close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Enfâl Sûresi 1. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Yes-elûneke ‘ani-l-enfâl(i)(s) kuli-l-enfâlu li(A)llâhi ve-rrasûl(i)(s) fettekû(A)llâhe veaslihû żâte beynikum(s) veatî’û(A)llâhe verasûlehu in kuntum mu/minîn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Sana harp ganimetlerinin hükmünü sorarlar. De ki: Ganimetler, Allah'ın ve Peygamberindir. Artık Allah'tan sakının ve aranızı ıslah edin ve inanmışsanız Allah'a ve Peygamberine itaat edin.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Ey Resulüm!) Sana savaş ganimetlerini sorarlar. De ki: "Ganimetler Allah’a ve Resulüne aittir. (Onlar adına adil bir devlet ve hükümet bu işi yürütmelidir.) Buna göre, eğer mü’min iseniz Allah’tan korkup (küfür, zulüm ve kötülükten) sakının, birbirinizin arasını düzeltin, Allah’a ve Resulüne itaat edin." (Çünkü mü’minler Kur’an’ın ve Resulüllah’ın yolundan giderler.)
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Ey peygamber! Sana savaşlarda elde edilen enfâl hakkında sorarlar. De ki: Bütün ganimetler Allah'a ve O'nun elçisine aittir. Öyleyse yolunuzu, Allah'ın kitabıyla bulmaya çalışın, birbirinizle aranızı düzeltip kardeşlik bağlarını canlı tutun. Eğer gerçekten inanan kimselerseniz, Allah'ın ve peygamberin buyruklarına uyun.
Bu sûre; Bedir savaşını örnekleyerek, savaşlardan sonra ortaya çıkan meselelere hükümler ge-tirir. Müslümanlara Allah düşmanları ile savaşırken uymaları gereken ilâhî uyarıları ve bir çok harp kanunla-rını bildirir. Savaş, barış, esirlik ve ganimet ilkelerini ele alır ve antlaşmalara sadâkâti vurgular.Ve müslümanlara savaşta, barışta her an hazırlıklı ve düşmana karşı bir bütün halinde olabilme-leri için, uyumlu bir ilişki içinde olmaları öğütlenir.Bedir savaşından bahsedildiği için “Bedir” sûresi de denir.  
Ahmet Tekin
swap_vert close
Sana savaş ganimetlerinin nasıl dağıtılacağını soruyorlar: “Ganimetler Allah ve Rasûlünün tasarrufundadır. Kuran esaslarını benimseyip, geçmiştekilerin hakim oldukları gibi, yeryüzüne hakim olan salih kullara dahil olarak Allahın emirlerine muhalefetten korunun. Aranızdaki tefrikayı giderin, kardeşlik bağlarınızı güçlendirin, din ve dünya işlerinizi sosyal ilişkilerinizi, halinizi düzeltin, geliştirin, mü'minseniz eğer, Allah'a ve Rasulüne itaat edin, Kur'ân'ı ve sünneti uygulayın" de.
Ahmet Varol
swap_vert close
Sana ganimetlerden soruyorlar. De ki: "Ganimetler Allah'ın ve peygamberinindir. Eğer mü'minler iseniz, Allah'a karşı gelmekten sakının ve aranızı düzeltin. Allah'a ve peygamberine itaat edin."
1.Ebu Davud, Nesai, İbnu Hibban ve Hakim`in Abdullah bin Abbas (r.a.)`tan rivayet ettiklerine göre bu ayeti kerime sahabiler arasında Bedir savaşı ganimetlerinin paylaştırılması konusunda çıkan tartışma üzerine indirildi. Ancak bu tartışmanın mahiyeti konusunda birbirinden farklı rivayetler nakledilmiştir. Bir rivayete göre gençlerle yaşlılar arasında tartışma çıkmış ve her bir grup ganimetlerde kendilerinin daha çok hak sahibi olduğunu ileri sürmüştür. Bir başka rivayete göre Resulullah (a.s.)`ın savaşta daha çok etkinlik gösterenlere normal paylarından fazla ganimet vermesi üzerine tartışma çıkmıştır. Bir rivayete göre de mazeretleri dolayısıyla savaşa katılamayan Hz. Osman (r.a.), Talha (r.a.) ve Said bin Zeyd (r.a.) gibi bazı sahabilere Resulullah (a.s.)`ın ganimetlerden pay ayırması üzerine tartışma çıkmıştır. Rivayetlerin her birinin savaş sonrası ortaya çıkan gelişmelerden herhangi birine işaret ediyor olması mümkündür.Bu surenin 41. ayeti kerimesinde ganimetlerin nasıl paylaştırılacağına dair hüküm bildirilmiştir.  
Ali Bulaç
swap_vert close
Sana savaş-ganimetlerini sorarlar. De ki: 'Ganimetler Allah'ın ve Resûlündür. Buna göre, eğer mü'min iseniz Allah'tan korkup-sakının, aranızı düzeltin ve Allah'a ve Resûlü'ne itaat edin.'
