SANA ganimetler hakkında soracaklar. De ki: “Bütün ganimetler Allah’a ve O’nun Elçisi’ne aittir” ¹ Öyleyse, Allah’tan yana bilinç ve duyarlık içinde olun; aranızda kardeşlik bağlarınızı canlı tutun; ² Allah’a ve O’nun Elçisi’ne karşı duyarlık gösterin, eğer [gerçekten] inanan kimselerseniz!
1 Nefl (çoğulu enfâl) terimi, salt linguistik anlamıyla, “bir kimsenin hakkının ya da alacağının ötesinde fazladan aldığı şey” yahut “kişinin yükümlülüğü üstünde fazladan verdiği şey” demektir (ki bu sonrakinden salâtu’n-nefl yani “nafile namaz: yükümlü olmaksızın kişinin kendiliğinden kıldığı namaz” kavramı türemiştir). Sözcüğün çoğulu olan enfâl Kur’an’da yalnız bir kere, yukarıdaki ayette geçmekte ve “savaşta düşmandan ele geçirilen mal, erzak ve mühimmat, yani, ganimet anlamında kullanılmaktadır. Ganimet, cihad yapan kimsenin (yani Allah yolunda vuruşan kimsenin) gütmesi öngörülen asıl amacın üstünde ve ötesinde arızî bir şey, bir fazlalık olduğuna göre anlam olarak enfâl terimiyle çakışıyor demektir. “Bütün ganimetler, Allah’a ve O’nun Elçisi’ne aittir” ifadesi, savaşta elde edilen ganimet üzerinde kişisel olarak hiçbir savaşçının hak iddia edemeyeceğini bildiriyor: Çünkü ganimet, Kur’an’da ve Hz. Peygamber’in öğretilerinde (Sünnetlerinde) yer alan ilkelere göre kamu malıdır ve İslamî devlet (ya da cemaat) yönetimi tarafından kamunun yararına kullanılır ya da dağıtılır. Ganimetlerin dağıtımı konusunda daha ayrıntılı bilgi için bkz. bu surenin 41. ayeti. Bu surenin ilk ağızda nüzul sebebi, Müslümanların Bedir Savaşı’nda ele geçirdikleri ganimetlerle ilgili sorun olmuştur, fakat yukarıda bildirilen ilke (ganimetlerin kamuya ait olduğu ilkesi) bütün çağlarda ve bütün şartlarda geçerlidir.2 Lafzen, “aranızdaki ilişkiyi düzgün tutun (ya da düzeltin)” -yani, “din kardeşi olduğunuzu, aynı şeylere inandığınızı aklınızda tutun ve aranızdaki bütün uyuşmazlıkları, ayrılıkları bir kenara bırakın”.