(Ey Allah’ım!) bizi o dosdoğru yoluna¹³ hidayet¹⁴ et.
13 Sırat: lügatte cadde, işlek büyük yol anlamına gelir. Sırat kelimesi burada belirli (ma’rife) olduğu için bu tercümeye, “yoluna” şeklinde yansıtılmıştır. (اَلصِّرَاطُ) kelimesinin aslı (اَلسِّرَاطُ)dır. Kureyş lehçesin-de (ص) harfi ile yazıldığı için Hz. Osman Mushaf’ında da (اَلصِّرَاطُ) şeklinde yazılmıştır. “Sırat-ı müstakîm”, hiçbir yerinde eğim ve eğrilik bulunmayan dümdüz ve dosdoğru yol demektir. Burada temsili istiâre yoluyla asıl kastedilen anlamı, “hakkın yolu, hakkın rızasına götüren yol yani İslâm Dini”dir.14 Hidâyet: Ulaşılmak istenen şeye lütuf ve güzellikle delâlet etmek, yol göstermek demektir. Bu da yolu sadece göstermek (irşat) veya yola götürmek ve hatta yolun sonuna kadar götürmek (tevfik) sûretlerinden biriyle tahakkuk edebilir. Hidayet hayırlı şeyler için geçerlidir. Meselâ hırsıza yol göstermeğe, hidayet denilmez ve her istenen şeye rehberlik etmek değil, hayır ve keyfiyetinde letafet bulunan şeyler için bir rehberliktir. Türkçe karşılığını tam olarak ifade pek mümkün olamamaktadır. Zira “göster” diye tercüme edildiğinde götürmek kalmakta, “götür” diye tercüme edilince de letafeti ifade edilememektedir. Allah kullarına hidayetini; a- Onlara akıl ve irade ihsan ederek, b- Peygamberler ve kitaplar göndererek, c- Vahiy, ilham veya sadık rüya gibi fevkalâde yollarla göndermek, sûretiyle ihsan eder. Hidayetin zıddı dalâlettir. Dalâlette bulunanların hidayet istemesi, hidayetin meydana gelmesini istemek, hidayette bulunanların hidayet istemesi ise hidayette sebat veya içerisinde bulundukları hidayet mertebelerinin artırılmasını istemek demektir.