close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Fetih Sûresi 2. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Liyaġfira leka(A)llâhu mâ tekaddeme min żenbike vemâ teaḣḣara ve yutimme ni’metehu ‘aleyke ve yehdiyeke sirâtan mustekîmâ(n)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Allah, ümmetinin önce yapılan ve sona kalmış olan suçlarını sana bağışlasın ve sana, nimetini tamamlasın ve seni, doğru yola götürsün diye.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Öyle ki Allah, (itminan ve sükûnete ulaştırıp) Senin geçmiş ve gelecek (her) hatanı (ve inanıp peşine takılanları) bağışlayıversin, üzerindeki nimetini tamama erdirsin ve Seni dosdoğru bir yola (hidayete) yöneltsin.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Böylece Allah senin hem geçmişte, hem de gelecekteki bütün hatalarına karşı bağışlayıcılığını gösterecek, yani her türlü sıkıntı ve tasalardan seni kurtaracak ve sana kafa tutanları, sana baş eğdirmek suretiyle nimetini sana tamamlayacaktır ve gönderdiği son din ile cennete götüren yola seni iletecektir.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Allah, geçmişte yaptığın ve gelecekte yapacağın icraatlarından ve davranışlarından dolayı suçlanmaktan ve günah işlemekten seni korusun, seni koruma kalkanına alsın, sana olan nimetini, ihsanını tamamlasın, dinini, düzenini hâkim kılsın, yüceltsin, seni doğru, muhkem, güvenli, mutedil yolda, İslâmî hayatta başarıya ulaştırsın diye, bu fethi ihsan etti.
Ahmet Varol
swap_vert close
Böylece Allah senin geçmiş ve gelecek günahını bağışlasın, üzerindeki nimetini tamamlasın ve seni dosdoğru bir yola iletsin.
Ali Bulaç
swap_vert close
Öyle ki Allah, senin geçmiş ve gelecek (her) günahını bağışlasın, üzerindeki nimetini tamamlasın ve seni dosdoğru bir yola yöneltsin.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Öyle ki, (bu yüzden) Allah, senin geçmiş ve gelecek günahını bağışlayıp üzerindeki nimetini, (dinin yücelmesini) tamamlayacak ve seni dosdoğru bir yolda sabit kılacaktır;
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Ki Allah, senin (senin ve Sahabe şahs-ı manevisinin) geçmiş ve gelecek bütün günahlarını gidersin; üzerindeki nimet ve ihsanını tamamlasın ve sana doğru bir yolu nasip etsin.(*)
(*) Nitekim Mekke fethi, İslami fetihlerin anahtarı oldu. İslam nimeti tamamlandı; İslamiyet doğru bir yol olarak tarihe damgasını vurdu.  
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Böylece Allah, senin geçmiş ve gelecek bütün hatalarını bağışlayacak, bütün nimetlerini sana verecek ve seni dosdoğru bir yola sevk edecektir.
Besim Atalay
swap_vert close
Allah senin geçmiş olan, gelecek olan suçunu bağışlar, sana nimetini tamam eder de, doğru yola iletir
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Böylece Allah, (müşrikler tarafından sana isnat edilen) geçmiş ve gelecek suçlamalardan seni kurtaracak, sana lütfedeceği nimetlerini tamamlayacak ve seni zafere götüren dosdoğru bir yola iletecektir.
Ayette geçen “zenb” kavramı hem burada hem de Muhammed 47/19 ayetinde “suç” anlamında kullanılmıştır. Hz. Peygamberin gerek Mekke’de ve gerekse Medine’de müşriklere muhalefeti, inkârcılar tarafından “suç” olarak değerlendirilmiştir. “Suçlamalardan seni kurtaracak” söylemi, “senin davanda haklı olduğunu ve onların yanlış yolda bulunduğunu ortaya çıkaracak” demektir.  
