close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Furkân Sûresi 12. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
İżâ raet-hum min mekânin ba’îdin semi’û lehâ teġayyuzan vezefîrâ(n)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ateş, onları ta uzaktan gördü mü duyacak onlar, ateşin şiddetli kızgınlığını ve harılharıl yanarken çıkardığı sesi.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Öyle ki cehennem ateşi) Onları uzak bir yerden gördüğünde (gazabından kükreyecektir), onlar da bunun gazaplı öfkesini ve uğultusunu işitip (dehşetle ürkeceklerdir).
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Ateş onları taa uzaktan gördü mü, onlar ateşin şiddetli kızgınlığını ve harıl harıl yanarken çıkardığı sesi duyacaklar.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Cehennem ateşi, uzak bir mesafeden kâfirleri görünce; onlar cehennemin öfkeli kükremesine, kaynamasına ve uğultusuna kulak verirler.
Ahmet Varol
swap_vert close
O onları uzak bir yerden görünce onlar onun öfkelenişini [2] ve uğultusunu duyarlar.
2.Veya şiddetle kaynayışını.  
Ali Bulaç
swap_vert close
(Ateş,) Onları uzak bir yerden gördüğünde, onun gazablı öfkesini ve uğultusunu işitirler.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Öyle ki, bu ateş onları uzak bir yerden gördüğü vakit, onlar, bunun galeyan ve homurdanışını işitirler.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Bu ateş, uzak bir mesafeden dahi onlarla karşılaşınca, ondan, şiddetli bir kin sesini ve kendilerini içine çekecek bir nefes çekişini işitirler.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
O ateş uzaktan kendilerine göründüğünde, onun kaynama sesini ve uğultusunu işitirler.
Besim Atalay
swap_vert close
Uzak yerden bunu gördüklerinde, kızgınlığın, kükrediğin duyarlar
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
(Bu ateş) onları uzak bir yerden görünce onlar onun gazaplı öfkesini ve uğultusunu işitecekler.
Cemil Said
swap_vert close
Uzakdan ânları gördiği vakit ateşin müdhîş sadâsını işidecekler.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Bu ateş, onlara uzak bir yerden gözükünce, onun kaynamasını ve uğultusunu işitirler.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Bu ateş onları uzak bir mesafeden görünce onun müthiş kaynamasını ve uğultusunu işitirler.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
O ateş uzak bir yerden kendilerine görününce homurdanmasını ve uğultusunu işitirler.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Cehennem ateşi uzak bir mesafeden kendilerini görünce, onun öfkelenişini (müthiş kaynamasını) ve uğultusunu işitirler.  
 Cehennemin insanları görmesi, onunla karşılaşmak manasında mecaz olabileceği gibi Allah’ın ateşe görme kabiliyeti vermesi manasında hakikat de olabilir.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Cehennem onları uzaktan görünce, onun öfkesini ve uğultusunu işitirler.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Ki, cehennem ateşi uzak bir mesafeden kendilerine görününce, onun bir hışımlanmasını (kaynamasını) ve uğultusunu işitirler.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Ki onları gördüğü vakıt ona mahsus bir hışımlanma, bir zefîr işitirler
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Cehennem ateşi) uzak bir mesafeden kendilerine görününce, onun müthiş kaynamasını ve uğultusunu işitirler.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Cehennem onları¹ uzak bir yerden gördüğü zaman, onun öfkelenmesini ve uğultusunu işittiler.²
1- Hesap gününü yalanlayanları. 2- İşitecekler.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
O, kendilerini uzak bir yerden gördüğü zaman onlar bunun o müdhiş gazablanışını ve uğultusunu duyacaklardır.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
(Bu öyle bir ateştir ki) onları (o kâfirleri) uzak bir yerden görünce, onun öfkelenişini ve homurtusunu işitirler.(1)
