatdılar (inâdlarından dönmediler).
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Celâlim hakkı için, ibret alsınlar diye bunu aralarında çeşitli şekillerde açıkladık;(1)fakat insanların çoğu nankörlükten başka bir şeye yanaşmamaktadır.
(1)“Kâinatta tasarruf eden haşmet-i rubûbiyet (Allah’ın haşmetli terbiye ediciliği), o koca güneşi şu zemin yüzündeki (dünyadaki) zîhayatlara (canlılara) bir hizmetkâr, bir lâmba, bir ocak; ve koca küre-i zemîni (yer küreyi) onlara bir beşik, bir menzil bir ticâretgâh; ve ateşi, heryerde hâzır bir aşçı ve dost; ve bulutu, süzgeç ve murdia (süt annesi); ve dağları, mahzen ve anbar; ve havayı, zîhayâta enfas (nefes)ve nüfûsa (nefislere) yelpaze; ve suyu, yeniden hayâta girenlere süt emziren dâye (dadı) ve hayvanâta âb-ı hayat (hayat suyu) veren bir şerbetçi hükmüne getiren rubûbiyet-i İlâhiye, gāyet vâzıh (açık) bir sûrette vahdâniyet-i İlâhiyeyi (Allah’ın birliğini) gösterir. Evet Hâlık-ı Vâhid’den (bir olan yaratıcıdan)başka kim güneşi arzlılara müsahhar (emir altında) bir hizmetkâr eder? Ve O Vâhid-i Ehad’den (sıfatlarında ve zâtında bir olan Allah’dan) başka kim havayı elinde tutar, pek çok vazîfelerle tavzîf edip(vazîfelendirip), rûy-i zemînde (yeryüzünde) çevik-çalak (gāyet çevik) bir hizmetkâr eder? Ve O Vâhid-i Ehad’den başka kimin haddine düşmüştür ki, ateşi aşçı yapsın ve kibrit başı kadar bir zerrecik ateşe, binler batman (tonlarca ağırlıkta) eşyâyı yuttursun ve hâkezâ (bunun gibi). Herbir şey, herbir unsur, herbir ecrâm-ı ulviye (gök cisimleri), o haşmet-i rubûbiyet noktasında Vâhid-i zü’l-Celâl’i (Celâl sâhibi ve bir olan Allah’ı) gösterir.” (Mektûbât, 20. Mektûb, 65)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Gerçekten, düşünüp öğüt almaları için onu (yağmuru), onların aralarında (ülkeler, bölgeler arasında bir düzen ve ölçüye göre) dağıtmaktayız. Ama (buna rağmen yine) insanların çoğu nankörlükte diretmektedir. *
(*) Ölü beldelere hayat veren yağmur, bir ölçüye ve sisteme göre yağmaktadır. Bu denge sayesinde nimetlere kavuşulmaktadır. Doğadaki hassas dengeyi anlamayanların nankörlükleri kaçınılmazdır. Zaten tezekkür, parçaları birleştirip büyük resmi görebilmektir… Yağış, atmosferdeki su buharının yoğunlaşması ile ortaya çıkan ve dünyanın yüzeyine kadar inebilen her türlü üründür. Atmosferdeki su buharı doygunluğa ulaştığında meydana gelir. Hava su buharına iki şekilde doyar: Soğuma ve nem oranının artması. Yağışlar, metre kareye (m2) kilogram (kg) veya milimetre (mm) olarak belirtilir. Yağış yeryüzüne kar, yağmur, dolu gibi şekillerde düşer. Bu şekilde hidrolojik döngü oluşur ve yeryüzünde temiz tatlı su sağlanmış olur. Her yıl yaklaşık 505,000 km³ su yağış olarak dünyaya düşerken bunun, 398,000 km³’ ü okyanuslara düşer. Başka bir deyişle her sene karaya ortalama bir metre ve okyanuslara 1,1 metre yağış düşer. Yağmur yağışların en büyük bölümünü oluşturur.) Yağış Nedir Kısaca: www.forumaciil› .net www.forumaciil.net Okul ve Eğitim › Coğrafya.) Ayrıca Kuran, 1400 yıl önceden (Zuhruf-43/11 de) yağmurun bir sistem ve ölçüye bağlandığını haber vermektedir. Son yüzyılda yapılan araştırmalarla yağmurun nasıl yağdığı, Dünya’daki suyun çevrim özellikleri iyice anlaşıldı. Keşfedilen