close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Fetih Sûresi 15. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Seyekûlu-lmuḣallefûne iżâ-ntalaktum ilâ meġânime lite/ḣużûhâ żerûnâ nettebi’kum(s) yurîdûne en yubeddilû kelâma(A)llâh(i)(c) kul len tettebi’ûnâ keżâlikum kâla(A)llâhu min kabl(u)(s) feseyekûlûne bel tahsudûnenâ(c) bel kânû lâ yefkahûne illâ kalîlâ(n)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Geri kalanlar, siz ganimetleri almaya giderken bizi de bırakın da derler, biz de size uyalım; onlar, Allah sözünü değiştirmek isterler, de ki: Siz, kesin olarak bize uyamazsınız, Allah da önceden böyle dedi; onlar, diyecekler ki: Hayır, siz bizi kıskanıyorsunuz, bize haset ediyorsunuz; hayır, onlar, anlayışları pek az bir topluluktur.
Hayber ganîmetlerine işarettir.  
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Ey mü’minler!) Siz (Hayber’deki ve her yerdeki) ganimetleri almaya gittiğiniz zaman (dünya sevgileri ve samimiyetsizlikleri nedeniyle cihaddan) geri bırakılanlar (sorumluluktan ve fedakârlıktan kaytaranlar) gelip diyeceklerdir ki: "Bize müsaade edin de sizi izleyelim (sadık mücahitlerle birlikte gidelim, ganimet ve devlet işlerine iştirak edelim)." Onlar, Allah’ın kelâmını (ve kararını) değiştirmek (bedavadan ganimet devşirmek) istiyorlar. De ki: "Siz, kesin olarak bizim peşimizden gelemezsiniz. Allah, daha evvel sizinle alâkalı böyle (takdir) buyurdu (sizin niyetinizi ve mahiyetinizi bize bildirdi)." Bunun üzerine: "Hayır, bizi kıskanıyorsunuz" diyeceklerdir. Hayır, öyle değil; doğrusu onlar anlayışları pek kıt olan (ve feraset ehli mü’minleri kandıracağını sanan zavallı)lardır.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Ey mü'minler! Siz ganimetler elde edeceğiniz bir savaşa katılmak için yola çıktığınız zaman, daha önce savaşanlardan geri kalmış olanlar: “Bırakın sizinle gelelim” diyecekler. Onlar böylece Allah'ın sözünü değiştirmek isterler. De ki: Siz hiçbir zaman bizim peşimize takılıp gelemeyeceksiniz. Allah daha önce başarının kime ait olacağını bildirmiştir. Bunun üzerine onlar: “Hayır, siz bizi kıskanıyorsunuz” derler. Gerçektende onlar hakikati çok az kavrayan bir topluluktur.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Siz ganimetleri almak için gittiğinizde, savaşa giden orduya katılmayıp cephe gerisinde kalanlar: “Bırakın, ellemeyin, biz de arkanıza düşelim.” diyeceklerdir. Onlar, Allah'ın kelâmını, hükmünü değiştirmek istiyorlar. Onlara: “Siz, asla bizim peşimize takılamazsınız. Allah, daha önce sizin için böyle buyurmuştur.” de. Onlar size: “Aslına bakarsanız, siz bizi kıskanıyorsunuz.” diyeceklerdir. Bilâkis onlar, senin söylediklerinden işlerine gelen kadar azıcık bir şey anlamayı alışkanlık haline getirmişlerdir.
Ahmet Varol
swap_vert close
Geride bırakılanlar, siz ganimetleri almaya çıktığınızda diyecekler ki: "Bırakın bizi, sizin arkanızdan gelelim." Allah'ın sözünü değiştirmek istiyorlar. De ki: "Siz bizim arkamızdan gelemezsiniz. Allah daha önce böyle buyurdu." "Hayır. Bizi kıskanıyorsunuz" diyecekler. Hayır onlar ancak çok az anlayan kimselerdir.
Ali Bulaç
swap_vert close
(Savaştan) Geride bırakılanlar, ganimetleri almaya gittiğiniz zaman diyeceklerdir ki: 'Bizi bırakın da sizi izleyelim.' Onlar, Allah'ın kelamını değiştirmek istiyorlar. De ki: 'Siz, kesin olarak bizim izimizden gelemezsiniz. Allah, daha evvel böyle buyurdu.' Bunun üzerine: 'Hayır, bizi kıskanıyorsunuz' diyecekler. Hayır, onlar pek az anlayan kimselerdir.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Siz (Hayber'den) ganimetler almak için gideceğiniz vakit, o (Hudeybiye seferinden) geri kalanlar şöyle diyecekler: “-Bırakın bizi, arkanızdan gelelim.” Onlar, Allah'ın (kendi aleyhlerine olan) kelâmını, (Hudeybiye seferine katılmıyan Bedevî'leri, bundan böyle başka bir sefere çıkarma, emrini) değiştirmek istiyecekler. De ki: “- Siz, bizim arkamızdan asla gelmiyeceksiniz. Allah, bundan önce hakkınızda böyle buyurdu.” Onlar buna da şöyle diyecekler: “- Hayır bizi kıskanıyorsunuz.” Doğrusu onlar, pek az anlıyan duygusuzlardır.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Savaştan (Hudeybiye seferinden) geri kalanlar, size: “(Hayber) ganimetlerini almak için çıktığınızda, bırakın biz de size tabi olalım.” diyecekler. Bunlar Allah’ın kelamını (kanunu) değiştirmek istiyorlar. De ki: “Siz bizimle asla olmayacaksınız. Allah daha evvel bunu böyle söylemiştir.” Onlar: “Siz, bizi kıskanıyorsunuz” diyecekler. Hayır, belki onlar anlayışları kıt insanlardır.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Savaştan geri kalanlar, ganimetleri almak için gittiğinizde, “Bırakınız, biz de sizinle beraber gelelim” diyeceklerdir. Onlar Allah'ın sözünü değiştirmek isterler. De ki: “Siz asla bizimle beraber gelmeyeceksiniz. Allah sizin için önceden böyle buyurdu.” Onlar, “Hayır, siz bizi kıskanıyorsunuz” diyecekler. Aslında onlar, kafaları pek az çalışan kimselerdir.
