close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Fetih Sûresi 12. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Bel zanentum en len yenkalibe-rrasûlu velmu/minûne ilâ ehlîhim ebeden ve zuyyine żâlike fî kulûbikum ve zanentum zanne-ssev-i ve kuntum kavmen bûrâ(n)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Hatta siz, sandınız ki Peygamber ve inananlar, artık bir daha çoluklarınaçocuklarına dönemeyecekler ve bu zan, gönüllerinizde bezendi ve kötü bir zanna kapıldınız ve hiçbir hayra yaramaz kötü bir topluluk haline geldiniz.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Belki de aslında siz, (ey Bedeviler ve bedavacılar! Hz.) Peygamberin ve mü’minlerin ailelerine bir daha geri dönmeyeceklerini zannetmiş (ve beklemiştiniz). Bu (acı duruma düşmeleri) sizin (bozuk) kalplerinize (ve yamuk gönüllerinize) de cazip gelmişti de kötü zanlar beslemiştiniz ve (böylece) belayı hak eden bir topluluk oluvermiştiniz.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Geri kalıp umre seferine katılmayan bedevi ve münafıklar zannettiler ki, elçi ve mü'minler bir daha, ailelerine ve akrabalarına dönemeyecekler ve bu kalplerinize güzel göründü de, bu tür haince düşüncelere kapıldınız ve böylece hiçbir hayra yaramaz, kötü bir topluluk haline geldiniz.
Ahmet Tekin
swap_vert close
“Aslında siz, peygamber ve mü'minlerin ailelerine geri dönemeyeceklerini sanmıştınız. Bu sizin gönüllerinize, akıllarınıza süslenip güzel gösterildi de, ortalık bulandıran, fesada sebep olan düşünce ve inançlar taşıdınız. Helâki hak etmiş bir topluluk oldunuz.”
Ahmet Varol
swap_vert close
Hayır. Siz Peygamber'in ve mü'minlerin ailelerine bir daha asla dönmeyeceklerini sandınız. Bu sizin kalplerinize çekici kılındı ve kötü zanda bulundunuz da helake uğramış bir topluluk oldunuz.
Ali Bulaç
swap_vert close
Hayır, siz Peygamberin ve mü'minlerin, ailelerine ebedi olarak bir daha dönmeyeceklerini zannettiniz; bu, kalplerinizde çekici kılındı ve kötü bir zan ile zanda bulundunuz da, yıkıma uğramış bir topluluk oldunuz.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Daha doğrusu siz (ey münafıklar), zannettiniz ki, Peygamber ve müminler bir daha ailelerine dönmiyecekler. Bu zan da kalblerinizde yerleşti. (Allah, Peygambere zafer vermez diye), kötü zanda bulundunuz da helâke düşen bir kavim oldunuz.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Hayır, siz (ey bedevi ve münafıklar!) sandınız ki Peygamber ve Müminler, ailelerine asla dönemeyecekler. Bu durum da hoşunuza gitti: (Kalbinize süslü göründü.) Bozgun olacak sandınız. Bozuk kalpli değersiz bir kavim oldunuz.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
“Doğrusu siz, Peygamberin ve inananların, ailelerine bir daha asla dönmeyeceklerini sanmıştınız. Bu durum gönüllerinize hoş gösterildi, kötü duygulara kapıldınız. Siz, helâki hak etmiş bir toplum oldunuz.”
Besim Atalay
swap_vert close
Sizlerse peygamberle, inanmış olanları, ailelerine büsbütün dönemezler sanıyordunuz, bu da, hoş gelmişti yüreğinize, kötü sanı beslediniz, yok olmaya değer ulus oldunuz!»
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Aslında siz, resulün ve inananların (göz göre göre ölüme gittiklerini ve) bir daha ailelerine geri dönemeyeceklerini sanmıştınız. Bu düşünce gönüllerinize hoş geldi ve bu yüzden de kötü düşüncelere kapıldınız, böylece de cezalandırılmayı hak eden bir topluluk oldunuz.
