close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Fetih Sûresi 1. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
İnnâ fetahnâ leke fethan mubînâ(n)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Şüphe yok ki biz, sana apaçık bir fetih vermişizdir.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Doğrusu Biz Sana (zafer yollarını) açtık; apaçık bir fetih ihsan ettik.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Şüphesiz biz senin için, apaçık bir zaferin önünü açtık.
Bu sûre hicri 6. yılda müslümanlarla Mekke’li müşrikler arasında yapılan Hudeybiye antlaşması-nı anlatır. Muamelat, ibadet ve ahlaki meselelere ağırlık verir. Müslümanların bir ağaç altında Allah yolunda cihad edeceklerine dair verdikleri sözü de anlatıp, münafıkların durumlarından bahseder. Allah Rasülünün gördüğü rüyayı gerçekleştirip bir sonraki yıl umre yapabileceklerinin müjdesini vererek sona erer.  
Ahmet Tekin
swap_vert close
Biz, senin istikbalin için, önündeki engelleri kaldıran parlak bir zafer kapısı açtık. Eşsiz bir fetih ihsan ettik.
bk. el-Câmi’ li-Ahkâmi’l-Kur’ân, 16/260-261.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Şüphesiz biz sana apaçık bir fetih verdik.
1.Hakim ve daha başkalarının Misver bin Mahrame ve Mervan bin Hakem`den rivayet ettiklerine göre Fetih suresi başından sonuna kadar Hudeybiye dönüşü esnasında Mekke ile Medine arasında ve Hudeybiye olayıyla ilgili olarak indirilmiştir.  
Ali Bulaç
swap_vert close
Şüphesiz, Biz sana apaçık bir fetih verdik.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
(Ey Rasûlüm, Mekke'nin ve diğer memleketlerin fethine sebeb olacak Hudeybiye sulhu ile) biz sana gerçekten açık bir zafer verdik.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Biz, sana (senin ümmetine) apaçık bir fetih yolunu (Mekke fethinin yolunu) açtık.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Biz sana apaçık zaferin kapılarını açtık. [562][563]
[562] Fetih sûresi hakkında genel bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XVIII, 89.[563] Açık fetih hakkında bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XVIII, 94-97.  
Besim Atalay
swap_vert close
Sana biz, belli bir fetih verdik
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Gerçek şu ki (ey Muhammed!) Biz senin için apaçık bir zaferin önünü açtık.
Bkz. 90/1-2“Zaferin önünü açtık” ifadesi, Mekke’nin ve Taif’in fethi gibi, İslam’ın daha sonra kazanacağı zaferlere kapı açan Hudeybiye Antlaşması’nın sağladığı manevî üstünlüğün, yeni fetihleri arkasından getireceği müjdesini veriyor.Burada fetihten kastedilen, savaşla ve kılıç zoruyla o bölgelerin ele geçirilmesi değil, İslam’ın ve Müslümanların kökünü kazımak için fitne yuvasına dönüşmüş, bütün düşmanların bir araya gelerek insanlığın önünde tehdit oluşturmuş olan bölgelerin fitneden temizlenerek İslam’la yaşanılır hale getirilmesidir. Nitekim Mekke’nin fethi herhangi askeri bir operasyon yapılmadan, bir kişinin dahi burnu kanamadan gerçekleşmiştir. Çünkü insanlar biliyor ki; İslâm barış, huzur ve kardeşlik için gelmiştir. Kimseyi savaş zoruyla inançlarından koparmak için gelmemiştir.  
Cemil Said
swap_vert close
Senin içün büyük bir zafer hükm itdik.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Doğrusu Biz sana apaçık bir zafer sağlamışızdır.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Şüphesiz biz sana apaçık bir fetih verdik.[495]
Âyetteki “fetih” ile daha sonra gerçekleşecek Mekke fethi kastedilmektedir. Ayrıca sûrenin inmesinden önce gerçekleşen ve Mekke fethine zemin hazırlamış olan Hudeybiye barışının kastedilmiş olması da mümkündür.  
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
1-3. Senin geçmiş gelecek bütün günahını Allah’ın bağışlaması, sana nimetini eksiksiz vermesi, seni dosdoğru yolda yürütmesi ve Allah’ın sana güçlü bir şekilde yardım etmesi için sana apaçık bir fetih ihsan ettik.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Biz sana doğrusu apaçık bir fetih ihsan ettik.
