close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Fetih Sûresi 11. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Seyekûlu leke-lmuḣallefûne mine-l-a’râbi şeġaletnâ emvâlunâ ve ehlûnâ festaġfir lenâ(c) yekûlûne bi-elsinetihim mâ leyse fî kulûbihim(c) kul femen yemliku lekum mina(A)llâhi şey-en in erâde bikum darran ev erâde bikum nef’â(an)(c) bel kâna(A)llâhu bimâ ta’melûne ḣabîrâ(n)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Bedevilerden geri kalanlar, diyecekler ki sana: Bizi mallarımız ve çoluğumuz çocuğumuz oyaladı, artık sen, yarlıganma dile bize; gönüllerinde olmayanı dilleriyle söylerler; de ki: Gerçekten de size bir zarar eriştirmek isterse, yahut bir fayda vermek dilerse Allah'tan, herhangi bir suretle ona ait birşeyi kim giderebilir? Hayır; Allah, bütün yaptıklarınızdan haberdardır.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Yakında Bedevilerden (Medine civarındaki köylü Arap kabilelerinden olup basit bahanelerle cihad görevinden ve Hudeybiye seferinden) geri kalmış (ve nasipsiz bırakılmış) olanlar gelip Sana: "Mallarımız (hayvanlarımız ve tarlalarımızın bakımı) ve evladü iyalimizin (korunması ve ihtiyaçlarının karşılanması gibi mazeretler) bizi oyalayıp engelledi. (Yoksa gönlümüz ve duamız sizinle beraberdir. Bu nedenle) Allah’tan bizim için mağfiret dile" diyeceklerdir. (Oysa) Onlar, kalplerinde olmayan şeyi dilleriyle söylemektedirler. Onlara de ki: "(Rabbim, kalbinizde gizlediklerinizi ve gerçek niyetlerinizi bilip durduğu için) Eğer Allah size bir zarar gelmesini murad etse veya bir menfaate erişmenizi dilese, O’nun bu kararına karşı kimin bir şeye gücü yetebilir? Kaldı ki Allah bütün yaptıklarınıza (ve kafanızda tasarladıklarınıza) Habîr’dir (her şeyden haberdar olup Bilendir)."
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Bedevilerden geri kalıp seninle umre yolculuğuna çıkmayanlar, sana karşı: ”Mallarımız, çoluk çocuklarımız bizi meşgul etti. Sen bizim için Allah'tan bağışlanmamızı iste” diyecekler. Böylece onlar kalplerinde olmayan gerçekleri, dilleriyle sahte olarak söylerler. De ki: “Allah size bir zarar vermek veya yarar sağlamak istese, kim Allah'ın istediği birşeyi geri çevirebilir. Hayır, kimse çeviremez. Allah yapmakta olduğunuz herşeyden tamamiyle haberdardır.”
Ahmet Tekin
swap_vert close
Yakında, savaşa giden orduya katılmayıp cephe gerisinde kalan Bedevî Araplardan bazıları, sana: “Mallarımız ve ailelerimiz bizi alıkoydu, bizi meşgul etti. Allah'tan bizim bağışlanmamızı, koruma kalkanına alınmanızı dile.” diyecekler. Onlar kalplerinde, akıllarında olmayanı, dilleriyle söylüyorlar. “Allah, size bir zarar gelmesini dilerse, veya bir fayda elde etmenizi isterse, O'na karşı kimin birşey yapmaya gücü yetebilir? Kaldı ki, Allah işlediğiniz gizli-açık bütün amellerden haberdardır.” de.
Ahmet Varol
swap_vert close
Bedevilerden geride bırakılanlar sana diyecekler ki: "Bizi mallarımız ve ailelerimiz alıkoydu. Bundan dolayı bizim için bağışlanma dile!" Onlar kalplerinde olmayanı dilleriyle söylüyorlar. De ki: "Allah eğer size bir zarar dilerse veya bir yarar dilerse O'na karşı sizin için kim ne yapabilir? Hayır. Allah yaptıklarınızdan haberdardır."
Ali Bulaç
swap_vert close
Bedevilerden geride bırakılanlar, sana diyecekler ki: 'Bizi mallarımız ve ailelerimiz uğraştırdı. Bundan dolayı bizim için mağfiret dile.' Onlar, kalplerinde olmayan şeyi dilleriyle söylüyorlar. De ki: 'Şimdi Allah, size bir zarar isteyecek ya da bir yarar dileyecek olsa, sizin için Allah'a karşı kim herhangi bir şeyle güç yetirebilir? Hayır, Allah yaptıklarınızı haber alandır.'
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
(Henüz iman kalblerinde yerleşmemiş olduğundan Hudeybiye seferinden) geri kalan bazı Bedevî'ler sana şöyle diyeceklerdir: “- Mallarımız ve ailelerimiz bizi, (seninle Hudeybiye seferine çıkmaktan) alıkoydu. Onun için bize mağfiret dile.” Onlar, kalblerinde olmıyan şeyi ağızlarıyla söyliyecekler. (Ey Rasûlüm, sen onlara) de ki:”- Eğer Allah size bir zarar dilerse, yahud size bir fayda dilerse, artık onun dilemesinden sizi kim koruyabilir? Doğrusu Allah bütün yaptıklarınızdan haberdar bulunuyor.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Savaşa katılmayan bedeviler “mal ve çoluk çocuğumuz bizi savaştan alıkoydu; bizim için Allah’tan mağfiret dile” diyecekler. Bunlar kalplerinde olmayan bir şeyi sadece dilleriyle diyorlar. Sen de ki: Allah size bir zarar veya yarar vermek isterse kim mani (engel) olabilir. (Yalan söylemeyin! Çünkü) Allah yaptığınızdan haberdardır.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Bedevîlerden savaştan geri kalanlar sana, “Mallarımız ve ailelerimiz bizi alıkoydu. Bizim için af dile” diyecekler. Onlar, kalplerinde olmayanı dilleriyle söylerler. De ki: “Allah size bir zarar vermeyi dilerse, yahut bir fayda murat ederse, onun sizin için dilediğine kim engel olabilir? Doğrusu şu ki, Allah sizin yaptıklarınızdan haberdardır.”