Cemil Said
swap_vert close
2,3. Tâ ki Allâh’ın eski ve yeni günâhları ’afv itmesi içün vesîle olsun. Sana ihsânlarda bulunsun ve seni tarîk-i müstakîme hidâyet itsün ve kudretli müzâheretini ihsân iylesün.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Allah böylece, senin geçmiş ve gelecek günahlarını bağışlar, sana olan nimetini tamamlar, seni doğru yola eriştirir.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
2,3. Ta ki Allah, senin geçmiş ve gelecek günahlarını bağışlasın, sana olan nimetini tamamlasın, seni doğru yola iletsin ve Allah sana, şanlı bir zaferle yardım etsin.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
1-3. Senin geçmiş gelecek bütün günahını Allah’ın bağışlaması, sana nimetini eksiksiz vermesi, seni dosdoğru yolda yürütmesi ve Allah’ın sana güçlü bir şekilde yardım etmesi için sana apaçık bir fetih ihsan ettik.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Böylece Allah, senin geçmiş ve gelecek günahını bağışlar. Sana olan nimetini tamamlar ve seni doğru bir yola iletir.
Edip Yüksel
swap_vert close
Ki ALLAH, geçmiş ve gelecek günahlarını bağışlasın, sana olan nimetini tamamlasın ve seni doğru yola iletsin.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Böylece Allah senin geçmiş ve gelecek günahını bağışlar. Sana olan nimetini tamamlar ve seni doğru yola iletir.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Ki Allah senin zenbinden geçmişini ve geleceğini mağfiret buyurup üzerindeki ni'metini tamamlıyacak ve seni dosdoğru bir caddeye çıkaracak
Emrah Demiryent
swap_vert close
2-3. Ki Allah, senin geçmiş ve gelecek *zellelerini mağfiret buyursun, sana nimetini tamamlasın, seni (o) dosdoğru (İslâm) yol (un) da sabit kılsın ve Allah sana, şanlı bir zaferle yardım etsin.
* Zelle: Peygamberlerden bir kasıt olmaksızın, unutarak ya da yanılarak meydana gelen, evlayı terk kabilinden, makamlarına uygun düşmeyen söz veya davranış. * Peygamberler, ismet (günahsızlık) sıfatına sahiptirler. Hayatlarının hiçbir döneminde (çocukluk, gençlik, peygamberlik öncesi veya peygamberlik vazifesini yaparken) küçük-büyük, gizli-açık hiçbir günaha meyletmezler, her daim ilâhî koruma altındadırlar.  
Erhan Aktaş
swap_vert close
Allah, senin geçmiş ve sonraki suçlarını bağışlasın ve sana nimetini tamamlasın ve seni dosdoğru yola iletsin diye.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
(Bu), geçmiş ve gelecek günâhını Allahın yarlığaması, senin üzerindeki ni'metini tamamlaması, seni (bu sayede) doğru yola iletmesi içindir.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Tâ ki Allah, senin günâhından geçmiş ve gelecek olanı, senin için bağışlasın;(1)üzerine olan ni'metini tamamlasın ve seni dosdoğru bir yola hidâyet etsin!
