Gerçek şu ki, Allah katında yaratıkların en bayağısı, hakkı inkara kalkışan ve sonuç olarak, inanmayan kimselerdir. ⁵⁸
58 Karş. bu surenin 22. ayeti; orada, “aklını kullanmayan” insanlar için benzer bir hitap bulunmaktadır. Buradaki ifade, belirtmeliyiz ki, fe-hum lâ yu’minûn cümlesinin başındaki fe takısı “ve bunun için/bu yüzden” (ve bu yüzden inanmıyorlar) anlamınadır: ve bu itibarla cümle, manevî gerçeklerden yana inanç eksikliğinin kişinin hakikati inkar konusunda taşıdığı eğilimin bir sonucu olduğunu ifade eder gibidir. Olumlu sözlerle ifade edilecek olursa, bu, ahlakî bir önermeyi benimsemenin, kişinin onun anlam ve değerini ölçüp tartmaya, onu -deneysel ya da sezgisel yollarla ulaşılmış- öteki gerçeklerle bir arada muhakeme etmeye önceden istekli ve niyetli olmasına bağlı olduğunu söylemekle aynı anlama gelmektedir. Ellezîne keferû ifadesine gelince, burada geçmiş zamanın (mâzînin) kullanılması, Kur’an’da sık sık olduğu gibi, bir niyetlilik tavrını vurgulamak içindir. Bu sebeple, biz de, anlam akışının izin verdiği yerde, ısrarla hep “hakikatı inkara şartlanmış olanlar” şeklinde aktardık (bkz. 2. sure, 6. not).