close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Fîl Sûresi 5. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Fece’alehum ke’asfin me/kûl(in)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Onlar da içi boş ekin saplarına, kırılıp ezilmiş samanlara döndüler.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Sonunda onları, yenik ekin yaprağı gibi kılmış (hepsini helak edip kırmıştı).
[Not: Bugün de Müslümanlara saldıran ve İslam’ın kökünü kurutmak üzere çeşitli hesaplar yapan zalim kâfirlerin (Ebrehe’nin Fil’lerine karşılık bunların) uçak, gemi ve füze FİLO’ları, inşaallah Ebabil kuşları benzeri ileri teknoloji harikaları ve Allah’ın nusret ve inayet zuhuratıyla darmadağın edilip yenilgiye uğratılacaktır.]  
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Sonunda onları içi yenmiş, kırılıp ezilmiş ekin yaprağı gibi yapıverdi.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Böylece Allah onları delik deşik ederek, yenmiş ekin yaprağı haline getirdi.
Ahmet Varol
swap_vert close
Sonuçta onları yenik ekin yaprağı gibi yaptı.
Ali Bulaç
swap_vert close
Sonunda onları, yenik ekin yaprağı gibi kıldı.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Derken Rabbin, onları (kurtlar tarafından kemirilib doğranan) yenik ekin yaprakları haline getirdi.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Bunun üzerine Rabbin, onları kurtlanmış yaprak gibi yaptı.(*)
(*) Nitekim 2. Dünya Savaşı’nda, filolarla İslam dünyasına saldırmak niyetinde olan kâfir ordularının birbirleri üzerine grup grup teyyareler gönderdi. Onların düzenlerini çiğnenmiş yaprak gibi yaptı, onların bütün tuzaklarını boşa çıkardı. Onların tuzakları müthiş bir saplantıdan başka bir işe yaramadı.  
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Sonunda onları, kurtçuk tarafından yenilmiş ekin yaprağı gibi yaptı.[809]
[809] Fîl ordusu ve akıbeti hakkında bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XXI, 359-362.  
Besim Atalay
swap_vert close
Başakları yenilmiş sapa döndürmedi mi?
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Ve nihayet (senin Rabbin, bu atılan taşlarla) onları yenil(erek delik deşik edil)miş ekin yaprakları haline getirdi.
Cemil Said
swap_vert close
Ânları kurd yemiş ot yaprağı gibi yapmadı mı?
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Sonunda onları, yenilmiş ekin gibi yaptı.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
3,4,5. Üzerlerine balçıktan pişirilmiş taşlar atan sürü sürü kuşlar gönderdi. Nihayet onları yenilmiş ekin yaprakları hâline getirdi.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Sonuçta Allah onları yenilip ezilmiş ekine çevirdi.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Böylece Allah onları yenilip çiğnenmiş ekine çevirdi.
Edip Yüksel
swap_vert close
Ve böylece onları yenmiş ekin gibi perişan etmişti.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Ve onları, yenilmiş ekin yaprağı gibi yaptı.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Derken kılıverdi onları bir yenik hasıl gibi
Emrah Demiryent
swap_vert close
Böylece onları (böcekler tarafından) yenil (erek delik deşik edil) miş ekin yaprakları gibi yaptı.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Böylece onları yenmiş ekin yaprağı gibi yaptı.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Derken (Allah) onları yenik ekin yaprağı gibi yapıverdi.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Nihâyet onları yenmiş ekin yaprağı gibi yapıverdi!