Edip Yüksel
swap_vert close
Biz sana apaçık bir zafer verdik.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Doğrusu biz sana apaçık bir fetih ihsân ettik.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Elhak biz sana bir fethi mübîn açtık
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Habibim! Hikmetine binâen, başlangıçta aleyhinize gibi görünen, ancak neticeleri itibariyle gelecek nice fetihlerin öncüsü ve müjdecisi olan, *Hudeybiye antlaşması ile) Şüphesiz biz (müşriklere karşı) senin (ve ashabının) lehine sonuçlanacak apaçık bir hüküm verdik,
* Hudeybiye antlaşması; 628 yılında müslümanlar ile Mekkeli müşrikler arasında yapılan bir barış antlaşmasıdır. Antlaşma başlangıçta müslümanların aleyhine gibi görünmüş olsa da daha sonra müslümanların lehine olarak sonuçlanmıştır. Antlaşma, İslâm’ın gelecek zamanlar için kazanılan zaferlerin başlangıcı niteliğinde bir olaydır. Şöyle ki; bu antlaşma ile Mekkeli müşrikler, İslâm Devleti’ni hukuken tanımış oldu. Antlaşma maddelerinden biri taraflar arasında 10 yıl savaş olmayacaktır. Bu madde gereğince oluşan barış ortamı sayesinde İslâmiyet Arap yarımadasında hızla yayılmaya başladı. Öyle ki Hudeybiye Antlaşmasından Mekke’nin fethine kadar geçen iki yıl içerisinde müslüman olanların sayısı, o güne kadar geçen on sekiz yıl içerisinde İslâmiyet’i kabul edenlerin sayısını aşmıştır. Bu güçlenme sayesinde Hayber’in fethine zemin hazırlanmıştır. Nitekim Resûlullah [sallallahu aleyhi vesellem] efendimiz, müslümanlara hainlik yapan yahûdîlere ağır bir darbe indirmek üzere Hayber üzerine yürümüş ve neticede Hayber’in fethi gerçekleşmiştir. Müşriklerin, Hudeybiye antlaşmasını bozmaları üzerine iki yıl sonra da Mekke’nin fethi gerçekleşmiştir.  
Erhan Aktaş
swap_vert close
Biz, sana apaçık bir fethin yolunu açtık.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Biz hakıykat sana (Hudeybiyye musaalehası ile) apâşikâr bir feth (-u zafer yolu) açdık.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Şübhesiz ki biz sana, apaçık bir fetih açtık (ihsân ettik).
İhsan Aktaş
swap_vert close
(Resulüm!) Gerçekten biz senin için (insan hak ve özgürlüklerine, evrensel hukuka uygun olarak saldırganlara karşı) açık bir fethin (zafer ve başarının) önünü açtık. *
(*) Buradaki Fetih, zafer, başarı ‘’Hudeybiye Antlaşması’’ olduğuna dair bazı tefsir metinleri aşağıya alınmıştır. Doğrusu da bu olsa gerek. Çünkü o günden sonra İslamiyet yayılmaya başladı ve Müslüman olmak isteyenlerin önündeki bütün engeller ortandan kaldırılmış oldu, böylece iki sene sonra Mekke fethine de sebep olmuştur. Çünkü (فتحنا) ‘’fetahna’’ geçmiş fiil kipidir, bu sürenin nuzulünden iki sene sonra gerçekleşen Mekke fethine bağlamak Arapça dil kuralı gereği mümkün görülmemektedir. Bu nedenle bununla ‘’Hudeybiye Antlaşması’’ olduğunu söyleyenlerin görüşleri ayetlerin siyakıyla da daha uyumludur. Aşağıdaki tefsir metinlerine de bakılabilir. إنا فتحنا لك -أيها الرسول- فتحًا مبينًا، يظهر الله فيه دينك، وينصرك على عدوك، وهو هدنة "الحديبية" التي أمن الناس بسببها بعضهم بعضًا، فاتسعت دائرة الدعوة لدين الله، وتمكن من يريد الوقوف على حقيقة الإسلام مِن معرفته، فدخل الناس تلك المدة في دين الله أفواجًا؛ ولذلك سمَّاه الله فتحًا مبينًا، أي ظاهرًا جليًّا.( تفسير الميسر- (ابن كثير))  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Gerçekten biz sana açık bir zaferin kapılarını açtık ki.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Gerçekten Biz sana savaşta öyle bir algı elde ettirdik ki,
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Muhakkak ki biz sana muazzam ve aşikâr bir fetih ve zafer verdik [²].
