Ve (o vakit) onların (Allah rızası için değil de çıkar, menfaat, şöhret veya sırf övülsünler diye riya ve gösteriş için) yapmış oldukları ne varsa hepsini alır, toz edip (değersiz kılıp) savurmuş olacağız. *
(*) Kötülerin yaptığı iyiliklerin ele alınması aslında onların değerlendirilmesidir. Şöyle ki yapılan iyilikte riya, gösteriş, kibir, dünyevî çıkarın olduğu bu suçluya gösterilerek aslında yaptığının iyilik olmadığı, bir katma değer üretmediği ispatlanır. Bu ispatın üzerine mücrim yaptığı amelin savrulmuş bir toz kadar değersiz olduğunu anlayacaktır, ancak iş işten geçmiş olacaktır. Dünya imtihanını kaybedenlerin iyilikleri imtihana girip barajı geçememiş bir öğrencinin doğru cevapladığı sorulara benzer. Amaç mizanda iyiliğin ağır basmasıdır. Hafif gelen iyilik kefesi içindekiler, bir değer ifade etmeyecektir. Bu bağlamda Allah’ın katında değer ifade etmeyen bir yolla kazanılan para ile yapılanların hiçbir geçerliliğinin olmaması gibi. Faiz, hırsızlık veya kumarla elde ettikleri kara para ile yapılan yardımlar Allah katında savrulmuş toz gibi değersiz ve önemsizdir. (Kurandan Hayata) Yani bunların yaptıkları işler, eğer Allah rızası için değil de, çıkar, menfaat, şöhret veya sırf övülsünler diye riya ve gösteriş için ise, o zaman hepsi boşa gider. Ama yapmış oldukları o iyi işler çıkar, menfaat, şöhret, riya ve gösteriş için değilse, o zaman ondan yararlanabilirler, ama iman etmedikleri için yine de kurtulmazlar, fakat azapları hafifletilebilir. İşte bu konudaki bütün ayetlerin verdiği mesajın bu şekilde algılanıp değerlendirilmesi gerekir. Aşağıdaki tefsirlere bkz: e..الثاني: من عمل صالحاً لا يراد به وجه الله، قاله ابن المبارك (النكت والعيون – لللامام الماتريدي) {وَقَدِمْنَا إِلَى مَا عَمِلُوا مِنْ عَمَلٍ} أي: مما كانوا يراءون به ابتغاء السمعة والشهرة، ويرونه من مكارمهم (محاسن التأويل