Besim Atalay
swap_vert close
Geri kalmış olanlar —sizler ganimete gittiğinizde— diyecekler ki: «Bizi bırakınız size uyalım», Allahın sözünü de, değiştirmek isterler, diyesin ki: «Sizler bize hiç uymazsınız, Allah önce böyle haber vermiştir»; hemen diyecekler ki: «Bizi çekemezsiniz»; hayır, onlar az anlarlar
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
(Savaştan) geri kalanlar, siz ganimetleri almaya giderken: “Bırakın biz de sizinle gelelim” diyeceklerdir. Onlar Allah'ın (kendi aleyhlerinde olan) sözünü değiştirmek isterler. De ki: “Siz bizimle asla gelmeyeceksiniz. Allah, (ganimetleri kimin kazanacağını) önceden böyle bildirmiştir.” Onlar: “Bizi kıskanıyorsunuz” diyeceklerdir. Doğrusu onlar, anlayışları kıt olan kimselerdir.
Cemil Said
swap_vert close
Muhakkak bir ganâim alınacağı vakit hânelerinde kalmış olan (’arablar) "Bırakınız biz de sizin ile gelelim" didiler ve Allâh’ın kelâmını tebdîl itmek istediler. Sen ânlara "Hayır siz bizimle gelmeyeceksiniz evvelce Allâh böyle buyurdı" di. Sana "Hased idiyorsunuz" diyorlar, hiç öyle değildir. Lâkin içlerinde pek azı fehm idebilür.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Savaştan geri kalmış olanlar, siz ganimetleri almaya giderken: "Bırakın, biz de sizinle gelelim" diyeceklerdir. Onlar Allah'ın sözünü değiştirmek isterler. De ki: "Bize uymayacaksınız; Allah sizin için önceden böyle buyurmuştur." Size: "Hayır, bizi çekemiyorsunuz" diyecekler. Aksine, kendileri ancak pek az söz anlayan kimselerdir.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Savaştan geri bırakılanlar, siz ganimetleri almaya giderken, “Bırakın biz de sizinle gelelim” diyeceklerdir. Onlar Allah’ın sözünü değiştirmek isterler. De ki: “Siz bizimle asla gelmeyeceksiniz. Allah, önceden böyle buyurmuştur.” Onlar, “Bizi kıskanıyorsunuz” diyeceklerdir. Hayır, onlar pek az anlarlar.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Ele geçirmek üzere ganimetlere doğru hareket ettiğinizde, savaştan geri duranlar, “Bırakın bizi, size katılalım” diyecekler. Onlar, Allah’ın hükmünü değiştirmek istiyorlar. De ki: “Asla bizim peşimize takılamayacaksınız, Allah sizin için daha önce böyle buyurdu.” Bunun üzerine de “Hayır, bizi kıskanıyorsunuz” diyecekler. Oysa onlar (işin hakikatini) kavramakta güçlük çekiyorlar.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Siz ganimetleri almak için gittiğinizde seferden geri kalanlar: Bırakın, biz de arkanıza düşelim, diyeceklerdir. Onlar, Allah'ın sözünü değiştirmek isterler. De ki: «Siz asla bizim peşimize düşmeyeceksiniz! Allah daha önce sizin için böyle buyurmuştur.» Onlar size: Hayır, bizi kıskanıyorsunuz, diyeceklerdir. Bilâkis onlar, pek az anlayan kimselerdir.  