[1] Medine'de nâzil olmuş (29)nâyettir.[2] Fetihten maksat Hüdeybiye sulhu veya Hayber veya Mekke veya bütün fütuhat-ı celiledir. Yahut İslâm ve nübüvvet, hüccet ile dâvet gibi fütuhan-ı mâneviyedir.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
(Ey Peygamber!) Muhakkak ki Biz sana apaçık bir fetih verdik.¹
1 “Fetih verdik” demek, “Fethin yolunu açtık, yürü!” anlamındadır. Bu sûre Hudeybiye Barışı’ndan sonra inmiştir. Bu barış aslında Müslümanların aleyhine gibi gözükse de ileride pek çok başarılara yol açmıştır. Bu barış bazı sahabelerin muhalefetine rağmen imzalanmış bir barıştır. Hz. Peygamber’in keskin zekâsının bir sonucudur.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Şüphesiz biz sana apaçık bir fetih verdik.
(Medine’de nazil olmuştur ve 29 ayettir. İçinde İslâm’ın elde edeceği fetih, başarı ve zaferden bahsedildiği için Fetih adını alan bu sure, hicretin altıncı yılında Hudeybiye antlaşması dönüşünde inmiştir)  
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ey Şanlı Elçi! Gerçekten Biz sana, ardı ardına gelecek nice fetihlerin öncüsü ve müjdecisi olan apaçık bir zafer verdik!
Hicretin altıncı yılında, Hz. Peygamberin Hudeybiye’den Medîne’ye dönüşü esnasında indirilmiştir. Adını, müminlere büyük bir zaferi müjdeleyen ilk ayetinden almıştır. 29 ayettir.Hz. Peygamber, rüyasında arkadaşlarıyla birlikte Mekke’ye gidip Kâbe’yi ziyaret ettiğini görmüştü. Oysa o günlerde bunun gerçekleşmesi görünüşte imkânsız gibiydi. Çünkü Mekkeli müşrikler Müslümanlara Kâbe yolunu kapatmışlardı. Daha bir yıl önce Hendek savaşında Medîne’yi kuşatma altına alan müşriklerin egemenliği altındaki Mekke’ye gitmek, intihardan farksız görünüyordu. Fakat gördüğü rüyanın ilâhî bir buyruk olduğunu bilen Peygamber, hiç tereddüt etmeden sefer hazırlıklarına başladı. Bu arada, kendilerine katılmaları için civardaki müttefik kabîlelere de haber gönderdi. Ne var ki, onlar bu tehlikeli yolculuğu göze alamadıklarından, çeşitli bahaneler öne sürerek gelemeyeceklerini bildirdiler. Böylece, 1400 kişilik gönüllülerden oluşan ve üzerlerinde birer kılıçtan başka silah bulunmayan kafile, haccetmek için Mekke’ye doğru yola çıktı.Kafilenin yaklaştığını haber alan Mekkeliler, bütün Arap geleneklerini çiğneyerek hacıların şehre girişini engellemeye karar verdiler. Bunun için, iki yüz atlıdan oluşan bir süvari birliğini Müslümanların yolunu kesmek üzere yola çıkardılar. Bunu haber alan Peygamber derhal yolunu değiştirdi ve son derece sarp ve ıssız yollardan büyük zorluklarla geçerek Mekke yakınlarındaki Hudeybiye düzlüğüne ulaşıp orada konakladı. Daha sonra, Mekkelilerin gönderdiği 80 kişilik bir askerî birlik Müslümanların kampına saldırıda bulundu, fakat hepsi yakalanıp esir edildi. Peygamber, iyi niyet gösterisi olarak bu esirleri serbest bıraktı. Buna rağmen müşrikler küçük birlikler göndererek Müslümanları tahrik edip kanlı bir savaşın içine çekmek istedilerse de, her defasında Peygamberin kararlı tutumu ve Müslümanların sabır ve disiplini sayesinde amaçlarına ulaşamadılar. Daha sonra Peygamber, savaşmak için gelmediklerini, aksine Kâbe’yi ziyaret edip kurban kestikten sonra geri döneceklerini Mekkelilere bildirmek üzere Osman bin Affan’ı Elçi olarak gönderdi. Hz. Osman’ın Mekke’ye varışından kısa bir süre sonra öldürüldüğü söylentileri Müslümanlara ulaşınca, Mekkelilerden topyekün bir saldırı bekleyen