(Bu af ve mükâfat onlara değil de) yaptığı kötülükler (kendi nefisleri tarafından) kendisine süslü kılınıp, onu güzel görene mi (olacak)?¹ Allah dilediğini şaşırtır, dilediğini de hak yola yöneltir. O halde, onlara üzülerek kendini helâk etme. Allah onların ne yaptıklarını çok iyi bilir.²
1 Bu soru inkâr içindir ve bu ifâde, “tabiî ki olmayacak” anlamınadır. Yani iman edip sâlih ameller yapan kimselere mağfiret ve büyük bir ecir var diye onun zıddı olan o mağrur kimseler de mi onlar gibi olacak. Kendisine kötü ameli süslü gösterilmiş, hırsı şehvetle allanmış-pullanmış, hem zevkine, hem menfaatine uygun sonu iyi gelecek bir amel gibi hoş gösterilmiş de onu güzel görmüş, vehimleri aklına galebe etmiş, şehvetlerinin sarhoşluğu gözünü bürümüş, tersi dönmüş, bâtılı hak, kötüyü iyi, fenalığı güzel görür olmuştur. İşte Dünya hayatında mağrur olan bu hâle geleceği gibi Allah gafur, diye kötülüklerde ısrar eden mağrurlar da bu hâle gelirler. Bir insan böyle kötüyü iyi görecek kadar da şaşkın ve vicdansız nasıl olur diye hayret etme. Çünkü Allah, dilediğini şaşırtır, dilediğine de hidayet verir. (Elmalılı)2 Efendimiz, “Ey Allahım! Dinini Ömer b. Hattab ve Ebû Cehil b. Hişam ile şereflendir” demiş, Allah da Hz. Ömer’i îmanla şereflendirmiş, Ebû Cehil’i ise küfür bataklığında bırakmıştı. Bu âyet, bu olaydan sonra nâzil olmuştur. (Esbâb-ı Nüzûl-Suyûtî)