 Hz. Peygamber, hicretin altıncı yılında Hudeybiye’den döndükten sonra ertesi yılın başlarında Hudeybiye’ye iştirak edenlerle birlikte Hayber seferine çıkmış, orayı fethetmişti. Bu fetihten müslümanlara, çokça ganimet düşmüş, buna iştirak etmeyenler, ganimet hırsına kapılarak talepte bulunmuşlardı. Âyette bu duruma işaret edilmiş, Hz. Peygamber Hudeybiye’de bulunanlarla Hayber’e gitmiş, ganimetleri onlara taksim etmiş, geri kalanlara ganimet verilmeyeceğine, ganimete özellikle Hudeybiye’ye katılanların ortak olacaklarına dair ilâhî hükmü uygulamıştı.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Savaştan geri kalmış olanlar, siz ganimetleri almak için gittiğinizde, "Bırakın biz de sizinle gelelim," diyecekler. Onlar ALLAH'ın sözünü değiştirmek istiyorlar. De ki, "Siz bizi izlemiyeceksiniz. Bu ALLAH'ın önceden almış olduğu karardır." Bunun üzerine onlar, "Siz aslında bizi çekemiyorsunuz," diyeceklerdir. Doğrusu, onlar pek az söz anlarlar.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Siz ganimetleri almak için gittiğinizde geri kalanlar: "Bırakın biz de arkanıza düşelim." diyeceklerdir. Onlar, Allah'ın sözünü değiştirmek isterler. De ki: Siz bizimle gelemeyeceksiniz. Allah daha önce böyle buyurmuştur. Onlar size: "Bizi kıskanıyorsunuz." diyeceklerdir. Bilakis onlar, pek az anlayan kimselerdir.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Yakında diyecek ki o geri bırakılanlar - sizler bir takım ganimetlere koştuğunuz vakıt onları almak için - «bırakın bizi arkanızdan gelelim», Allahın kelâmını tebdil etmek istiyecekler, de ki: siz bizim arkamızdan asla gelmiyeceksiniz, hakkınızda bundan evvel Allah böyle buyurdu, ona da diyecekler ki: hayır bizi kıskanıyorsunuz, hayır ince anlamazdırlar anlayışları az
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Resûlüm! Kendi tercihleri ile Hudeybiye seferine katılmayarak) geride (Medine’de) kalanlar, “Siz (Hayber) ganimetlerini almaya giderken, bırakın biz de sizinle gelelim (ve ganimetlerden pay alalım)” diyeceklerdir. Onlar, (“Hayber ganimetleri, sadece Hudeybiye seferine katılanların hakkıdır” buyuran) Allah’ın vaadini değiştirmek isterler. De ki: “Siz bizimle asla gelmeyeceksiniz. Allah, daha evvel (sizin hakkınızda) böyle (bir hüküm) buyurmuştur.” (Bunun üzerine) onlar, “Siz aslında bizi çekemiyorsunuz” diyeceklerdir. Hayır! Onlar (hakikati idrak edemeyen) anlayışı kıt kimselerdir.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Geri bırakılanlar¹, ganimetleri almak için gittiğinizde: “Müsaade edin sizinle gelelim.” diyecekler. Allah'ın sözünü² değiştirmek istiyorlar. De ki: “Siz, asla bizimle gelemezsiniz. Allah, bu hükmü daha önce buyurmuştu.”² O zaman da: “Hayır, siz bizi kıskanıyorsunuz.” diyecekler. Doğrusu onlar anlayışı kıt kimselerdir.
1- Savaşa katılmayanlar. 2- 9:83'teki, özürsüz savaşa katılmayanlarla ilgili hüküm. Zor ve tehlikeli savaşlara katılmamak için bahaneler üreten, ganimet elde edecekleri kolay savaş olunca da katılmak isteyen ikiyüzlü kimseler kast edilmektedir.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Siz ganimetler almak için gitdiğiniz vakit o geri bırakılanlar diyecek (ler) ki: «Bırakın biz de arkanıza düşelim». Onlar (bununla) Allahın sözünü değişdirmelerini isterler. De ki: «Bizim arkamıza asla düşemezsiniz siz. Allah, daha evvel böyle buyurmuşdur». Bunun üzerine de «Hayır, siz bizi çekemiyorsunuz» diyeceklerdir. Bil'akis onlar (başka değil) pek az anlar kimselerdir.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
O geri bırakılanlar, (siz Hayber'deki) ganîmetleri almak için gittiğiniz zaman: “Bizi bırakın da peşinizden gelelim!” diyecektir. (Onlar) Allah'ın kelâmını(3) değiştirmek istiyorlar. De ki: “(Siz) aslâ peşimizden gelmeyeceksiniz; Allah, hakkınızda daha önce böyle buyurmuştur!” Bunun üzerine (onlar): “Hayır! (Siz) bizi kıskanıyorsunuz!” diyeceklerdir. Bil'akis (onlar), ancak pek az anlıyorlar.
(3)Âyette geçen “Allah’ın kelâmı”ndan murad, Hayber ganîmetlerinin sâdece Hudeybiye antlaşmasında bulunanlara verileceğine dâir Allah’ın va‘didir. (Râzî, c. 14/28, 91)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Siz (güvenliğinizi tehdit eden ve size karşı birleşik ihanet şebekesinin komuta merkezi konumuna gelen Hayber’deki) ganimetleri almaya gittiğinizde seferden (umre seferinden) geri kalanlar; (sırf ganimet için) bırakın, biz de arkanıza düşelim, diyeceklerdir. Onlar, Allah’ın sözünü değiştirmek isterler. De ki: Siz asla bizim peşimize düşmeyeceksiniz! Allah, (hakkınızda) daha önce böyle buyurmuştur! ”Bunun üzerine, aslında bizi çekemiyorsunuz!” diyeceklerdir. Bilakis onlar, pek az anlayan kimselerdir.*
