close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Furkân Sûresi 40. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Velekad etev ‘alâ-lkaryeti-lletî umtirat metara-ssev-/(i)(c) efelem yekûnû yeravnehâ(c) bel kânû lâ yercûne nuşûrâ(n)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Andolsun ki onlar, uğramışlardır kötü bir yağmur yağdırılan o şehre, onu olsun görmüyorlar mı? Görüyorlar, fakat onlar, ölümden sonra dirileceklerini ummuyorlar.
Lut Peygamberin gönderildiği kavmin en büyük şehri olan Sedum şehridir.  
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Andolsun onlar, (müşrikler ve münafıklar) üstüne felaket yağmuru yağdırılmış bulunan o belde(lere ve bölgelere) uğramışlardır; yine de hâlâ onu görmüyorlar (ve ibret almıyorlar) mıydı? Hayır, onlar (aslında) dirilmeyi (ve hesap vermeyi) ummuyorlar (ve istemiyorlar diye böyle davranıyorlar)dı.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Andolsun ki, onlar afet yağmuruna tutulan, üzerlerine taş yağdırılan, Lût toplumunun memleketlerine varmışlardır. Peki orada olup biteni farketmediler mi? Hayır, onlar öldükten sonra dirilmeyi asla beklemiyorlar.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Andolsun ki, bu Kur'ân'ı inkâr edenler, belâ ve felâket yağmuruna, taş yağmuruna tutulmuş olan beldeye, Sodom ve Gomore'ye uğramışlardır. Orada olanları görmüyorlar mı? Aksine görüyorlar da, onlar öldükten sonra, ölümden önceki vasıflarla diriltilmeyi ummuyorlar, cezalandırılma endişesi duymuyorlar.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 15/76-79; 26/174; 37/137-138.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Andolsun onlar üzerine felaket yağmuru yağdırılan kasabaya uğramışlardı. Yine de onu görmüyorlar mıydı? Hayır onlar yeniden dirilişi ummuyorlardı.
Ali Bulaç
swap_vert close
Andolsun, onlar, üstüne felaket yağmuru yağdırılmış bulunan o ülkeye uğramışlardır; yine de onu görmüyorlar mıydı? Hayır, onlar dirilmeyi ummuyorlardı.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Yemin olsun ki, (Kureyş kâfirleri ticaret için Şam'a giderken) fenalık (taş) yağmuruna tutulmuş olan o beldeye (Lut kavminin Sedûm şehrine) defalarca uğradılar; onu görüyor değiller miydi? (düşünüb te ibret almazlar, imana gelmezler mi?) Doğrusu onlar, öldükten sonra dirileceklerini ummazlar.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Andolsun! Onlar, o kötülük yağmuruna maruz kalan o şehirden geçtiler. Yoksa onu göremediler mi? Hayır, onlar dirilmeyi ummayan, (dolayısıyla hiçbir şeyden ibret almayan) bir toplumdurlar.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Andolsun müşrikler, felâket yağmurunun helâk ettiği o ülkeye uğradılar. Orayı görmediler mi? Doğrusu onlar, öldükten sonra dirileceklerini beklemiyorlardı.
Besim Atalay
swap_vert close
Üzerlerine belâ yağmuru yağmakta olan bir kente geldiler onlar; onu görmezler mi ki? Hayır onlar ummazlardı yeniden dirilmeyi
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Andolsun ki, (Kureyş müşrikleri ticaret için Şam'a giderken) bela yağmuruna tutulan (Lût kavminin Sodom) şehrine de uğramışlardı. Peki, orada olup biteni (ibret için) fark etmediler mi? Doğrusu onlar öldükten sonra diriltileceklerini hiç düşünmezler.
“Bela yağmuruna tutulup yok edilen belde” büyük bir ihtimalle “Lût” kavminin yaşadığı kasabadır. Mekkeli müşrikler ticaret için gittikleri Şam seferleri esnasında helak edilen “Lût” kavminin kalıntılarını görmüşlerdi. Ayette, müşriklerin gördükleri bu tablodan ibret almaları gerektiğine vurgu yapılmaktadır.  
