close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Fetih Sûresi 16. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Kul lilmuḣallefîne mine-l-a’râbi setud’avne ilâ kavmin ulî be/sin şedîdin tukâtilûnehum ev yuslimûn(e)(s) fe-in tutî’û yu/tikumu(A)llâhu ecran hasenâ(en)(s) ve-in tetevellev kemâ tevelleytum min kablu yu’ażżibkum ‘ażâben elîmâ(n)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Bedevilerden, geride kalanlara de ki: Yakında çok savaşkan ve kuvvetli bir toplulukla savaşa çağrılacaksınız; onlarla sonuna dek savaşacaksınız, yahut da Müslüman olacak onlar; artık itaat ederseniz Allah, size güzelim bir mükafat verir ve fakat evvelce döndüğünüz gibi gene dönerseniz sizi elemli bir azapla azaplandırır.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
O Arabîlerden (Hudeybiye) seferinden geri kalıp (ama ganimetten pay almak için ucuz kahramanlık rolü yaparak Hayber gazasına katılmak ve her asırda nihai zaferden pay kapmak isteyenlere) de ki: "Siz yakında çok kuvvetli bir kavme karşı çarpışmaya çağırılacaksınız. (Eğer iddianızda sadıksanız) Onlarla, Hakka teslim oluncaya kadar savaşacaksınız... (İşte samimiyet ve cesaretinizi ispat için bu bir fırsat ve imtihandır.) Eğer emre itaat eder (verilen görevleri yerine getirir)seniz, Allah’tan size güzel bir ecir-mükâfat vardır. Yok, eğer önceden döndüğünüz gibi yine yan çizecek olursanız, sizi çok acıklı (ve alçaltıcı) bir azapla (eziyet ve zillete) uğratacaktır."
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Savaşa katılmayıp, geride kalan bu bedevilere de ki: “Yakında çok güçlü bir topluma karşı, savaş yapmak üzere çağrılacaksınız. Onlarla savaşacaksınız veya onlar teslim olacaklar. Eğer çağrıya evet deyip, peygambere itaat ederseniz, Allah size güzel bir mükâfat ihsan edecektir. Ama şimdi olduğu gibi yine vazgeçer, yüz çevirirseniz sizi şiddetli bir cezaya çarptıracaktır.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Savaşa giden orduya katılmayıp cephe gerisinde kalan Bedevî Araplardan bazılarına: “Siz, yakında çok kuvvetli savaşçı bir milletin karşısına çıkacak orduya katılmaya davet edileceksiniz. Epeyce bir zayiat vererek onlarla savaşabilirsiniz. Onlar barış isteyerek savaşsız İslâm'ı da kabul etmiş olabilirler. Eğer emre itaat ederseniz, Allah size güzel bir mükâfat verir. Ama, daha önce, orduya iştirak etmediğiniz, halkı yönlendirdiğiniz gibi, yine iştirak etmez, halkı istediğiniz istikamette yönlendirirseniz, Allah sizi can yakıp inleten müthiş bir azap ile cezalandırır.” de.
Ahmet Varol
swap_vert close
Bedevilerden geride bırakılanlara de ki: "Siz yakında çetin savaşçı bir kavme karşı çağrılacaksınız. Onlarla (ya) çarpışırsınız yahut onlar Müslüman olurlar. Eğer itaat ederseniz Allah size güzel bir ecir verir. Ama eğer daha önce yüz çevirdiğiniz gibi yüz çevirirseniz sizi acıklı bir azapla azaplandırır.
Ali Bulaç
swap_vert close
Bedevilerden geride bırakılanlara de ki: 'Siz yakında zorlu savaşçı olan bir kavme çağrılacaksınız; onlarla (ya) savaşırsınız ya da (onlar) müslüman olurlar. Bu durumda eğer itaat ederseniz, Allah, size güzel bir ecir verir; eğer bundan önce sırt çevirdiğiniz gibi (yine) sırt çevirirseniz, sizi acı bir azab ile azablandırır.'
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
(Ey Rasûlüm, Hudeybiye seferinden) geri kalan o Bedevî'lere de ki: “- siz yakında çok kuvvetli olan cengâver bir kavimle harb için çağrılacaksınız. Onlarla savaşırsınız, yahud müslüman olurlar (da kurtulurlar). Eğer itaat ederseniz, Allah size güzel bir mükâfat verir. Şayed bundan önce yaptığınız gibi, cihaddan dönerseniz, sizi acıklı bir azab ile azablandırır.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Savaştan geri kalan o bedevilere söyle: “Siz çok güçlü çetin bir kavim ile savaşmaya çağırılacaksınız. Onlarla ya dövüşeceksiniz veya o kavim teslim olacaktır. Eğer bu çağrıya uyarsanız, Allah size güzel bir ücret verir. Eğer daha önce geri döndüğünüz gibi bu sefer de geri dönerseniz, Allah size elim bir azap tattırır.”