İhsan Aktaş
swap_vert close
3,4 ,5. Ve üzerlerine, öbek öbek (yoğun bir şekilde) uçuşan varlıklar salmadı mı? O (uçuşan varlıklar) onlara pişmiş çamurdan taşlar (volkanik sülfür taşları) atıyorlardı. Sonunda onları (sanki) içi yenmiş, kırılıp ezilmiş ekin yaprağı gibi yapıverdi. *
(*) Not: 1) Eğer tayrdan maksat kuşlar ise, muhtemelen bu kuşlar Habeşistan’ın alt kısmından güneye doğru göç eden göçmen kuşlardı. O sırada Madagaskar adasında volkanların patlamadan önce püskürttüğü küller bütün gökyüzüne yayılmıştı. Volkan püskürtmesi sonucu gökyüzüne dağılan bu küllerde oluşan toz ve partiküller sürüler halinde gezen bu kuşların kanatlarına ve tüylerine yapışmıştı ve bu toz ve partiküller kanat çırptıkça, geçtikleri yerin altında bulunan askerlerin ve insanların üzerine düşüyor ve askerlerle insanların üzerine bulaşan bu volkanik toz ve partiküller kısa süre sonra salgın hastalığa yol açtı ve çiçek hastalığı baş gösterdi. Çünkü, o volkanik toz ve partiküller çiçek hastalığı virüsünü barındırıyordu. Yani ne kuşlar farkındaydı bu işin olduğundan ne de fil ashabı… Sadece Allah’ın iradesinin doğa olayları vasıtasıyla gösterdiği bir ayeti./sünnetullah ve bu olay sadece fil ashabında değil bütün arap yarımadasına yayıldığı için yüzbinlerce insan çiçek hastalığından etkilenmiştir: Bkz: kurankissalarininsistematigi. wordpress.com /2013/ 12/03/4-bolum-fil-suresi-tevili/)… 2)-Eğer (طيرا أبابيل)‘’ tayren ebabile’’den maksat kuşlar değilse, o zaman onun açıklaması şöyle olur: Buradaki (tayran ebâbîl) ard arda uçuşan kalın bulut kütleleridir, yani yanardağdan çıkan lav ve kül bulutlarını ifade eder. Çünkü gerek Hicaz bölgesinin küçük ölçekli haritalarında ve gerekse uzaydan çekilen uydu haritalarında, olayın vuku bulduğu bölgede krater çukurları görülmektedir. Ayrıca olay mahalline yakın yerlerde oluşmuş bu volkanik dağlar ve tepeler bugün de mevcut bulunmaktadır…Yani (طيرا أبابيل) bir yanardağdan çıkan lav bulutları şeklinde anlamak mümkün. …İşte bunun detayı şöyledir …Aslında tayr; kuş diye çevrilebilir mi buna bakalım. Tayr havada intikal eden herşey demektir. Peki ille de kuş mu diyeceğiz? Hayır, tayr dan sadece kuş anlaşılmadığı En’am/38. ayetinde ayrıca kanat zikredildiğinden anlıyoruz. Demek ki kanat şart değil burada. Ayrıca kanat zikredilmediğine göre bu ayette kanatlı olması şart değil, havada intikal eden her şey, küçük veya büyük, havanın içinde intikal eden her şey akla gelir. (M. İslamoğlu Tef. Ders. FİL SURESİ) Ayrıca, (Hûd 82) Hûd kavminin helâk olduğu yerde şiddetli bir depremin ardından bir yanardağ patlaması olduğu bugün bilimsel olarak açıklanabilmektedir. Hûd kavmine yağdırılan siccîlin aynısı fil ashabının üzerine de atılmış olması mümkündür. (İbni Aşür’e göre de ikisi de aynı şeydir.) Çünkü her iki surede de aynı kelime kullanılmıştır. Eğer “tayran ebabil ” için havadaki parça parça bulutlar, “siccil” içinde pişmiş taşlar yani volkanik