Cemil Said
swap_vert close
Kâfirlerin üzerine müdhîş bir taş yağmurı yağdırdığımız şehrin civârından çok def’a geçdiler. Ânı görmediler mi? Evet gördiler fakat bir gün dirileceklerini zan itmiyorlar
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Bu putperestler and olsun ki, bela yağmuruna tutulmuş olan kasabaya uğramışlardı. Onu görmediler mi? Hayır; tekrar dirilmeyi ummuyorlardı.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Andolsun, senin kavmin, belâ yağmuruna tutularak yok edilen kente uğramışlardır. Yoksa onu görmüyorlar mıydı (ki ibret almadılar)? Hayır! (Görüyorlardı fakat) tekrar dirilmeyi ummuyorlardı.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Bunlar, felâket yağmuruna tutulmuş olan o beldeye gitmişlerdi; peki oraları görmüyorlar mıydı? Hayır hayır! Bunlar öldükten sonra yeniden dirilmek diye bir şeyi beklemiyorlar.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
(Resûlüm!) Andolsun (bu Mekkeli putperestler), belâ ve felâket yağmuruna tutulmuş olan o beldeye uğramışlardır. Peki onu görmüyorlar mıydı? Hayır, onlar öldükten sonra dirilmeyi ummamaktadırlar.  
 Tefsirlerde, bu âyette, Mekkeli müşriklerin, ticaret için gittikleri Şam seferleri esnasında, inkârları ve sapık yolda inatları yüzünden taş yağmuru ile helâk edilen Lût kavminin kalıntılarını gördüklerine ve yine de ibret almadıklarına işaret edildiği belirtilmektedir.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Felaket yağmuruna tutulmuş bulunan ülkenin (Sodom) yanından geçmiş bulunuyorlar. Onu görmediler mi? Aslında onlar yeniden dirilmeye inanmıyorlardı.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
(Resulüm!) Andolsun ki, (bu Mekke'li putperestler), bela ve fenalık yağmuruna tutulmuş olan beldeye uğramışlardır. Peki onu da görmüyorlar mıydı? Hayır! Onlar öldükten sonra dirilmeyi ummamaktadırlar.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Celâlim hakkı için o fenalık yağmuruna tutulan karyeye de vardılar, artık onu görüyor değiller miydi? Doğrusu nüşur arzu etmiyorlar, uyanmak istemiyorlardı
Emrah Demiryent
swap_vert close
Kasem olsun ki, (Mekkeli müşrikler, ticaret için Şam’a giderken) bela yağmuruna tutulan o beldeye uğramışlardı. Yoksa onu görmüyorlar mıydı (ki ibret almadılar)? Hayır! Onlar (görüyorlardı, fakat ibret almıyorlardı, çünkü o müşrikler) tekrar diriltilmeyi ummuyorlardı.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Ve ant olsun ki onlar, felaket yağmuru yağdırılmış olan beldeye vardılar. Peki, onu da mı görmediler? Aksine onlar, öldükten sonra dirilmeyi beklemiyorlar.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Andolsun ki onlar (Mekkeliler) belâ (ve felâket) yağmuruna tutulan o beldeye uğramışlardır. (Peki) onu da görmüyorlar mıydı? Hayır, onlar (öldükden sonra tekrar) dirilmeyi ummazlar.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
(Ey Resûlüm!) And olsun ki (bu müşrikler), belâ yağmuruna (taşa) tutulan o şehreuğradılar. Peki onu (oradaki helâk alâmetlerini) görmüyorlar mıydı? Hayır! (Onlar) tekrar dirilmeyi ummuyorlardı.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Muhakkak ki, onlar (o müşrikler, bizim mesajlarımızı inkâr edip iğrenç ve sapkın ilişkilerde bulunmaları sebebiyle) felaket yağmuruna (volkanik taşlara) tutulmuş bulunan (Lût halkının Sodom) şehrine de uğramışlardı. Peki, onu (o şehirdeki helâk alâmetlerini) görmüş olmadılar mı? Bilakis, onlar (ahirette) yeniden dirilmeyi ümit etmiyorlardı.*
(*) Mekkeli müşriklerin, ticaret için gittikleri Şam seferleri esnasında, inkârları ve sapık yolda inatları yüzünden taş yağmuru ile helâk edilen Lût kavminin kalıntılarını gördüklerine ve yine de ibret almadıklarına işaret edildiği belirtilmektedir.  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Gökten boşaltılarak her tarafı kaplayan yağmurla helak olmuş bir kasabaya uğradıklarında, o kasabanın durumunu görmediler mi? Aksine onlar yeniden diriltilmeyi beklemiyorlardı.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Ant olsun ki onlar üzerlerine taş yağan o ile uğramışlardır. Onu görmüyor mı? Yok, onlar yeniden dirileceklerine inanmıyorlar.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
* Onlar kötü yağmur yağan kasaba harabelerine uğramışlardı, onları görmüyorlar mı? Hayır, onlar yeniden dirilmeyi ummuyorlar.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Andolsun onlar/kavmin üzerine felaket yağmuru yağan beldeye uğramışlardır. Yoksa onu görmüyorlar mıydı? Bilakis, (görüyorlar ama) tekrar dirilmeyi ummuyorlardı.