Peygamber, arkadaşlarını bir ağacın altında topladı ve ölünceye kadar savaşacaklarına dâir onlardan söz aldı. Fakat birkaç gün sonra, Hz. Osman’ın öldürülmediği ve Mekkelilerin anlaşmaya hazır oldukları anlaşıldı. Böylece, iki taraf arasında sürdürülen uzun görüşmelerin ardından, Hudeybiye Barış Antlaşması imzalandı. Buna göre:1. On yıl süreyle iki taraf arasında ateşkes yapılacak ve bir taraf diğeri aleyhinde gizli veya açık hiçbir faaliyette bulunmayacaktı.2. Müşriklerin velâyeti altında bulunan bir kişi —ki antlaşma metninde “racul” yani adam kelimesiyle ifade edilmişti— Mekke’den kaçıp Medîne’ye sığındığı takdirde velisine iade edilecek, fakat Medîne’den kaçıp Mekke’ye sığınanlar Müslümanlara iade edilmeyecekti.3. Arap kabîleler, taraflardan birini seçerek bu anlaşmaya katılabileceklerdi.4. Müslümanlar bu yıl Kâbe’yi ziyaret etmeden geri dönecekler, ancak gelecek yıl gelip Mekke’de üç gün kalacaklardı. Peygamberin imzaladığı bu şartlar, Müslümanları büyük bir hayal kırıklığına uğratmıştı. Özellikle ikinci maddeyi büyük bir haksızlık ve zillet olarak görüyorlardı. Bütün bunların ötesinde, Peygamberin gördüğü rüyanın gerçekleşmemiş olması onları derinden yaralamıştı. Çünkü Peygamber rüyasında Kâbe’yi ziyaret ettiklerini görmüş, fakat Mekke’ye ayak bile basamadan geri dönmek zorunda kalmışlardı. Oysa bu konuyu değerlendirirken, şu ince noktayı gözden kaçırıyorlardı: Onlara bu ziyaret müjdelenmiş, ama bunun o yıl gerçekleşeceği söylenmemişti. Zaten sadık rüyalar bazen bir gün, bazen bir yıl, bazen de yıllar sonra gerçekleşir. Yûsuf Peygamberin rüyası da uzun yıllar sonra gerçekleşmişti. Nitekim, Hz. Peygamberin rüyası ertesi yıl gerçekleşti ve müminler, aynen rüyada haber verildiği gibi Kâbe’yi ziyaret ettiler. Böylece, Peygamberin açık bir mûcizesi daha gerçekleşmiş oldu. Öte yandan, Müslümanların başlangıçta ağır bir yenilgi ve zillet olarak değerlendirdikleri barış antlaşmasının, aslında —Allah’ın yıllar öncesinde buyurduğu gibi— muhteşem bir zafer olduğu, daha sonra gelişen olaylarla açıkça ortaya çıktı. Şöyle ki: 1. Bu antlaşmayla birlikte, Arabistan’da İslâmî bir yönetimin varlığı ilk defa resmen kabul edilmiş oluyordu. 2. Bu antlaşma sayesinde, Mekkelilerin propagandası yüzünden Arabistan’daki kabîlelerin gönlünde İslâm aleyhinde yerleşmiş olan kin ve nefret duyguları biraz olsun dinmişti.3. Barış ortamı, iki toplum arasındaki ticari ve kültürel alışverişi canlandırdı ve Müslümanlar, Arabistan’ın en uzak noktalarına dağılarak süratle İslâm’ı yaymaya başladılar. Öyle ki, Hudeybiye antlaşmasından önceki 19 yıllık süre içerisinde Müslüman olanların toplam sayısı kadar insan, bundan sonraki iki yıl içinde İslâm’a girmiştir. 4. Peygamber, savaşın durdurulmasından sonra Medîne’de İslâm Devletini güçlendirerek, örnek bir İslâm toplumu oluşturma imkanı buldu. 5. Bu antlaşma sayesinde ülkenin güney sınırları emniyete alınınca, Kuzey ve Orta Arabistan’daki kabîleler İslâm Devleti’nin hâkimiyeti altına girdiler.Bu antlaşma şartları içinde Müslümanlara en ağır geleni, Mekke’den kaçarak Medîne’ye gelenlerin iade edilmesi, buna karşılık Medîne’den kaçıp Mekke’ye gidenlerin iade edilmemesini öngören madde idi. Fakat kısa zaman sonra, bu madde de Mekkeliler aleyhine işlemeye başladı. Şöyle ki, anlaşmanın yapılmasından birkaç gün sonra, Ebu Basir isimli bir Müslüman, müşriklerin elinden kurtulup Medîne’ye