(1)“(Âyetteki mağfiret) hakīkī günahlardan değil; çünki ismet (günahlara karşı korunmuş olmak) var, günah yok. Belki makām-ı nübüvvete (peygamberlik makāmına) lâyık bir ma‘nâ ile mağfirettir(bağışlanmaktır).” (Lem‘alar, 7. Lem‘a, 27)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
2 , 3. (Bu,) senin geçmiş ve gelecek bütün günahlarını Allah’ın bağışladığı, üzerindeki nimetini tamamladığı, seni (böylece) dosdoğru bir yola ilettiği ve yine Allah’ın sana onur ve zafer dolu bir yardımla destek verdiği içindir. *
(*) Not: Bu ayetle ilgili mevcut meal ve tefsirlerde bir mantık problemi var, o da şöyledir. Müfessirler ve mealciler: Bu fethin, (başarı ve zaferin) Hz. Peygamberin geçmiş ve gelecek günahlarının bağışlanmasına, onun için nimetin (hidayet- nübüvvetin) tamamlanmasına, onun dosdoğru yola (islama) iletilmesine ve saldırgan düşmana karşı ona yardım ve destek verilmesine sebep yapmaktadırlar. Bu yüzden bundan hareketle mantıken şu sorular sorulabilir. Bu fetih verilmeden önce Hz. peygamber günahkâr mıydı? Allah ona nimetini (hidayet ve nübüvveti) vermemiş miydi? Allah onu dosdoğru yola (İslam yoluna) iletmemiş miydi? Allah ona saldırgan düşmana karşı yardım ve destek sözünü vermemiş miydi? Yani bunların gerçekleşmesi için önce fetih mi verilmiş? Ki, bunlara vesile olsun? Oysa durum tam tersinedir. Yani Yüce Allah elçisinin bütün günahlarını bağışlıyor, (günahlardan onu koruyor), ona nimetini (hidayet ve nübüvveti) tamamlıyor, onu dosdoğru yola (İslam yoluna) iletiyor, yardım ve destek veriyor. İşte bunlar söz konusu fethin sebebidir, fetih bunların sebebi değildir. Çünkü fetih bunlardan sonra gerçekleşmiş, bunlardan önce değil. Ayrıca ayete geçen (ليغفر - ويتم – ويهديك - وينصرك ) fiillerin üzerinde masdar edatı olan gizli (أن)’’en’’ bulunmaktadır. Bu masdar edatı olan (أن) ’’en’’, üzerinde bulunduğu bütün bu fiilleri masdar cümlesine çevirmektedir. Bu nedenle, yani te’vili masdar gerçekleştikten sonra bu fiiller aşağıda gösterildiği gibi bir cümleye dönüşürler. وقوله ليغفر لك الله بدل اشتمال من ضمير لك . والتقدير : إنا فتحنا فتحا مبينا لأجلك لغفران الله لك وإتمام نعمته عليك ، وهدايتك صراطا مستقيما ونصرك نصرا عزيزا . وجعلت مغفرة الله للنبيء - صلى الله عليه وسلم - علة للفتح لأنها من جملة ما أراد الله حصوله بسبب الفتح ، وليست لام التعليل مقتضية حصر الغرض من الفعل المعلل في تلك العلة (التحرير والتنوير ) فإن اللام داخلة على المغفرة فهي علة للفتح، فكيف يصح أن تكون معللة.( فتح القدير - اللباب في علوم الكتاب) والمعنى: يسرنا لك هذا الفتح لإِتمام النعمة عليك، وهدايتك إلى الصراط المستقيم، ولنصرك نصرا عزيزا. (الوسيط في تفسير القرآن الكريم)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Günahlarından yaptıklarını ve yapman gerekirken doğru şeyleri yapmadığından dolayı, kazandığın hatalarını bağışlasın, senin üzerine nimetini tamamlasın ve seni dosdoğru bir yola iletsin.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Bu, Allah’ın senin geçmiş, gelecek günahlarını yarlıgaması, sana karşı olan iyiliklerini sonuna erdirmesi, sizi doğru yola iletmesi içindir.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Bununla Allah evvelki sonraki [³] günahını [⁴] yarlıgayacak, hakkında nimetini de tamamlayacak, seni doğru yola götürecek,
[3] Nübüvvetten veya fetihten evvel ve sonraki. Yahut umum maksuttur.[4] Evveli olan bir şeyi bırakmak peygamberimize nazaran günah sayılmıştır. Yahut mü'minlerin günahı maksuttur.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Böylece Allah, senin geçmiş ve gelecek günahlarını² bağışlar, sana olan nimetini tamamlar ve seni dosdoğru yola eriştirir.
2 “Zenb” kelimesi günah manasına gelse de “kusur ve kabahat” anlamına da gelir. Peygamberler için bilerek işlenmiş kasdi bir günah söz konusu değildir.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Böylece Allah, (düşmanların sana yakıştırdığı, sözde) geçmiş ve gelecek günahlarını bağışlasın, üzerindeki nimetini tamamlasın ve seni dosdoğru bir yola hidayet etsin (diye apaçık bir fetih verdik).