Kadri Çelik
swap_vert close
Şüphesiz onlar, üstüne felâket yağmuru yağdırılmış bulunan o kasabaya (Lut'un kasabasına) uğradılar. Peki onu görüyor değiller mi? Hayır, onlar (aslında) dirilmeyi ummaz olmuşlardır.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Oysa onlar, kendilerinden önce azap yağmuruna tutulan şehirlerinharâbeleri yanından kervanlarla bir çok defalar geçmişlerdi;peki onların ibret verici halini görmüyorlar mıydı? Hayır hayır; aslında onlar, ölümden sonra dirilişe inanmıyorlardı. İşte bütün kötülüklerin, ahlâksızlıkların asıl sebebi budur.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
And olsun ki üzerine Belâ sağanağı yağdırılmış Şehir’e uğradılar! Orayı görüyor olmadılar mı? Aksine, nüşûr’u (yeniden diriltip yaymaları) ummuyorlardı.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Resulüm! sel felaketine maruz kalan kent Kureyşlilerin uğrak yeri. Olup bitenleri farketmediler mi sanki? aslında onlar, tekrar dirilme olayına inanmıyorlar.
Mehmet Çoban
swap_vert close
İnkâr edenler görmüyorlar mı? Yeryüzünde dolaşmıyorlar mı? Bize karşı geldikleri, ayetlerimize inanmadıkları, yasalarımıza göre yaşamadıkları için yok ettiğimiz toplulukların kalıntıları var. İbret almıyorlar mı? Onlar ticaret ve diğer sebeplerle yola çıktıklarında yok edilen toplulukların kalıntılarını seyrederek içlerinden geçiyorlar. Hayır! Onlar ibret almayı düşünmüyorlar. Onlar yok edilen toplumlar gibi bir gün diriltilip hesap için huzurumuza getirileceklerine inanmıyorlar. İnkârlarından dolayı tüm gerçeklere karşı gözlerini kapatıyor kulaklarını tıkıyorlar.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Yemin olsun ki (müşrikler) bela yağmuruna tutulmuş olan o şehre (Sodom’a) elbette uğramışlardır. Orayı (orada olup biteni) hiç mi görmediler? Hayır! Onlar diriltilmeyi ummuyorlar.
Mehmet Türk
swap_vert close
Yemin olsun (Mekkeliler, sürekli) yakınından geçtikleri, felâket yağmuruna tutulmuş olan¹ o beldeyi² hiç görmüyorlar mı? Hayır, onlar öldükten sonra dirilmeyi ummuyorlar.