gerçeklerden biri de Dünya’ya her sene aynı miktarda suyun yağmur olarak yağdığıdır. Kaynak: (www.mucizeler.com) Zira Bilim adamlarının söylediğine göre; Atmosferdeki su buharı genelde 13×1012 ton kadardır. Bu değişmeyen sabit bir miktardır. Yağmurlar yağdığında bu oran azalır, fakat buharlaşmayla eksilen miktar telafi edilir. Böylelikle oran muhafaza edilir. Bilim adamları ortalama olarak yeryüzünden her saniyede 16 milyon ton suyun buharlaştığını hesaplamışlardır. Acaba yeryüzüne inen su miktarı ne kadardır? Yapılan araştırmalar her saniye yeryüzüne inen su miktarının da 16 milyon ton –yani buharlaşan miktar kadar- olduğunu göstermektedir. (Bu miktar bir yılda ise 505 milyon kere milyon ton değerine ulaşmaktadır. Güneşten dünyaya gelen 13,4 x 1020 kilokalorilik ısı enerjisinin % 22’si bu buharlaşma için harcanmaktadır.) Kaynak: Taşkın Tuna, Etrafımızdaki Hava, s, Yeni Asya Yayınları, İstanbul, 1984, 30-31) Aşağıdaki tefsir metinlerine de bakılabilir. ويؤخذ من الآية أن الماء المنزل من السماء لا يختلف مقداره وإنما تختلف مقادير توزيعه على مواقع القطر ، فعن ابن عباس : ما عام أقل مطرا من عام ولكن الله قسم ذلك بين عباده على ما شاء . وتلا هذه الآية ، اهـ . فحصل من هذا أن المقدار الذي تفضل الله به من المطر على هذه الأرض لا تختلف كميته وإنما يختلف توزيعه . وهذه حقيقة قررها علماء حوادث الجو في القرن الحاضر ، فهو من معجزات القرآن العلمية الراجعة إلى الجهة الثالثة من المقدمة العاشرة لهذا التفسير (التحرير والتنوير - تفسير البيضاوي )  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
İnsanlar aralarında düşünsünler diye o hatırlatmayı biz kullanıyoruz, fakat insanların çoğu kabul etmemekte direniyorlar.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Biz o suyu her yanlarına dağıttık ki öğütlensinler diye.ancak insanların pek çoğu iyilik nedir bilmediler, yalnız dayattılar.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
* Biz onların nimetimizi hatırlamaları için yağmuru aralarında [⁵] dolandırdık [⁶]. Halbuki nâs/ın pek çoğu nankörlükten başka bir şey yapmadılar.
[5] Muhtelif şekil ve miktarda yağmur yağdırdık.[6] Yahut bu sözü onların arasında Kur'an'da ve sair Kütüb-ü İlâhiye'de tekrar ettik.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Andolsun Biz bunu insanlar arasında, düşünüp ibret alsınlar diye tekrar tekrar anlatıyoruz. Buna rağmen insanların çoğu yine de nankörlük etmekte ayak dirediler [ebâ].
Kadri Çelik
swap_vert close
Şüphesiz bunu, onların arasında hatırlayıp kendilerine gelsinler diye çeşitli biçimlerde açıkladık. Ama insanların çoğu nankörlükte direnmiştir.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Gerçekten Biz, insanı hakîkate ulaştıracak delilleri ortaya seren muhteşem bir kitap indirdik ve onu türlü misallerle ve tüm yönleriyle açıkladık ki, bu ayetleri düşünüp ibret alsınlar fakat insanların çoğu, bunca öğütlerden yüz çevirerek nankörlükte diretiyor.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
And olsun düşünüp öğüt almaları için aralarında onu evire çevire açıkladık! İnsanlar’ın en çoğu ancak nankörlükte / inkârda diretti.
Mehmet Çakır
swap_vert close
hatta düşünmeleri için biz, bu su konusunu sık sık gündeme getiriyoruz. Buna rağmen çokları nankörlükte diretiyor...