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
(Ey Rasûlüm), sana harb ganimetlerinin kime âit olduğunu soruyorlar. De ki: “- Bu ganimetlerin taksimi, Allah'a ve Rasûlüne aittir. Onun için, siz gerçekten müminseniz Allah'dan korkun ve birbirinizle aranızı düzeltin (geçimsizlik yapmayın), Allah'a ve Rasûlüne itaat edin.”
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Sana büyük ganimetlerin hükmünü soruyorlar. De ki: “Bunlar, Allah’ın ve elçisinindir. Allah’tan sakının, aranızdaki münasebetleri düzeltin. Eğer inanmış iseniz, Allah’a ve elçisine itaat edin.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Sana savaş ganimetlerini soruyorlar. De ki: “Ganimetler Allah ve Peygamberi'ne aittir. O halde Allah'tan sakınınız, aranızda barış ve esenliği sağlayınız. Eğer müminler iseniz, Allah ve Rasûlü'ne itaat ediniz.”[152][153]
[152] Enfâl sûresi hakkında genel bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, VII, 491.[153] Enfâl/ganimet hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, VII, 494-495.  
Besim Atalay
swap_vert close
Sana doyumluktan sormaktadırlar, diyesin ki: «Doyumluk Allahla, Peygamberindir, Allahtan sakınınız, aranızda olanları düzeltin, eğer inanmışsanız Allah ile peygamberine, baş eğin»
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Sana savaş ganimetlerini(n durumunu) soruyorlar. De ki: “Ganimetler hakkında (hüküm verme yetkisi) Allah'a ve Resulüne aittir. O halde eğer (gerçekten) inanıyorsanız Allah'a karşı gelmekten sakının, aranızdaki kardeşlik bağlarını canlı tutun, Allah'a ve Resulüne itaat edin!
Bkz. 8/41İlk dört ayet Medine’de Bedir Savaşından hemen sonra nazil olmuştur. İslam’dan önce savaşta elde edilen ganimetler savaşa katılanlar arasında bölüşülürdü. Hz. Peygamber, Bedir Savaşından elde edilen ganimetlerden, mallarını ve mülklerini Mekke’de bırakıp hicret etmek zorunda kalan fakat meşru mazeretleri nedeniyle savaşa katılamayan ihtiyaç sahibi muhacir Müslümanlara da pay verilmesini uygun görmüştü, buna karşı çıkan bazı Müslümanların itirazı ve hoşnutsuzluğu üzerine bu ayet nazil olmuştur.  
Cemil Said
swap_vert close
Sana ganâim hakkında suâl soracaklar ânlara di ki: "Ganâim Allâh’a ve rasülüne ’âiddir. Allâh’dan korkınız beyninizde dostâne uyuşmağa çalışınız eğer sâdık iseniz Allâh’a ve rasûlüne itâ’at idiniz."
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Sana, ganimetlere dair soru sorarlar, de ki: Ganimetler Allah'ın ve Peygamberindir. İnanıyorsanız Allah'tan sakının, aranızdaki münasebetleri düzeltin, Allah'a ve Peygamberine itaat edin.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
(Ey Muhammed!) Sana ganimetler hakkında soruyorlar. De ki: “Ganimetler, Allah’a ve Resûlüne aittir. O hâlde, eğer mü’minler iseniz Allah’a karşı gelmekten sakının, aranızı düzeltin, Allah ve Rasûlüne itaat edin.”
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Sana ganimetleri soruyorlar. Ganimetlerin Allah’a ve resulüne ait olduğunu söyle! O halde siz gerçek müminler iseniz Allah’a karşı saygısızlıktan sakının, aranızı düzeltin, Allah ve resulüne itaat edin.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Sana savaş ganimetlerini soruyorlar. De ki: Ganimetler Allah ve Peygamber'e aittir. O halde siz (gerçek) müminler iseniz Allah'tan korkun, aranızı düzeltin, Allah ve Resûlüne itaat edin.  
 Ganimetlerin Allah’a ait olması demek, savaşta alınan mal ve mülkün İslâm devletine ait olması demektir.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Savaş ganimetleri hakkında senden soruyorlar. De ki: "Ganimetler, ALLAH'ın ve elçisinindir." ALLAH'ı dinleyin, aranızı düzeltin. İnanıyorsanız, ALLAH'a ve elçisine uyun.
Bak: 8:41.  
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Sana ganimetlerin bölüştürülmesini soruyorlar. De ki, ganimetlerin taksimi Allah'a ve Resulüne aittir. Onun için siz gerçekten mümin kimseler iseniz Allah'tan korkun da biribirinizle aranızı düzeltin. Allah'a ve Resulü'ne itaat edin.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Sana ganimetlerin taksiminden soruyorlar, de ki ganimetlerin taksimi Allaha ve Resulüne aid, onun için siz gerçekten mü'minlerseniz Allahdan korkun da biribirinizle aranızı düzeltin, Allaha ve Resulüne ıtaat edin
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Resûlüm!) Sana ganimetler hakkında soruyorlar. De ki: “Ganimetler (in taksimatı ile ilgili hüküm) Allah’a ve Resûlü’ne aittir. O hâlde, eğer (sizler gerçek) mü’minler iseniz Allah’a karşı gelmekten sakının, aranızı düzeltin (Allah’ın emri üzere birlik olun). Allah ve Resûlü’ne itaat edin.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Sana enfâlı¹ soruyorlar. De ki: “Enfâl, Allah ve Resulü içindir. Eğer mü'min iseniz Allah'a karşı takva² sahibi olun, birbirinizin arasını düzeltin, Allah'a ve Resul'üne itaat edin.