1 Âyetin bu bölümü: “üzerlerine taş yağdırılarak helâk edilen...” diye de tercüme edilebilir.2 Bu belde; Hz. Lût’un kavminin helâk edildiği; ölü deniz yakınındaki Sodom ve Gomore şehirleridir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Bu [Bizim mesajlarımızı inkar edenler] o cezalandırıcı yağmura tutulan şehri görmüş olmalılar; ³⁵ peki orada olup biteni fark etmediler mi? Hayır, bunlar ölümden sonra kalkışı beklemiyorlar! ³⁶
35 Sodom’a ve onun “önceden belirlenmiş cezalandırıcı (volkanik) taş yağmuru”yla yok edilmesine ilişkin bir atıf (bkz. 11:82 ve ilgili 114. not). “Görmüş olmalılar” ifadesiyle çevirdiğimiz ve le-kad âtev ibaresi şu iki yönde de anlaşılabilir: (a) “rastlamak” ya da “yanından geçmek” şeklindeki lafzî anlamıyla ki, bu anlamıyla ifade, ticaret kervanlarıyla Suriye’ye gidip dönerken Ölü Deniz’in yakınından ve muhtemelen Sodom ve Gomore’nin bulunduğu bölgeden geçen geleneksel yolu izlemek zorunda olan Hz. Peygamber’in çağdaş muhalifleri Mekkeli müşriklere ilişkindir; (b) okumak ya da işitmek yoluyla “[bir şeyden] haberdar olmak” şeklindeki mecazî yahut deyimsel anlamıyla; bu anlamıyla da ifade, her çağın insanlarına hitab etmekte ve onlara Sodom ve Gomore’nin başına gelenlerde insanlığın ortak maneviyat ve ahlak tarihinden çıkarılacak önemli bir ders bulunduğunu işaret etmektedir.36 Lafzen, “ölümden sonra kalkışın vuku bulacağını ummuyorlar [yani, beklemiyorlar, yahut buna inanmıyorlar]”.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Onlar bela yağmuruna tutulmuş o şehre uğramış olmalılar. Şimdi onların başına geleni düşünmüyorlar öyle mi? Hayır, onlar aslında yeniden dirilip hesap vermekten hoşlanmıyorlar! 6/29, 11/7, 17/49...52-98, 32/10-11
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Doğrusu bu (vahyin muhatapları), bela sağanağına yakalanan kente uğramış olmalılar.[³¹²⁷] Şimdi orada olup biteni(n iç yüzünü) görmediler, öyle mi? Yoo! Onlar asıl öldükten sonra yeniden dirilerek (hesap vermeyi) arzu etmiyorlar.[³¹²⁸]
[3127] Yani: Mekkelilerin kervan yolu üzerinde bulunan Lût Gölü civarına… [3128] Lâ-yercûnenin bu anlamı için bkz: Âyet 17. Krş: “Hayır! Onların (asıl problemi) Son Saat’i yalanlamış olmalarıdır” (11. âyet).  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Ey Muhammed) Andolsun ki müşrikler, bela yağmuruna tutulmuş olan o beldeye, (Lut kavminin yaşadığı yöreye, gelip geçerken) uğramışlardır. - O kavimden arta kalan harabeleri görmüyorlar mı? (Elbette görüyorlar; fakat yine de peygamberlerini yalanlayan o kavimlerin feci sonlarından ibret alıp imana gelmezler) Çünkü onlar öldükten sonra dirileceklerini (Rablerinin huzurunda işledikleri günahların hesabını vereceklerini) ummazlar.
Osman Fırat
swap_vert close
Ve belâ yağmuruna tutularak yok edilen kente uğradılar. Ve onlar ne olduğunu göremediler mi? Hayır! (Görüyorlardı fakat) tekrar dirilmeyi ummuyorlardı.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve andolsun ki, felaket yağmuruna tutulmuş olan karyeye varmışlardı. Artık onu görür olmamışlar mı idi? Hayır, öldükten sonra dirilip kalkmayı ummaz olmuşlardır.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Şu Kureyş müşrikleri, belâ yağmuruna tutulan, üstüne taş yağdırılan şehire de vardılar. Peki, orada olup biteni fark etmediler mi? Doğrusu onlar öldükten sonra diriltileceklerini hiç düşünmezler. [26, 174; 37, 137-138; 15, 76-79]
Süleyman Ateş
swap_vert close
(Şu Kureyş müşrikleri) bela yağmuruna tutulan, (üstüne taş yağdırılan) kente vardılar. Onun durumunu görmüyorlar mıydı (ki ibret alsınlar)? Hayır, onlar (öldükten sonra) tekrar dirilip kalkmayı ummuyorlar.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Müşrikin-i Kureyş (Şam'a gidüb gelirken) üzerlerine taş yağub helâk olan karyeden geçerler. (Lût kavminin yerleri). Onı görmüyorlar mı? Yâhûd onların tekrâr ba's olunacaklarını ümîd mi itmiyorlar?
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
(Mekkeliler,)[1] Felâket yağdırılmış o yerlere elbette uğramışlardır. Şimdiye kadar oraları hiç mi görmediler[2]? Aslında bunlar, tekrar dirilmeyi beklemiyorlar.
[1] Cümlenin gizli öznesi nebilerin hitap ettiği o kimseler, dolayısla Mekke ve civarındakilerdir. [2] Önceki milletlerin helak edilmelerine ait kanıtlar bugün bile görülebilmektedir. Volkanik patlamalara ve büyük depremler gibi olaylara ait bu kanıtlar gerek turistik gerek bilimsel yöntemlerle gözlemlenebilmektedir.  