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Bedevîlerden savaştan geri kalanlara de ki: “Yakında çok güçlü bir topluma karşı savaşmaya çağırılacaksınız. Ya onlarla savaşacaksınız ya da onlar teslim olacaklar. Eğer emre itaat ederseniz, Allah size güzel bir ödül verir. Ama önceden döndüğünüz gibi yine dönecek olursanız, sizi acıklı bir azaba uğratır.”
Besim Atalay
swap_vert close
Göçebe Araplardan arda kalmış olanlara söyle ki: «Çok kuvvetli, sert bir ulusla çarpışmaya çağrılacaksınız, onlar İslâm olana dek vuruşacaksınız, eğer sizler başeğersiniz, Allah güzel sevap verir sizlere, bundan önce yaptığınız gibi, yüzünüzü dönerseniz size acı azapla azap edecek!»
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
(Hudeybiye seferinden) geri kalan o göçebe Araplara de ki: “Yakında çok güçlü bir topluma karşı (savaşmaya) çağrılacaksınız, onlarla (siz ölünceye) yahut onlar teslim oluncaya kadar savaşacaksınız. Ve sonra, (bu çağrıya) uyarsanız Allah size güzel bir mükâfat ihsan edecek ama şimdi olduğu gibi (yine) vazgeçerseniz sizi şiddetli bir cezaya çarptıracaktır.”
Cemil Said
swap_vert close
Yemîninde halef idüb hânesinde kalanlara di ki: "Kuvvetli kavimlere karşu gitmek içün sizi çağıracağız, ânlar müslüman oluncaya kadar ânlar ile muhârebe ideceksiniz, eğer itâ’at ider iseniz Allâh size büyük bir mükâfât virecekdir. Fakat bir def’a yapmış oldığınız gibi te’allül ider iseniz Allâh sizi elîm bir ’azâba dûçâr idecekdir."
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Bedevilerden geri kalmış olanlara de ki: "güçlü kuvvetli bir millete karşı, onlar müslüman olana kadar savaşmaya çağrılacaksanız; eğer itaat ederseniz Allah size güzel ecir verir, ama daha önce döndüğünüz gibi yine dönecek olursanız sizi can yakan bir azaba uğratır."
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Bedevîlerin (savaştan) geri bırakılanlarına de ki: “Siz, güçlü kuvvetli bir kavme karşı teslim oluncaya kadar savaşmaya çağrılacaksınız. Eğer itaat ederseniz, Allah size güzel bir mükâfat verir. Ama önceden döndüğünüz gibi yine dönerseniz, Allah sizi elem dolu bir azaba uğratır.”
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Arkada kalan bu Arap kabilelerine de ki: “Yakında çetin güç sahibi bir topluluğa karşı çağrılacaksınız; ya kendileriyle savaşacaksınız yahut müslüman olacaklar. Bu çağrıya uyarsanız Allah size güzel bir karşılık verecek, daha önce olduğu gibi geri durursanız sizi acı bir şekilde cezalandıracak.”
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Bedevîlerden (seferden) geri kalmış olanlara de ki: Siz yakında çok kuvvetli bir kavme karşı savaşmaya çağırılacaksınız. Onlarla, teslim oluncaya kadar savaşacaksınız. Eğer emre itaat ederseniz, Allah size güzel bir mükâfat verir. Ama önceden döndüğünüz gibi yine dönecek olursanız sizi acıklı bir azaba uğratır.  
 Hudeybiye seferinden geri kalanların savaşa çağırıldığı kuvvetli topluluğun, Farslılar veya Romalılar olduğu belirtilmiştir.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Araplardan geri kalanlara de ki, "Siz çok güçlü bir topluluğa karşı çağrılacaksınız. Onlar teslim olana kadar onlarla savaşacaksınız. İtaat ederseniz ALLAH size güzel bir ödül verir. Daha önce yüz çevirdiğiniz gibi yüz çevirirseniz sizi acı bir azap ile cezalandırır.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
A'rabilerin geri bırakılmış olanlarına de ki: Siz yakında çok kuvvetli bir kavme karşı savaşmaya çağırılacaksınız. Onlarla savaşırsınız veya müslüman olurlar. Eğer itaat ederseniz, Allah size güzel bir mükâfat verir. Ama önceden döndüğünüz gibi yine dönecek olursanız sizi acıklı bir azaba uğratır.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
De ki o geri bırakılan a'râbîlere: siz ileride şiddetli harb ehli bir kavme çağırılacaksınız, onlara muharebe edersiniz yâhud müsliman olurlar. Eğer itaat ederseniz o vakıt Allah size güzel bir ecir verir ve eğer bundan evvel yaptığınız gibi aksine giderseniz sizi elîm bir azâb ile ta'zib eyler
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Resûlüm! Kendi tercihleri ile Hudeybiye seferine katılmayarak) geride (Medine’de) kalan bedevilere de ki: “Siz yakında, çok güçlü bir topluluğa karşı cihada çağrılacaksınız, ya onlarla savaşacaksınız ya da onlar (sizinle çarpışmadan) teslim olacaklar. (Bu cihat emrine) itaat ederseniz Allah size güzel bir mükâfat verir. Ama önceden döndüğünüz gibi yine (sözünüzden) dönerseniz, (Allah) sizi elem dolu bir azaba uğratır.”