Besim Atalay
swap_vert close
Göçebe Araplardan, arkada kalmış bulunanlar, sana diyecekler ki: «Mallarımız, ailelerimiz bizi uğraştırmıştır; bizim için bağışlanmak iste sen, içlerinden olmıyanı, dilleriyle söylerler»; diyesin ki: «Ya bir zarar, ya da bir iyilik dilerse size, Allaha karşı kim gelebilir? Allahsa biliyor işlerinizi
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
(Hudeybiye Seferine katılmayan) bedeviler (göçebe Araplar) yakında sana: “Bizleri mallarımız ve ailelerimiz(e bakma mecburiyeti) oyaladı, bizim için Allah'tan af dile!” diyecekler. Kalplerinde olmayan şeyi ağızlarıyla söyleyecekler. De ki: “Eğer Allah, sizin bir zarara uğramanızı dilerse yahut bir yarar elde etmenizi murad ederse Allah'a karşı kim bir şey yapabilir? (Her şeyden haberdar olan) Allah, sizin yaptıklarınızdan (sefere katılmayışınızın gerçek sebebinden) de haberdardır.”
Müslümanların niyeti sadece umre yapmaktı. Zulümle, baskıyla çıkarıldıkları yurtlarını geri almak için savaş gibi bir niyetleri yoktu. Hz. Muhammed yanlış anlaşılmamak ve müşrikleri ürkütmemek için Müslümanların silahlanmasına dahi müsaade etmemişti. Ayrıca yeni bir savaşa meydan vermemesi için hac vesilesiyle Mekke’ye gidecek düşman topluluklarıyla karşılaşmamak için de Kâbe ziyaretini hacdan önce yapmayı planlamıştı. Zaten geleneklere göre o aylarda savaşılması da yasaktı. Fakat Hz. Muhammed’in bu kararına yeni Müslüman olmuş bazı göçebe Araplar, Mekkelilerin savaşa gireceklerini ve sonuçta silahsız Müslümanları şehit edeceklerini düşünerek uymak istememişlerdi. Ancak bunu doğrudan dillendirmek yerine ailelerini ve geçim sıkıntılarını bahane ederek ortaya koymuşlardı. İşte bu ayet onların durumuyla ilgili Hz. Peygamberi bilgilendirmek için nazil olmuştur.  
Cemil Said
swap_vert close
’Arablardan yemîninde halef idüb geride kalanlar sana gelüb "Bizim mallarımız ve ’âilelerimiz, seni ta’kîbe mâni’ oluyor, Allâh’a du’â it bizi ’afv itsün" diyecekler. Kalblerinde olmayanı lisânları söyleyecek. Ânlara di ki: "Allâh a’mâlinizden haberdârdır size felâket irişdirmekden ve yâhud size bir menfa’at ihsân itmekden kim ânı men’ idebilür?"
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Bedevilerin savaştan geri kalmış olanları, sana: "Bizi mallarımız ve ailelerimiz alıkoydu. Allah'tan bizim bağışlanmamızı dile" diyecekler. Dilleriyle, gönüllerinde bulunmayanı söylerler; de ki: "Allah size bir zarar gelmesini dilerse, yahut bir fayda elde etmenizi dilerse, O'na karşı kimin gücü bir şeye yeter? Kaldı ki, Allah yaptıklarınızdan haberdardır."
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Bedevîlerin (savaştan) geri bırakılanları sana, “Bizi mallarımız ve ailelerimiz alıkoydu; Allah’tan bizim için af dile” diyecekler. Onlar kalplerinde olmayanı dilleriyle söylerler. De ki: “Allah, sizin bir zarara uğramanızı dilerse, yahut bir yarar elde etmenizi dilerse, O’na karşı kimin bir şeye gücü yeter? Hayır, Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.”
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Arap kabilelerinden savaşa katılmayanlar sana, gönüllerinde olmayanı dillerinin ucuyla söyleyerek, “Bizi mallarımız ve ailelerimiz alıkoydu, bu yüzden Allah’ın bizi bağışlamasını iste” diyecekler. Onlara şöyle de: “Size bir zarar gelmesini isterse veya size iyilik etmeyi murat ederse, sizin için Allah’a karşı herhangi bir şey yapmaya kimin gücü yeter? Hayır! Allah bütün yaptıklarınızı bilmektedir;
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Bedevîlerden geri kalmış olanlar, sana diyecekler ki: «Mallarımız ve ailelerimiz bizi alıkoydu. Allah'tan bizim bağışlanmamızı dile.» Onlar kalplerinde olmayanı dilleriyle söylerler. De ki: Allah size bir zarar gelmesini dilerse veya bir fayda elde etmenizi isterse O'na karşı kimin bir şeye gücü yetebilir? Kaldı ki, Allah yaptıklarınızdan haberdardır.  