Şaban Piriş
swap_vert close
Onlar, üzerine bela yağmuru yağdırılmış bir beldeye de uğramışlardı, onu görmediler mi? Hayır, onlar yeniden dirilişi düşünmüyorlar!
Ümit Şimşek
swap_vert close
Doğrusu, onlar azap yağmuruna tutulmuş beldeye de uğramışlardı. Onun halini görmediler mi? Aslında onlar tekrar diriltileceklerine ihtimal vermiyorlar.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Yemin olsun, onlar o kötülük yağmuruna tutulan kente vardılar. Peki onu görmüyorlar mıydı? Hayır, onlar dirilip hesap vermeyi ummuyorlardı.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı bayıķ geldiler köye kim yaġnıldı yavuzlıķ yaġmurı degül mi-di anlar gördiler anı belki oldılar ümid dutmazlar yā ķorķmazlar girü ķopmaġı.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Taḥḳīḳ geçdiler ol köy üstine, yaġdı ḳavmi üstine yaman yaġmur ki ṭaşdur.Eyā anı görmediler mi? Bel ki anlar ḳıyāmeti inkār iderlerdi.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Qüreyş müşrikləri ticarət üçün Şama gedərkən) fəlakət yağışı yağmış şəhərə (vaxtilə Lut tayfasının yaşadığı Sədum şəhərinə) gəlib çatmışdılar. Məgər onu (o şəhərin başına nələr gəldiyini) görmədilərmi? Xeyr, onlar öldükdən sonra yenidən dirilməyə inanmırlar. (Özlərindən əvvəlki kafirlərin başlarına gətirdiyimiz müsibətlərdən ibrət almayan Məkkə müşrikləri hələ də qiyamət barəsində şəkk-şübhə içindədirlər).
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And indeed they have passed by the township whereon was rained the fatal rain. Can it be that they have not seen it? Nay, but they hope for no resurrection.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
And the (Unbelievers) must indeed have passed by the town on which was rained(3095) a shower of evil: did they not then see it (with their own eyes)? But they fear not the Resurrection.
3095 This refers to Lot's story and the destruction of Sodom and Gomorrah , the wicked cities of the plain near the Dead Sea , by a shower of brimstone. The site lies on the highway between Arabia and Syria . Cf. 15:74, 76, and n. 1998.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَلَقَدْ
ve andolsun gerçekten
اَتَوْا
geldi- ler
عَلَى الْقَرْيَةِ
o şehre
الَّت۪ٓي
o ki
اُمْطِرَتْ
yağmura tutuldu
مَطَرَ
yağmuru ile
السَّوْءِۜ
kötülük
اَفَلَمْ يَكُونُوا
hiç olmadılar mı
يَرَوْنَهَاۚ
onu görü-yorlar
بَلْ
bila- kis
كَانُوا
idiler
لَا يَرْجُونَ
ummuyorlar
نُشُوراً
dirilmeyi
(Resulüm!) Andolsun ki (bu Mekkeliler), bela yağmuruna tutulmuş (ve harab olmuş) olan o şehre uğramışlardır. Peki, onlar bunu (gözleriyle) görmüyorlar mıydı (ki bundan ibret almadılar)? Bilakis, (onlar o şehri gördüler; fakat öldükten sonra tekrar) dirilmeyi ummuyorlar.
قَد
Edat
قَد
Katiyen, muhakkak, doğrusu, hakikaten, kesin olarak, andolsun
اَتَى
Fiil-I
ا ت ي
Geldi, getirdi
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
قَرْيَة
İsim
ق ر ي
Her türlü yerleşim yeri (memleket, kasaba, şehir, ülke, köy, belde)
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
اَمْطَرَ
Fiil-IV
م ط ر
Yağdırdı, yağmura tutuldu
مَطَر
İsim
م ط ر
Yağmur
سَوْء
İsim
س و ا
Kötü, kötülük
لَم
Olumsuzluk eki
لَم
-Me, -ma (olumsuzluk eki)
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
رَاَى
Fiil-I
ر ا ي
Gördü, anladı, bildi, düşündü
بَل
Edat
بَل
Bilakis, hayır ancak, doğrusu, aksine
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
رَجَا
Fiil-I
ر ج و
Umdu, ümit etti, arzu etti, umut bağladı
نُشُور
İsim
ن ش ر
Çıkarma, dirilme, dağılma