(*) Daha önce Medine’ye yapılacak herhangi bir saldırıda Müslümanlarla birlikte olup Medine’yi savunacaklarına dair yaptıkları antlaşmaya rağmen yahudiler, Hendek Muharebesi’nde (Medine’ye yapılan saldırıda) Mekkeli paganlarla ittifak edip Müslümanların aleyhine dönmüşlerdi, yani yaptıkları antlaşmaya ihanet etmişlerdi. Ayrıca Mekke-Medine ve Şam ticaret yolu üzerinde Müslümanlara büyük bir tehlike oluşturuyorlardı. Bu durumu göze alan Hz. Peygamber beraberinde bulunan 1.600 kişilik ordusu ile barış antlaşmasını bozan ve Müslümanlara büyük tehlike oluşturan Hayber’deki Yahudileri kuşattı. Hazırlıksız yakalanan Yahudiler, 10 günlük kuşatmadan sonra, bazı kaynaklara göre Hz. Ali’nin etkinliği, üzerine teslim oldular. Hz. Peygamber, anlaşma yoluyla elde edilen ürünlerin yarısını vergi olarak vermeleri koşulu ile Yahudilere topraklarını iade etti…) … İşte hem Hudeybiye hem de Hayber seferine iştirak etmeyenler de, ganimet hırsına kapılarak talepte bulunmuşlardı. Âyette bu duruma işaret edilmiş, Hz. Peygamber Hudeybiye’de bulunanlarla Hayber’e gitmiş, ganimetleri onlara taksim etmiş, geri kalanlara/Hudeybiye ve Hayber seferine katılmayanlara ganimet verilmeyeceğine, ganimete özellikle Hudeybiye ve Hayber seferine katılanların ortak olacaklarına dair ilâhî hükmü uygulamıştı. (D. Vakfı Meali Açıklaması)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Geride kalanlar, sizin elde ettiğiniz ganimetlerle geri döndüğünüzde, ganimetlerden pay almak için “Bırakmadınız ki (savaşa gitmek için) size katılalım” diyecekler. Onlar Allah’ın sözlerini değiştirmeyi istiyorlar. Onlara deki “(Savaşa gitmeden) Daha önce Allah’ın bize bildirdiğine göre siz, bize kesinlikle katılmayacaktınız.” Bu sözüne karşılık onlarda “Hayır! Siz bizi kıskanıyorsunuz” diyecekler. Tam tersine, onların pek azı, bu olayları düşünüp anlayabiliyor.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Siz savaş alıntılarını almıya gidince geride bırakılanlar şunu diyecekler: "Bırakın da biz de sizin ardınızdan gelelim." Onlar böylelikle Allah’ın bir sözünü değiştirmek isterler. De ki: "Siz bizim ardımızdan gelemzsiniz. Çünkü Allah bundan önce böyle buyurmuştu." Bunun üzerine onlar diyecekler: "Siz bizi kıskanıyorsunuz?" Doğrusu, onlar anlayışı kıt olan kimselerdir.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Bu geri kalanlar, Hayber ganimetlerini almak üzere o tarafa gittiğiniz zaman, «— Bizi bırakın da size tâbi olup Hayber/e gidelim» diyecekler. Onlar bununla sözü [³] değiştirmek isterler. Onlara de ki «— Siz asla bize tâbi olamazsınız, çünkü Allah bundan evvel [⁴] böyle [⁵] buyurdu». Onlar «— Hayır alacağımız ganimeti bizden kıskanıyorsunuz» [⁶] diyecekler. Hayır, onlar pek az anlar kimselerdir.
[3] Hüdeybiye'de bulunanlara tahsis ettiği Hayber ganaimi hakkındaki vaad-ı Bâri'yi.[4] Biz Medine'ye gelmeden evvel veya siz Hayber seferine hazırlanmadan evvel veya Hüdeybiye'den döndüğünüz zaman.[5] «Hayber ganimeti Hüdeybiye'de bulunanlarındır, başkalarının hakkı yoktur».[6] Yoksa Allah böyle hüküm etmemiştir.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Siz ganimet almaya giderken, (savaştan) geri bırakılmış olanlar, “Bırakınız, biz de size tabi olalım/sizinle gelelim” diyeceklerdir. Onlar Allah’ın sözünü değiştirmek isterler⁵. De ki: “Siz bize tabi olamazsınız. Allah önceden (kimlerin alacağını) böyle buyurmuştur.” Onlar da “Bilakis, siz bizi kıskanıyorsunuz” diyeceklerdir. Aksine, onlar anlayışı kıt olan kimselerdir.