Erhan Aktaş
swap_vert close
Araplardan¹, geride kalmayı tercih edenlere de ki: “Yakında çok güçlü bir halkla savaşmaya çağrılacaksınız, ya onlarla savaşırsınız ya da onlar teslim olurlar. Bundan sonra, eğer bu çağrıya uyarsanız Allah size en iyi karşılığı verir. Ama daha önce yan çizdiğiniz gibi yine yan çizecek olursanız, size acıklı bir azapla, azap eder.”
1- Göçebe/bedevi Araplar.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Bedevilerden o geri bırakılanlara de ki: «Siz yakında çetin bir harb ehli olan bir kavme, siz kendileriyle muhaarebe etmek, yahut (muhaarebesiz) onlar (ın) müslüman ol (malarını sağla) mak üzere da'vet olunacaksınız. Binâen'aleyh (onlarla döğüşmek hususunda) îtâat ederseniz Allah size güzel bir mükâfat verir, eğer evvelce döndüğünüz gibi dönerseniz sizi elem verici bir azâb ile azâblandırır.»
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
O bedevîlerden geri bırakılanlara de ki: “(Siz) yakında çok şiddetli savaş ehli olan bir kavme(1) çağrılacaksınız; ya onlarla savaşırsınız, ya da (onlar) Müslüman olurlar! Artık itâat ederseniz, Allah size (pek) güzel bir mükâfât verir. Eğer bundan önce (Hudeybiye'den sefere iştirâk etmeden) döndüğünüz gibi yine dönerseniz, sizi (pek) elemli bir azâb ile cezâlandırır.”
(1)Burada geçen “şiddetli harb ehli kavim”den murad, Müseyleme’nin kavmi olan Hanîfeoğullarıdır. Diğer görüşlere göre ise bunlar, Farslılar veya Romalılardır. (Nesefî, c. 4, 235)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
(Resulüm, Umre seferine çıkmamış olan) Bedevilerden geri bırakılanlara de ki: “Siz, mutlaka ilerde güçlü kuvvetli saldırgan bir topluluğa karşı (savunma amaçlı savaşmaya) çağrılacaksınız. Onlarla (o saldırgan toplulukla) karşılıklı savaşacaksınız veya onlar (size saldırmaktan vazgeçip barış yapmak üzere) teslimiyet gösterirler (barış yaparlar). Eğer (bu konuda) itaat ederseniz, Allah size güzel bir karşılık verecektir. Ve eğer evvelce (Hudeybiye seferine katılmaktan) yüz çevirmiş olduğunuz gibi yine de yüz çevirirseniz sizi acı bir azapla (sıkıntı vermekle) cezalandırır.” *
(*) Mü’minlerin kendileriyle savaşmaya çağırılacakları bu çetin ve güçlü düşmanın hangisi olduğu konusunda farklı rivayetler vardır. Ama Mekke fethinden sonra Müslümanları yok etmek ve onları ana yurtlarından söküp atmak için saldırıya geçmek üzere güçlü bir ordu hazırlayan ve Huneyn’de kendileriyle savaşılan Sakîf, Hevâzin ve bunlara katılan güçler olduğu görüşü daha isabetlidir. Çünkü Huneyn Savaşı’nın nedeni; Malik bin Avf en-Nadri’nin bir ordu yönetmesi, Sakif’e ek olarak tüm Havazin’i toplaması ve ordusuna Ceşm, Mudar, Saad bin Bekir ve Banu Hilal’in katılması olup bu ordunun amacı, özellikle Cenab-ı Hakk’ın Mekke’yi fethedip İslam ve Müslüman topraklarına katmalarını sağladıktan sonra, Müslümanlara saldırıp onları yok etmek ve islam topraklarını kendi hâkimiyetleri altına almak çabası idi. İşte bu ayette bu duruma vurgu yapılıyor. (الله اعلم) Özetle, bunun nedeni, bunların o sırada topluca Mekke’de bulunan Müslümanlara saldırı yapmalarına karar vermelerinden kaynaklandığı rivayet edilmiştir. Bkz: (Vakıdi, Muhammed b. Ömer, Kitabu’l Meğazi, c. 3, s. 885; Belazuri, Ahmed b. Yahya, Ensabu’l Eşraf, c. 1, s.438) Ayrıca ayette geçen (يسلمون)’’ yuslimüne’den kasıt savaşın zıddi olan barış için teslimiyettir. Bu ifadeyi Müslüman olurlar şeklinde tercümesini yapmak ise ayetteki cümlelerin uyumluluğu açısından doğru olmaz. Zira önceki cümle olan (تقتلون)’’tukatilüne’’, sonraki