Mehmet Çoban
swap_vert close
Ant olsun biz bu ayetleri; nimetlerimizi hatırlasınlar diye açıkça, defalarca anlatıyoruz ki düşünüp öğüt alsınlar. Yarattığımız varlıklara doğal yasalar koymasaydık. İnsanı destekleyecek, insana yardım edecek varlıkları hazırlamasaydık, güneşsiz, gölgesiz, gecesiz, gündüzsüz, uykusuz, yağmursuz, bitkisiz, hayvansız bir dünyada insanlar nasıl yaşardı? Bütün bu nimetler insanlar takdir etmese de onlara nimet olarak verildi. İnsanların çoğu bu örneklerden ibret alacağına, düşünerek doğruyu bulacağına, nankörlükte ısrar ediyor. Bütün bunların kendiliğinden olduğunu zannediyor. Günlük hayatında hiç bir şeyin kendiliğinden olmadığını, her şeye çaba sarf ettiğini gördüğü halde, Rabbinin verdiği bütün nimetlerin kendiliğinden olduğunu nasıl düşünebiliyor? Böyle bir zanna nasıl kapılabiliyor? Hiç düşünmüyor mu? Yaptığı duyarsızlık sadece nankörlüğünü katlayarak artırıyor.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Yemin olsun ki (gerçeği) hatırlasınlar diye bu (gibi gerçekleri) aralarında etraflı bir şekilde anlattık. İnsanların çoğu küfürden başka (bir karşılık vermemekte) direttiler.
Mehmet Türk
swap_vert close
Yemin olsun Biz, bu (Kur’an’ı),¹ insanların öğüt almaları için, (tekrar tekrar) anlattık ama yine de insanların çoğu inkârdan başkasına yanaşmadılar.
1 (صَرَّفْنَاهُ) daki zamiri suya göndermek de mümkündür. Buna göre bu âyetin tercümesi; “ibret alsınlar diye o (suyu) aralarında evirip çevirmekteyiz…” de olabilir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Gerçek şu ki, Biz bütün bunları insanların gözü önüne hep seregelmişizdir ³⁹ ki, belki ders alıp akıllarında tutarlar; ama insanların çoğu, nankörlükte direnmektedir.
39 Lafzen, “Biz onu onların arasında çeviregeldik (sarrafnâhu)”; mutlak bilgi ve kudret Sahibi müte‘âl bir Yaratıcı’nın varlığını apaçık ortaya koyan delil ve çıkarsamaların gerek Kur’an’da ve gerekse önceki vahyî mesajlarda çeşitli zaviyelerden sıkça tekrarlandığına işaret eden bir ifade (Zemahşerî).  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Biz, bu konuları düşünüp öğüt alsınlar diye onlara tekrar tekrar anlatıyoruz ama gel gör ki insanların çoğu nankörlükten başka bir şey yapmıyorlar. 41/39, 5/9...11, 14/52, 29/51
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Doğrusu Biz, onu (ve bütün bu örnekleri)[³¹³⁸] ayrıntılı bir biçimde açıklayarak insanların önüne koyduk ki düşünüp ders alsınlar… Hal böyleyken insanların çoğu yine de yüz çevirmekte, nankörlükte direnmekteler.
[3138] “(Ey insan!) Görmez misin..” diye başlayan 45. âyetten buraya kadar Allah’ın eşyayı amaçsız yaratmadığına atıf olan örnekler kastediliyor.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
And olsun ki, düşünüp ibret alsınlar diye o yağmuru, aralarında evirip çevirmekteyiz. (Bir yere yağmur yağdırıp, diğer bir yöreye yağdırmamaktayız) Buna rağmen insanların çoğu, nankörlükte direnirler.
(Beldelerine bol yağmur yağdığında sevinirler ama, Rablerine şükretmezler, nankörlük ederler, kuraklık olduğunda ise Rablerine yalvarmazlar, beldelerine her zaman yağmur yağsın isterler. Bulutları evirip çevirmemizin sebebinin onları imtihan etmek olduğunu bilmezler)  
Osman Fırat
swap_vert close
Andolsun, biz bunu insanlar arasında, hatırlayıp ibret alsınlar diye tekrar tekrar açıkladık. Fakat insanların çoğu nankörlükte direttiler.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Zât-ı akdesim hakkı için onu (o yağmur nîmetini) tefekkür etsinler için aralarında türlü türlü sûretlerde bulundurmaktayız. Halbuki nâsın ekserisi ancak nankörlükte bulunmuştur.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Bu gerçeği, insanların iyice düşünmeleri için Biz, farklı üsluplarla anlatsak da onların çoğu nankörlükten başka bir şey yapmıyorlar.
Âyet-i kerime şu mânaya da gelebilir: “Biz yağmuru insanlar yani ülkeler arasında taksim ettik ki insanlar düşünüp ibret alsınlar.”  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Andolsun biz, bu sözü onların aralarında çevirip çevirip anlattık ki öğüt alsınlar. Ama insanların çoğu, nankörlükte direnmektedir.
Yahut bu suyu tekrar tekrar indirip toprağı hayâta kavuşturduk ki ibret alsınlar.  