 Burada, Kureyş’in taarruzundan korktukları için sefere çıkmayan, Medine civarında oturan Eslem, Cüheyne, Müzeyne ve Gıfar kabilelerine işaret edilmektedir. Bunlar Hudeybiye dönüşünde Hz. Peygamber’den özür dilemişlerdi.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Araplardan geride kalanlar, "Paralarımız ve çoluk çocuğumuz bizi alıkoydu, bizim için bağışlanma dile," diyeceklerdir. Onlar gönüllerindekini değil, dilleriyle söylerler. De ki, "Sizin için bir zarar veya yarar dilerse ALLAH'ın bu dileğine kim engel olabilir?" Oysa ALLAH tüm yaptıklarınızdan haberdardır.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
yakında a'râbilerden geri kalmış olanlar sana diyecekler ki, "Mallarımız ve ailelerimiz bizi alıkoydu. Allah'tan bizim bağışlanmamızı dile." Onlar kalplerinde olmayanı dilleriyle söylerler. De ki: Allah size bir zarar gelmesini dilerse veya bir fayda elde etmenizi isterse O'na karşı kimin bir şeye gücü yetebilir? Hayır! Allah yaptıklarınızdan haberdardır.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Yakında diyecek sana o a'rabîlerden geri bırakılanlar ki: «bizleri mallarımız ve âilelerimiz oyaladı, onun için bize istiğfar ediver!» Kalblerinde olmıyan şey'i ağızlariyle söyliyecekler, de ki şimdi hakkınızda Allahdan kim bir şey'e mâlik olabilir eğer size bir zarar irâde buyurur yâhud bir menfeat irâde buyurursa? Doğrusu Allah ne yapıyorduğunuza habir bulunuyor
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Kendi tercihleri ile Hudeybiye seferine katılmayarak) geride (Medine’de) kalan bazı bedeviler sana şöyle diyeceklerdir: “Mallarımız ve ailelerimiz bizi, (seninle Hudeybiye seferine çıkmaktan) alıkoydu. (Bundan dolayı) bizim için (Allah’tan) bağışlanma dile.” (Resûlüm!) Onlar kalplerinde olmayanı dilleriyle söylüyorlar. (Onlara) de ki: “Allah size bir zarar gelmesini dilerse yahut bir fayda elde etmenizi dilerse, buna kim engel olabilir? Hayır! Allah bütün yaptıklarınızdan haberdardır.”
Erhan Aktaş
swap_vert close
Araplardan¹ geri bırakılanlar², sana: “Mallarımız ve ailemiz bizim seninle gelmemize engel oldu. Haydi, Allah'tan bağışlanmamızı dile.” diyecekler. Onlar, kalplerinde olmayanı dilleri ile söylüyorlar. De ki: “Eğer Allah, size bir zarar veya yarar dilerse, buna kim engel olabilir?” Bilakis, Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.³
1- Bedevi/göçebe Araplardan bazıları. 2- Savaş için sefere katılmayanlar. 3- Niçin sefere katılmadığınızı en iyi bilendir.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Bedevilerden geri bırakılanlar yakında sana «Mallarımız ve ailelerimiz bizi alıkoydu. Onun için bizim yarlığanmamızı isteyiver» diyecekler. Onlar kalblerinde olmayan şey'i dilleriyle söylerler. Sen de ki: «Allah size bir zarar diler, yahud size bir fâide dilerse Allah (ın meşiyyetinden ve kazaasından) her hangi bir şeyle sizi kim men'edebilir? Hayır, Allah yapmakda olduğunuz her şeyden hakkıyle haberdârdır».
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Bedevîlerden geri bırakılanlar, sana: “Bizi (bu sefere iştirâk etmekten) mallarımız ve âilelerimiz alıkoydu; bu yüzden bizim için (Allah'dan) mağfiret dile!” diyecektir. (Onlar)dilleriyle, kalblerinde olmayanı söylüyorlar. De ki: “Eğer (Allah) size bir zarar (dokundurmak)ister veya size bir fayda (vermek) dilerse, sizin için Allah'dan (gelecek) bir şeye (karşı, onu def' edecek bir güce) kim mâlik olabilir? Hayır! Allah, yapmakta olduklarınızdan hakkıyla haberdardır.”