Cemil Said
swap_vert close
"Lakin siz artık rasûl ve mü’minleraileleri nezdine ’avdet itmeyecekler zan itdiğiniz ve bu fikir kalbinize hoş geldi çünki niyetleriniz fâsid idi siz hâin bir kavimsiniz."
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Aslında siz, Peygamberin ve inananların, ailelerine bir daha dönmeyeceklerini sanmıştınız. Bu, gönüllerinize güzel görünmüştü de kötü sanıda bulunmuştunuz. Hayırsız bir topluluk oldunuz.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
(Ey münafıklar!) Siz aslında, Peygamberin ve inananların bir daha ailelerine geri dönmeyeceklerini sanmıştınız. Bu, sizin gönüllerinize güzel gösterildi de kötü zanda bulundunuz ve helâki hak eden bir kavim oldunuz.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Tam aksine siz, resulün ve müminlerin artık ailelerine hiç dönemeyeceklerini sandınız, bu gönlünüze hoş geldi. Kötü zanna kapıldınız ve kaybedenler siz oldunuz!”
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Aslında siz Peygamberin ve müminlerin ailelerine bir daha dönmeyeceklerini sanmıştınız. Bu sizin gönüllerinize güzel göründü de kötü zanda bulundunuz ve helâki hak etmiş bir topluluk oldunuz.
Edip Yüksel
swap_vert close
Aslında siz, elçinin ve inananların ebedi olarak ailelerine dönmeyeceklerini sandınız ve bu düşünce gönlünüze hoş gelmişti. Kötü hayaller kurup durdunuz ve sonunda bayağı bir topluluk oldunuz.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Aslında siz Peygamber ve müminlerin, ailelerine geri dönmeyeceklerini sanmıştınız. Bu sizin gönüllerinize güzel göründü de kötü zanda bulundunuz ve helâki hak etmiş bir topluluk oldunuz.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Doğrusu siz, Peygamber ve mü'minler ebeden âilelerine dönemiyecekler zannettiniz, ve bu, kalblerinizde allandı pullandı kötü zanna düştünüz de düşkün bir kavm oldunuz a
Emrah Demiryent
swap_vert close
Aslında siz (umre yapmak üzere Mekke’ye doğru yola çıkan) Peygamber’in ve mü’minlerin, (müşrikler tarafından toptan imha edileceklerini, böylelikle) ailelerine bir daha geri dönmeyeceklerini sanmıştınız. (Üstelik) bu (düşünce), pek de hoşunuza gitmişti. Sizler kötü bir zanda bulundunuz ve (böylece) helâk (e müstahak) olan, bir kavim oldunuz.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Hayır! Siz, Resûl ve inananların asla ailelerine dönemeyeceklerini sanmıştınız. Bu zan, kalplerinize güzel göründü. Kötü bir zanla, zanda bulundunuz. Siz, yok olmayı hak eden bir halk oldunuz.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Daha doğrusu siz peygamberin de, mü'minlerin de ailelerine temelli dönemeyeceklerini sandınız. Bu, sizin kalblerinizde süslen (ib kökleş) di. Kötü zanda bulundunuz. (Bu yüzden Allah indinde) helake mahkûm bir kavm oldunuz.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
“Hayır! Peygamberin ve mü'minlerin (müşrikler tarafından öldürülüp) ebediyen âilelerine dönmeyeceğini sanmıştınız. Bu, kalblerinizde süslü gösterildi ve (onlar hakkında)kötü zan ile zanda bulundunuz ve helâk(e müstehak) olmuş bir topluluk oldunuz!”
İhsan Aktaş
swap_vert close
Aslında siz elçinin ve mü’minlerin ailelerine bir daha dönmeyeceklerini sanmıştınız. Bu sizin akıllarınıza (gönüllerinize süslenip) güzel göründü de kötü zanda bulundunuz (ortalık bulandıran, fesada sebep olan düşünce ve inançlar taşıdınız) ve (bu yüzden) helâki hak etmiş bir topluluk oldunuz.