cümle ise savaşın zıddı olan (يسلمون)’’yüslimune’’dir. Yani onlar savaşı bırakıp barışa girerler’’ şeklindedir. Çünkü ya savaş olur ya da barış olur. Yoksa ayette (يسلمون)’’yüslimüne yerine (يؤمنون)’’yü’minüne ’’yani‘’iman ederler’’şeklinde bir ifade kullanılırdı. Ayrıca bununla alakalı metinleri aşağıya alınan lügatlarda da (أَسلَمَ : دخل في السِّلْم)’’esleme, dehale fis-silmi’’yani barışa girdi, barış yaptı. İşte burada da fiili mazi olan‘’esleme’’nin muzari fiili se, (يسلم)’’yüslimü ’’dür. Yani barışa girer, barış yapar, şeklinde olur.* أسلَمَ : دخل في السِّلْم (تعريف و معنى أسلم في معجم المعاني الجامع) أسلم : دخل في السلم. (تعريف و معنى أسلم في قاموس الكل - المعجم: الرائد ) السَّلْمُ :سلام، أمان، وصلح، خلاف الحرب خلاف الحربِ (معجم المعاني الجامع)..وقال رسول الله صلى الله عليه وسلم في حجة الوداع: «ألا أخبركم بالمؤمن، المؤمن من أمنه الناس على أموالهم وأنفسهم والمسلم من سلم الناس من لسانه ويده والمجاهد من جاهد نفسه في طاعة الله والمهاجر من هجر الخطايا والذنوب» Ayrıca Allah Resulü Veda Haccında Müslümanın tanımını şöyle yapıyor: “Müslüman, insanların elinden ve dilinden emin olduğu (zarar görmediği) kimsedir. Mü’min de, halkın, can ve mallarını kendisine karşı emniyette bildikleri kimsedir.” Mücahit ise, Allah’a itaat yolunda kendi nefsi ile cihad eden/gayret gösteren kimsedir. Muhâcir ise, Allah’ın yasakladığı şeylerden uzak duran kimsedir.” Bkz: Ebu Hureyre | Al-Albani | Kaynak: Sahih Al-Nesa’i Sayfa veya numara: 5010 | Güncellenen kararın özeti: Hassan Sahih: Tahric: Tirmizî (2627) ve Al-Nesa’i (4995) ve Ahmed (8918 İşte bu hadisi şeriften de anlaşıldığı gibi Müslümanın anlamı, barış yapan, barışa giren, (kendisine veya yurduna saldırılmadıkça) savaşmayan ve hiçbir surette kimseye zarar vermeyendir. Demek ki, (يسلمون)’’yüslimüne’’barış yaparlar şeklindedir. Yine CİHAD ve mücahidin ne anlama geldiğini Allah Resulünden öğrenmiş oluyoruz. Buna göre Kur’an’daki cihad’ın savaşla bir ilgisi yoktur.  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Araplardan geride kalanlara deki ” Çok güçlü ordusu olan bir toplulukla savaşmak üzere çağrılacaksınız. Onlarla karşılıklı savaşacaksınız veya onlar teslim olacaklar. Eğer (sizi çağıran elçiye) itaat ederseniz, Allah size güzel bir karşılık verecektir. Ama önceki kaçtığınız gibi tekrar sırtınızı dönüp kaçarsanız, o zaman Allah, acıklı bir azapla size azap eder.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Çöl araplarından geride bırakılanlara de ki: "Siz çok savaşkan bir ulusla savaşmıya çağrılacaksınız. Onlar Allah’a bağınıcaya kadar savaşacaksınız. Eğer bu buyruğa boyun eğerseniz Allah da size güzel bir karşılıkta bulunacaktır. Bundan önce yüz çevirdiğiniz gibi yine yüz çevirecek olursanız, Allah da sizi acıklı bir azaba uğratacaktır.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Çöl Araplarından bu geri kalanlara de ki siz bundan sonra şiddetli, cengâver bir kavimle cenge dâvet olunacaksınız, onlarla İslâm oluncaya kadar vuruşacaksınız. Eğer emre itaat ederseniz Allah size güzel bir mükâfat verecek, şayet daha evvel yüz çevirdiğiniz gibi yine yüz çevirecek olursanız sizi acıklı bir azaba duçar edecek.
İsmail Yakıt
swap_vert close
O, (seferden) geri kalan bedevilere de ki: “Siz yakında çok güçlü bir kavme karşı savaşmaya davet edileceksiniz. Onlarla ya savaşırsınız yahut da onlar teslim olurlar.⁶ Eğer (emre) itaat ederseniz, Allah size güzel bir mükâfat verir. Eğer daha önce döndüğünüz gibi yine dönerseniz, O sizi can yakıcı bir azaba uğratır.”