5 Değiştirmek istedikleri hüküm; Tevbe, 9/83. ayetteki hükümdür. Çünkü orada Hz. Peygamber’le beraber özürsüz bir sefere katılmayan, diğer hiçbir sefere katılamaz ve ganimetten de pay alamaz şeklindeki hükümdür.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Geride bırakılanlar, siz ganimetleri almaya gittiğiniz zaman, “Bizi bırakın da sizi izleyelim.” diyecekler. Onlar, Allah'ın kelâmını değiştirmek istiyorlar. De ki: “Siz, kesin olarak bizim izimizden gelmezsiniz. Allah, daha evvel böyle buyurdu.” Bunun üzerine, “Hayır, bizi kıskanıyorsunuz” diyecekler. Hayır, onlar pek az anlayanlardır.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ey Muhammed! Tehlikeli Hudeybiye seferine katılmayanlar, ganîmet elde edeceğiniz kolay bir savaş için yola çıktığınızda, “İzin verin biz de sizinle gelelim!” diyecekler. Onlar bu istekte bulunarak, Allah’ınaşağıda, on sekiz ve on dokuzuncu ayetlerde verdiği hükmünü değiştirmek isteyecekler. Çünkü söz konusu ayetlerde, bu ganîmetlerin yalnızca Hudeybiye seferine katılan fedâkâr müminlere ait olduğu bildirilmiştir. Bunun için, ey Muhammed, onlara de ki: “Siz ey savaş kaçkınları! Bundan sonraki kolay fetihlere bizimle gelmeyeceksiniz! Çünkü Allah, sizin hakkınızda daha önce böyle buyurmuştur!” Bunun üzerine, “Siz aslında bizi çekemiyorsunuz!” diyeceklerdir. Hayır; doğrusu onlar, hakîkati idrâk edemeyen anlayışı kıt kimselerdir! Fakat henüz her şey bitmiş de değil:
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Almak için ganimetlere gittiğiniz zaman, Geride Kalanlar: “Bırakın bizi, size tâbi’ olalım!” diyecektir. Allah’ın kelamını / sözünü değiştirmek istiyorlar. De ki: “Allah önceden dedi; bu şekilde bize tâbi’ olmayacaksınız”. Diyecekler ki: -“Bize hased ediyorsunuz!”. Aksine, birazı hariç inceden inceye düşünmüyor (anlamıyor)lardı.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Siz, ganimet paylaşımı için yola düştüğünüz zaman şu bizim gericiler: Allah kelâmını değiştirebilir miyiz düşüncesi ile: " Müsade edin biz de gelelim " diyecekler. De ki: " bizimle gelemezsiniz, çünkü bu sözün aynısını Allah, seferden önce de söylemişti. " Şimdi de: " bizi kıskanıyorsunuz " diyecekler. Kıskanmak ne kelime bunların hepsi utanmaz ve arlanmazın teki.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Savaştan geri bırakılanlar, siz ganimetleri almaya giderken "Bırakın biz de sizinle gelelim!" diyecekler. Onlar Allah’ın sözünü değiştirmek isterler. De ki: "Siz bizimle asla gelmeyeceksiniz. Allah önceden böyle buyurmuştur." Onlar "Bizi kıskanıyorsunuz" diyeceklerdir. Hayır! Onlar yalan söylüyorlar. Üstelik anlayışları kıttır.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Ganimetleri almak için gittiğinizde (Hudeybiye’den) geride kalanlar, Allah’ın sözünü değiştirmek isteyerek “Bırakın, biz de sizi takip edelim!” diyeceklerdir. De ki: “Siz asla bizi takip etmeyeceksiniz! Allah işte sizin için daha önce böyle buyurmuştur.” Onlar size “Hayır, bizi kıskanıyorsunuz!” diyeceklerdir. Aksine onlar az anlayanlardır. [*]
Burada sözü edilenler Fetih 48:11’de ele alınan ve ikiyüzlülük yapan göçebe Araplardır.  
Mehmet Türk
swap_vert close
O geride bırakılanlar, siz ganîmet vâdeden (bir savaşa) gittiğiniz zaman: “Bırakın da biz de sizinle gelelim.” diyerek, Allah’ın sözünü değiştirmek istiyorlar.¹ (Ey Muhammed!) Sen de: “Allah’ın, daha önce buyurduğu gibi, siz kesinlikle bizimle gelemezsiniz.” de. Bunun üzerine de onlar: “Doğrusu, bizi çekemiyorsunuz.” diyecekler. Hayır, (bu doğru değil.) Ama onların ancak pek azı bunu anlayabilir.
1 Çünkü Allah o ganîmetleri Hudeybiye de bulunanlara vâdetmiş iken, onlara katılmaya kalkışarak Allah’ın vadini değiştirmek istiyorlar. Bk. (Enfâl: 1)  
Muhammed Esed
swap_vert close
Siz [ey müminler,] ganimet vaad eden bir savaşa katılmak için yola çıktığınız zaman ¹⁴ [daha önce] geride kalmış olanlar: “Bırakın sizinle gelelim!” diyecekler; Allah’ın Sözünü değiştirmek iste[diklerini böylece gösterecek]ler. ¹⁵ De ki: “Bizimle hiçbir zaman gelemeyeceksiniz: Allah daha önce ¹⁶ [ganimetleri kimin kazanacağını] bildirmiştir”. Bunun üzerine onlar: “Hayır, aslında bizi[m ganimetten alacağımız payı] kıskanıyorsunuz!” diye [kendilerinden emin bir şekilde] cevap verecekler. Hayır, (tersine) onlar hakikati çok az kavrayabilirler!
14 Lafzen, “ganimet almak için yola çıktığınız zaman”: yani, Hz. Peygamber’in kendileriyle bir antlaşma yaptığı Mekkeli Kureyş üzerine yaptığınız sefer dışındaki bir sefer için. Bu, genelde Hayber Yahudilerine karşı girişilecek savaşa (H. 7. yılda) bir atıf olarak görülmekte, ama aslında daha genel bir anlam taşımaktadır.15 Bu, 8:1’e atıftır: “Bütün ganimetler Allah’a ve O’nun Elçisi’ne aittir” -ki bu ayet ile ilgili 1. notta işaret edildiği gibi, hiçbir münferit savaşçının savaşta elde edilen ganimet üzerinde bir pay sahibi olamayacağına işaret eder. Ayrıca, ganimet için savaşmak yalnız imanın ve özgürlüğün savunulması için (karş. sure 2, not 167) girişilecek ve “baskı ve zulüm kalmayıncaya ve yalnız Allah’a kulluk edilinceye kadar” (bkz. 2:193 ve ilgili not 170) sürdürülecek “Allah yolunda savaş” prensibi ile çelişir. Ayetin devamında zikredilen Hz. Peygamber’den beklenen cevap bu prensibe atıfta bulunmaktadır.16 Yani, H. 2. yılda nazil olan Enfâl suresinin ilk ayetinde (bkz. önceki not).  