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
(Ey ikiyüzlüler) Siz, Allah’ın elçisinin ve inananların (bu savaştan) asla evlerine geri dönemeyeceklerini zannetmiştiniz. (Onlar savaşa çıktıklarında) Siz kalplerinizi bu düşünceyle süslediniz ve hep haklarında kötü zan beslediniz. Siz iflah olmaz bir topluluksunuz.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
İşin doğrusu, siz elçinin de, inananların da çoluk çocuklarının yanına artık bir daha dönemiyeceklerini sandınız. Bu, sizin içinizi sevinçle doldurdu. Çok kötü düşüncelere kapıldınız. Artık yok edilesi kimseler oldunuz."
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Hayır, siz ki peygamber ve mü/minler ailelerine asla dönemeyecekler sandınızdı, bu husus kalplerinizde yerleşmişti de kötü zanda bulunmuştunuz, böylece Allah yanında helâki haketmiş kimseler oldunuz.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Bilakis siz (Ey münafıklar!), elçinin ve inananların ailelerine ebediyen geri dönemeyeceklerini zannettiniz. Bu sizin kalplerinize güzel göründü de kötü bir zanda bulundunuz. Siz yok olmayı hak etmiş [bûrân] bir topluluksunuz [kavm].
Kadri Çelik
swap_vert close
Hayır, siz peygamberin ve müminlerin ailelerine ebedi olarak bir daha dönmeyeceklerini zannettiniz. Bu, sizin kalplerinizde süslü göründü ve kötü bir zan ile zanda bulundunuz da yıkıma uğramış bir kavim oldunuz.
Mahmut Kısa
swap_vert close
“Aslında siz, Elçinin ve diğer müminlerin göz göre göre ölüme gittiklerini ve bir daha asla evlerine dönmeyeceklerini sanıyordunuz. Üstelik bu ihtimal, pek de hoşunuza gitmişti. Böylece, Allah hakkında çirkin düşüncelere kapıldınız ve sonunda, toplumsal ve kültürel plânda yok oluşu hak eden bir toplum hâline geldiniz!”
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Oysa “Rasûl ve Müminler ailelerine ebedî olarak dönmeyecek” sandınız. Bu, kalblerinizde güzel göründü. Kötüler’in zannına kapıldınız. Bozguncu / fesadçı / söz dinlemez bir kavim oldunuz.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Aslında sizler, resulün de müminlerin de bir daha ailelerine sağ salim dönemeyeceklerini sanmıştınız, hatta bu düşünce yüzünden siz, öyle kötü hayallere kapıldınız ki sonunda verimsiz bir toplum olup çıktınız.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Ey savaştan geri kalanlar! Aslında siz Resulün ve inananların bir daha ailelerine geri dönmeyeceklerini sanmıştınız. Bu dilek sizin gönüllerinize güzel gösterildi. Sizler kötü zanda bulundunuz. Böylece yok edilmeyi hak eden topluluk oldunuz.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Aslında siz Elçinin ve müminlerin ailelerine asla dönemeyeceğini sanmıştınız. Bu, sizin kalplerinize güzel görünmüştü; kötü zanda bulunmuş ve helaki (cezalandırılmayı) hak etmiş bir topluluk olmuştunuz.
Mehmet Türk
swap_vert close
Doğrusu siz, Peygamberin ve Müslümanların ailelerine asla dönmeyeceklerini zannettiniz ve bu, sizin gönüllerinize hoş göründü. Böylece çok kötü bir zanda bulundunuz ve helâki hak eden bir toplum oldunuz.
Muhammed Esed
swap_vert close
Siz zannettiniz ki Elçi ve müminler bir daha ailelerine ve akrabalarına dönemeyecekler: ve bu, kalplerinize güzel göründü. ¹² Siz [bu tür] haince düşüncelere kapıldınız, çünkü her zaman güzelliklerden yoksun bir topluluk oldunuz!”
