İman edenler, ancak öyle kimselerdir ki, Allah anıldığında yürekleri (gönül, duygu ve vicdanları) ürperir, yanlarında Allah’ın ayetleri (mesajları) okunduğu zaman bu ayetler imanlarını arttırır (pekiştirir) ve yalnız Rablerine dayanırlar.*
(*) Zikir: Anmak, hatırlamak ve ezberlemek anlamına gelir. Terim olarak ise; “Allah’ı, kendisinin belirlediği usûl ve ifâdelerle anmak ve hatırlamak” demektir. Tasavvuf ekollerinin kendilerine göre yaptıkları zikir tanımlama ve çeşitleri ile ilgili olarak, sahih kaynaklarda herhangi bir rivâyet bulunmamaktadır. Hz. Peygamberin uygulamalarında Allah, sıfatlarıyla ve kelime-i tevhit’le zikredilmiş ve bunun sayısı da yüzü geçmemiştir. Sünnette sadece “Allah” ve “hû” lafızlarıyla zikir uygulaması yoktur ve bu şekildeki zikir, câiz değildir. Aynı konu için Bk. (Bakara:152 ve dipnotu, Hac: 35, Zümer: 23) (M. Türk Meali Enfal-2. Ayet Açıklaması) Ayrıca Allah’a tevekkül /dayanma, tüm tedbirleri alıp, gerekenleri yaptıktan sonra, işin neticesini yüce Allah’a bırakarak ona güvenmek ve dayanmak demektir. Çünkü iman sadece inanıyorum demek değil aynı zamanda güvenmektir de!