Ey Peygamber elinizdeki esirlere: “Eğer Allah sizin kalplerinizde bir hayır bulursa, sizden alınan (fidyeden) daha hayırlısını size verir ve sizi affeder. Çünkü Allah çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.” de.¹
1 Bedir savaşında, Peygamberimizin amcası Hz. Abbas da esirler arasındaydı. Hz. Abbas, Müslüman olmasına rağmen bu savaşa, orduya yemek vermek üzere katılmıştı. Fakat sıra kendisine gelmeden esir düştü. Yanında yirmi okka altın vardı. Peygamberimizin huzuruna getirildiğinde, Abbas: “Ben Müslüman idim fakat bana zorlama yaptılar” deyince, Peygamberimiz: “Dediğin doğruysa Allah, sana karşılığını verir fakat yaptığın işe göre sen, bizim aleyhimizdesin” dedi. Üzerindeki altın alındıktan sonra Peygamberimiz, onun Akil b. Ebi Tâlib ve Nevfel b. Haris’in fidyelerini de ödemesini istedi. Abbas: “Ey Muhammed! Beni Kureyş’ten dilenecek bir halde bıraktın” dedi. Rasulullah (s.a.v): “Hani, Mekke’den çıkarken eşin Ümm’ül-Fadl’e teslim ettiğin ve ederken de başımıza ne musibet geleceğini bilemem. Şayet bana bir şey olursa bu senin, Abdullah’ın, Ubeydullah’ın ve Fadl’ındır dediğin altın nerede?” deyince Abbas: “Bunu sen ne biliyorsun?” dedi. Peygamber (s.a.v): “Rabbim haber verdi” buyurdu. Abbas: “Şehadet ederim ki sen sadıksın ve Allah’tan başka ilah yoktur ve sen onun kulu ve Rasulüsün. Vallahi bunu Allah’tan başka kimse bilmiyordu. Ben onu gece karanlığında teslim etmiş idim. Ben senin peygamberliğin hakkında şüphe ediyordum, şimdi mademki bunu haber verdin artık şüphem kalmadı” dedi. Daha sonra Hz. Abbas: “Allah, bana o altınların yerine daha hayırlısını verdi, şimdi yirmi kölem var. Bir de Allah, bana Zemzemi verdi ki karşılığında Mekke’nin bütün mallarını verseler istemem.” dedi. Bu âyet bu olay üzerine indirilmiştir. (Özetle Kurtubî, Taberî, Vâhidî)