ulaştı. Hz. Peygamber, anlaşma gereği onu Mekkelilere geri verdi. Fakat Ebu Basir, bir yolunu bulup, kendisini Mekke’ye götüren müşriklerin elinden kurtulup kaçtı ve Kızıldeniz sahilinde müşriklerin ticâret kervanlarının geçtiği yol üzerinde yerleşti. Bu olaydan sonra Mekke’den kaçan her Müslüman, Ebu Basir’in kurduğu silahlı birliğe katıldı. Nihâyet sayıları 70’i bulan bu insanlar, Mekke’deki bütün mal varlıklarına el koyan Kureyş müşriklerinin kervanlarına saldırılar düzenlemeye başladılar ve kısa bir süre sonra, Kureyş’in ticareti durma noktasına geldi. Fakat Hudeybiye Antlaşmasının ilgili maddesi gereğince, Peygamber bu Müslümanlardan sorumlu tutulamıyordu. Bu yüzden, bizzat Mekkelilerin ricası üzerine, antlaşmanın bu maddesi yürürlükten kaldırıldı ve Ebu Basir ile adamlarının Medîne’ye sığınmasına müsaade edildi. Bütün bunlar, antlaşmanın üzerinden daha iki yıl geçmeden gerçekleşmişti. Oysa antlaşmanın yapıldığı günlerde, müşrikler bunun kendileri için büyük bir başarı olduğunu düşünüyor, Müslümanlar ise ağır bir zillete boyun eğdiklerini zannederek Peygambere sitem ediyorlardı. İşte, Hudeybiye Antlaşması’nı kendileri için ağır bir yenilgi ve utanç verici bir zillet olarak değerlendiren Müslümanlar, büyük bir hayal kırıklığı ve üzüntüyle Hudeybiye’den çıkıp Medîne’nin yolunu tutmuşlardı ki, ilâhî direktiflerle imzalanan bu antlaşmanın gerçekte muhteşem bir zafer olduğunu ve bu olayın, peş peşe gelecek daha nice zaferlerin başlangıcı olduğunu müjdeleyen mübarek Fetih Sûresi nazil oldu:  
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Biz, sana açıkça bir FETİH açtık;
Mehmet Çakır
swap_vert close
Resulüm! Artık biz sana yepyeni ufuklar açtık.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Resulüm şüphesiz sana apaçık bir fetih verdik.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Şüphesiz ki biz sana (Hudeybiye’de) apaçık bir zafer verdik.
Mehmet Türk
swap_vert close
1,2,3. (Ey Muhammed!) Şüphesiz Biz sana (Hudeybiye’de) Allah’ın geçmiş ve gelecek hatalarını bağışlaması,¹ üzerindeki nîmetini tamamlaması, seni dosdoğru bir yola yöneltmesi ve Allah’ın sana çok şerefli bir zaferle yardım etmesi için, apaçık bir fetih² (zincirinin) önünü açtık.³
1 Burada ki günâhların bağışlanması (Muhammed: 19) da; “Ey Muhammed! Allah’tan başka ilâh olmadığını iyi bil! Hem kendi, hem Müslüman erkekler ve hem de Müslüman kadınların günâhları için (Allah’tan) bağışlanma dile.” âyetine verilen cevabî bir müjde olabileceği gibi, kendisinin de; “her gün yüz defa istiğfar ettiğini” söyleyen Peygamber (a.s)’ın, hata yapabileceğine işaret de olabilir.2 Fetih: Önünü açmak, yol göstermek, aradaki anlaşmazlığı hükme bağlamak, kapalılığı gidermek demektir. Bazı müfessirler bu fethi, “Mekke’nin fethini vaat” diye anlamışlarsa da müfessirlerin büyük bir çoğunluğu bu fethin; “Hudeybiye anlaşması" olduğu kanaatindedirler ve bunu şu şekilde izah ederler; a- Peygamber Efendimiz (s.a.v) Hudeybiye’ye harp için değil, bir “umre” niyetiyle hareket etmiş, fakat çarpışmayı müşrikler düşünmüşlerdi. Şiddetli bir savaş olmasa da iki taraf arasında ok ve mancınık atılmış, Müslümanlar müşrikleri yenmiş ve müşrikler anlaşma istemek zorunda kalmışlardı. b- Bu anlaşma ile Müslümanlar bir Devlet olarak mevcudiyetlerini düşmanlarına resmen kabul ettirmişlerdir. Yani, “Akabe Biatleriyle” kurulan “İslâm Devleti”, bu anlaşma ile resmen tanınmıştır. Bu da bundan sonra başlayacak bir fetih zincirinin başlangıcı olmuştur. 