close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Enfâl Sûresi 17. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Felem taktulûhum velâkinna(A)llâhe katelehum(c) vemâ rameyte iż rameyte velâkinna(A)llâhe ramâ(c) veliyubliye-lmu/minîne minhu belâen hasenâ(en)(c) inna(A)llâhe semî’un ‘alîm(un)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Onları siz öldürmediniz, fakat Allah öldürdü ve attığın zaman sen atmadın, fakat Allah attı ve böylece de kendi katından, inananlara güzel bir nimet vermek, onları denemek istedi. Şüphe yok ki Allah her şeyi duyar, bilir.
Hz. Muhammed (s.a.a), savaştan önce yerden bir avuç taş alıp yüzleri kara olsun diye müşriklere atmıştı. Buna işaret edilmektedir.  
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Aslında) Onları (savaşta saf dışı bıraktığınız düşmanları) siz öldürmediniz, ama onları Allah öldürdü. (Bedir’de, Uhud’da, Hendek’te, düşmana karşı top güllelerine ve tüfek mermilerine dönüşen kumları avucuna alıp) Fırlattığın zaman da (ey Nebim!) Sen atmadın, fakat Allah attı (ve düşman birliklerini etkisiz bıraktı. Bunu da) Mü’minleri Kendinden güzel bir imtihanla imtihan etmek için böyle (yaptı.) Şüphesiz Allah, (her şeyi ve hakkıyla) İşitendir, Bilendir.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Ve şunu iyi bilin ki, ey mü'minler! Düşmanı öldüren siz değildiniz, Allah'tı onları öldüren. Onlara attığın zaman sen atmadın, ama Allah attı. Bu da Allah'ın güzel bir denemeyle mü'minleri denemesi içindi. Şüphesiz ki Allah, herşeyi iştendir, bilendir.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Savaşta onları siz öldürmediniz. Fakat Allah öldürdü onları. Elindekileri attığın, silah kullandığın zaman da, isabet ettiren sen değildin. Fakat Allah yardım etti sana. Allah mü'minlere, sıkıntının yanında zafer nasip edip büyük ganimetler elde ettirerek, güzellikleri, iyilikleri olan bir imtihandan geçirmek için böyle yaptı. Allah her şeyi işitir, ilmi her şeyi kucaklar.
bk. Kur’an-ı Kerim, 2/249; 3/123; 9/25.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Onları siz öldürmediniz. Fakat Allah öldürdü. Attığın zaman sen atmadın. Fakat Allah attı. Böylece mü'minleri güzel bir şekilde imtihan etmek istedi. Allah duyandır, bilendir.
17.Mücahid`den rivayet edildiğine göre Müslümanlar Bedir savaşından dönünce, aralarında: "Ben filancayı öldürdüm", "Ben de filancayı öldürdüm" diye konuşmaya başladılar. Bunun üzerine bu ayeti kerime indirildi. Ayeti kerimenin ikinci bölümü hakkında değişik rivayetler nakledilmiştir. Ancak bunların en meşhuruna göre Bedir savaşında iki ordu karşı karşıya gelince Resulullah (a.s.) yerden bir avuç kum aldı ve müşriklerin üzerlerine attı. Yüce Allah bu kumların tanelerini müşriklerin gözlerine ulaştırdı ve böylece müşrikler etrafı göremez oldular. İbnu Cerir, İbnu Ebi Hatim ve Taberani Bedir savaşı esnasında müşriklerin tarafında olan ve daha sonra İslâm`a giren Hakim bin Hizam (r.a.)`ın şöyle söylediğini rivayet etmişlerdir: "Bedir savaşı esnasında gökten çakılların dökülmesi gibi bir ses duyduk. Bunlar bir tepsinin üzerine dökülüyormuş gibi ses çıkarıyordu. Resulullah (a.s.) da o zaman bilinen kum tanelerini attı ve biz yenilgiye uğradık. Yüce Allah`ın: "Attığın zaman sen atmadın ancak Allah attı" sözünde kastedilen de budur. Ebu Şeyh de bunun bir benzerini Cabir bin Abdullah (r.a.) ve Abdullah bin Abbas (r.a.)`tan rivayet etmiştir.  
