3,4. O, onların üzerlerine pişirilmiş taşlar¹ atan sürülerle² (özel)³ kuşlar⁴ gönderdi.
1 Siccil: Arapçada şiddetli, katı yani “katı sert” demektir. Bazı tefsirciler bunun Farsça “seng” ve “gil” (seng=taş, gil=çamur) kelimelerinin birleşmesinden “kiremit gibi çamurdan taşlaşmış taş” manasına oluştuğunu da zikretmişlerdir. Zemahşerî: “siccîn”, “kâfirlerin amel defterlerinin adı” olduğu gibi, “siccil” de azaplarının yazıldığı divanın özel ismi gibidir. Sanki “yazılmış, azap cümlesinden taşlarla” demek gibidir, demiştir. Rivayetlerde bu taşların mercimek ve nohut kadar, her kuşun bir ağzında, iki de ayaklarında olmak üzere üçer taşı taşıdığı ve kime isabet ettiyse başından girip ötesinden çıkarak delik, deşik ettiği nakledilmiştir. Âyette bu taşların hacimleri hakkında bir açıklama yoksa da “hıcâreten” kelimesinin nekre olmasından bilinmeyen bir takım taşlar olduğu, siccilden de sertlikleri ve öldürücü oldukları, ifadenin devamında bunların görülmüş oldukları anlaşılıyor. Şu halde açıkta bulunan bir orduya böyle gökten uçaklarla makineli tüfek bombardımanı yapar gibi alay alay kuşlarla fırlatılan fevkalade taşların isabeti altında kalanların halini tasavvur etmek zor olmasa gerektir. 2 Ebabil: Bir kısım tefsirciler, “Ebabil” kelimesi tekili olmayan çoğullardandır ve fırkalar, birbiri ardınca, besi develeri gibi bölük bölük, katar katar demektir demişlerdir. Ebabil, küme küme, çeşitli bölükler halinde, katar katar, alay alay, birçok kuşlar demektir ki, bunların Yemen ve deniz tarafından geldikleri de rivayet edilmiştir. Böyle fırtına gibi birdenbire bir kuş akımının saldırması acayip bir şekilde Ebrehe’nin ordusunun başına bir bela yağdırmıştır. Buna göre “ebabil” kelimesinin “müvelled” (yeni ortaya çıkan) bir kelime olması daha uygundur. 3 “Özel” ilavesi, kuşların nekra yani bildiğimiz kuşlardan olmamasından dolayı yapılmıştır. Abduh ve bazıları, bu kuşları mikrop, taşları ise hastalık olarak anlamışlarsa da bunlar, keyfi yorumlardır. Reddiyesi için Bk. (Elmalılı)4 Tayr: Uçan kuş demek olan “tair”in çoğuludur. Burada “tayr” kelimesinin nekra olarak getirilmesi de bunların tanınmadık, garip birtakım kuşlar olduğunu hatırlatır. Gerçekte kuşların o zamana kadar oralarda görülmemiş irili-ufaklı, siyah, yeşil, beyaz, takım takım garip kuşlar olduğu da rivayet edilmiştir. Mucizeleri hafifletmeyi veya reddetmeyi adet haline getirenler (طَـيْرًا اَبَاب۪يل) hakkında, “volkanik bir püskürtünün lavları” iafadesini uydurmuşlarsa da buna kendilerinden menkul keyfi gerekçeden başka ciddi hiçbir gerekçe de söylememişlerdir.