(Bir görüşe göre geçmiş günahlardan maksat, geçmiş ümmetlerin günahıdır; zira tüm ümmetler, o mukaddes zatın (Peygamber’in) ümmetidir ve nebilerin tüm davetleri son şeriata ve Mutlak Veli’nin (Peygamber’in) eserlerine yapılan davettir. Dolayısıyla da Âdem ve sonrakiler ise bu velayet ağacının yapraklarıdır.İkinci açıklamaya göre hadisteki zenb (günah) kelimesi mastardır. Bu yüzden fail veya mef’ula izafe olması caizdir. Burada ise mef’ula izafe olmuştur. Dolayısıyla günahtan maksat ise, Mekkeli müşriklerin Peygamber’i Mekke’ye girmekten alıkoymaları ve Mescidu’l Haram’a girmesine engel olmalarıdır. Bu tevil üzere mağfiretin manası ise müşriklerin, Peygamber (s.a.a) üzerindeki hükümlerini neshetmesidir. Yani Allah bu lekeyi fetih esnasında ortadan kaldırmış ve Mekke’nin fethiyle örtmüştür. O halde “Bundan sonra çok yakında Mekke’ye gireceksin” demektir. Bu yüzden “mağfiret”, cihadın mükâfatı ve fethin faydaları olarak takdir edilmiştir. Bu konuda şöyle denilmiştir: “Eğer maksat günahları bağışlamak olsaydı, ayet için makul bir mana edilemezdi. Zira günahları affetmenin fetih ile hiç bir ilgisi yoktur. Dolayısıyla onun hedef ve faydası da olamaz. Ama geçmiş ve gelecek günahlardan maksadın müşriklerin eskiden Resulullah’a ve Müslümanlara reva gördükleri çirkin fiillerin olması da muhtemeldir.” Üçüncü açıklamaya göre ayetin anlamı, “Eğer senin geçmiş ve gelecekte herhangi bir günahın olursa ben o günahını bağışladım” demektir. Ama bilindiği gibi koşullu önerme (kaziye-i şartiye) iki tarafın (konu ve yüklemin) gerçekleşmiş olmasını ve doğruluğunu gerektirmez.Dördüncü açıklamaya göre ise günahtan maksat müstahapları terk etmektir. Zira Resulullah farzları hiç terk etmemiştir. Resulullah’ın makamı yüce olduğundan dolayı başkaları için günah olmayan şeyler onun için pekâlâ günah sayılabilirdi.Beşinci açıklamaya göre ise ayet Resulullah’ı tazim etmek için nazil olmuştur. Dolayısıyla da hüsn-i hitab makamındadır. “Allah seni affetsin” demeye benzer.)  
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ki böylece Allah, senin ve arkadaşlarının olmuş ve olabilecek hatâlarını bağışlasın, sana bahşetmiş olduğu İslâm nîmetini —tüm insanlık için örnek bir toplum oluşturmak ve bu toplum eliyle hak dini yeryüzünde egemen kılmak sûretiyle— tamamlasın ve seni görevinde başarılı kılarak dosdoğru bir yola iletsin.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Allah, senin günahından / kusurundan, önce geçmiş şeyleri ve ertelenmiş şeyleri senin için bağışlasın! Senin üzerindeki nimetini tamamlasın! Seni doğru bir yola eriştirsin!
Mehmet Çakır
swap_vert close
Bu barış döneminde Allah, senin geçmiş ve gelecek sıkıntılarını giderecek, [1] sana verdiği nimeti tamamlayacak, seni düze çıkaracak,
Mehmet Çoban
swap_vert close
Böylece Allah senin geçmiş ve gelecek günahını bağışlar. Sana olan nimetini tamamlar. Seni doğru yola iletir.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Böylece Allah senin geçmiş ve gelecek günahını bağışlayacak, [*] sana olan nimetini tamamlayacak ve seni doğru yola ulaştıracaktır.