İhsan Aktaş
swap_vert close
Bedevilerden geri kalıp seninle (umre yolculuğuna) çıkmayanlar (mazeret beyanında bulunacak ve) sana, ”Mallarımız ve ailelerimiz bizi (seninle Hudeybiye seferine çıkmaktan) oyaladı. Sen bizim için Allah’tan bağışlanmamızı iste (bizim için şefaatte bulun)” diyecekler. Böylece onlar kalblerinde (gönüllerinde) olmayanları, dilleriyle sahte olarak söylerler. De ki: “Allah size bir zarar vermek veya yarar sağlamak istese, kim Allah’ın istediği bir şeyi geri çevirebilir? Bilakis, Allah sizin yaptıklarınızı (niçin sefere katılmadığınızı) da en iyi bilendir. *
(*) Müslümanların niyeti sadece umre yapmaktı. Zulümle, baskıyla çıkarıldıkları yurtlarını geri almak için savaş gibi bir niyetleri yoktu. Hz. Muhammed yanlış anlaşılmamak ve müşrikleri ürkütmemek için Müslümanların silahlanmasına dahi müsaade etmemişti. Ayrıca yeni bir savaşa meydan vermemesi için hac vesilesiyle Mekke’ye gidecek düşman topluluklarıyla karşılaşmamak için de Kâbe ziyaretini hacdan önce yapmayı planlamıştı. Zaten geleneklere göre o aylarda savaşılması da yasaktı. Fakat Hz. Muhammed’in bu kararına yeni Müslüman olmuş bazı göçebe Araplar, Mekkelilerin savaşa gireceklerini ve sonuçta silahsız Müslümanları şehit edeceklerini düşünerek uymak istememişlerdi. Ancak bunu doğrudan dillendirmek yerine ailelerini ve geçim sıkıntılarını bahane ederek ortaya koymuşlardı. İşte bu ayet onların durumuyla ilgili Hz. Peygamberi bilgilendirmek için nazil olmuştur. (C. Külünkoğlu Meali 11. Ayet Açıklaması)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Araplardan geride kalanlar sana “Mallarımız ve ailemiz bizi oyaladı, bizim için Allah’dan bağışlama dile” diyenler var. Onlar kalplerinde olmayan şeyleri sana dilleriyle söylüyorlar. Onlara deki “Allah size bir zarar vermeyi dilerse veya size bir fayda vermeyi dilerse, Allah’ın bu yapacaklarına kim engel olabilir ki?” Hayır, Allah bütün yaptıklarınızdan haberdardır.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Çöl araplarından geri bırakılanlar sana diyecekler: "Bizi mallarımız, çoluk çocuğumuz oyaladı, onun için sen bizim yarlıganmamızı dile." Onlar içlerinden gelmiyeni dilleriyle söylüyorlar. Onlara de ki: "Eğer Allah sizin kötülüğünüzü dileyecek, ya da iyiliğinizi dileyecek olursa kim bunun önüne geçebilir? Yok, Allah bütün taptıklarınızdan bilgilidir.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Çöl Araplarından geri kalanlar «— Mallarımız, ailelerimiz bizi meşgul etti, artık bizim için yarlıganmak dile» diyecekler. Onlar kalplerinde olmayanları [²] dilleriyle söylüyorlar. Onlara de ki Allah size mazarrat veya menfaat vermek isterse onu savmaya kimin gücü yeter? Dedikleri gibi değildir, belki Allah işlediklerinizden haberdar olur.
[2] Özür dilemeleri, Allah'tan yarlıganmak istemeleri gibi.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Bedevilerden (savaştan) geri bırakılanlar sana, “Bizi mallarımız ve ailelerimiz alıkoydu, bunun için Allah’tan bizim bağışlanmamızı dile” diyecekler ve böylece kalplerinde olmayan şeyi dilleriyle söylerler. Onlara de ki: “Allah size bir zarar vermeyi dilemiş yahut size bir yarar sağlamayı istemiş olsa, O’na karşı kimin hangi şeye gücü yeter? Zira Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.
Kadri Çelik
swap_vert close
Bedevilerden geride bırakılanlar sana diyecekler ki: “Bizi mallarımız ve ailelerimiz meşgul etti. Bundan dolayı bizim için mağfiret dile.” Onlar (bu durumda), kalplerinde olmayan şeyi dilleriyle söylerler. De ki: “Şimdi Allah size bir zarar isteyecek ya da bir yarar dileyecek olsa, sizin için Allah'a karşı kim herhangi bir şeyle güç yetirebilir? Hayır, Allah yapmakta olduklarınızdan haberdar olandır.”
Mahmut Kısa
swap_vert close
Tehlikeli Mekke yolculuğuna çıkmamak için çeşitli bahaneler ileri sürerek köylerinde kalan göçebe kabîleler, Medîne’ye döndüğünüz zaman sana özür beyân ederek diyecekler ki: “Bu sefere katılamadığımız için çok üzgünüz! Fakat ne yapalım, ilgilenmek zorunda olduğumuz mallarımız ve ailelerimiz bizi bu yolculuktan alıkoydu; inan çok pişmanız, lütfen bizim kusurumuz için Rabb’inden bağışlanma dile!” Sakın bu münâfıkların sözlerine inanma! Çünkü onlar, kalplerinde olmayan şeyi dile getiriyorlar. Onlara de ki: “Neden Allah’ın vaadine güvenmediniz? Söyler misiniz, eğer Allah size bir zarar veya fayda vermek istese, Allah’ın bu dileğine kim engel olabilir? Yalan söyleyerek beni kandırsanız bile, cezadan kurtulacağınızı mı sanıyorsunuz? Hayır; Allah, tüm yaptıklarınızdan haberdardır.”
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Bedevî Arablar’dan Geride Kalanlar sana diyecektir ki: “Bizi, ailelerimiz ve mallarımız meşgul etti. Bizim için bağışlanma dile!”. Kalblerinde olmayan şeyi dilleri ile söylüyorlar. De ki: “Eğer size bir zarar istediyse veya bir yarar istediyse, kim Allah’tan sizin için bir şeye mâlik olur? Aksine Allah, işlediğiniz şeylerden haberlidir”.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Resulüm! Seferi ağırdan alan Araplar sana: " kusura kalma mal maşat ve çoluk çocuk bizi oyaladı, " diyeceklerdir. İçlerinde olmayan bir şeyi dile getiriyorlar. De ki: " Eğer Allah, size bir yarar ya da zarar vermek isterse, hiçkimse sizi Allah'ın elinden alamaz. " Allah, tüm yaptıklarınızdan haberlidir.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Savaşa katılmayan, savaştan geri bırakılan bedeviler sana gelip, "Bizi mallarımız ve ailelerimiz alıkoydu! Allah’tan bizim için af dile!" diyecekler. Onlar kalplerinde olmayanı dilleriyle söyler. De ki: "Allah zarara uğramanızı isterse yahut size bir yarar dilerse; bunu engellemek için Allah’a karşı kimin gücü yeter? Allah yaptıklarınızdan haberdardır."