12 Bu, bedevîlerin gerçekte Müslümanlardan daha çok müşrik Kureyş’e sempati beslediklerine işarettir.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Aslında siz, elçinin ve müminlerin bir daha asla ailelerine dönemeyeceklerini zannettiniz. Bu fikir gönüllerinize hoş geldi. Bu yüzden de kötü düşüncelere kapıldınız, böylece de cezalandırılmayı hak eden bir topluluk oldunuz. 4/108, 5/52
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Aksine sizler, Rasul’ün ve mü’minlerin bir daha asla ailelerine kavuşamayacaklarını zannetmiştiniz; ve böyle düşünmek size pek cazip görünmüştü. İşte böyle suizanna kapıldınız da, sonuçta bitip tükenmiş bir toplum olup çıktınız.”[⁴⁶⁰⁰]
[4600] Bûr için bkz: 25:18, not 25.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Aslında siz, Peygamberin ve müminlerin ailelerine bir daha dönmeyeceklerini sanmıştınız. Bu durum, sizin gönüllerinize hoş göründü de kötü zanda bulundunuz ve helâki hak etmiş bir kavim oldunuz.
Osman Fırat
swap_vert close
Siz zannettiniz ki resul ve müminler bir daha ailelerine ebediyen dönemeyecekler ve bu, kalplerinize süslendirildi. Siz kötü bir zanda bulundunuz ve helaki hak eden bir topluluk oldunuz.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Hayır. Siz sandınız ki, Peygamber ve mü'minler ailelerine asla dönmeyeceklerdir. Bu kalblerinizde süslenmiş idi ve kötü bir zan ile zanda bulunmuştunuz ve siz helâke mahkûm bir kavim oldunuz.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Aslında siz Peygamberin ve müminlerin ailelerine artık geri dönemeyeceklerini düşündünüz. Bu hayal, gönüllerinizde allanıp pullandı ve yerleşti. Kötü zanlara düştünüz ve helâki hak etmiş kimseler oldunuz.
Süleyman Ateş
swap_vert close
Herhalde siz sandınız ki Elçi ve mü'minler, bir daha ailelerine dönmeyecekler. Bu (düşünce) gönüllerinizde süslendirildi, (size güzel gösterildi,) kötü zanda bulundunuz ve helaki hak etmiş bir topluluk oldunuz.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
(Hayır sizi ne malınız ve ne 'ıyâliniz işgâl itdi) Belki rasûl ve mü'minleri ebeden hânelerine dönmezler zan itdiniz ve bu zan, kalbinizde (şeytân tarafından) tezyîn kılındı. Ve sû-i zanda bulundınız ve siz helâke müstehak kavim oldınız.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Aslında siz, bu Elçi’nin ve müminlerin, ailelerinin yanına bir daha dönemeyeceklerini tahmin etmiştiniz. Bu, içinizi sevinçle doldurmuştu. Kötü düşüncelere kapılıp kendini bitirmiş bir topluluk haline geldiniz.
Şaban Piriş
swap_vert close
Oysa siz, peygamberin ve müminlerin daha ebedi olarak ailelerine dönmeyeceğini sandınız. Bu, kalblerinize çekici kılındı. Siz, kötü bir zanna kapıldınız ve bozguncu bir topluluk oldunuz.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Aslında siz Peygamberin de, mü'minlerin de bir daha asla evlerine geri dönmeyeceklerini sanıyordunuz. Çünkü böylesi gönlünüze hoş gelmiş ve pek kötü bir zanda bulunmuş, böylece helâki hak eden bir topluluk olup çıkmıştınız.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Siz sanmıştınız ki, resul de müminler de ailelerine bir daha asla dönmeyecekler. Bu düşünce kalplerinizde süslendi de çirkin bir sanıya saplandınız ve mahvolmuş bir topluluk haline geldiniz.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
belki śanduñuz kim hergiz dönmeye yalavaç daħı mü’minler ķavumlarındın yaña hemįşe. daħı bezenildi şol göñüllerüñüzde daħı śanduñuz yavuz gümān daħı olduñuz bir ķavm helāk olınmış.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Bel ki siz ẓann itdüñüz ki resūlu’llāh mü’minleri Medīneye ya‘nī vaṭanlarına veehllerine dönüp gelemezler diye şeyṭānī aġvā virdiler, sū’‐i ẓannı taḥsīnidüp [...] helāke uġrayan milletlerden oldıñız. Bu ẓann ḳalbiñizde şeyṭān aġvāsıylatezyīn olundı. Millet‐i İslām maḥv oldı, maḥv u munḳarıż olmaġa lāyıḳ kimseler‐den‐iseñüz.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Yoxsa (ey münafiqlər!) siz elə güman edirdiniz ki, Peyğəmbər və mö’minlər (döyüşdə həlak olub) bir daha öz ailələrinə qayıtmayacaqlar? Bu sizin ürəyinizə xoş gəlmiş və siz (Allah barəsində) pis fikrə düşmüşdünüz. Və (elə buna görə də) siz məhvə düçar edilmiş (yaxud xeyirsiz) bir qövm oldunuz!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Nay, but ye deemed that the messenger and the believers would never return to their own folk, and that was made fair seeming in your hearts, and ye did think an evil thought, and ye were worthless folk.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
"Nay, ye thought that the Messenger and the Believers would never return to their families; this seemed pleasing in your hearts,(4881) and ye conceived an evil thought, for ye are a people lost (in wickedness)."