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Sefere katılmayarak geride kalanlar, ganimet elde edeceğiniz başka bir sefere çıkacağınız zaman: – İzin verin de biz de sizinle gelelim diyerek Allah’ın kendileri ile ilgili hükmünü değiştirmek istiyorlar, onlara de ki: – Siz bize asla katılamazsınız zira Allah daha önce sizin hakkınızda böyle buyurdu, onlar da: – Hayır, aslında siz bizden ganimeti kıskanıyorsunuz, diyeceklerdir. Bilakis onlar anlayışı kıt kimselerdir. 2/190, 4/75
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Ganimet almak için yola koyulduğunuz zaman,[⁴⁶⁰²] (şimdi) geride kalanlar, “Bırakın bizi de arkanızdan gelelim!” diyecekler; Allah’ın sözünü (böylece) değiştirmek isteyecekler.[⁴⁶⁰³] De ki: “(Bu kez) asla bizimle gelmeyeceksiniz; böyle olacak, (zira) Allah daha önce (ganimet hakkında) konuşmuştu.”[⁴⁶⁰⁴] Bunun üzerine onlar “Asla, aksine siz bizi çekemiyorsunuz” diyecekler. Yoo, bilakis onlar kıt anlayışlı kimselerdir.[⁴⁶⁰⁵]
[4602] Bu ve 18. âyet, Hayber zaferine açık bir atıftır. Eğer sûre Hayber’in ardından indirilmemişse, Hudeybiye’den üç ay sonra gerçekleşen Hayber seferi ve alınan başarılı sonuç gaybî bir ihbar olarak bu âyette duyurulmaktadır. [4603] Veya: “Allah’ın emrine muhalefet edecekler”. Tebdil’in böyle fiili bir karşılığı vardır (Bkz. 2:59’a ilişkin Râzî’nin naklettiği Ebu Müslim’in yorumu). Buradaki “Allah’ın sözü” ile savaş ganimetlerinin Allah’a ve Rasulü’ne ait olduğunu ifade eden Enfâl 1 ve onu detaylandıran aynı suredeki 41. âyet kastedilse gerektir. Düşman ordusundan geriye kalan serveti ele geçirenin kişisel malı sayan çapulu andıran geleneksel ganimet anlayışı, savaş ahlâkını yok ediyor, gözünü ganimet hırsı bürümüş kural tanımaz savaşçıları ölüm makinesi haline getiriyordu. Vahiy, ganimet için savaş yerine iman, adâlet ve özgürlük için savaşı yerleştirdi (Bkz: 2:193). [4604] Parantez içi açıklama, zımnen yasağın sadece Hayber’le sınırlı olduğunu ifade eden 16. âyete dayanmaktadır. Vahyin bu konuda söyledikleriyle ilgili bkz: bir önceki 19 nolu not. [4605] Âyet insanlıkla yaşıt iki tavrı ele alıyor: Arılar ve sinekler; yani üretenler ve tüketenler. Birinci tavrı Rıdvan biatine katılanlar, ikinci tavrı savaştan kaçıp ganimete koşanlar temsil ediyor.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Ey iman edenler) Siz ganimetleri almak için gittiğinizde (Bedevilerden savaşa gitmeyip de) geride kalanlar size: "İzin verin de, peşinize düşelim" diyeceklerdir. Onlar Allah’ın kelamını (hükmünü) değiştirmek isterler. (Oysa ganimetler sırf biat'e iştirak edenlere mahsustur) De ki "Siz peşimizden gelemezsiniz, çünkü Allah daha önce sizin için böyle (takdir) buyurmuştur. Onlar bunun üzerine, "Hayır; siz bizi kıskanıyorsunuz, (öyle bir emir yoktur) diyeceklerdir. Onlar (sırf dünya nimetleri peşinde koşan) laf anlamaz kimselerdir.
Osman Fırat
swap_vert close
Savaştan geri kalanlar, siz ganimetleri almaya giderken, "Bırakın biz de sizinle gelelim" diyeceklerdir. Onlar Allah’ın (önceden söylediği) sözünü değiştirmek isterler. De ki: "Siz bizimle asla gelmeyeceksiniz. Allah, önceden böyle buyurmuştur. " Onlar, "Siz bize hased ediyorsunuz" diyeceklerdir. Hayır, onlar pek az anlıyorlar.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
O geri bırakılmış olanlar, siz ganîmetler elde etmek için sefere çıkıp gideceğiniz zaman diyeceklerdir ki: «Bizi bırakınız, arkanızdan gelelim.» Onlar Allah'ın kelâmını değiştirmek isterler. De ki: «Siz bize asla tâbi olamazsınız. İşte sizin için Allah Teâlâ önceden böyle buyurmuştur.» Buna da diyeceklerdir ki: «Hayır. Bizi kıskanıyorsunuz.» Halbuki, pek azdan başka bir şey anlayamaz olmuşlardır.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Gazaya katılmayanlar, siz ganimetleri almak için gittiğinizde: “İzin verin, biz de size tâbi olalım. ” derler. Böylece Allah'ın hükmünü değiştirmek isterler. De ki: “Siz bizimle gelemezsiniz, zira Allah Teâlâ daha önce böyle buyurmuştur” Bu defa da: “Hayır! ” diyecekler, “siz bizi çekemiyorsunuz” Bilakis kendileri anlayışları kıt olan, çok az anlayan kimselerdir.