6 Bu ayeti “onlar teslim oluncaya kadar savaşacaksınız” şeklinde de anlayabiliriz.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Bedevilerden geride bırakılanlara de ki: “Siz yakında zorlu savaşçı olan bir kavme çağrılacaksınız; onlarla (ya) savaşırsınız, ya da (onlar) Müslüman olurlar. Bu durumda eğer itaat ederseniz, Allah size güzel bir ecir verir. Eğer bundan önce sırt çevirdiğiniz gibi (yine) sırt çevirirseniz, sizi acı bir azap ile azaplandırır.”
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ey Muhammed! Hudeybiye seferinden geri kalan göçebe kabîlelere de ki: “Bakın, Allah size tövbe etmeniz için bir fırsat veriyor: Yakın bir gelecekte, Bizanslılar veya İranlılar gibi güçlü bir topluluğa karşı yapılacak seferlere çağrılacaksınız. Onlarla, Allah yolunda şehit oluncaya veyaonlar İslâmî otoriteye teslim oluncaya kadar savaşacaksınız. Eğer bundan böyle emre itaat ederseniz, Allah size güzel bir ödül verecektir. Fakat daha önce yaptığınız gibi bu kez de yüz çevirecek olursanız, sizi can yakıcı bir azapla cezalandıracaktır! Gerçi içinizde savaşa gelemeyecek durumda olanlar da var:
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Bedevî Arablar’dan Geri Kalanlar’a de ki: “Kendileriyle savaşacağınız çok güçlü bir kavime çağrılacaksınız veya (kendiliğinden) teslim olacaklar / barış yapacaklar. İtaat ederseniz, Allah size güzel bir ecir / ücret / ödül verir. Önceden yüz çevirdiğiniz gibi yüz çevirirseniz, sizi acıveren bir azapla cezalandırır”.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Resulüm! Sefer konusunu ağırdan alanlara de ki: " Yakında çok güçlü bir toplum ile savaşmak ya da teslim olmak üzere savaşa davet edileceksiniz. Eğer kabul ederseniz, Allah sizi bir güzel ödüllendirecektir. Eğer daha önce yaptığınız gibi yine kaçacak olursanız, sizi çok fena cezalandıracaktır... "
Mehmet Çoban
swap_vert close
Savaştan geri bırakılanlara de ki; "Siz güçlü kuvvetli bir topluma karşı; onlar teslim oluncaya kadar savaşmaya çağrılacaksınız. Eğer itaat ederseniz Allah size güzel bir mükâfat verir. Ama önceden döndüğünüz gibi yine dönerseniz, Allah sizi elem dolu bir azaba uğratır."
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Göçebelerden (Hudeybiye’den) geride kalmış olanlara de ki: “Siz ileride çok güçlü bir kavme karşı (savaşmaya) çağrılacaksınız. Onlarla ya savaşacaksınız ya da teslim olacaklar. İtaat ederseniz, Allah size güzel bir ödül verecektir. Önceden döndüğünüz gibi yine dönecek olursanız size elem verici bir şekilde azap eder. [*]
Yüce Allah Hudeybiye’ye katılmayıp Hayber ganimetlerine koşuşturmak için izin isteyen göçebe Arapların samimiyetlerini denemek üzere ellerine bir fırsatın geçeceğini Hz. Muhammed’e bildirmektedir. Burada işaret edilen “güçlü kavim”den kastın Müseyleme’nin kavmi Benî hanîfe olabileceği gibi, çok daha sonraki dönemleri içerecek şekilde Rûm veya Fars ya da Havâzin ve Sakîf kabileleri de olabileceği rivayet edilmektedir.  
Mehmet Türk
swap_vert close
O bedevîlerden geride bırakılanlara: “Siz yakında çok güçlü bir toplumla, onlar Müslüman oluncaya¹ kadar (savaşmaya) çağrılacaksınız.² Bu durumda eğer (emre) itaat ederseniz Allah, size güzel bir mükâfat verir, ama önceki döndüğünüz gibi dönerseniz, (o zaman da) sizi acı bir azapla cezâlandırır.” de.
1 Bu bölüm, “Siz yakında çok güçlü bir toplumla İslâm yönetimine teslim oluncaya kadar (savaşmaya) çağrılacaksınız…” şeklinde de anlaşılabilir.2 Bazıları bu toplumun, Müseyleme’nin kavmi olan Benî Hanîfe olduğunu rivayet etmişlerdir ki buna davet Hz. Ebu Bekir zamanında oldu. Bazıları da Fars diye rivayet etmişlerdir ki: Hazreti Ömer, Medîne, Cüheyne, Müzeyne kabilelerini İran savaşına davet etmişti, diğer bazıları da Rum demişlerdir ki bu davet de Mûte ve Tebûk gazvelerinde Hz. Peygamber tarafından başlamıştır. Esasen bu âyette bahsi geçen toplumun, bu olaydan sonraki bütün savaşlar için anlaşılması, daha uygundur.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Arkada kalan bu bedevîlere de ki: “Yakında çok güçlü bir topluma karşı [savaşmaya] çağrılacaksınız: ¹⁷ onlarla [siz ölünceye], yahut onlar teslim oluncaya kadar savaşacaksınız. Ve sonra, [bu çağrıya] uyarsanız Allah size güzel bir mükafat ihsan edecek: ama şimdi ¹⁸ olduğu gibi (yine) vazgeçerseniz sizi şiddetli bir cezaya çarptıracaktır”.