sülfür taşları şeklinde alırsak şöyle bir mana çıkıyor: Bir yanardağdan çıkan lav bulutları fil ordusunun üstüne gelip, içinde taşıdığı pişmiş taşları onların üzerine atıyordur. Şu an bu olayın olduğu yerde bulunan volkanik taşlar ve tarihi bazı bilgiler bu yorumu destekler niteliğindedir. Bu olaya şahit olanlar o gün simsiyah bulutların geldiğini söylüyorlar. Ve oranın bitki örtüsünün değişmesi de buna delildir. Bizce en tutarlı yorum olarak bu geliyor. 20/105. Fil Sûresi | Tefsir Dersleri Şener AKTAŞ) Detaylı bilgi İçn bk: (Fil Olayı’nın Mahiyeti (Fil Suresinin Yeni Bir Yorumu), Ankara. Prof. Dr. M. Bayram) Yine ‘’Viyana Kur’an Meali’’ açıklaması da şu şekildedir: [1] (tayr) çoğul anlamı taşıyan isimdir; tekili (طائر) (tâir) dir. Kenarı olup havada yüzen her şeye tâirdir. (Müfredat s.403). Kur’ân’da kuşa, iki kanadıyla uçan tâir” (En’âm 6/38) denir. Kuşlar anlamında izafetsiz olarak, elif lam’lı olarak (et-tayr) şeklinde kullanılmıştır. Bu âyette (tayr), elif lamsızdır. Çünkü burada uçuşanlar kuş değildir.[2] أبابيل, “arka arkaya, yığın yığın” demektir (el-Ayn c.2 s.191). Zeccâc’a göre (tayren ebâbîl) “şuradan buradan yığınlar halinde tayr (uçuşan nesneler)” anlamındadır. “Ard arda kümeler halinde tayr (uçuşan nesneler)” diyenler de olmuştur (lisan’ul-Arab c.4 s.508). [3] (siccîl) çamurun pişirilmesiyle oluşan taş demektir; Siccîl, yanardağ patlamasıyla helak olan Lut kavminin üzerine de yağmıştır. (الله اعلم) الطَير:- اِسْمُ جَمْعٍ لِمَا يَطِيرُ فِي الْهَوَاءِ، جَمْعُ طَائِرٍ وَيُطْلَقُ أَيْضاً عَلَى الوَاحِدِ، - تطاير السَّحابُ في السَّماء: انتشر في نواحيها (تعريف و معنى الطير في معجم المعاني الجامع - معجم عربي عربي) أبابيل ﴿٣ الفيل﴾ جماعات متفرقة حلقة حلقة ؛ فرقّا، وقيل: ذاهبة جائية. متتابعة بعضها في إثر بعض،... و تطلق على الطير و على غيره (تحليل أَبَابِيلَ من سورة الفيل آية 3 - ومعنى أَبَابِيلَ في القرآن الكريم ) والطير: اسم جمع لكل ما من شأنه أن يطير فى الهواء،( الوسيط في تفسير القرآن الكريم) وجاء نظيره في قصة قوم لوط في سورة هود (82): { { وأمطرنا عليها حجارة من سجيل منضود } } وفي سورة الحجر (74): فجعلنا عاليها سافلها وأمطرنا عليهم حجارة من سجيل فتعين أن تكون الحجارة التي أرسلت على أصحاب الفيل من جنس الحجارة التي أمطرت على قوم لوط، أي ليست حجراً صخرياً ولكنها طين متحجر (التحرير والتنوير) ... وقد يكون هذا الطير من جنس البعوض أو الذباب الذي يحمل جراثيم بعض الأمراض، أو تكون هذه الحجارة من الطين اليابس المسموم الذي تحمله الرياح، فيعلق بأرجل هذا الطير، (تفسير المراغ - (تفسير الخطيب المكي) .  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Sonra Rabbin onları, yenilmiş bitki çöplerine çevirdi.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Böylece onları böcek yemiş ekin yaprağına döndürmedi mi?
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Allah onları ekin çöpüne çevirdi [⁷].
[7] Veya güve yeyip tanesiz kalmış ekin yaprağı haline.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Sonunda onları yenmiş ekin yaprağına döndürdü.