1- Enfâl; nfl (nafile) kökünden gelmektedir. Mastar olarak; karşılıksız vermek, bağışta bulunmak anlamına gelmektedir. Nfl; zorunlu yapılması gereken bir şeye, ayrıca gönüllü olarak fazladan ilave yapmaktır. Savaşta elde edilen ganimetler, savaşın değeri/önemi yanında, ancak nafile türünden bir öneme sahiptir. Bu kavramla yapılan vurgu; savaşın, ganimet için değil cihat maksadıyla yapıldığınadır. Sözcük olarak, Türkçede “boş” anlamında kullanılan “nafileyi“, Kur'an yukarıda verilen anlamda kullanmaktadır. 2- Korunma; Allah'ın buyruklarına içtenlikle uyarak; o buyruklarla, kötü ve zararlı şeylere karşı kendisini korumaya, güvenceye alan.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
(Habîbim) sana harb ganimetleri (nin hükmünü) sorarlar. De ki: «(Bu) ganimetler Allahın ve Resûlünündür. O halde (tam) mü'minlerseniz Allahdan korkun, (ihtilâfa düşmeyib) aranızı düzeltin, Allaha ve peygamberine İtaat edin.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
(Habîbim, yâ Muhammed!) Sana ganîmetlerden soruyorlar. De ki: “Enfâl(ganîmetler hakkında hüküm) Allah'a ve peygambere âiddir.” Artık Allah'dan korkun ve aranızdaki hâli (ihtilâfı) düzeltin! Eğer (gerçek) mü'minler iseniz, Allah'a ve Resûlüne itâat edin!(1)
(1)“Evet Cenâb-ı Hakk’a îmân eden, elbette O’na itâat edecek. Ve itâat yolları içinde en makbûlü ve en müstakīmi (istikāmetlisi) ve en kısası, bilâ-şübhe (şübhesiz) Habîbullâh’ın (Allah’ın sevgilisi olan Hz. Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm’ın) gösterdiği ve ta‘kīb ettiği yoldur.” (Lem‘alar, 11. Lem‘a, 54)Ayrıca Resûlullah (asm)’ın sünnet-i seniyesine tâbi‘ olmanın ehemmiyeti için, bakınız; (Lem‘alar, 11. Lem‘a, 51-62)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
(Resulüm!) Sana, enfâlden (meşru müdafaa savaşı olmaksızın elde edilen bağış ve gelirlerin hükmünü) soruyorlar. De ki: “Enfâl (bu tür gelirler) Allah ve elçisi (kamu) içindir. O hâlde eğer (gerçekten) inanıyorsanız Allah’a karşı gelmekten sakının ve aranızı düzeltin, Allah’a ve (tebliğ ettiği mesajlar hususunda) elçiye itaat edin.*
(*) Enfâl hakkında her ne kadar farklı yorumlar varsa da bizce aşağıdaki tefsir metinlerinde de belirtildiği gibi (الأَنفَالِ) ‘’enfâl’’ savaşsız elde edilen gelirlerdir, buna aynı zamanda fey de denir. Yani enfâl, savunma savaşında elde edilen ganimet değildir. Bu gelir ise kamuya/ devlet bütçesine/ aittir. Bu nedenle mevcut meallerin (أنفال)’’enfâl’’ kelimesini savaş ganimetleri olarak çevirmeleri doğru değildir. Zaten ganimete yine (غنيمة)’’ganimet’’ denir. Eğer her ikisi aynı şey olsaydı, ona iki farklı isim verilmezdi, çünkü anlamları bile birbirlerinden farklıdır. Yine bu sûrenin 41. ayetinde ganimetlerin beşte biri (1/5) nasıl ve kimlere taksim edileceğine dair hükümünün buradaki enfal hükmünden farklı olarak zikredilmesi, ikisinin aynı şeyler olmadığının bir göstergesidir. Zira buradaki 1. ayette göre enfâl, Allah ve Resülüne (yani kamuya, bütün halka) aittir, sadece belirli gruplara dağıtılmaz, ama 41. ayette göre ganimet belirli gruplara dağıtılır. İşte bundan kesin ve net anlaşılıyor ki enfâl ve ganimet aynı şeyler değildir, yoksa her ikisi için aynı hüküm söz konusu olurdu. Ayrıca enfâlın, savaşsız elde edilen gelirler olduğunu söyleyenler arasında İbn Abbas, Müfessir Âta ve İmam Cafer es- Sadık gibi âlimler de bulunuyor. Yine ‘’el Mizan fi tefsiril Kur’an’’adlı tefsirde ‘’Enfâldan şu örnekler veriliyor: Dağların başları, vadiler ve harabe diyarlar, terk edilmiş yurtlar, mirasçısı olmayan terekeler gibi sahibi olmayan ve"fey’"adı verilen şeylere