Hiçbir günâhkâr¹ bir başkasının günâhını yüklenemez. Eğer (günâh) yükü ağır olan birisi (bir başkasını) onu taşımaya çağırsa bu, akrabası bile olsa onun yükünden bir şey yüklenemez. (Ey Muhammed!) Sen sadece Rablerini görmedikleri halde, Ondan sevgiye dayalı bir korku ile korkanları, namazı dosdoğru ve devamlı kılanları uyarabilirsin. Kim de (günâhlarından) temizlenirse, kendisi için temizlenmiş olur. Sonunda dönüş Allah’adır.
1 Vizr: Ağırlık, ağır yük, ağır günâh, vebal ve günâhın cezâsının ağırlığı demektir. Herkes kendi günâhından sorumludur ve kendi günâhının cezâsını çeker. Günâhı ağır basan birisi, bir başkasını günâhını yüklenmesi için çağırsa, bu yakını, dostu, hocası, şeyhi bile olsa bu mümkün değildir. Ancak bir kimse, böyle yaparak diğerini bir günâha sokarsa o boynuna aldığı günahı çekmeyecek değildir. Ancak sevk ettiği kimseyi kurtarmış olmayacak, onun çekeceğini çekmeyecektir. Bu durumda birisi aldandığının cezâsını, diğeri de aldattığının cezâsını çekecektir. Buna göre; “günahım falancanın boynuna” diyerek günah işlemenin veya birisine, “şu işi yap günahın benim boynuma” demenin doğrulukla hiçbir ilgisi yoktur. Bk. (En’am: 164, İsrâ: 15, Zümer: 7, Necm: 38) Âyetin bu bölümü “Hiç bir günâhkâr bir başkasının günâhını çekemez…” şeklinde de tercüme edilebilir.