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Göçebelerden geride kalmış olanlar sana şöyle diyecekler: “Mallarımız ve ailelerimiz bizi meşgul etti. Bizim için bağışlanma dile!” Onlar, kalplerinde olmayanı dilleriyle söylerler. [*] De ki: “(Allah) size bir zarar (vermeyi) dilerse veya bir yarar elde etmenizi isterse sizin için Allah’a karşı kimin bir şeye gücü yetebilir ki!” Gerçek şu ki Allah yaptıklarınızdan haberdardır.
Hudeybiye senesi Hz Peygamber umre için Mekke’ye gitmek istediği sırada Kureyş’in bir saldırısı olma ihtimaline karşı Medine civarındaki Cüheyne, Müzeyne, Ğıfâr, Eşca‘, Düil ve Eslem gibi çeşitli bedevi kabilelerden destek alarak birlikte hareket etmiş, ancak amacının savaş olmadığını göstermek için de beraberinde kurbanlıklar almıştı. Bu bedeviler, karşılarında Mekkelilerin Kureyş, Sakîf ve Kinâne oğullarının bulunacağını düşünerek Hz. Muhammed’le birlikte hareket etmekten, savaşa katılmaktan kaçınmışlardı. İşte bu ayet grubunda bu olaylar ele alınmakta, kalbine iman yerleşmemiş olanların bulunduğu haber verilmiş olmaktadır (Taberî, [Câmi‘u’l-beyân], XXVI, 77).  
Mehmet Türk
swap_vert close
Bedevîlerden¹ geride bırakılanlar,² sana: “Bizi mallarımız ve ailelerimiz oyaladı. (Allah’ın) bizi affetmesi için duâ et”³ diyerek, kalplerinde olmayan şeyi, dilleriyle söyleyecekler. (Sen de onlara): “Şimdi Allah, eğer size bir zarar gelmesini dilerse veya bir fayda elde etmenizi isteyecek olsa, sizin için Allah’a karşı kim ne yapabilir? Doğrusu Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.” de.
1 A’râb; a’râbî’nin çoğuludur. Yani a’râb, bir köy veya kasabada ikamet etmeyip badiyede dolaşan bedevî göçebelere verilen isimdir. Arab ise; köy veya kasabalarda yaşayanlar için kullanılır. 2 (اَلْمُخَلَّفُونَ)’nin ism-i mef’ul olması sebebiyle, bu bedevîlerin Umre’ye başkalarının aklıyla hareket ederek, gitmedikleri de anlaşılabilir.3 Efendimiz (s.a.v) Hudeybiye senesinde Umre için Mekke’ye gitmek istediği sırada, Kureyşin bir saldırısı ihtimâline karşı Cüheyne, Müzeyne, Ğıfar, Eşca’ ve Eslem kabîlelerinin de kendisiyle beraber olmalarını istemişti. Bu bedevî kabîleleri henüz îman kalplerine yerleşmemiş olduğu için Rasûlullah (s.a.v) ile beraber gitmeyip, “Muhammed ve arkadaşları bu seferden dönemez” dediler. Bu âyette Allah, bunların ileriye sürecekleri özürlerini elçisine önceden bildirmektedir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Geride kalan ⁹ bedevîler sana: “Mallarımız ve ailelerimiz[e bakma mecburiyeti] bizi (gelmekten) alıkoydu: öyleyse [ey Muhammed,] Allah’tan bizim için mağfiret dile!” diyecekler. [Böylece] onlar kalplerinde olmayan bir şeyi dile getiriyorlar. ¹⁰ De ki: “Allah size bir zarar vermek veya yarar sağlamak isterse, kim Allah’ın istediği bir şeyi geri çevirebilir? ¹¹ Hayır, (kimse çeviremez,) ama Allah yaptıklarınızdan tamamiyle haberdardır!
