Siz (güvenliğinizi tehdit eden ve size karşı birleşik ihanet şebekesinin komuta merkezi konumuna gelen Hayber’deki) ganimetleri almaya gittiğinizde seferden (umre seferinden) geri kalanlar; (sırf ganimet için) bırakın, biz de arkanıza düşelim, diyeceklerdir. Onlar, Allah’ın sözünü değiştirmek isterler. De ki: Siz asla bizim peşimize düşmeyeceksiniz! Allah, (hakkınızda) daha önce böyle buyurmuştur! ”Bunun üzerine, aslında bizi çekemiyorsunuz!” diyeceklerdir. Bilakis onlar, pek az anlayan kimselerdir.*
(*) Daha önce Medine’ye yapılacak herhangi bir saldırıda Müslümanlarla birlikte olup Medine’yi savunacaklarına dair yaptıkları antlaşmaya rağmen yahudiler, Hendek Muharebesi’nde (Medine’ye yapılan saldırıda) Mekkeli paganlarla ittifak edip Müslümanların aleyhine dönmüşlerdi, yani yaptıkları antlaşmaya ihanet etmişlerdi. Ayrıca Mekke-Medine ve Şam ticaret yolu üzerinde Müslümanlara büyük bir tehlike oluşturuyorlardı. Bu durumu göze alan Hz. Peygamber beraberinde bulunan 1.600 kişilik ordusu ile barış antlaşmasını bozan ve Müslümanlara büyük tehlike oluşturan Hayber’deki Yahudileri kuşattı. Hazırlıksız yakalanan Yahudiler, 10 günlük kuşatmadan sonra, bazı kaynaklara göre Hz. Ali’nin etkinliği, üzerine teslim oldular. Hz. Peygamber, anlaşma yoluyla elde edilen ürünlerin yarısını vergi olarak vermeleri koşulu ile Yahudilere topraklarını iade etti…) … İşte hem Hudeybiye hem de Hayber seferine iştirak etmeyenler de, ganimet hırsına kapılarak talepte bulunmuşlardı. Âyette bu duruma işaret edilmiş, Hz. Peygamber Hudeybiye’de bulunanlarla Hayber’e gitmiş, ganimetleri onlara taksim etmiş, geri kalanlara/Hudeybiye ve Hayber seferine katılmayanlara ganimet verilmeyeceğine, ganimete özellikle Hudeybiye ve Hayber seferine katılanların ortak olacaklarına dair ilâhî hükmü uygulamıştı. (D. Vakfı Meali Açıklaması)