(Allah’ım!) Yalnız sana kulluk ederiz (senin buyruklarını uygular ve rızanı ararız) ve (her konuda) yalnız senden yardım dileriz.*
(*) …İnsanın sınırlı gücü ve iradesi her zaman maddî ve mânevî ihtiyaçlarını karşılamaya ve kendisinden beklenenleri yerine getirmesine yeterli olmamaktadır. Bu sebeple insanlar hem diğer insanlardan hem de insanüstü güçlerden yardım istemeye ve almaya kendilerini mecbur hissetmişlerdir. Fakat onların bu iki kaynaktan yardım istemek ve almak için tuttukları yollar, benimsedikleri sistem ve usuller, ilâhî irşada kulak asmadıkları zamanlarda şirke ve bedbahtlığa düşmelerine sebep olmuş; dolayısıyla birçok bâtıl din ve inanç, işe yaramaz sistem ortaya çıkmıştır. Bu âyet, ibadet ederken ve yardım isterken yöneleceğimiz doğru adresi bize göstermekte ve tevhidi (bir Allah’a ibadeti, sığınmayı ve yönelmeyi) getirmektedir. Âyette “ederim, dilerim” yerine “ederiz, dileriz” şeklinin seçilmiş olması tevhid ehli müminlerin bir bütün teşkil ettiklerini, bu sebeple “Sen ben değil, biz varız” ilkesi doğrultusunda hareket etmelerini, fert toplum arasındaki dengeyi korumalarını işaret etmektedir. Burada “biz” i oluşturan bağ imandır, bir Allah’a kulluktur; “Allah’ın kulları! Kardeş olun” (Buhârî, “Nikâh”, 45; Müslim, “Birr”, 23, 28-32) meâlindeki hadis de bu mânaya açıklık getirmektedir. Müminler kardeşçe yardımlaşırlar, fakat kimin elinden gelirse gelsin gerçekte her nimetin Allah’tan geldiğini, O dilemedikçe/uygun görmedikçe kimsenin bir şey veremeyeceğini bilirler. Kaynak: Kur’an Yolu Tefsiri Cilt: 1 Sayfa: 62-63( Ayrıca“İbadet/kulluk’’, halk arasında yaygınlaştığı gibi sadece üç-beş ameli yapmaktan ibaret değildir. İbadet/kulluk, Allah’ın kulluk talimatnamesinde vermiş olduğu görevlerin tümünü yapmaktır, hepsini uygulamaktır. Bu durumda kulların ilk görevleri arasında zulmetmemek, dürüst ve erdemlice davranmak, zulüm ve kötülükleri yapanları uyarmak, zulme karşı çıkmak, yetimleri/kimsesizleri himaye etmek, mallarını yememek, hırsızlık yapmamak, başkasına veya kamuya ait malları zimmetine geçirmemek, evrensel barış ve huzur ortamını oluşturmaya çalışmak, evrensel adalet ilkelerine bağlı kalmak, hiçbir canlıyı incitmemek, kimsenin canına kıymamak, herkesin hak ve hukukuna saygılı olmak, malına, mülküne, haysiyet ve şerefine tecavüz etmemek vs. herkese iyi davranıp saygı göstermek gibi görevler sayılabilir. Ayrıca bu ayetle zımnen yüce Allah’a şöyle dua edip yalvarmış oluruz: Ey Rabbimiz! Her türlü iyiliğin, güzelliğin Senin elinde olduğunu bilir, Senin iznin ve onayın olmadıkça hiçbir dileğin gerçekleşmeyeceğine yürekten inanırız. Dertlerimize devâyı, hastalıklarımıza şifâyı, sıkıntılarımıza çareyi ancak Sende arar; gerekli tedbirleri almakla birlikte, Senden başka hiç kimseden, hiçbir varlıktan medet ummayız. Sadece Sana yalvarır, yalnızca Senin kudret ve merhametine sığınırız. Yine bu ayetten şunu da anlıyoruz: İslam’da Allah ile kul arasında hiçbir aracı yoktur. Bir Müslüman Allah’a kulluk/ibadet etmek için aracıya ihtiyaç duymayacağı gibi Allah’a dua ederken de aracıya ihtiyaç duymaz. Bu, İslam’ı Hristiyanlık ve Musevilik’ten ayıran en önemli farklardan birisidir. Zira Kur’an’da Allah’la kul arasında aracı olmadığına dair çok sayıda ayetler vardır.