9 Lafzen, “arkada bırakılmış olan”: yani, Ğifâr, Muzeyne, Cuhayne, Eşca‘, Eslem ve Zeyl kabilelerine mensup bedevîler. Bu kabileler, Hz. Peygamber’in müttefiki olmalarına ve zahiren Müslümanlığı kabul etmiş bulunmalarına rağmen Hz. Peygamber’in Mekke’ye yaptığı (Hudeybiye Antlaşması ile sonuçlanan) yürüyüşüne katılmayı çeşitli bahaneler ileri sürerek reddettiler, çünkü Mekkeli’lerin savaşa gireceklerini ve sonuçta silahsız Müslümanları imha edeceklerini düşünüyorlardı (Zemahşerî). Ayetin devamında zikredilen mazeretler, Hz. Peygamber’in ve arkadaşlarının Medine’ye başarı ile dönmelerinden sonra beyan edilmişti; gelecek zaman kipindeki se-yekûlûn’un kullanılmasının sebebi budur.10 Onların ileri sürdükleri mazeretlerin tamamen iki-yüzlüce olduğuna işaret.11 Lafzen, “kim, Allah’tan sizin adınıza [elde edilebilecek olan] bir şeyi elde etme gücüne sahiptir?”: çeviride daha anlamlı bir ifade sağlayabilmek için yeni bir karşılık bulmayı zorunlu kılan bir cümle yapısı.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Bu sefere katılmayan Arap bedevilerden bazıları sana gelerek şöyle diyeceklerdir: – Malımız mülkümüz, çoluğumuz çocuğumuzla meşgul olurken seninle beraber sefere katılamadık, Allah’tan bizim için bağışlanma dile! Oysa onlar dilleriyle başka şey söylüyorlar kalplerinde ise başka şey var. De ki: – Şayet Allah, size bir zarar vermeyi veya fayda vermeyi dilemiş olsa buna kim engel olabilir? Zaten Allah sizin tüm yapıp ettiklerinizi bilmektedir. 2/8...20, 10/107, 39/38
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Geride kalan bedeviler, “Mallarımız ve çocuklarımız bizi (sana katılmaktan) alıkoydu; artık Allah’tan bizim için af dileyiver!” diyecekler. Onlar kalplerinde olmayan şeyi dilleriyle söylüyorlar.[⁴⁵⁹⁸] De ki: “Peki, şayet Allah size bir zarar vermeyi veya bir yarar sağlamayı dilemiş olsa, O’nun sizin için takdir ettiği şeye kim engel olabilir?[⁴⁵⁹⁹] Elbette hiç kimse! Nitekim Allah yaptıklarınızdan ayrıntısıyla haberdardır.
[4598] Tevbe ve istiğfar kalbin yönelişidir. Burada sözü geçen bedeviler, işledikleri hatadan dolayı yürekten pişmanlık duyup Allah’a yönelmediler. Tevbede kalbin Allah’a karşı duruşunu önemsemediler. Onun yerine imajı öncelediler. Rasulullah’tan kendileri için Allah’tan af dilemesini istemelerinin altında yatan gerçek sebep buydu. Dilleriyle Rasulullah’tan istedikleri istiğfarın kalplerinde bir karşılığı yoktu. Bu âyet her çağda imaja yatırım yapanları imana yatırım yapmaya davet etmektedir. [4599] Burada, Medine-Mekke arasındaki bir mücadeleden Mekke’nin galip çıkacağını varsayan Bedevi kabilelere Allah Rasûlü’nün ağzıyla zımnen şu söyleniyor: Hadi beni ikna ettiniz ve sizin için af dilendim, fakat Allah’ı nasıl ikna edeceksiniz? Allah’ın sizin için takdirini benim sizin için af dilenmem belirlemez, sizin davranışlarınız belirler.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Bedevilerden (savaştan) geri kalmış olanlar yakında sana: "Mallarımız ve ailelerimiz bizi alıkoydu, Allah'tan bizim bağışlanmamızı dile" diyecekler. Onlar kalplerinde olmayanı dilleriyle söylerler. De ki: Allah size bir zarar gelmesini dilerse veya bir fayda elde etmenizi isterse, O'na karşı kimin bir şeye gücü yetebilir? Hayır. (Siz yalan söylüyorsunuz) Allah yaptıklarınızdan haberdardır.
Osman Fırat
swap_vert close
Göçebe Araplardan (savaştan) geri kalanlar, sana diyecekler ki: "Mallarımız ve çocuklarımız bizi, (seninle beraber gelmekten) alıkoydu. Bizim için mağfiret dile. " Onlar, dilleriyle kalblerinde olmayanı söylüyorlar. De ki: ’Allah size bir zarar vermek istemiş, yahut size bir yarar vermek istemiş olsa buna kim engel olabilir? Hayır, Allah yaptıklarınızı haber almaktadır. "
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Bedevilerden geri bırakılmış olanlar, sana diyeceklerdir ki, «Bizi mallarımız ve ailelerimiz oyaladı, artık bizim için mağfiret dile.» Onlar kalblerinde olmayan şeyi dilleriyle söylerler. De ki: «Eğer sizin hakkınızda bir zarar dilerse veya sizin hakkınızda bir menfaat murad ederse artık sizin için Allah'tan bir şeye kim mâlik olabilir? Doğrusu Allah Teâlâ işlediğiniz şeyden bihakkın haberdardır.»
Suat Yıldırım
swap_vert close
(Hudeybiye seferine katılmayıp) kaçak durumda geri kalan bedevîler sana gelip: “Bizi mallarımız ve ailelerimiz oyaladı da ondan katılamadık. Ne olur bizim için Allah'tan af dile! ” derler. Onlar aslında, dilleriyle, kalplerinde olmayan şeyler söylerler. De ki: Şimdi hakkınızda Allah bir zarar veya fayda vermek isterse, kim O'na karşı koyup engelleyebilir? Hayır! İş sizin iddia ettiğiniz gibi değil. Allah her şeyden haberdar olduğu gibi sizin gazaya katılamayışınızın gerçek sebebinden de haberdardır.
İman etmelerine rağmen, umre çağrısına katılmayan, Medine civarındaki Eslem, Cüheyne, Gifar, Eşca gibi kabileler, bu âyetin nüzûlüne sebep olmuşlardır.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Göçebe Araplardan geri bırakılanlar, sana diyecekler ki: "Mallarımız ve çocuklarımız bizi, (seninle beraber gelmekten) alıkoydu. Bizim için mağfiret dile." Onlar, dilleriyle kalblerinde olmayan bir şeyi söylüyorlar. De ki: "Allah size bir zarar vermek istemiş, yahut size bir yarar vermek istemiş olsa Allah'ın, sizin için dilediğine kim engel olabilir? Hayır, Allah yaptıklarınızı haber almaktadır."
