Ey insanlar! Siz Allah'a muhtaç kimselersiniz.(1) Hâlbuki Ganî (hiçbir şeye muhtaçolmayan), Hamîd (hamd edilmeye yegâne lâyık olan) ancak Allah'dır.
(1)“İnsandaki kusur sonsuz olduğu gibi, insanın aczine ve fakrına ve ihtiyâcına da nihâyet yoktur. İnsana tevdî‘ edilen (emânet olarak verilen) açlık ile ni‘metlerin lezzetleri tebârüz ettiği (ortaya çıktığı) gibi, insandaki kusur da kemalât-ı Sübhâniyenin (noksan sıfatlardan münezzeh olan Allah’ın mükemmel sıfatlarının) derecelerine birer mirsâddır (gösterici vâsıtadır). İnsandaki fakr, gınâ-i rahmetin (rahmetinzenginliğinin) derecelerine bir mikyastır (ölçüdür). İnsandaki acz, kudret ve kibriyâsına (nihâyetsiz gücüne ve büyüklüğüne) bir mîzandır (ölçüdür). İnsandaki tenevvü‘-i hâcât (ihtiyaçların çeşitliliği), envâ‘-ı niam ve ihsânâtına (çeşit çeşit ni‘met ve ihsanlarına) bir merdivendir. Öyle ise insanın fıtratından (yaratılışından) gāye ubûdiyettir (kulluk etmektir). Ubûdiyet ise, dergâh-ı izzetine kusurlarını اَسْتَغْفِرُاللّٰهَ [Allah’dan mağfiret dilerim] ve سُبْحاَنَ الّٰلهُ [Allah (her türlü noksanlıktan) münezzehtir] ile i‘lân etmektir.” (Mesnevî-i Nûriye, Şemme, 199)