denir. Bunlar; kimsenin özel mülkü olmayan kamu malıdır. ولعلماء التفسير عدة أقوالٍ في معنى كلمة الأنفال الواردة في الآية السابقة، وهي على النحو التالي : أن الأنفال هي كل ما ناله وأصابه المسلمون من المشركين بغير قتال، من متاع، أو دواب، و أسلحة، أو ما شابه ذلك، وهو ما يسمى عند العلماء بـ (الفيء) وقيل: هو ما يحصل للمسلمين بغير قتال، وهو الفيء (معنى الْأَنفَالُ في القرآن ) رُوِي أنّ ابن عباس ذهب إلى القول في بعض الروايات: إنّ المرادُ بالأنفال أنّها ما شذَّ عن المشركين وانتقل إلى المسلمين بلا قتال من أموالهم، وقال إنّ أمر تلك الأموال عائدٌ إلى النبي صَلَّى الله عَلَيْهِ وَسَلَّم يضعها حيثُ يشاء وكيفما شاء- المصدر: (ما هي الأنفال - موضوع) وأما الاحتمال الثاني: وهو أن يكون المراد من الأنفال شيئاً سوى الغنائم، فعلى هذا التقدير في تفسير الأنفال أيضاً وجوه: أحدها: قال ابن عباس في بعض الروايات: المراد من الأنفال ما شذ عن المشركين إلى المسلمين من غير قتال (مفاتيح الغيب ، التفسير الكبير)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Sana ganimetler hakkında soruyorlar. Deki “savaşlarda elde edilen ganimetler Allah ve resulüne aittir. Allah’dan korunun, kendi aranızda ilişkilerinizi düzeltin ve inananlardan iseniz Allah’a ve O’nun elçisine itaat edin.”
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Sana savaştan alınan mallar üzerine sorarlar. De ki : "Savaşta alınan mallar Allah’la elçisinindir. Öyleyse, eğer inanıyorsanız, Allah’tan sakının, aranızı düzeltin, Allah’a, elçisine boyun eğin."
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Sana doyumluklardan [²] sorarlar. Onlara de ki doyumluklar Allah/ın ve peygamberindir [³]. Artık Allah/tan sakının, aranızı bulun, kâmil mü/min iseniz Allah/a, peygambere itaat edin.
[1] Medine'de nâzil olmuş yetmiş beş âyettir.[2] Ganimet mallarından.[3] Ona başkası karışmaz.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
(Ey Peygamber!) Sana ganimetlerden [enfâl] sorarlar. De ki: “Ganimetler, Allah’ın ve elçisinindir.¹ Allah’a karşı sorumluluk bilincinde olunuz ve aranızı düzeltiniz. Siz gerçekten inanmışlardan iseniz, Allah’a ve elçisine itaat ediniz.”
1 Ganimetlerin Allah’a ve elçisine ait olması demek onların kamuya ait olması demektir. Yani milletindir veya millet adına devletindir. Devlet yönetimi tarafından kullanılır ve dağıtılır. Ganimetlerin dağıtımı konusunda bu sûrenin 41. ayetine bkz.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Sana, ganimetlere dair soru sorarlar. De ki: “Ganimetler (faydalanılan şeyler) Allah'ın ve peygamberindir. İman etmişseniz (Allah'tan) sakının, birbirinizle aranızı düzeltin ve de Allah'a ve elçisine itaat edin.
(Medine’de nazil olmuştur ve 75 ayettir. Enfâl, ziyade manasına gelen “nefl” kelimesinin çoğuludur. İslâm dinini savunmak için yapılan savaşlarda elde edilen sevaba ek olarak alınan ganimet malına da “nefl” denilmiştir. Surenin birinci ayetinde savaştan elde edilen ganimetlerin Allah ve Resulü’ne ait olduğu ifade edildiği için sureye bu ad verilmiştir.)(Bu ayet aynı zamanda savaş ganimetlerinin paylaştırılması ile ilgili olarak büyük bir devrim yaptı. Önceleri bu ganimetler, ya onları ele geçiren askerlerin, ya kumandanın ya da tüm orduya sahip olan kralın malı olurdu. Birinci durumda askerlerin bencilliği şiddetli bir rekabete, hatta bazen de çok acıklı sonuçlara yol açan bir savaşa neden olurdu. İkinci durumda ise askerler, kendilerini hırsızlar seviyesine düşüren çalma ve aşırma eylemine başvururlardı. Kur’an, savaş ganimetlerinin Allah ve Resulü’ne ait olduğunu ve daha sonra 41. ayette ganimetlerin eşit olarak paylaştırılacağını ilan ederek, bu kötü adetlere bir son verdi.)  