(1)“Beyânât-ı Kur’âniye (Kur’ân’ın açıklamaları) ehl-i dalâletin sımâhında (haktan sapanların kulağında) kaynayan rasas (kurşun) gibi, dimağında yakan ateş gibi, damağında yanan zakkum gibi, yüzünde saldıran Cehennem gibi, mi‘desinde acı, dikenli (bir ağaç olan) darî‘ gibi te’sîr eder. Evet, bir Zât’ın tehdîdini gösteren Cehennem gibi bir azab me’mûru, öfkesinden ve gayzından parçalanmak vaziyetini alması ve تَكاَدُ تَمَيَّزُ مِنَ الْغَيْظِ (lisân-ı hâli) [Nerede ise öfkeden çatlayacak] (meâlinde)söylemesi, söyletmesi, o Zât’ın terhîbi (korkutması) ne derece dehşetli olduğunu gösterir.” (Zülfikār, 25. Söz, 15)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
O, onları (o kıyameti inkâr etmiş olan zalimleri) uzaktan görünce (ateş onlara uzak bir yerden gözükünce), onun gürültüsünü ve uğultusunu işitirler. *
(*) Kur’an’da pek çok yerde olduğu gibi, bu ayette de, öte dünya ahvalini tasvir eden temsîlî mahiyette ince bir Kur’anî tasvirle karşı karşıyayız; bakılan nesne kişileştirilerek, bakan özne ile bakılan nesneye, bakma eyleminin yönü itibariyle, “yer değiştirtilmekte” ve böylece gözde canlandırılmak istenenin dehşeti çarpıcı bir belâgatla verilmektedir. Zemahşerî bu ifade tarzını açıkça mecazî olarak nitelendirir. (M. Esed M. Açıklaması) Ayrıca cehennemin insanları görmesi, onlarla karşılaşmak manasında mecaz bir ifade olabilir. وإسناد الرؤية إلى النار استعارة . والمعنى : إذا سيقوا إليها فكانوا من النار بمكان ما يرى الرائي(التحرير والتنوير)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Ateş onları uzaktan gördüğü zaman, ateşe girecekler ateşin öfke ile kaynayan sesini duyarlar.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Bu ateş uzaktan karşılarına çıkınca onlar onun köpürüp uğuldadığını duyacaklardır.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
O ateş onların karşısına çıkınca [¹] onlar ateşten [²] öfkelenip gürüldeme seslerini işitecekler.
[1] Veya ateş onların göreceği yerde olunca veya Cehennem bekçileri onları görünce veya temsil tarikiyle ateş onları görünce.[2] Veya bekçilerden.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
O ateş uzaktan onları görünce/karşılarına çıkınca onlar, onun öfkesini ve uğultusunu işitirler.
Kadri Çelik
swap_vert close
(Ateş,) Onları uzak bir mesafeden gördüğünde, onlar bunun (ateşin) gazaplı öfkesini ve uğultusunu işitirler.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ateş onları ta uzaktan görür görmez, zâlimler onun öfke dolu kükremesini ve harıl harıl yanarken çıkardığı o korkunç uğultuyu duyacak ve korku, pişmanlık ve dehşet içerisinde, hıçkıra hıçkıra ağlamaya başlayacaklar.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Onları (Saat) uzak bir yerden gördüğü zaman onu bir uğultu ve gürültü olarak işittiler.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Çılgın alevler onları taa uzaklardan görünce, onlar önce ateşin öfkesini ve kükremesini dinleyecekler.
Mehmet Çoban
swap_vert close
O gün ateş onlara uzaktan görünür. Onlar ateşin inkârcılara duyduğu öfkeyi, öfkesinin homurtusunu işitirler.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
(O ateş) uzak bir yerden kendilerini görünce [*] (cehennemlikler) onun kükremesini ve uğultusunu duyacaklar. [*]
Cehennemin bir canlı gibi konuşmasıyla ilgili bkz. Kâf 50:30; Mülk 67:8; Me‘âric 70:17.,Benzer mesaj: Mülk 67:7.  
Mehmet Türk
swap_vert close
(Cehennemin alevli ateşi) uzak bir mesafeden onları görünce, (kâfirler) onun öfkelenişini ve homurtusunu işitirler.¹
1 Teğayyüz: öfkelenmek, Zefir: bir kişiyi içeri almak için sömürmek demektir. Burada öfkelenmek, sömürmek gibi görmek fiili de cehenneme nispet edilmiştir. Bu ise cehennem ateşinin bir idrak sahibi olduğuna işarettir. Bunu birçokları mecâzî olarak anlamışlarsa da (Kaf: 30)’da, “İşte o gün Biz cehenneme: ‘Doldun mu?’ deriz, o da: ‘Daha fazlası var mı?’ der.” ifâdesinden cehennemin idrak sahibi olduğu anlaşılmaktadır.  