Bu bedevîler Hudeybiye gazasına katılmamışlar, kaçak duruma düşmüşlerdi: Hz. Peygamber (a.s.), Hudeybiye’den hicri 6. yılın Zilhicce ayında döndü ve bu ayın geri kalan kısmı ile (7. yıla ait) muharremin ilk günlerini Medinede geçirdi. Sonra Hayber seferine çıktı. Bu sefere, sadece Hudeybiye gazasına katılanları aldı. Zira Allah Teâlâ kendisine böyle bildirmişti. Hayber’i fethedip çok ganimetler aldılar. Münafıklar, Hayber’in sonunda menfaat gördükleri için bu savaşa katılmak istediler ama, Allah’ın buyruğu gereğince alınmadılar. Âyet bu hadiseye işaret etmektedir.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
O geri bırakılanlar, ganimetleri almak için gittiğiniz zaman: "Bizi bırakın, sizinle beraber gelelim," diyecekler. Onlar, Allah'ın sözünü değiştirmek istiyorlar. De ki: "Siz, bizimle gelemezsiniz. Allah, önceden böyle buyurdu." Onlar: "Bizi çekemiyorsunuz" diyecekler. Hayır, onlar, pek az anlarlar.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Ganîmet almak içün Medîne'den çıkdığınız zamân evvelce geride kalanlar: "Müsâ'ade idin, sizin arkanızdan gelelim" didiler. Bununla istediler ki Allâh'ın kendi haklarındaki kelâmını tebdîl ideler. Onlara di ki: "Siz bize tâbi' olamazsınız. Allâh evvelce böyle emr itdi. Onlar mü'minlere: "Bize hased idiyorsunuz da onun içün berâber gelmemize razı olmuyorsunuz." dirler. (Öyle değildir) Belki siz emr-i dînden pek az anlarsınız" söyle. [¹]
[1] Rasûl-ü Ekrem efendimiz Hudeybiye'den 'avdetlerinden biraz sonra Hayber üzerine 'azîmet buyurduklarında müşriklerin harbinden ictinâb idüb evvelce geri kalanlar bu def'a berâber gitmek istediler. Rasûl-i Ekrem kabûl itmedi.  
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Geride bırakılanlar, (Hayber’de sizi bekleyen[*]) ganimetleri almak için ayrılacağınız zaman Allah’ın sözünü değiştirme isteği ile şöyle diyeceklerdir: “Bırakın da arkanızdan gelelim” De ki “Daha önceden Allah’ın sözü var. Arkamızdan gelemeyeceksiniz.” Onlar ise “Bizi çekemiyorsunuz” diyeceklerdir. Aslında onlar anlayışsız kimselerdir.
Şaban Piriş
swap_vert close
Geride kalanlar, siz ganimetleri almaya giderken diyecekler ki:-Bizi bırakın da size uyalım. Allah'ın sözünü değiştirmek istiyorlar. De ki:-Asla bize uymayacaksınız. Daha önce Allah da böyle buyurmuştu.-Hayır, siz bizi çekemiyorsunuz/kıskanıyorsunuz, diyecekler. Hayır, onların çok azı dışında anlayamaz oldular.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Seferden geri kalmış olanlar, siz ganimet almaya gittiğiniz zaman “İzin verin, biz de ardınıza düşelim” diyeceklerdir. Onlar Allah'ın sözünü değiştirmek istiyorlar. Sen de ki: “Siz bizim arkamızdan gelmeyeceksiniz; çünkü daha önce Allah böyle buyurdu.” Onlar, “Aslında siz bizi kıskanıyorsunuz” diyecekler. Gerçekte ise onların pek kıt bir anlayışları var.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Geri bırakılanlar, ganimetleri almak üzere gittiğiniz zaman şöyle diyecekler: "İzin verin, biz de size uyalım!" Onlar Allah'ın kelamını değiştirmek istiyorlar. De ki: "Bize asla uyamazsınız! Allah önceden de böyle buyurmuştu." Bu kez şöyle diyecekler: "Hayır, siz bizi kıskanıyorsunuz." İşin doğrusu şu ki, onlar çok az anlıyorlar/onlar, az bir kısmı hariç, anlamıyorlar.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
tįz eyide girü ķalınmışlar ķaçan varasız ġanimetlerdin yaña tā alasız anları “ķoñ bizi uyalum size.” dilerler kim döndüreler Tañrı sözini ya'nį Tañrı eyitti ħayber ġanimeti ħuđeybiyye'yenüñdür ancaķ. eyit: “hergiz uymayasız bize ancılayın eyitti Tañrı ilerüden.” pes tįz eyideler “belki ḥased eylersiz bize.” belki oldılar añlamazlar illā az.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Diyecekler ġazādan ḳalanlar: Ne zamān gitseñiz māl ve ġanīmeti almaḳ‐içünbıraḳıñız bizi uyalım size, baġlanalım. Dilerler ki tebdīl Allāh kelāmını, di ki: Siztābi‘ olmazsañız ḳat‘iyyen bize onuñ gibi, didi. Evvelceden diyorlar: Bel ki size or‐taḳ olmamıza ḥased iderseñiz, muḫliṣlerden az kimseler onı bilir ve añlarlar. Bel ki on‐lar dīniñ ḥaḳīḳatini añlamazlar.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Siz (Xeybərə) qənimət əldə etmək üçün getdiyiniz zaman (Hüdeybiyyə səfərinə) getməyənlər (səfərdən geri qalanlar) deyəcəklər: “Qoyun biz də sizin arxanızca gələk!” Onlar Allahın (ya Peyğəmbər! Hüdeybiyyə səfərinə getməyib evdə oturanları heç yerə aparma!) sözünü dəyişdirmək istəyirlər. (Ya Peyğəmbər! Onlara) de: “Siz əsla bizim arxamızca gəlməyəcəksiniz. Allah əvvəldən belə buyurmuşdur” Onlar deyəcəklər: Xeyr, siz bizə paxıllıq edirsiniz (istəmirsiniz ki, bizim də payımıza qənimət düşsün)”. Xeyr, onlar özləri çox az qanan kimsələrdir!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Those who were left behind will say, when ye set forth to capture booty: Let us go with you. They fain would change the verdict of Allah. Say (unto them, O Muhammad): Ye shall not go with us. Thus hath Allah said beforehand. Then they will say: Ye are envious of us. Nay, but they understand not, save a little.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Those who lagged behind(4883) (will say), when ye (are free to) march and take booty (in war): "Permit us to follow you." They wish to change Allah.s decree: Say: "Not thus(4884) will ye follow us: Allah has already declared(4885) (this) beforehand": then they will say, "But ye are(4886) jealous of us." Nay, but little do they understand (such things).