17 Bu, Bizanslılar ile Persler arasında daha sonra vuku bulacak savaşa ilişkin gaybî bir haberdir.18 Lafzen, “daha önce”, yani Hudeybiye Antlaşması ile sonuçlanan sefer sırasında.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Sefere katılmayan o Arap bedevilere de ki: – Çok yakında güçlü bir topluluğa karşı savaşmaya çağrılacaksınız, ya onlarla sonuna kadar savaşacaksınız ya da onlar teslim olacaklar. Eğer bu çağrıya uyarsanız Allah size güzel bir mükâfat verecektir. Eğer daha önce yaptığınız gibi yine yüz çevirecek olursanız bilin ki Allah sizi acıklı bir azapla cezalandıracak. 2/193, 3/167
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Geride kalan şu bedevilere de ki: “Gelecekte ezici gücü olan toplum(lar)la mücadeleye çağrılacaksınız;[⁴⁶⁰⁶] onlarla (sonuna dek) savaşacaksınız ya da onlar teslim olacaklar. İşte siz eğer bu çağrıya uyarsanız, Allah size güzel bir karşılık verecek; yok eğer şimdi[⁴⁶⁰⁷] yaptığınız gibi geri durursanız, O sizi umduğunuzdan mahrum bırakarak elem verici bir azabı tattıracaktır.”[⁴⁶⁰⁸]
[4606] Daha sonra Bizanslılar ve Farslarla, yani dönemin süper güçleri ile yapılan savaşlara dair gaybî bir ihbar. Benzer bir ihbar Rûm sûresinin girişinde de yapılmaktadır (Bkz: 30:1-5). [4607] Lafzen: “daha önce”. [4608] Lafzen: “elem bir azaba çarptıracaktır”. Çevirimizin gerekçesi için ‘azâb kelimesinin ilk geçtiği 68:33, not 14 ve 25:69, not 83’ye bkz.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Bedevilerden geride kalanlara de ki: "siz yakında zorlu bir kavimle savaşmaya çağırılacaksınız ve onlarla (İslamiyet’i kabul edinceye kadar) savaşacaksınız veya (o kavim) İslamiyet’i baştan kabul ederler. (De savaşmaya da gerek kalmayabilir) Eğer (Rabbinizin davetini kabul edip, emre) itaat ederseniz, Allah size güzel bir mükâfat verir. Ama evvelce döneklik yaptığınız gibi yine itaatten yüz çevirirseniz (biliniz ki) sizi çok şiddetli bir azaba uğratır.
Osman Fırat
swap_vert close
O (savaştan) geri kalan Bedevi Araplara de ki: "Siz yakında çok kuvvetli bir kavme karşı savaşmaya davet edileceksiniz, onlarla ya savaşırsınız ya da onlar teslim olurlar. Eğer (Resule itâat ederseniz, Allâh size güzel bir mükâfât verir; Şayet önceden döndüğünüz gibi yine dönerseniz, (Allah) size acı bir şekilde azâb edecektir.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
O bedevilerden geri bırakılmış olanlara de ki: «Siz ileride şiddetli savaş ehli bir kavme davet olunacaksınızdır. Onlar ile savaşta bulunursunuz veya onlar İslâmiyet'i kabul ederler. Artık itaat ederseniz Allah Teâlâ size güzel bir mükâfaat verir ve eğer evvelce yüz çevirmiş olduğunuz gibi yine yüz çevirirseniz sizi bir acıklı azab ile muazzeb kılar.»