3 İbnu Mes’ud’dan: Rasulullah (s.a.v) ile beraber Hudeybiye’den dönmüştük. Rasulullah (s.a.v) orada on ila yirmi gün arası durdu. Sonra Medine’ye döndü. Yola koyulduğumuz sırada idi ki ona vahiy geldi. Kendisinde bir sevinç hali vardı. O vakit bize “Fetih suresinin ilk bölümünün nâzil olduğunu” haber verdi. (Ahmed, Buharî, Ebu Davud, Neseî) Başka bir rivayette de Ömer b. Hattab (r.a): Rasulullah (s.a.v) ile seferde idik. Ona bir şey hakkında üç kere soru sordum. Bana cevap vermedi, ben de devemi sürdüm, sonra insanların önüne geçtim ve hakkımda ayet indirilmesinden korkmuştum. Biraz sonra birinin bana bağırdığını işittim. Hakkımda bir ayetin nâzil olduğundan korktum. Rasulullah (s.a.v)’in yanına vardığımda o, sevinçle bana: “Bu gece üzerime, bana Dünya ve içindeki her şeyden daha sevgili bir Sûre indirildi” buyurdular ve fetih suresini okudular, demiştir. (Ahmed, Buharî, Tirmizî, Neseî, İbnu Mâce) Bu rivayetler gösteriyor bu surenin nüzulü Mekke ile Medîne arasında olmuştur. Bu sebeple de bu sure Medenî’dir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
GERÇEK ŞU Kİ [ey Muhammed,] Biz senin için apaçık bir zaferin ¹ önünü açtık,
1 Yani, İslam’ın Arabistan’da daha sonra kazanacağı zaferlere kapı açan Hudeybiye Antlaşması’nın sağladığı manevî üstünlüğün. (Bkz. daha sonraki ayetlerde anlatılan bu tarihî olaya ilişkin birçok değinmeye açıklama getiren giriş notu.)  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Hiç şüphen olmasın ki biz sana parlak bir fethin ve zaferin yolunu açtık. 14/13...15, 28/35
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
ELBET sana, tartışmasız[⁴⁵⁸⁵] bir fethin önünü açan Biziz.[⁴⁵⁸⁶]
[4585] Lafzen: “apaçık”. Zımnen: fetih olduğu ayan beyan ortada olan, hiç kimsenin “Böyle fetih olur mu?” diye tartışamayacağı bir zafer. Ortada askerî bir operasyon yokken ihsan olunduğu ifade edilen bu “apaçık fetih” nedir? Hiç şüphe yok ki bu fetih “yürek fethi”dir. [4586] Anlaşmayla müşriklerin avantaj sağladığı yorumunu yapanlardan biri de Hz. Ömer idi. O aslında Mekkelilerin hiçbir işine yaramayacak olan, hatta çok geçmeden kendi aleyhlerine olduğunu anlayıp anlaşmayı bozacakları 2. maddeye takılmıştı. Ebu Cendel’in işkence altında tutulduğu Mekke’den kaçıp kan revan içinde anlaşma mahalline gelmesi ve Rasulullah’ın ricasına rağmen ilgili maddenin işletilmesini savunan Mekke heyetine teslim edilmesi, duygusallığı daha da artırdı. Hz. Ömer, ömür boyu pişman olacağını söylediği itirazını işte bu şartlar altında Rasulullah’a yöneltti. Allah Rasûlü’nün “Bana öyle âyetler indi ki, benim nazarımda tüm dünyadan ve onun içindeki her şeyden daha değerlidir” dediği bu âyetler böylesi bir ortamda indi. Rasulullah Hz. Ömer’i çağırıp bu âyetleri okuduğunda “Şimdi bu fetih mi ya Rasulallah!” dedi. Allah Rasûlü: “Evet, nefsim kudret elinde olan Allah’a yemin olsun ki, bu fethin ta kendisidir!” dedi (Taberî).  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Ey Muhammed) Biz sana gerçekten apaçık bir fetih ihsan ettik! (Zafer yolu açtık)
Osman Fırat
swap_vert close
Biz sana apaçık bir fetih verdik.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Muhakkak Biz sana bir apaçık fetih sağlamışızdır.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Biz sana aşikâr bir fetih ve zafer ihsan ettik.