Süleyman Tevfik
swap_vert close
A'râbdan geri kalanlar sana: "Bizi emvâlimiz ve ehil ve 'iyâlimiz işgâl itdi. Bizim içün istiğfâr it." dirler. Onlar kalblerinde olmayan şeyi lisânlarıyla söylerler. Onlara di ki: "Eğer Allâh Te'âlâ size bir zarar veyâhud da bir fâide murâd itse onı kim men' idecekdir? Belki Allâh işlediğiniz şeylerden haberdârdır [¹]
[1] Rasûl-ü Ekrem 'umre niyetiyle Mekke'ye müteveccih oldukda a'râbdan İsm [Eslem?] ve Cüheyne ve Müzeyne ve Gıfâr ve Ecma' [Eşca'?] gibi kabâile refâkat içün haber gönderdiler. Kureyşle muhârebeden korkan bunlar emvâl ve 'ıyâlleriyle meşgûl olduklarını beyân ile geri kaldılar. Bu âyet-i kerîme onlar hakkında nâzil olmuşdur.  
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Çöl araplarından[*] geride bırakılanlar sana şöyle diyeceklerdir: “Mallarımız ve ailemiz bütün vaktimizi aldı; bizim için Allah’tan bağışlanma dileğinde bulun.” İçlerinde olmayanı dilleriyle söylüyorlar. De ki: “Allah size kötülük yapmayı istese ya da onun isteği size iyilik yapmak olsa kim bunun önüne geçebilir?” Hayır; Allah yaptığınız her şeyin içyüzünü bilir.
[*] Bedevilerden  
Şaban Piriş
swap_vert close
Geride kalan bedeviler, sana:-Bizi mallarımız ve ailelerimiz meşgul etti. Bizim için bağışlanma dile diyeceklerdir. Kalblerinde olmayanı dilleri ile söylüyorlar. De ki: Eğer Allah, size bir zarar veya fayda vermek isterse kim sizin için bir şeye sahip olabilir? Oysa hayır, Allah yapmakta olduklarınızdan haberdardır.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Bedevîlerden geri kalmış olanlar(2) sana gelip “Mallarımız ve ailelerimiz bizi oyaladı; bizim için Allah'tan af dile” diyecekler. Onlar kalplerinde olmayanı dilleriyle söylüyorlar. De ki: Allah sizin için bir zarar veya bir yarar murad etse, Ondan size gelecek olan şeyi kim engelleyebilir? Doğrusu, Allah bütün yaptıklarınızdan haberdardır.
(2) Hudeybiye seferine katılmayanlar.  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Bedevilerden, geri bırakılmış olanlar sana şöyle diyecekler: "Bizleri, mallarımız ve ailelerimiz oyaladı. O halde bizim için Allah'tan af dile." Onlar, kalplerinde olmayan şeyi dilleriyle söylüyorlar. De ki: "Allah size bir zarar dilerse, yahut bir yarar murat ederse, O'nun sizin için dilediğine kim engel olabilir?" Doğrusu şu ki, Allah, sizin yaptıklarınızdan haberdardır.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
tįz eyide saña girü ķalınmışlar 'arablardan “meşġūl eyledi bizi mallarumuz daħı ķavumlarumuz pes yarlıġamaķ dile bizüm içün.” eydürler dilleriyile [273a] anı kim yoķdur göñüllerinde. eyit “pes kim mālik ola sizüñ içün Tañrı’dan nesene eger diler-ise size ziyān yā diler ise size aśśı? belki oldı Tañrı aña kim işlersiz ħaberlü.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Diyecekler saña ġazāya iştirākden ‘Arablardan giri ḳalanlar, bizi meşġūl itdi,dirler. Māllarumuz ve ehllerümüz bizüm içün istiġfār eyler, dirler. Dilleri‐y‐le söyler‐ler anlar ḳalblerinde olmayanı. Di ki yā Muḥammed, pes kim men‘ ider sizdenAllāh muştısını, ‘uḳūbet ve żararını şu ḫilāfuñuzdan māni‘ yoḳdur, menfa‘atını murād iderse, yāḫūd ‘aḳsi, bel ki Allāhu Ta‘ālā ḳaṣden ḥīle ve desīseñüzi bilici ve ḫa‐ber viricidür.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Hüdeybiyyə səfərindən) geri qalan bədəvi ərəblər sənə deyəcəklər: “Mal-dövlətimiz və ailələrimiz başımızı qatdı (səninlə yola çıxa bilmədik). (Allahdan) bizim bağışlanmağımızı dilə!” Onlar ürəklərində olmayanı dilləri ilə deyirlər. (Onlara) de: “Əgər Allah sizə bir zərər, yaxud bir xeyir vermək istəsə, bu işdə Allaha bir şeylə kim mane ola bilər?!” Bəli, Allah sizin nə etdiyinizdən xəbərdardır!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Those of the wandering Arabs who were left behind will tell thee: Our possessions and our households occupied us, so ask forgiveness for us! They speak with their tongues that which is not in their hearts. Say: Who can avail you aught against Allah, if he intend you hurt or intend you profit? Nay, but Allah is ever Aware of what ye do.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
The desert Arabs who(4878) lagged behind will say to thee: "We were engaged in (looking after) our flocks and herds, and our families: do thou then ask forgiveness for us.(4879)" They say with their tongues what is not in their hearts. Say: "Who then has any power at all (to intervene) on your behalf with Allah, if His Will is to give you some loss(4880) or to give you some profit? But Allah is well acquainted with all that ye do.