Kadri Çelik
swap_vert close
Sonunda onları, yenilmiş ekin gibi yaptı.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ve böylece Allah onları, kurtlar, böcekler tarafından yenilerek delik deşik edilmiş ekin yapraklarına çevirdi.O hâlde, ey müminler; zâlimlerin o görkemli orduları, o müthiş silahları gözünüzü korkutmasın; siz bu yolda mücâdele verirken üzerinize düşeni yapar ve Rabb’inizin himayesine sığınırsanız, dün Kâbe’sini koruyarak mazlum ve çaresiz kullarına yardım eden Allah, elbette size de yardım edecek ve nurunu tamamlayacaktır! Ve siz, ey Kureyşli inkârcılar ve onlarla aynı zihniyeti paylaşan benzer zâlimler! Fil Ordusunun başına gelenlerden ibret alın da, yaptıklarınızın yanınıza kâr kalmayacağını, ilâhî adâletin eninde sonunda yakanıza yapışacağını bilerek ayağınızı denk alın!
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Böylece onları yenilmiş bir ekin gibi yaptı.
Mehmet Çakır
swap_vert close
hepsini güve yemiş ekine çevirdi.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Sanki onların üzerini kara bulutlar kaplamıştı. Öylece uzaktan seyrediyorlardı. Olay bitince oraya koşturdular. Bir de ne görsünler? Fil sahiplerini ekin yaprağı gibi biçmişiz. Fil sahiplerinin orduları yok edilmişti. Cesetleri sanki sert rüzgârlarla yontulmuş taştan insan ve hayvan heykelleriydi. Onlar gözleriyle gördükleri gerçekleri ne zaman unuttular? Aynı felaketin başlarına gelmeyeceğini mi zannediyorlar? Hiç ders almazlar mı? İstediğimiz zaman düşmanlarımızı yok ederiz. Onlara düşünmeleri için süre verdik. Verdiğimiz sürede iyi düşünsünler. Verilen süreyi iyi değerlendirsinler. Başlarına felaket gelince geri dönüş yoktur. Bunu iyice kavrasınlar!
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Böylece, onları yenilmiş ekin (tarlası) gibi yapmıştı.
Mehmet Türk
swap_vert close
Ve onları, kurt yemiş taze ekin¹ gibi yaptı.
1 Asf: Kelime olarak eğip bükmek, kırıp dökmek mânâlarına gelen mastar ve isim olan bir kelimedir. Tefsirciler bunun; ekin yaprağı, hasattan sonra tarlada kalan, rüzgâr önünde savrulan ve hayvanlar tarafından yenen ekin yaprağı döküntüsü, kırılıp savrulan saman, başak çıkmadan önceki taze yapraklar, evinsiz içi boş kapçıktan ibaret kalan tane anlamlarına geldiğini söylemişlerdir. Bir de kinaye olarak “gübre” haline gelmiş, sonra da kuruyup parçaları darmadağın olmuş demek olur ki, “leşlerin kokuşup dağılması” gübre parçalarına benzetilmiş, fakat Kur’ân edebi üzere ifadenin nezaheti muhafaza edilmek için netice, başlangıcıyla beyan olunmuştur.  
Muhammed Esed
swap_vert close
ve onları yalnız sap dipleri kalasıya yenmiş bir ekin tarlasına benzettiler. ³
3 Bu pasaj, bazı otoritelere göre bunun bir parçası olan sonraki surede devam etmektedir (bkz. 106. surenin giriş notu).  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Sonunda da onları adeta yenmiş ekin yaprakları haline getirmedi mi? 10/103, 30/47
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Derken (Rabbin) onları, yenil(erek delik deşik edil)miş yapraklara benzetti.[⁵⁸⁹⁷]
[5897] ‘Asfın “yaprak” anlamı için bkz: 55:12. Çevirimiz ve parantez içi açıklamalar ke-‘asfin me’kûlün açılımıdır. Bazılarının yorumladığı gibi bu olay, Allah’ın, Rasulüne doğumundan önceki yardımı olarak değerlendirilebilir mi? Allahu a’lem hayır. Zira aynı Kâbe Emevilerin vahşi ve zalim komutanları Haccac’ın ve Büsr b. Ertad’ın mancınıklı saldırılarına maruz kalmış, yakılıp yıkılmıştır. Bu durumda Kur’an, Mekkelilerin toplumsal hafızalarında yer etmiş olan fil olayına ilişkin yorumunu, onların hidayetine vesile kılmayı amaçlamaktadır.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Evet, Rabbin) Onları (helâk etti, hayvanlar tarafından) yenilmiş ekin yaprağına çevirdi!