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ey Muhammed! Sana, düşmanla savaşarak ele geçirilen silah, mal ve erzak gibi ganîmetlerin kime ait olduğunu soruyorlar. Üstelik bu konuda, yersiz ve kırıcı tartışmalara girişiyorlar: Bazı müminler, savaşta ele geçirdikleri ganîmetin kendilerine ait olduğunu ileri sürerken, —ki İslâm öncesi uygulama böyleydi— ganîmet toplamak yerine, kaçmaya başlayan düşmanı takip eden veya Allah’ın Elçisini koruyan diğer müminler, haklı olarak bunda kendilerinin de pay sahibi olduğunu iddia ediyorlar. De ki: “Her konuda olduğu gibi, ganîmetler hakkında da hüküm verme yetkisi Allah’a ve O’nun hükümlerini size ileten bir elçi olarak Peygambere aittir. Yani ganîmet, onu ele geçiren savaşçıya değil, kamuya ait bir maldır ve onun nasıl pay edileceğini Allah kırk birinci ayette bildirilecektir. O hâlde, Allah’tan gelen ilkeleri çiğnememe konusunda son derece titiz ve dikkatli davranın; dürüst ve erdemlice bir hayat sürerek kötülüğün her çeşidinden titizlikle sakının, aranızdaki ilişkileri iyileştirip geliştirmeye çalışın ve gerçekten inanan kimseler iseniz, Allah’a ve Elçisine kayıtsız şartsız itaat edin!
Medîne döneminde, hicretin ikinci yılında meydana gelen Bedir savaşından hemen sonra indirilmiştir. Adını, birinci ayette geçen “enfâl: ganîmetler” kelimesinden almıştır. 75 ayettir.  
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Sana ENFÂL’den / Ganimetler’den soruyorlar. De ki: “Ganimetler Allah’a ve Rasûl’e aittir. Allah’tan sakınıp korunun! Aranızda olanları (ilişkilerinizi) düzeltin! Mümin iseniz, Allah’a ve O’nun rasûlüne itaat edin!”.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Resulüm! Sana ganimetten söz ediyorlar De ki: " Savaş ganimetleri Allah ve resulüne aittir. " Eğer kendinizi Allah'a karşı sağlama almak istiyorsanız. Önce kendinizle barışık olun. Eğer gerçekten inanıyorsanız, Allah'a ve resulüne güvenin...
Mehmet Çoban
swap_vert close
İlk savaşınızın ardından sana savaşta aldığınız ganimetler hakkında soruyorlar. Onlara de ki: "Ganimetler Allah’a ve Resulüne aittir. O halde: Eğer Müminler iseniz Allah’a karşı gelmekten sakının, aranızdaki çekişmeleri ortadan kaldırın! Allah’ın emrine itaat edin! Resul olarak Allah’ın emrini uyguluyorum. Onun için Allah’ın emrine göre verdiğim kararlara itaat edin! Bilmiyor musunuz? Ganimetlerin nasıl paylaşılacağına dair hükümleri Allah bildiriyor. Resul olarak bana uygulamak düşüyor! Onun için Allah’ın hükmüne göre benim paylaştırmama razı olun! Aksi halde Allah’a karşı gelmiş olursunuz!"
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Sana ganimetlerden soruyorlar. De ki: “Ganimetler Allah ve Elçisi içindir. Allah’a karşı [takvâ]lı (duyarlı) olun; aranızı düzeltin! Müminlerseniz Allah’a ve Elçisine itaat edin!” [*]
Yüce Allah’a ve Elçi’ye itaatle ilgili benzer mesajlar: Âl-i İmrân 3:32, 132; Nisâ 4:59; Mâide 5:92; Enfâl 8:20, 46; Nûr 24:52, 54; Ahzâb 33:71; Muhammed 47:33; Fetih 48:17; Mücâdele 58:13; Teğâbun 64:12.  
Mehmet Türk
swap_vert close
(Ey Muhammed!) Sana savaş ganîmetlerinin (hükmünü) soruyorlar. Sen onlara: “ganîmetler hakkında (hüküm vermek) Allah’a ve Elçisine aittir.¹ Onun için siz, gerçekten îman eden kimseler iseniz Allah’tan hakkıyla sakının, birbirinizle ilişkilerinizi düzeltin, Allah’a ve Elçisine itaat edin.” de.²
1 Yani savaş ganîmetleri hakkında hüküm vermek Allah’a ve Rasûlüne aittir. Bunda kimsenin görüş bildirme hakkı yoktur. Allah ve Rasûlü nasıl emrederse hüküm odur.2 Enfâl: Harp ganimetleri demektir. Aynı zamanda nimet, bir asla yapılan fazlalık manalarına gelen “nefl” kelimesinin çoğuludur. Savaş ganimetleri denilen “ganâim” kelimesi yerine “enfâl” kelimesinin vahyedilmesi, ganimetler üzerinde kendi hakları olduğunu indî olarak savunan mü’minlere, ganimetin paylaşımının ve hükmün ancak Allah ve Rasulü’ne ait olduğunu hatırlatmak içindir. Enfâl suresi, Bedir savaşında ele geçirilen ganimetlerin paylaşımında ihtilâf çıkması üzerine, bir diğer görüşe göre, genç Müslümanların daha fazla ganimet istemeleri, ihtiyarların da eşit seviyede bölüşüm istemeleri üzerine inmiştir. Yahut Bedir savaşına katılamayan sekiz kişiye Rasulullah (s.a.v)’in hisse vermesi yüzünden bazı ashâbın, bunların ganimeti hak etmediklerini söylemeleri üzerine nâzil olduğu da rivayet edilmektedir. Savaş ganimetleri hakkındaki hüküm ise, 41. âyette gelecektir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
SANA ganimetler hakkında soracaklar. De ki: “Bütün ganimetler Allah’a ve O’nun Elçisi’ne aittir” ¹ Öyleyse, Allah’tan yana bilinç ve duyarlık içinde olun; aranızda kardeşlik bağlarınızı canlı tutun; ² Allah’a ve O’nun Elçisi’ne karşı duyarlık gösterin, eğer [gerçekten] inanan kimselerseniz!