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Biz yağmurı, tezekkür itmeleri ve düşünmeleri içün aralarında sarf iyledik (gâh üzerine gâh buraya yağdırdık) Nâsın ekserîsi şükrümüzden imtinâ' idüb ni'metimize küfrân iylediler.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Biz o suyu, bilgi sahibi olsunlar(ve bilgilerini kullansınlar) diye halden hale çevirdik[*]. Ama insanların nankörlüğü bir türlü bırakmaz.
[*] Kaynak suyu, dere suyu ve deniz oldu. Kar, buz ve buhar oldu.  
Şaban Piriş
swap_vert close
Düşünsünler, öğüt alsınlar diye, onu aralarında evirip çevirdik. Yine de insanların çoğu nankörlükten vazgeçmez.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Doğrusu, öğüt alsınlar diye Biz onu aralarında çeşitli şekillere çevirip durmaktayız.(6) Yine de insanların birçoğu nankörlükten geri durmuyor.
(6) Su devresinin çeşitli aşamaları; suyun denizlerde, havada, yeraltında, akarsu ve göllerdeki yağmur, buhar, kar, dolu gibi çeşitli halleri.  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Yemin olsun, onu aralarında çeşitli biçimlerde ifade ettik ki öğüt alabilsinler. Ama insanların çoğu sadece nankörlükte ısrar etmektedir.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı bayıķ ŧaġıdduķ anı aralarında tā endįşe eyleyeler pes onamadı ādemįlerüñ eyregi illā inanmamaķlıġa.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Biz ṭaġıtduḳ anları aralarında anlar ögütlenmeg‐içün. Pes uymadı ḫalḳuñçoġı, illā kāfirlıġa.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Zati-əqdəsimə) and olsun ki, (onlara verilən ne’mətləri) yada salsınlar deyə, Biz (həmin suyu) onların arasında paylaşdırdıq. Bununla belə, insanların əksəriyyəti nankorluqdan başqa bir şey etmədi (nankorluğunda dirənib qaldı).
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And verily We have repeated it among them that they may remember, but most of mankind begrudge aught save in gratitude.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
And We have distributed the (water) amongst them, in order(3107) that they may celebrate (our) praises, but(3108) most men are averse (to aught) but (rank) ingratitude.
3107 The water is distributed all over the world, in order that all life may receive its support, according to its needs. In 25:48-50, we have the argument of contrasts stated in another way. Water is life, and is made available to sustain life all over the world: this is a physical fact which all can see. But water is also the symbol of spiritual life, whose sustaining principle is the Will of Allah as made known to us through Revelation. It sometimes comes to us in our inward or spiritual storms. Many violent unsettlements of the spirit are but heralds of the refreshing showers of spiritual understanding mat come in their wake. They purify our souls, and produce spiritual Life even where there was a parched spiritual desert before. They continue to sustain us in our normal spiritual Life out of the reservoirs of Allah's Revelation, which are open to all, and well-distributed in time and space. The universality of distribution is again referred to in the following verse. 3108 In contrast to Allah's abounding Mercy is man's base ingratitude: another symbolic contrast between Light and Darkness, or Water and Drought  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَلَقَدْ
ve andolsun gerçekten
صَرَّفْنَاهُ
onu tekrar tekrar açıkladık
بَيْنَهُمْ
aralarında
لِيَذَّكَّرُواۘ
ibret alma-ları için
فَاَبٰٓى
ama kabul etmedi
اَكْثَرُ النَّاسِ
insanların çoğu
اِلَّا
an-cak
كُفُوراً
nankörlüğü
Ve andolsun ki Biz, (insanlar) bunu aralarında (düşünüp) ibret alsınlar diye tekrar tekrar açıkladık; ama insanların çoğu (hakkı inkârda ve) nankörlükte diretirler.
قَد
Edat
قَد
Katiyen, muhakkak, doğrusu, hakikaten, kesin olarak, andolsun
صَرَّفَ
Fiil-II
ص ر ف
türlü türlü açıkladı, farklı şekillerde açıkladı, iyice açıkladı
بَيْن
İsim
ب ي ن
Arasında
تَذَكَّرَ
Fiil-V
ذ ك ر
Tezekkür etti, öğüt aldı, hatırladı, ibret aldı, idrak etti
اَبَى
Fiil-I
ا ب ي
Diretti, kaçındı, reddetti, sakındı, kabul etmedi
اَكْثَر
İsim
ك ث ر
Çoğu, daha çok, daha fazlası
نَاس
İsim
ن و س
İnsanlar
اِلَّا
Edat
اِلَّا
Ancak, sadece, başka, hariç, dışında, yalnız
كُفُور
İsim
ك ف ر
İnkâr etmek, nankör olmak