Ali Bulaç
swap_vert close
Onları siz öldürmediniz, ama onları Allah öldürdü; attığın zaman sen atmadın, ama Allah attı. Mü'minleri kendinden güzel bir imtihanla imtihan etmek için (yaptı.) Şüphesiz Allah, işitendir, bilendir.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Siz, Bedir'de o kâfirleri kendi kuvvetinizle öldürmediniz. Lâkin Allah size yardım etmekle onları öldürdü. Ey Rasûlüm, düşmanların gözlerine bir avuç toprak attığın zaman da sen atmadın, ancak Allah attı; ve bunu, güzel bir ganimet ve zafer tecrübesi vermek için (yaptı) Muhakkak ki Allah, (söylenenleri) işiten, (her şeyi) bilendir.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
17, 18. Onları siz öldürmediniz. Fakat onları Allah öldürdü. Atarken de sen atmadın. Fakat atan Allah idi. Allah (bu Bedir savaşı ile) müminleri güzel bir imtihan ile denemek istedi. Şüphesiz Allah, işiten ve bilendir. Allah bunu böyle istedi. Ve şüphesiz Allah, kâfirlerin tuzağını zayıflatır.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Savaşta onları siz öldürmediniz, onları Allah öldürdü. Attığın zaman sen atmadın, fakat Allah attı. Bunu da müminleri güzel bir imtihanla sınamak için yaptı. Doğrusu Allah işitendir; bilendir.
Besim Atalay
swap_vert close
Onları, sizler öldürmediniz, Allah öldürdü, attığında, sen atmadın, atan Allahtır; böylece inanmış bulunanlara, güzel bir sınayış yapmak istedi, Allah işitici, Allah bilici
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
(Bedir'de) onları (aslında) siz (kendi gücünüzle) öldürmediniz, fakat onları (Hakka direndikleri ve zulmettikleri için) Allah öldürdü. (Ey Resul! Avucundaki kumu) attığın zaman da (aslında) sen atmadın, fakat Allah attı(rıp onları yenilgiye uğrattı). Allah bunu, inananları güzel bir imtihana tabi tutmak (sabır ve metanet konusunda eğitmek) için yaptı. Muhakkak ki Allah (her şeyi) hakkıyla işiten, (her şeyi) hakkıyla bilendir.
Bkz. 2/249, 3/123, 9/25Ayetteki “rama” kelimesi, Kur’an’da 7 ayette 9 kere geçer. “Atmak ve “saçmak” anlamlarına geldiği gibi “bir kimseye bir suç isnat etmek” anlamında da kullanılır ki buna göre “soyut yükleme” anlamına gelir. Bu ayette düşmanların kalbinde oluşan korku, yılgınlık ve isteksizlik gibi olumsuzluklar melekelerin, Allah’ın kurguladığı sistem gereği melekler vasıtasıyla yüklendiği, dolayısıyla Allah tarafından planlandığı belirtilmektedir. Anlaşıldığına göre, bir insanın veya toplumun tercihleriyle bir araya getirdiği ve içinde taşıdığı şartlara göre melekler iniyorlar, o insanın kalbinde olumlu veya olumsuz melekeleri oluşturuyorlar. Ayeti bu şekilde düşünmek, Allah’ın evrene koyduğu kanunların uygulamasını/sünnetini değiştirmeyeceğini ifade eden Fetih, 48/23, Fatır, 35/43, Ahzab, 33/62 ve İsra, 17/77 gibi ayetlerle de uyumluluk arz ediyor.Ayette; “attığın zaman (aslında) sen atmadın, Allah attı” ifadesiyle Sünnetüllah’ın tecellisinden bahsediliyor. Eylemlerin bir insana bakan tarafı vardır, bir de Allah’a bakan tarafı. “Attığın zaman” ifadesi insanın rolünü, “(aslında) sen atmadın (Allah attı)” ifadesi ise tesirin Allah’a ait olduğunu göstermektedir. Yani eylemleri sonuçlarıyla beraber yaratan Allah’tır.Bedir Savaşının en kızıştığı anda Cibril’in talimatıyla Hz. Muhammed bir avuç kum alarak Kureyş ordusunun üzerine atıyor. Atılan kumun etkisiyle müşriklerin gözleri görmez oluyor. Onlar bu kumların temizliğiyle uğraşırken Hz. Peygamber hücum emri veriyor ve böylece inkârcılar bozguna uğruyor. Bu hadise ile aynı zamanda varlık âleminde meydana gelen her olayın sebeplere bağlanması açık bir şekilde kendini gösteriyor. Bilim dilinde “kozalite/nedensellik/sebep sonuç ilişkisi” dediğimiz bu olaya Kur’an “Sünnetullah” demektedir.  