Benzer mesajlar: Muhammed 47:19; Nasr 110:3.  
Mehmet Türk
swap_vert close
1,2,3. (Ey Muhammed!) Şüphesiz Biz sana (Hudeybiye’de) Allah’ın geçmiş ve gelecek hatalarını bağışlaması,¹ üzerindeki nîmetini tamamlaması, seni dosdoğru bir yola yöneltmesi ve Allah’ın sana çok şerefli bir zaferle yardım etmesi için, apaçık bir fetih² (zincirinin) önünü açtık.³
1 Burada ki günâhların bağışlanması (Muhammed: 19) da; “Ey Muhammed! Allah’tan başka ilâh olmadığını iyi bil! Hem kendi, hem Müslüman erkekler ve hem de Müslüman kadınların günâhları için (Allah’tan) bağışlanma dile.” âyetine verilen cevabî bir müjde olabileceği gibi, kendisinin de; “her gün yüz defa istiğfar ettiğini” söyleyen Peygamber (a.s)’ın, hata yapabileceğine işaret de olabilir.2 Fetih: Önünü açmak, yol göstermek, aradaki anlaşmazlığı hükme bağlamak, kapalılığı gidermek demektir. Bazı müfessirler bu fethi, “Mekke’nin fethini vaat” diye anlamışlarsa da müfessirlerin büyük bir çoğunluğu bu fethin; “Hudeybiye anlaşması" olduğu kanaatindedirler ve bunu şu şekilde izah ederler; a- Peygamber Efendimiz (s.a.v) Hudeybiye’ye harp için değil, bir “umre” niyetiyle hareket etmiş, fakat çarpışmayı müşrikler düşünmüşlerdi. Şiddetli bir savaş olmasa da iki taraf arasında ok ve mancınık atılmış, Müslümanlar müşrikleri yenmiş ve müşrikler anlaşma istemek zorunda kalmışlardı. b- Bu anlaşma ile Müslümanlar bir Devlet olarak mevcudiyetlerini düşmanlarına resmen kabul ettirmişlerdir. Yani, “Akabe Biatleriyle” kurulan “İslâm Devleti”, bu anlaşma ile resmen tanınmıştır. Bu da bundan sonra başlayacak bir fetih zincirinin başlangıcı olmuştur. 3 İbnu Mes’ud’dan: Rasulullah (s.a.v) ile beraber Hudeybiye’den dönmüştük. Rasulullah (s.a.v) orada on ila yirmi gün arası durdu. Sonra Medine’ye döndü. Yola koyulduğumuz sırada idi ki ona vahiy geldi. Kendisinde bir sevinç hali vardı. O vakit bize “Fetih suresinin ilk bölümünün nâzil olduğunu” haber verdi. (Ahmed, Buharî, Ebu Davud, Neseî) Başka bir rivayette de Ömer b. Hattab (r.a): Rasulullah (s.a.v) ile seferde idik. Ona bir şey hakkında üç kere soru sordum. Bana cevap vermedi, ben de devemi sürdüm, sonra insanların önüne geçtim ve hakkımda ayet indirilmesinden korkmuştum. Biraz sonra birinin bana bağırdığını işittim. Hakkımda bir ayetin nâzil olduğundan korktum. Rasulullah (s.a.v)’in yanına vardığımda o, sevinçle bana: “Bu gece üzerime, bana Dünya ve içindeki her şeyden daha sevgili bir Sûre indirildi” buyurdular ve fetih suresini okudular, demiştir. (Ahmed, Buharî, Tirmizî, Neseî, İbnu Mâce) Bu rivayetler gösteriyor bu surenin nüzulü Mekke ile Medîne arasında olmuştur. Bu sebeple de bu sure Medenî’dir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
böylece Allah, senin hem geçmişte hem de gelecekteki bütün hatalarına karşı bağışlayıcılığını gösterecek; ² ve [böylece] bütün nimetlerini sana verecek ve seni dosdoğru bir yola sevk edecektir; ³