Suat Yıldırım
swap_vert close
O gazaya katılmayıp geri kalan bedevilere de ki: “Siz yakında çok kuvvetli ve savaşçı bir milletle savaşmaya dâvet edileceksiniz. Onlar teslim olup boyun eğinceye kadar onlarla savaşacaksınız. Eğer bu sefer itaat ederseniz Allah sizi pek güzel bir şekilde ödüllendirir. Ama daha önce yaptığınız gibi arkanızı döner, cihaddan kaçarsanız, O, size gayet acı bir azap verir. ”
Bu âyetteki çok güçlü millet Farslar ile Bizanslılar olup onlarla yapılacak savaşlara gaybî işaret edilmektedir. Onlarla boyun eğinceye kadar savaşılır. Âyetteki “yüslimûn” kelime mânasıyla “inkiyad etme, teslim olma” diye tefsir edilir. Eğer “çok kuvvetli millet”ten Sakif, Hevazin gibi müşrikler kasdedilirse onlar hakkında “İslâm’a girinceye kadar” diye anlaşılır.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
O geride kalan göçebe Araplara de ki: "Siz yakında çok kuvvetli bir kavme karşı savaşmağa da'vet edileceksiniz, onlarla (ya) dövüşürsünüz, yahut (onlar) müslüman olurlar. Eğer ita'at ederseniz, Allah size güzel bir mükafat verir; (yok) eğer önceden döndüğünüz gibi yine dönerseniz, size acı bir şeklide azabeder.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
A'râbdan (Hudeybiye gazâsına gitmeyüb) geri kalanlara di ki: "Siz şiddetli cenkci bir kavim ile, onlar İslâm'a gelinceye kadar mukâtele itmek içün da'vet olunursunuz. Eğer bu emre itâ'at ider iseniz Allâh Te'âlâ size eyi mükâfât virir. Eğer evvelce geri döndiğiniz gibi döner iseniz sizi elemli 'azâb ile 'azâb ideriz.[¹]
[1] Cihâddan geri kalanlar hakkındaki bu va'îdi işiden za'îf ve 'âciz mü'minler endîşeye düşmeleriyle bunı müte'âkib olan âyet-i kerîme nâzil oldı.  
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Çöl araplarından[*] o geride bırakılanlara de ki “Savaşma gücü üstün bir topluluğa karşı çağrılacaksınız. Onlarla savaşacaksınız veya (savaşmanıza gerek kalmadan)teslim de olabilirler. Bu emre(sefer çağrısına) uyarsanız Allah size güzel bir ödül verir. Daha önce yüz çevirdiğiniz gibi yine yüz çevirirseniz, sizi acıklı bir azaba uğratır.
[*] Bedevilerden.  
Şaban Piriş
swap_vert close
Bedevilerden (seferden) geri kalanlara de ki:-Çok güçlü bir kavme karşı savaşmak için çağrılacaksınız, ya da onlar teslim olacaklar. Eğer itaat ederseniz Allah size güzel bir ödül verir. Eğer daha önce yüz çevirdiğiniz gibi yüz çevirirseniz, sizi acı bir azapla cezalandırır.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Geride kalanlara de ki: Yakında güçlü ve savaşçı bir kavme karşı çağırılacaksınız. O zaman ya onlar kendiliğinden teslim olacak veya onlarla savaşacaksınız. İtaat ederseniz, Allah size güzel bir ödül verir. Daha önce yaptığınız gibi yine yüz çevirirseniz, bu defa acı bir azapla sizi azaplandırır.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Bedevilerden, geri bırakılmış olanlara de ki: "Siz yakında çok zorlu savaş veren bir kavimle çarpışmaya çağrılacaksınız. Ya onlarla çarpışırsınız, yahut onlar Müslüman olurlar. Eğer itaat ederseniz, Allah size güzel bir ödül verecektir. Yok eğer önceden döndüğünüz gibi yüz çevirirseniz, Allah sizi acıklı bir azapla cezalandırır."
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
eyit: girü ķalınmışlara 'arablardan “tįz oķınasız bir ķavumdın yaña ķuvvet işleri ķatı ya'nį ħanįfe ķabilesi müseyleme kezzāb'a uyanlar çalışasız anlaruñ-ıla yā müsülmān olalar. pes eger muŧį' olursañuz vire size Tañrı görklü müzd. daħı eger yüz döndürürseñüz nite kim yüz döndürdüñüz ilerü 'aźāb eyleye size aġrıdıcı 'aźāb .
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Di ki ġazālıḳdan girü ḳalanlara: ‘Arablardan da‘vet olunaçaḳsız. Birḳavm ki ḳatı ṣavaşcılardur, anlarla ṣavaşasız, yā münḳād olasız. Eger muṭī‘olsañuz, Tañrı Ta‘ālā size yaḫşı müzd virür ve eger i‘rāż itseñüz bendenöñdin i‘rāż itgen gibi, size ulu ‘aẕāb ider Allāh.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Hüdeybiyyə səfərindən) geri qalan bədəvi ərəblərə de: “Siz (bir müddətdən sonra) çox güclü bir qövmlə vuruşmağa çağırılacaqsınız. Siz onlarla vuruşacaqsınız, ya da onlar dönüb müsəlman olacaqlar (döyüşə ehtiyac qalmayacaqdır). Əgər itaət etsəniz, Allah sizə gözəl bir mükafat verər. Yox, əgər əvvəldə olduğu kimi (döyüşdən) üz çevirsəniz, (Allah) sizə ağrılı-acılı bir əzab verər”.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Say unto those of the wandering Arabs who were left behind: Ye will be called against a folk of mighty prowess, to fight them until they surrender; and if ye obey, Allah will give you a fair reward; but if ye turn away as ye did turn away before, He will punish you with a painful doom.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Say to the desert Arabs(4887) who lagged behind: "Ye shall be summoned (to fight) against a people given to(4888) vehement war: then shall ye fight, or they shall submit.(4889) Then if ye show obedience, Allah will grant you a goodly reward, but if ye turn back as ye did before, He will punish you with a grievous Penalty."