(Ey Muhammed; Rabbin kuşkusuz, müşriklerin tuzaklarını da bozar, onları perişan eder)  
Osman Fırat
swap_vert close
Nihayet onları yenilmiş ekin yaprakları hâline getirdi.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Artık onları yenilmiş ekin yaprağı gibi kıldı.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Derken onları kurt yeniği ekin yaprağına çeviriverdi.
Bu olay kesin mûcizelerdendir. Tabiatla izah edilemez. Nakil yönünden de kesindir. Zirâ Hz. Peygamber bu sureyi okuduğunda Mekke’de 40 yıl önce olmuş bu olayı gören çok kimse vardı. Bunca aleyhtarlıklarına rağmen onu tenkid etmeye yeltenen kimse çıkmadı.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Nihayet onları, kurt yeniği ekin yaprağı gibi yaptı.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Bununla onları sürü girüb hayvânlar tarafından yenilmiş mezrû'ât gibi kıldı.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Sonunda Rabbin onları içleri yenmiş bitki kabuklarına[*] çevirmişti.
[*] عصف (asf) dane üzerindeki kabuğa denir (Mekâyîs'il-luğa). Allah ashab-ı fili danesi yenmiş kabuk gibi içi boş yaptı (lisan'ul-Arab). Demek ki lavlar, cesetlerin içini yakmış, dışını taşlaştırmıştır.  
Şaban Piriş
swap_vert close
Onları yenilmiş ekin gibi yaptı.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Böylece Rabbin onları yenilmiş ekin çöplerine çevirdi.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Nihayet, onları yenik ekin yaprağına çevirdi.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
pes ķıldı anları yinmiş ekin yapraġı gibi yimiş.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Pes anları yinmiş yapraḳ gibi eyledi.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Rəbbin) onları (həşərat tərəfindən) yeyilmiş əkin yarpağına (saman çöpünə) döndərdi!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And made them like green crops devoured (by cattle)?
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Then did He make them like an empty field(6274) of stalks and straw, (of which the corn) has been eaten up.(6275)
6274 A field, from which all the corn has been eaten up and only straw with stalks or stubble is left, is a field dead and useless. And such was the army of Abrahahdead and useless. Another possible rendering would be: "like eaten straw and stubble found in the dung of animals". The meaning would be the same, but much more emphatic. 6275 The lesson to be drawn is twofold. For the Pagan Quraysh of Makkah it was: Allah will protect His own; if you persecute the Prophet, he is greater than the mere building of the Ka'bah: will not Allah protect him? For men in all ages it is: 'a man intoxicated with power can prepare armies and material resources against Allah's Holy Plan; but such a man's plan will be his own undoing; he cannot prevail against Allah'.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
فَجَعَلَهُمْ
sonunda onları kıldı
كَعَصْفٍ
bir ekin gibi
مَاْكُولٍ
yenilmiş
Sonunda (Rabbin) onları yenilmiş bir ekine (çer çöp yığını hâline) getirdi!
جَعَلَ
Fiil-I
ج ع ل
Kıldı, yaptı, verdi, var etti, yarattı, uğrattı
عَصْف
İsim
ع ص ف
Yaprak, ekin
مَاْكُول
Edilgen fiil
ا ك ل
Yenilmiş