2 Lafzen, “ki Allah, hem geçmiş hem de gelecek bütün günahlarını affedebilsin” -böylece hatadan münezzeh olmanın yalnız Allah’a mahsus olduğu, ve ne kadar yüce olursa olsun her insanın zaman zaman hata yapabileceği dolaylı şekilde anlatılmış olmaktadır.3 Zımnen, “vazifeni yerine getirmene doğru”, ki Hudeybiye Antlaşması bunu açıkça haber vermiştir.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Böylece Allah geçmiş ve gelecek günahlarını bağışlayacak ve sana bahşedeceği nimetlerini tamamlayacak ve seni dosdoğru yoluna iletecek. 3/103, 24/54-55
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Bu sayede Allah,[⁴⁵⁸⁷] senin geçmiş ve gelecek tüm hatalarını bağışlayacak;[⁴⁵⁸⁸] ve sana olan nimetini tamama erdirecek ve seni dosdoğru bir yola yöneltecektir;
[4587] Bir önceki âyette “Biz” olarak geçen öznenin burada “Allah” olarak yer alması şöyle açıklanmıştır: Allah zaferi sebeplerle icra eder, bağışı ise doğrudan yapar (Âlûsî). Zaferin sebeplerinden biri de 4. âyette zikredilen kalp sükûnetidir. İlâhî bağış bu olsa gerektir. [4588] Zımnen: “Allah’ın yardımı ne zaman gelecek?” (2:214) diyordun ya? İşte sana Allah’ın yardımı. Hadi bakalım şimdi tevbe et! Bu gibi âyetlerle Allah Rasûlü’nün melek değil insan olduğu, kusur ve hatadan beri olmadığı vurgulanıyor. Böylece ümmetin peygamber tasavvuru inşâ ediliyor: Yönetim ve içtihatlarında kusurlara ve hatalara açık; Allah’tan aldığı vahyi iletme konusunda sadık, masum ve masun (Bkz: 47:19 ve 40:55, not 39). Bu “hatalar” ile, Tevbe sûresinin 43 ve 108. âyetlerinde örnekleri görüldüğü gibi, liderliğe ilişkin içtihat hataları da kastedilmiş olabilir. Nitekim Allah Rasûlü’nden “Ben de sizin gibi bir beşerîm, hata da ederim isabet de (ene uhtiu ve usîbu)” dediği onlarca sahih senetli rivayet nakledilmiştir.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Böylece Allah, senin geçmiş ve gelecek günahını bağışlar; sana olan nimetini tamamlar ve seni doğru yola iletir. (Peygamberlik görevini hakkıyle tamamlamanı nasip eder)
Osman Fırat
swap_vert close
Ki Allah, senin geçmiş ve gelecek günâhını bağışlasın ve sana olan ni’metini tamamlasın ve seni doğru bir yola iletsin.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Tâ ki, Allah senin için günahından, geçmiş ve sonraya kalmış olanı mağfiret etsin ve senin üzerine nîmetini itmam buyursun ve seni dosdoğru bir yola iletsin.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Bu da Allah'ın, senin geçmiş ve gelecek kusurlarını bağışlaması, sana yaptığı ihsan ve in'amı tamamlaması, seni dosdoğru yola hidâyet etmesi.
Süleyman Ateş
swap_vert close
Ki Allah, senin geçmiş ve gelecek günahını bağışlasın (bütün tasalarını gidersin) ve sana olan ni'metini tamamlasın ve seni doğru bir yola iletsin.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
1,2,3. Yâ Muhammed! senin geçen ve gelecek günâhlarını mağfiret itmek ve senin üzerine ni'metini itmâm iylemek ve sana gâlib ve 'azîz bir nusret virmek içün Allâh Te'âlâ sana âşikâr bir fetih ile fütuhât virdi.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Allah bunu,önceki ve sonraki[*] günahlarını bağışlamak, sana olan iyiliklerini tamamlamak ve seni doğru bir yola yöneltmek için yaptı.