1 Nefl (çoğulu enfâl) terimi, salt linguistik anlamıyla, “bir kimsenin hakkının ya da alacağının ötesinde fazladan aldığı şey” yahut “kişinin yükümlülüğü üstünde fazladan verdiği şey” demektir (ki bu sonrakinden salâtu’n-nefl yani “nafile namaz: yükümlü olmaksızın kişinin kendiliğinden kıldığı namaz” kavramı türemiştir). Sözcüğün çoğulu olan enfâl Kur’an’da yalnız bir kere, yukarıdaki ayette geçmekte ve “savaşta düşmandan ele geçirilen mal, erzak ve mühimmat, yani, ganimet anlamında kullanılmaktadır. Ganimet, cihad yapan kimsenin (yani Allah yolunda vuruşan kimsenin) gütmesi öngörülen asıl amacın üstünde ve ötesinde arızî bir şey, bir fazlalık olduğuna göre anlam olarak enfâl terimiyle çakışıyor demektir. “Bütün ganimetler, Allah’a ve O’nun Elçisi’ne aittir” ifadesi, savaşta elde edilen ganimet üzerinde kişisel olarak hiçbir savaşçının hak iddia edemeyeceğini bildiriyor: Çünkü ganimet, Kur’an’da ve Hz. Peygamber’in öğretilerinde (Sünnetlerinde) yer alan ilkelere göre kamu malıdır ve İslamî devlet (ya da cemaat) yönetimi tarafından kamunun yararına kullanılır ya da dağıtılır. Ganimetlerin dağıtımı konusunda daha ayrıntılı bilgi için bkz. bu surenin 41. ayeti. Bu surenin ilk ağızda nüzul sebebi, Müslümanların Bedir Savaşı’nda ele geçirdikleri ganimetlerle ilgili sorun olmuştur, fakat yukarıda bildirilen ilke (ganimetlerin kamuya ait olduğu ilkesi) bütün çağlarda ve bütün şartlarda geçerlidir.2 Lafzen, “aranızdaki ilişkiyi düzgün tutun (ya da düzeltin)” -yani, “din kardeşi olduğunuzu, aynı şeylere inandığınızı aklınızda tutun ve aranızdaki bütün uyuşmazlıkları, ayrılıkları bir kenara bırakın”.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Sana ganimetler hakkında soruyorlar. De ki: – Ganimetler, Allah’a ve Elçiye aittir. Allah’a karşı sorumlu davranın aranızdaki ilişkiyi düzeltin. Eğer gerçekten inanıyor mümin iseniz Allah’a ve Allah’ın mesajlarını tebliğ eden elçisine itaat edin. 4/94, 8/41- 69, 48/19- 20, 59/6- 7- 8,2 3/32- 132, 4/59- 80, 6/20, 47/33
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
SANA cihadın bahşettiği gelirler hakkında soruyorlar.[¹³²²] De ki: “Cihadın bahşettiği bütün gelirler Allah’a ve Elçisi’ne aittir.[¹³²³] Şu hâlde, Allah’a karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun ve aranızdaki ilişkiyi düzgün tutun! Bir de Allah’a ve Elçisi’ne kulak verin: tabî, gerçekten inanıyorsanız!”[¹³²⁴]
[1322] Enfâl: “Kişinin alması gereken miktara ilave olarak fazladan aldığı şey” ya da “vermesi gereken miktara ilave olarak fazladan verdiği şey”. Bu niteliğinden dolayı farz namazlar dışındaki namazlara da “nafile” adı verilmiştir. Enfâl, büyüğün küçüğe merhamet ve şefkatinin ifadesidir. Bu bağlamda “cihat sayesinde elde edilen lütuf ve nimet” vurgusu taşır. Şöyle sorulabilir: Niçin “ganimetler” anlamına gelen ğanâim değil de “bağış ve bahşiş” anlamına gelen enfâl? Ayrıca bir de “zahmetsiz savaş gelirleri” anlamına gelen ve fey’ adı verilen bir kalem vardır ki, fey’ hukuku Haşr 6-7’de dile getirilmiştir (İlgili notlara bkz). Bu sualin cevabı, âyetlerin vermek istediği dersle doğrudan alâkalıdır. Teknik olarak ganimetlerden söz edilmeye 41. âyetle başlanacaktır. Burada ise konunun ahlâkî boyutu, Allah-insan ilişkileri açısından ele alınmaktadır. Esasen mü’minler tarafından savaşta elde edilen mallar, bir ganimet değil bir tazminat ve tahsilattır. Çünkü onlar Müşrikler tarafından vatanlarını terke zorlanmışlar, onlar da yurtlarını terk ederken tüm mallarını Mekke’de bırakmışlardı (Krş: 22:40). [1323] Bu kalıp ifade, siyasal ve hukuki olgular çerçevesinde “kamu”ya tekabül eder. Burada ganimetin Allah’a ait kılınmasının anlamı budur. Bununla adeta, kamunun hukukunun Allah’ın güvencesinde olduğu, O’nun bu hukuku korumak için Allah Rasûlü’nü görevlendirdiği îmâ edilir. [1324] Zımnen: Can sınavından geçenler mal sınavında sınıfta kalmamalıdır.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Ey Muhammed) Sana savaş ganimetlerinden (onların taksiminden) sorarlar. De ki: Ganimetler, Allah'ın ve Resulünündür. (Allah nasıl emrederse, Peygamber de ona göre taksim eder) O halde (gerçekten mümin) iseniz, Allah’tan korkun. (O’nun emirlerine, peygamberinin taksimine karşı gelmeyin) Aranızda çıkan anlaşmazlıkları (ona baş vurarak) halledin ve Allah ve Resulüne itaat edin!