4883 Now comes out another motive behind the minds of the laggards. The journey for pilgrimage had no promise of war booty. If at any future time there should be a promise of booty they would come! But that is to reverse Allah's law and decree. Jihad is not for personal gain or booty: see S. 8 and Introduction to S. 8, paragraph 2. On the contrary Jihad is hard striving, in war and peace, in the Cause of Allah. 4884 Not thus: i.e., not on those terms; not if your object is only to gain booty. 4885 See 8:1, and n. 1179. 4886 The desert Arabs loved fighting and plunder, and understood such motives for war. The higher motives seemed to be beyond them. Like ignorant men they attributed petty motives or motives of jealousy if they were kept out of the vulgar circle of fighting for plunder. But they had to be schooled, and they were schooled to higher ideas of discipline, self-sacrifice, and striving hard for a Cause.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
سَيَقُولُ
diyecek
الْمُخَلَّفُونَ
geride kalanlar
اِذَا
o za- man ki
انْطَلَقْتُمْ
gittiniz
اِلٰى مَغَانِمَ
ganimetlere
لِتَاْخُذُوهَا
onları almanız için
ذَرُونَا
bizi bırakın
نَتَّبِعْكُمْۚ
size tabi olalım
يُر۪يدُونَ
isterler
اَنْ يُبَدِّلُوا
değiştirmelerini
كَلَامَ
kelamını
اللّٰهِۜ
Allah'ın
قُلْ
de ki
لَنْ تَتَّبِعُونَا
asla bize tabi olmayacaksınız
كَذٰلِكُمْ
böyle
قَالَ
buyur- muştur
اللّٰهُ
Allah
مِنْ قَبْلُۚ
daha önce
فَسَيَقُولُونَ
bunun üzerine diyecekler
بَلْ
hayır
تَحْسُدُونَنَاۜ
bizi kıskanıyorsunuz
بَلْ
bila- kis
كَانُوا
idiler
لَا يَفْقَهُونَ
fıkhetmiyorlar
اِلَّا
ancak
قَل۪يلاً
pek azı
Siz ganimetleri almak için gittiğiniz zaman (senin umre davetine icabet etmeyerek) geride kalanlar, "bırakın, biz de size tabi ol(up sizinle gel)elim" diyecekler. Onlar, Allah'ın kelamını değiştirmek isterler. De ki: "Siz asla bize tabi ol(up bizimle gel)emezsiniz! Allah, (hakkınızda) daha önce böyle buyurmuştur." Bunun üzerine onlar, "hayır! (Siz) Bizi kıskanıyorsunuz" diyeceklerdir. Bilâkis onlar, pek azı müstesna fıkhetmezler (apaçık ortada olan hakikati düşünüp idrak etmezler).
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
مُخَلَّفُون
Edilgen fiil-II
خ ل ف
Geride bırakılanlar, geride kalanlar
اِذَا
İsim
اِذَا
O zaman ki, ne zaman ki, o takdirde
اِنْطَلَقَ
Fiil-VII
ط ل ق
Yürüdü, açıldı, gitti
اِلٰى
Edat
اِلٰى
-e kadar, -a kadar, -e, -a
مَغَانِم
İsim
غ ن م
Ganimetler
اَخَذَ
Fiil-I
ا خ ذ
Aldı, yakaladı, tuttu, alıkoydu
وَذَرَ
Fiil-I
و ذ ر
Geride bıraktı, terk etti
اِتَّبَعَ
Fiil-VIII
ت ب ع
Tabi oldu, uydu, peşine düştü, takip etti
اَرَادَ
Fiil-IV
ر و د
Murâd etti, istedi, diledi
اَن
Edat
اَن
Ki, diye, iken, ötürü, -mek, -mak
بَدَّلَ
Fiil-II
ب د ل
Değiştirdi, çevirdi, tahrif etti
كَلَام
İsim
ك ل م
Kelam, konuşmak
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
لَن
Harf-i nefi
لَن
Asla, kesinlikle, hiç
اِتَّبَعَ
Fiil-VIII
ت ب ع
Tabi oldu, uydu, peşine düştü, takip etti
ذٰلِك
İşaret zamiri
ذٰلِك
İşte bu, bunun için, bunda böyle
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
قَبْل
İsim
ق ب ل
Önce, öteden beri
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
بَل
Edat
بَل
Bilakis, hayır ancak, doğrusu, aksine
حَسَدَ
Fiil-I
ح س د
Hased etti, kıskandı
بَل
Edat
بَل
Bilakis, hayır ancak, doğrusu, aksine
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
فَقِهَ
Fiil-I
ف ق ه
Anladı, fıkhetti, kavradı
اِلَّا
Edat
اِلَّا
Ancak, sadece, başka, hariç, dışında, yalnız
قَلِيل
İsim
ق ل ل
Az