Cemil Said
swap_vert close
Ânları öldüren siz değilsiniz. Yâ Muhammed taş veyâ toprak atdığın zamân ânı sen atmıyorsın Allâh kâfirleri güzel bir imtihana çekmek içün yapdırıyor. Çünki Allâh her şeyi işidir, her şeyi bilür.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Onları siz öldürmediniz fakat Allah öldürdü. Attığın zaman da sen atmamıştın, fakat Allah atmıştı. Allah bunu, inananları güzel bir imtihana tabi tutmak için yapmıştı. Doğrusu O işitir ve bilir.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
(Savaşta) onları siz öldürmediniz, fakat Allah onları öldürdü. Attığın zaman da sen atmadın, fakat Allah attı. Mü’minleri, tarafından güzel bir imtihanla denemek için Allah öyle yaptı.[244] Şüphesiz Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
Bedir savaşında teke tek vuruşmalardan sonra Hz. Peygamber hücum emri vereceği anda Cibril’in talimatı üzerine yerden bir avuç toprak alıp Kureyş ordusunun üzerine doğru fırlattı ve “yüzleri kavrulsun” buyurdu. Müşrikler gözlerine giren tozları gidermekle meşgul iken Hz. Peygamber orduya hücum emri verdi. Savaş bilinen zaferle sonuçlandı.  
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Savaşta onları siz öldürmediniz, onları Allah öldürdü; (oku) attığında da sen atmadın, Allah attı; bunu da müminlere kendinden güzel bir lütufta bulunmuş olmak için yaptı. Allah her şeyi işitmekte, her şeyi bilmektedir.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
(Savaşta) onları siz öldürmediniz, fakat Allah öldürdü onları; attığın zaman da sen atmadın, fakat Allah attı (onu). Ve bunu, müminleri güzel bir imtihanla denemek için (yaptı). Şüphesiz Allah işitendir, bilendir.  