4878 When the Prophet started from Madinah on the Makkah journey which ended in Hudaybiyah, he asked all Muslims to join him in the pious undertaking, and he had a splendid response. But some of the desert tribes hung back and made excuses. Their faith was but lukewarm, and they did not want to share in any trouble which the Makkans might give to the unarmed Muslims on pilgrimage. Their excuse that they were engaged in looking after their flocks and herds and their families was an afterthought, and in any case made after the return of the Prophet and his party with enhanced prestige to Madinah. 4879 They said this with their tongues, but no thought of piety was in their hearts. 4880 Their false excuse was based on a calculation of worldly profit and loss. But what about the spiritual loss in detaching themselves from the Prophet or spiritual profit in joining in the splendidly loyal feelings of service and obedience which were demonstrated at Hudaybiyah? And in any case they need not think that all their real and secret motives were not known to Allah.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
سَيَقُولُ
diyecek
لَكَ
sana
الْمُخَلَّفُونَ
geride kalanlar
مِنَ الْاَعْرَابِ
bedevi araplardan
شَغَلَتْنَٓا
bizi meşgul etti
اَمْوَالُنَا
mallarımız
وَاَهْلُونَا
ve ailelerimiz
فَاسْتَغْفِرْ
bu yüzden mağfiret dile
لَنَاۚ
bizim için
يَقُولُونَ
söylüyorlar
بِاَلْسِنَتِهِمْ
dilleriyle
مَا
o şe- yi ki
لَيْسَ
yoktur
ف۪ي قُلُوبِهِمْۜ
kalplerinde
قُلْ
de ki
فَمَنْ
o hâl- de kim
يَمْلِكُ
malik olur
لَكُمْ
sizin için
مِنَ اللّٰهِ
Allah'tan
شَيْـٔاً
bir şeye
اِنْ
eğer
اَرَادَ
iste- mişse
بِكُمْ
size
ضَراًّ
bir zarar
اَوْ
ve- ya
اَرَادَ
iste- mişse
بِكُمْ
size
نَفْعاًۜ
bir fayda
بَلْ
bila- kis
كَانَ
olandır
اللّٰهُ
Allah
بِمَا
o şey- leri ki
تَعْمَلُونَ
yapıyorsunuz
خَب۪يراً
tamamen haberdar
Bedevi Araplardan (senin umre davetine icabet etmeyerek) geride kalanlar ise sana diyecekler ki: "Mallarımız ve ailelerimiz bizi meşgul etti. Bu yüzden bizim için (Allah'tan) mağfiret dile!" (Resulüm!) Onlar kalplerinde olmayanı dilleriyle söylüyorlar. De ki: "Allah size bir zarar gelmesini dilerse veya bir fayda elde etmenizi isterse O'na karşı kimin bir şeye gücü yetebilir? Kaldı ki Allah, yaptıklarınızdan tamamen haberdardır."
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
لَكَ
Zamir
لَكَ
Sana, senin
مُخَلَّفُون
Edilgen fiil-II
خ ل ف
Geride bırakılanlar, geride kalanlar
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
اَعْرَاب
İsim
ع ر ب
Bedevi araplar
شَغَلَ
Fiil-I
ش غ ل
Meşgul etti
مَال
İsim
م و ل
Mal, sermaye
اَهْل
İsim
ا ه ل
Ehl, halk, aile, sahip
اِسْتَغْفَرَ
Fiil-X
غ ف ر
Mağfiret diledi, istiğfar etti
لَنَا
Zamir
لَنَا
Bizim için, bize, bizim
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
لِسَان
İsim
ل س ن
Dil, lisan, anılan
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
لَيْسَ
Fiil-I
ل ي س
Değildir, yoktur
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
قَلْب
İsim
ق ل ب
Kalp, yürek
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
مَن
Şart edatı
مَن
Kim, kimdir, kimse
مَلَكَ
Fiil-I
م ل ك
Sahip oldu, malik oldu, güç yetirdi, hükümdarlık etti
لَكُمْ
Zamir
لَكُمْ
Sizin için, size
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
شَىْء
İsim
ش ي ا
Şey, eşya
اِن
Edat
اِن
Eğer,  -se, -sa
اَرَادَ
Fiil-IV
ر و د
Murâd etti, istedi, diledi
بِكُمْ
Zamir
بِكُمْ
Sizin için, kendinize, size karşı
ضَرّ
İsim
ض ر ر
Zarar
اَو
Bağlaç
اَو
Veya, ya da, hatta, yahut
اَرَادَ
Fiil-IV
ر و د
Murâd etti, istedi, diledi
بِكُمْ
Zamir
بِكُمْ
Sizin için, kendinize, size karşı
نَفْع
İsim
ن ف ع
Fayda
بَل
Edat
بَل
Bilakis, hayır ancak, doğrusu, aksine
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
عَمِلَ
Fiil-I
ع م ل
İşledi, yaptı, amel etti, çalıştı, iş yaptı
خَبِير
İsim
خ ب ر
Habîr (Allah'ın esması, ismidir. Her şeyden, herkesten haberdar olan demektir), haberdar