(Resulullah zamanında vahiy devam ediyor, yeni yeni şeyler emir ediliyor, bildiriliyordu. Bu bakımdan ashabın imanları artıyor, yani iman edecek şeyler çoğalıyordu, Peygamberden sonra dini hükümler kesinleşmiş olduğundan, imanın bu yönden artması söz konusu değildir, iman edilecek hükümler açısından her müminin imanı diğerine eşittir.)  
Osman Fırat
swap_vert close
Sana Enfalden sorarlar; de ki: "Enfalin tamam, Allâh’ın ve Elçisinindir (hazînenindir). Siz, (gerçekten) iman edenler iseniz, Allah’tan çekinin ve aranızı düzeltin, Allah’a ve Elçisine itâ’at edin!"
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Sana ganîmetlerden soruyorlar. De ki: «Ganîmetler Allah Teâlâ'ya ve Peygamber'e aittir. Artık Allah Teâlâ'dan korkunuz. Aranızdaki hâli düzeltiniz ve Allah Teâlâ'ya ve Resûlüne itaat ediniz, eğer mü'min kimseler iseniz.»
Suat Yıldırım
swap_vert close
Sana ganimetlerin taksimini soruyorlar. De ki: “Onun taksimi Allah'a ve Resulüne aittir. Onun için siz gerçek mümin iseniz Allah'a karşı gelmekten sakının, birbirinizle aranızı düzeltin, Allah'a ve Resulüne itaat edin.
Süleyman Ateş
swap_vert close
Sana ganimetlerden sorarlar; de ki: "Ganimetler, Allah'ın ve Elçi(si)nindir. Siz, (gerçekten) inananlar iseniz, Allah'tan korkun, aranızı düzeltin, Allah'a ve Elçisine ita'at edin!"
Süleyman Tevfik
swap_vert close
(Yâ Muhammed) Sana ganâyimden sorarlar [³] Di ki: "Ganâyim Allâh ve Rasûl'ündür. Allâh'dan sakınub aranızı ıslâh idin. Eğer mü'minlerden iseniz Allâh ve Rasûlüne itâ'at iyleyin. ²- Mü'minler şunlardır ki Allâh Te'âlâ zikr olundukda kalbleri titrer ve âyetleri okunursa îmânları artar ve rablerine tevekkül iderler.
[2] Ganâyimden bahs olunması sebeb-i tesmiyedir. [3] Bedir'de mü'minlerin gençleri harb itdikleri halde ihtiyâr ve müsinn olanlar da geride râyet-i İslâm'ın etrâfında kuvvetu'z zahr olarak kalmışlardı. Galebeden sonra ganâyimin taksîminde ihtilâf itdiler. Gençler: "Biz bi'l fi'il harb itdik, ganâyim bizimdir", ihtiyârlar da "Bizim de hakkımız vardır" didiler. Nihâyet bu ihtilâfın halli içün Hazret-i Rasûl'den sordılar.  
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Sana ganimetlerin nasıl pay edileceğini soruyorlar. De ki "Ganimetlerin pay edilmesi Allah’ın ve elçisinin işidir.” Allah’tan çekinin ve birbirinizle aranızı düzeltin. Eğer inanıp güveniyorsanız, Allah’a ve elçisine boyun eğin.
Şaban Piriş
swap_vert close
Sana ganimetleri soruyorlar. De ki: -Ganimetler, Allah'a ve Elçisi'ne aittir. Allah'tan korkun, aranızı düzeltin. Eğer mümin iseniz Allah'a ve Elçisi'ne itaat ediniz.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Sana ganimetlerden soruyorlar. De ki: Ganimetler Allah'a ve Resulüne aittir.(1) Allah'tan sakının ve aranızı düzeltin. Eğer mü'min iseniz, Allah'a ve Resulüne itaat edin.