Muhammed Esed
swap_vert close
O ateş uzaktan karşılarına çıkınca ⁹ onun öfkeli kükremesini ve uğultusunu işitecekler;
9 Lafzen, “Onları uzak bir yerden gördüğü zaman”: anlaşıldığı kadarıyla, onların ölüm anlarına işaret eden mecazî bir îma. Kur’an’da pek çok yerde olduğu gibi, burada da, öte dünya ahvalini tasvir eden temsîlî mahiyette ince bir Kur’ânî tasvirle karşı karşıyayız; bakılan nesne kişileştirilerek, bakan özne ile bakılan nesneye, bakma eyleminin yönü itibariyle, “yer değiştirtilmekte” ve böylece gözde canlandırılmak istenenin dehşeti çarpıcı bir belâgatla verilmektedir. Zemahşerî bu ifade tarzını açıkça mecazî olarak (‘alâ sebîli’l-mecâz) nitelendirmektedir.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Bu ateş onları uzak bir yerden gördüğünde, onun öfkeli kükremesini ve uğultusunu işitecekler. 21/102, 50/30, 67/7- 8
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Onlar, çok uzak bir mekândan dahi, kendilerini gördüğü zaman o ateşin nasıl bir homurtuyla kükrediğini elbet[³⁰⁹⁴] işitecekler.
[3094] Lafzen: “..işittiler”. Gelecekte olacak bir olay için kullanılan geçmiş zaman kipi kesinliğe delâlet eder. Bu kesinliği “elbet” kelimesiyle karşıladık.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
O ateş -cehennem- kendilerine ta uzaktan göründüğünde, onun kaynayışını ve dehşet saçan uğultusunu işiteceklerdir.
Osman Fırat
swap_vert close
(Bu ateş) onları uzak bir yerden görünce onlar bunun öfkesini ve homurtusunu işitirler.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Onları uzak bir mekandan görünce onun için bir galeyan ve bir şiddetli ses iştirler.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Bu ateş onları, daha uzaktan görünce, onun öfkesinden gürlediğini ve korkunç homurtusunu işitirler.
Süleyman Ateş
swap_vert close
(Bu ateş) onları uzak bir yerden görünce onlar bunun öfkesini ve homurtusunu işitirler.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
O cehennem onları uzakdan gördükde hiddetlenerek böğürmesini işidirler.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
O ateş onları uzaktan görünce onun çatlarcasına yanmasının ve çektiği havanın uğultusunu duyacaklardır.
Şaban Piriş
swap_vert close
Bu ateş onlara uzak bir yerden göründüğü zaman, onun gürültüsünü ve uğultusunu işitirler.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Onu uzaktan gördüklerinde öfkeyle gürleyişini işitirler.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
O, onları uzak bir yerden gördüğünde, onlar onun kaynayan öfkesini ve uğultusunu işitirler.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
ķaçan kim göre od anları ıraķ yirden ya'nį yüz yıllıķ yoldan işideler anuñ ķaķımaġıla ķaynamaġın daħı kükremegin.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Ḳaçan görse anları ıraḳ yirden, işideler ol cehennemüñ ḳatı ḳaynamaḳ bile yaman āvāzı[nı]
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
O (atəş) onları uzaqdan görüncə (kafirlər) onun qəzəblə qaynamasını və uğultusunu eşidərlər.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
When it seeth them from afar, they bear the cracking and the roar thereof.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
When it sees them from a place fAr off, they will hear its fury and its ranging sigh.(3067)
3067 For zafir, a deep emission of breath or a sigh, see n. 1607 to 11:106. Here the Fire is personified. It is raging with hunger and fury, and as soon as it sees them from ever so far, it emits a sigh of desire. Till then they had not realised their full danger. Now, just as their heart begins to tremble with terror, they are bound together-like with like-and cast into the roaring flames!  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
اِذَا
o za- man ki
رَاَتْهُمْ
onları gördü
مِنْ مَكَانٍ
bir yerden
بَع۪يدٍ
uzak
سَمِعُوا
işitirler
لَهَا
onun
تَغَيُّظاً
öfkesini
وَزَف۪يراً
ve nefes alıp vermesini
(Bu ateş) Ne zaman ki o (kıyameti yalanlayan kâfirler)i uzak bir mesafeden gördü, (kâfirler) onun öfke(li kükreme)sini ve (çok feci) nefes alıp vermesini (dehşet içinde) işitirler.
اِذَا
İsim
اِذَا
O zaman ki, ne zaman ki, o takdirde
رَاَى
Fiil-I
ر ا ي
Gördü, anladı, bildi, düşündü
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
مَكَان
İsim
ك و ن
Yer, mekân, makam
بَعِيد
İsim
ب ع د
Uzak
سَمِعَ
Fiil-I
س م ع
İşitti, dinledi, duydu
لَهَا
Zamir
لَهَا
Onun, ona (لَهُ Zamirinin müennes hâli)
تَغَيُّظ
Fiilimsi-V
غ ي ظ
Öfkeli
زَفِير
İsim
ز ف ر
Nefes alıp vermek