[*] sonraki diye tercüme edilen kelime تأخر(tehir) kelimesine sözlükte esas anlamı Ertelemek, Tehir etmek, Geciktirmektir.  
Şaban Piriş
swap_vert close
Allah, geçmiş ve gelecek günahlarını bağışlasın, üzerindeki nimetini tamamlasın ve sana dosdoğru yolu göstersin...
Ümit Şimşek
swap_vert close
Böylece Allah senin geçmiş ve gelecek günahlarını bağışlayacak, üzerindeki nimetini tamama erdirecek ve seni dosdoğru bir yola iletecektir.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Ki Allah senin günahından geçmiş olanı da gelecek olanı da bağışlasın, nimetini senin üzerinde tamamlasın ve seni dosdoğru bir yola kılavuzlasın.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
tā yarlıġaya saña Tañrı anı kim ilerü geçdi yazuġundan daħı anı kim śoñra ķaldı daħı tamām eyleye ni'metini üzerüñe daħı ŧoġru yol göstere saña ŧoġru yol.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Baġışlamaġ‐ıçun saña Allāh tefrīṭ olan nesneleri, ‘itāb olunan nesneleri, yāümmet günāhlarını, daḫı tamām itmeg‐içün ni‘metini senüñ üstüñe vehidāyet virmeg‐içün saña doġru yola.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Allah (bununla) sənin əvvəlki sə sonrakı günahlarını bağışlayacaq, sənə olan ne’mətini tamam-kamal edəcək və səni düz yola müvəffəq edəcəkdir!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
That Allah may forgive thee of thy sin that which is past and that which is to come, and may perfect His favour unto thee, and may guide thee on a right path,
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
That Allah may forgive thee(4867) thy faults of the past and those to follow; fulfil His favour to thee; and guide thee on the Straight Way;
4867 Seen. 4428 to 40:55, and Cf. 47:19. Any mistakes of the past were now rectified, and any future ones prevented by the free scope now offered, by the act of the Quraysh Pagans themselves, to the recognition and free promulgation of Islam.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
لِيَغْفِرَ
mağfiret etmesi için
لَكَ
senin
اللّٰهُ
Allah
مَا
o şe- yi ki
تَقَدَّمَ
öne geçti
مِنْ ذَنْبِكَ
günahından
وَمَا
ve o şeyi ki
تَاَخَّرَ
geri kaldı
وَيُتِمَّ
ve tamam- lasın
نِعْمَتَهُ
nimetini
عَلَيْكَ
üzerine
وَيَهْدِيَكَ
ve seni hidâ- yet etsin
صِرَاطاً مُسْتَق۪يماًۙ
sırât-ı mustakîme
Böylece Allah, senin geçmiş ve gelecek günahlarını mağfiret etsin, sana olan nimetini tamamlasın ve seni sırât-ı mustakîme (Allah'a dosdoğru varan yola) hidâyet etsin.
غَفَرَ
Fiil-I
غ ف ر
Mağfiret etti, bağışladı
لَكَ
Zamir
لَكَ
Sana, senin
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
تَقَدَّمَ
Fiil-V
ق د م
Öne geçti, ileri gitti
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
ذَنْب
İsim
ذ ن ب
Günah, suç
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
تَاَخَّرَ
Fiil-V
ا خ ر
Geri kaldı, erteledi
اَتَمَّ
Fiil-IV
ت م م
Tamamladı, tam yaptı
نِعْمَة
İsim
ن ع م
Nimet
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
هَدَى
Fiil-I
ه د ي
Hidâyet etti, başarıya ulaştırdı, yol gösterdi, sevk etti
صِرَاطٌ
İsim
ص ر ط
Yön, yol, usul, eğri büğrü olmayan düz yol
مُسْتَقِيم
Etken fiil-X
ق و م
Dosdoğru, kusursuz