(1) Ganimetlerle ilgili hükmü Allah ve Resulü verir.  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Sana harp ganimetlerini sorarlar. De ki: "Onlar Allah ve Resul içindir. O halde Allah'tan korkun ve aranızda barış ve esenliği kurun. Ve eğer müminler iseniz Allah'a ve O'nun Resulü'ne itaat edin!"
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
śorar saña bulınlardan; eyit: “bulınlar Tañrı’nuñdur, daħı yalavacınuñ.” pes ķorķuñ Tañrı’dan daħı eyü işleñ arañuzdaġı işi. daħı boyun virüñ Tañrı’ya daħı yalavacına eger olasız mü’minler.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Ṣorarlar saña yā Muḥammed ġanīmet mālından. Eyit yā Muḥammed:Ġanīmet māl ḥükmi Tañrı Ta‘ālāyadur, daḫı peyġamberedür. Ṣaḳınuñuz TañrıTa‘ālādan, daḫı barışduruñuz sizüñ ortañuzdan ṣavaşlarını. Daḫı uyuñuzTañrı Ta‘ālā buyruġına, peyġamberine daḫı eger siz mü’min olsañuz.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Ya Peyğəmbərim!) Səndən (müharibədə əldə edilmiş) qənimətlər (onların kimə çatması) haqqında soruşarlar. De: “Qənimətlər Allahın və Peyğəmbərinindir (onun bölünməsi Allaha və Peyğəmbərinə aiddir). Buna görə də əgər (həqiqi) mö’minsinizsə, Allahdan qorxun, aranızdakı münasibətləri düzəldin, Allaha və Onun Peyğəmbərinə itaət edin!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
They ask thee (O Muhammad) of the spoils of war. Say: The spoils of war belong to Allah and the messenger, so keep your duty to Allah, and adjust the matter of your difference, and obey Allah and His messenger, if ye are (true) believers.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
They ask thee(1178) concerning (things taken as) spoils of war. Say: "(such) spoils are at the disposal of Allah(1179) and the Messenger. So fear Allah, and keep straight the relations between yourselves: Obey Allah and His Messenger, if ye do believe."
1178 The occasion was the question of the division of the booty after the battle of Badr. See Introduction to this Surah. 1179 Booty taken in a lawful and just war does not belong to any individual. If he fought for such accessory rewards, he fought from wrong motives. It belongs to the Cause, in this case the Cause of Allah, as administered by His Messenger. Any portion given out to individuals are accessory gifts, windfalls from the bounty of the Commander. The chief thing is to remain staunch to the Cause of Allah, and have no differences among those who stand for the Cause. Our internal relations must be kept straight: they must not be disturbed by cupidity or worldly considerations of gain, for any windfalls of this kind should be outside our calculations.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
يَسْـَٔلُونَكَ
sana soruyorlar
عَنِ الْاَنْفَالِۜ
ganimetler hakkında
قُلِ
de ki
الْاَنْفَالُ
ganimetler
لِلّٰهِ
Allah'a aittir
وَالرَّسُولِۚ
ve resulüne
فَاتَّقُوا
o hâlde takvâlı olun
اللّٰهَ
Allah'a karşı
وَاَصْلِحُوا
ve ıslah edin
ذَاتَ
hâli
بَيْنِكُمْۖ
aranızdaki
وَاَط۪يعُوا
ve itaat edin
اللّٰهَ
Allah'a
وَرَسُولَهُٓ
ve O'nun resulüne
اِنْ
eğer
كُنْتُمْ
iseniz
مُؤْمِن۪ينَ
mü'min kimseler
(Resulüm!) Sana (savaşta elde edilen) ganimetler hakkında soruyorlar. De ki: "Ganimetler (hakkındaki hüküm) Allah ve resulüne aittir." O hâlde siz mü'min kimseler iseniz, Allah'a karşı takvâ sahibi olun (kulluk sorumluluğunuzu bilip yerine getirmeye çalışın), aranız(daki çıkar çatışmalarını bir kenara bırakıp nefsiniz)i ıslah edin, Allah ve O'nun resulüne de (vereceği her hüküm konusunda gönülden) itaat edin!
سَاَلَ
Fiil-I
س ا ل
İstedi, sorguya çekti, sordu
عَن
Ayrılma hâl eki
عَن
-den, -dan, hakkında
اَنْفَال
İsim
ن ف ل
Ganimetler
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
اَنْفَال
İsim
ن ف ل
Ganimetler
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
رَسُول
İsim
ر س ل
Resul, elçi
اِتَّقٰى
Fiil-VIII
و ق ي
Takvâ sahibi oldu, sakındı, korundu, korktu
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
اَصْلَحَ
Fiil-IV
ص ل ح
Islah etti, düzeltti, elverişli bir hâle getirdi
ذُو
İsim
ذُو
Sahibi
بَيْن
İsim
ب ي ن
Arasında
اَطَاعَ
Fiil-IV
ط و ع
İtaat etti, tabi oldu, uydu, boyun eğdi
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
رَسُول
İsim
ر س ل
Resul, elçi
اِن
Edat
اِن
Eğer,  -se, -sa
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
مُؤْمِن
Etken fiil-IV
ا م ن
İman eden, mü'min, inanan