4887 While they are reproached for their supineness in the march which led to Hudaybiyah, where there was danger but no prospect of booty, they are promised, if they learn discipline, to be allowed to follow the Banner of Islam where (as happened later in the Persian and Byzantine Wars) there was real fighting with formidable and well-organised armies. 4888 Cf. 27:33. 4889 That is, you shall go forth to war if you learn discipline, not for booty, but for a great and noble Cause. For if your opponents submit to the Cause, there will be no fighting and no booty.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
قُلْ
de ki
لِلْمُخَلَّف۪ينَ
geride kalanlar
مِنَ الْاَعْرَابِ
bedevi araplardan
سَتُدْعَوْنَ
yakında çağ- rılacaksınız
اِلٰى قَوْمٍ
bir kavme
اُو۬ل۪ي
sahipleri
بَاْسٍ
savaş
شَد۪يدٍ
çok şiddetli
تُقَاتِلُونَهُمْ
onlarla savaşırsınız
اَوْ
ve- ya
يُسْلِمُونَۚ
teslim olurlar
فَاِنْ
artık eğer
تُط۪يعُوا
itaat ederseniz
يُؤْتِكُمُ
size verir
اللّٰهُ
Allah
اَجْراً
bir mükâfat
حَسَناًۚ
güzel
وَاِنْ
ama eğer
تَتَوَلَّوْا
geri dö- nerseniz
كَمَا
o şey gibi ki
تَوَلَّيْتُمْ
geri dön- dünüz
مِنْ قَبْلُ
önceden
يُعَذِّبْكُمْ
size azap eder
عَذَاباً
bir azap ile
اَل۪يماً
elem verici
Bedevi Araplardan (senin umre davetine icabet etmeyerek) geride kalanlara de ki: "Siz yakında çok kuvvetli, savaş erbabı bir kavme (karşı savaşmaya) çağrılacaksınız. Ya onlarla (sonuna dek) savaşacaksınız ya da onlar teslim olacaklar. Eğer (siz bu emre) itaat ederseniz Allah size güzel bir mükâfat verir. Ama önceden döndüğünüz gibi yine (sözünüzden) dönecek olursanız size elem verici (iç yakan) bir azap ile azap eder."
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
مُخَلَّفُون
Edilgen fiil-II
خ ل ف
Geride bırakılanlar, geride kalanlar
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
اَعْرَاب
İsim
ع ر ب
Bedevi araplar
دَعَا
Fiil-I
د ع و
Çağırdı, dua etti, davet etti, yalvardı, isnad etti
اِلٰى
Edat
اِلٰى
-e kadar, -a kadar, -e, -a
قَوْم
İsim
ق و م
Kavim, topluluk, toplum
اُولِى
İsim
ا و ل
Sahip
بَاْس
İsim
ب ا س
Sıkıntılı, güç, azap, hınç, savaş, kuvvet, çekişme
شَدِيد
İsim
ش د د
Şiddetli, sağlam, kuvvetli, zorlu
قَاتَلَ
Fiil-III
ق ت ل
Savaştı, öldürdü, kahretti
اَو
Bağlaç
اَو
Veya, ya da, hatta, yahut
اَسْلَمَ
Fiil-IV
س ل م
Teslim etti, teslim oldu, Müslüman oldu
اِن
Edat
اِن
Eğer,  -se, -sa
اَطَاعَ
Fiil-IV
ط و ع
İtaat etti, tabi oldu, uydu, boyun eğdi
اٰتَى
Fiil-IV
ا ت ي
Verdi
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
اَجْر
İsim
ا ج ر
Ecir, mükâfat, ücret, (yaptıklarına) karşılık
حَسَن
İsim
ح س ن
Güzel
اِن
Edat
اِن
Eğer,  -se, -sa
تَوَلّٰى
Fiil-V
و ل ي
Yüz çevirdi, çevirdi, geri döndü, dönüp gitti, üstlendi, dost edindi
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
تَوَلّٰى
Fiil-V
و ل ي
Yüz çevirdi, çevirdi, geri döndü, dönüp gitti, üstlendi, dost edindi
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
قَبْل
İsim
ق ب ل
Önce, öteden beri
عَذَّبَ
Fiil-II
ع ذ ب
Azap etti, cezalandırdı
عَذَاب
İsim
ع ذ ب
Azap, ceza
اَلِيم
Sıfat
ا ل م
Elem verici