Bu fetih, Hudeybiye anlaşmasıdır. Müslümanların bir kısmı bunun zafer olacağı konusunu iyi anlayamadıkları için Hz. Peygambere: “Ya Resulallah bu zafer midir?” diye sorunca, O yemin ederek zafer olduğunu bildirmişti. Fakat uzun zaman geçmeden, bu konuda kimsenin tereddüdü kalmadı. Abdullah İbn Mes’ud gibi bazı ashabdan, şu söz nakledilmiştir: “Halk Mekke’nin fethine zafer diyor, halbuki biz asıl zafer olarak Hudeybiye anlaşmasını kabul ediyoruz.” (Buhari). Tâbiin imamlarından Zührî der ki: “İslâm tarihinde Hudeybiye zaferinden önceki hiçbir fetih, onun kadar büyük değildir. (...) Bundan sonraki iki yıl içinde İslâm’a girenlerin sayısı, o zamana kadar (19 yıl boyunca) Müslüman olanlarınkine ulaştı, hatta onu da geçti.” (Buhari Şerhi Fethu’l-Barî; İbn Hişam)  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Biz sana apaçık bir fetih verdik.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
1,2,3. Yâ Muhammed! senin geçen ve gelecek günâhlarını mağfiret itmek ve senin üzerine ni'metini itmâm iylemek ve sana gâlib ve 'azîz bir nusret virmek içün Allâh Te'âlâ sana âşikâr bir fetih ile fütuhât virdi.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
(Mekke’yi) Fethin önündeki engeller, senin için tamamen kalktı[*].
[*] İltfiat  
Şaban Piriş
swap_vert close
Şüphesiz biz, sana apaçık bir fetih verdik.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Biz sana apaçık bir fetih yolu açtık.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Şu bir gerçek ki, biz sana apaçık bir fetih nasip ettik.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
bayıķ biz açŧuķ saña ya'nį mekke’yi açmaķ bellü.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Taḥḳīḳ biz saña eyledük yā Muḥammed ulu fetḥ eylemek.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Ya Peyğəmbər!) Həqiqətən, Biz sənə (müsəlmanların fütuhatının başlanğıcını qoyan, Kə’bənin yerləşdiyi Məkkə şəhərinin, habelə bir çox başqa məmləkətlərin fəthinə səbəb olacaq Hüdeybiyyə sülhü ilə) açıq-aşkar bir zəfər bəxş etdik!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Lo! We have given thee (O Muhammad) a signal victory,
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Verily We have granted thee a manifest Victory:(4866)
4866 This is best referred to the Treaty of Hudaybiyah, for which see the Introduction to this Surah. By this Treaty the Makkan Quraysh. after many years of unrelenting conflict with Islam, at length recognised Islam as (what they thought) an equal power with themselves. In reality the door was then opened for the free spread of Islam throughout Arabia and thence through the world.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
اِنَّا
muhak- kak Biz
فَتَحْنَا
açtık
لَكَ
sana
فَتْحاً
bir fetih
مُب۪يناًۙ
apaçık
(Resulüm!) Muhakkak ki Biz sana (Hudeybiye Antlaşması'yla) apaçık bir fetih (ihsan edip zaferin önünü) açtık.
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
فَتَحَ
Fiil-I
ف ت ح
Açtı
لَكَ
Zamir
لَكَ
Sana, senin
فَتْح
İsim
ف ت ح
Fetih, açmak
مُبِين
Etken fiil-IV
ب ي ن
Mubîn (Allah'ın esması, ismidir. Apaçık hakk olan demektir), apaçık, Mübin, açıklayıcı, açıklayan