4881 Their faith was so shaky that they thought the worst would happen, and that the Makkan Quraysh would destroy the unarmed band. In their heart of hearts they would not have been sorry, because they were steeped in wickedness and rejoiced in the sufferings of others. But such persons will burn in the fire of their own disappointment.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
بَلْ
bilakis
ظَنَنْتُمْ
zannet-miştiniz
اَنْ
şüp- hesiz
لَنْ يَنْقَلِبَ
asla dönmeyecek
الرَّسُولُ
resul
وَالْمُؤْمِنُونَ
ve mü'minler
اِلٰٓى اَهْل۪يهِمْ
ailelerine
اَبَداً
ebediyen
وَزُيِّنَ
ve süslenildi
ذٰلِكَ
bu
ف۪ي قُلُوبِكُمْ
kalplerinizde
وَظَنَنْتُمْ
ve zanda bulundunuz
ظَنَّ
zan ile
السَّوْءِۚ
kötü
وَكُنْتُمْ
ve oldunuz
قَوْماً
bir kavim
بُوراً
helâkı hak eden
Bilakis siz, resulün ve mü'minlerin bir daha ailelerine asla dönmeyeceklerini zannetmiştiniz. Bu sizin kalplerinize süslü gösterildi de (onlar hakkında) kötü zan ile zanda bulundunuz ve helâkı hak eden bir kavim oldunuz.
بَل
Edat
بَل
Bilakis, hayır ancak, doğrusu, aksine
ظَنَّ
Fiil-I
ظ ن ن
Bildi, zanda bulundu, zannetti, anladı, sandı
اَن
Edat
اَن
Ki, diye, iken, ötürü, -mek, -mak
لَن
Harf-i nefi
لَن
Asla, kesinlikle, hiç
اِنْقَلَبَ
Fiil-VII
ق ل ب
Geri döndü, dönüp gitti, dönüverdi
رَسُول
İsim
ر س ل
Resul, elçi
مُؤْمِن
Etken fiil-IV
ا م ن
İman eden, mü'min, inanan
اِلٰى
Edat
اِلٰى
-e kadar, -a kadar, -e, -a
اَهْل
İsim
ا ه ل
Ehl, halk, aile, sahip
اَبَدًا
Zaman zarfı
ا ب د
Hiçbir zaman, ebediyen, sürekli, asla
زَيَّنَ
Fiil-II
ز ي ن
Süsledi
ذٰلِك
İşaret zamiri
ذٰلِك
İşte bu, bunun için, bunda böyle
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
قَلْب
İsim
ق ل ب
Kalp, yürek
ظَنَّ
Fiil-I
ظ ن ن
Bildi, zanda bulundu, zannetti, anladı, sandı
ظَنٌّ
İsim
ظ ن ن
Zannetme
سَوْء
İsim
س و ا
Kötü, kötülük
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
قَوْم
İsim
ق و م
Kavim, topluluk, toplum
بُور
Sıfat
ب و ر
Helâkı hak edenler