 Kureyş ordusu, müslümanlarla savaşmak için ilerleyince Resûlullah (s.a.) ellerini kaldırarak: «Allah’ım! Kureyş, senin Resûlünü yalanlayan kibirli liderleriyle geldi. Allah’ım! Bana verdiğin sözü yerine getirmeni diliyorum!» diye dua etti. Ve iki topluluk karşılaşınca yerden bir avuç toprak alıp düşmanın yüzlerine doğru serpti. Kureyş ordusunun gözleri görmez oldu ve sonunda bozguna uğradılar. İşte bu âyette bu atışa işaret edilmekte, onu atanın gerçekte Allah olduğu bildirilmektedir. Çünkü bu bir mucize idi ve Peygamber, onu atarken kendi adına değil, Allah adına atmıştı.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Onları siz öldürmediniz, fakat ALLAH öldürdü. Attığın zaman da sen atmıyordun; ALLAH atıyordu. Fakat böylece inananları güzel bir sınavla ödüllendirir. ALLAH İşitendir, Bilendir.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Sonra onları siz öldürmediniz, lâkin Allah öldürdü. Attığın zaman da sen atmadın, lâkin Allah attı. Bu da müminlere güzel bir imtihan geçirtmek içindi. Allah işitendir, bilendir.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Sonra onları siz öldürmediniz ve lâkin onları Allah öldürdü, attığın vakıt da sen atmadın ve lâkin Allah attı, hem de mü'minlere güzel bir imtihan geçirtmek için, hakikat Allah semi'dir, alîmdir
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Ey mü’minler! Bedir’de) onları (kâfirleri, güç ve kuvvetiniz ile) siz öldürmediniz. Velâkin (manen kalplerine korku salmak ve melekleri ile sizi desteklemek sûretiyle) Allah onları öldürdü. (Resûlüm, avucundaki kumu, kâfirlerin üzerine) attığın zaman da, (aslında) sen atmadın, velâkin Allah (senin) attı (ğına isabet ve tesir yarattı). Mü’minleri kendi nezdinden güzel bir imtihâna tabi tutmak (kâfirleri kahretmek, mü’minlere ise güzel mükâfat ve zafer vermek) için (bunu yaptı). Şüphesiz Allah, hakkıyla her şeyi işitendir, her şeyi hakkıyla bilendir.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Onları siz öldürmediniz, fakat Allah öldürdü. Attığın zaman da sen atmadın, fakat Allah attı.¹ Allah, bunu mü'minleri iyi bir sınavla sınava tabi tutmak için yaptı. Kuşkusuz Allah, Her Şeyi Duyan'dır, Her Şeyi Bilen'dir.
1- Sakın elde ettiğiniz başarı sizi şımartmasın. Size gücü veren de onu kullanacak aklı veren de Allah'tır. Sahip olduğunuz hiçbir şeyin yaratıcısı siz değilsiniz. Onu size vereni sakın göz ardı etmeyin. Unutmayın! Oku atan sizin eliniz olabilir ama ellerinizi de ellerinize atacak gücü de veren Allah'tır.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Onları siz öldürmediniz, fakat Allah öldürdü onları. Atdığın zaman da (Habîbim) sen atmadın, ancak Allah atdı. (Ve bunu) mü'minleri kendinden güzel bir (ni'met) imtihan (ı) ile denemek için (yapdı). Şübhesiz ki Allah hakkıyle işiden, kemâliyle bilendir.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
İşte onları (Bedir'de aslında, siz) öldürmediniz, velâkin onları Allah öldürdü! Attığın zaman da (sen) atmadın, fakat Allah attı!(1) Hem mü'minleri güzel bir imtihanla(ni'metle, zafer ve ganîmetle) imtihân etmek için (böyle yaptı). Şübhesiz ki Allah, Semî'(herşeyi işiten)dir, Alîm (herşeyi bilen)dir.
(1)“Gazve-i Bedir’de, şu âyet haber veriyor ki; Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm bir avuç toprak ile küçük taşları aldı, küffar (kâfirler) ordusunun yüzüne attı; شاَهَتِ الْوُجُهُ [Yüzler(i) kara olsun!] dedi. شاَهَتِ الْوُجُهُ kelimesi bir kelâm iken, onların her birinin kulağına gitmesi gibi, o bir avuç toprak dahi, her bir kâfirin gözüne gitti. Her biri kendi gözü ile meşgûl olup, hücumda iken, birden kaçtılar. (...) Hârika olan şu hâdise, esbâb-ı âdî (basit sebebler) ve kudret-i beşer (insanın gücü) dâhilinde olmadığından, Kur’ân-ı Mu‘cizü’l-Beyân: *وَماَ رَمَيْتَ اِذْ رَمَيْتَ وَلَكِنَّ اللّٰهَ رَمٰي [Attığın zaman da (sen)atmadın, fakat Allah attı!] fermân eder. Yani o hâdise, kudret-i beşer hâricindedir. Kuvve-i beşeriye(insan kuvveti) ile değil, belki fevkalâde bir sûrette, kudret-i İlâhiye (Allah’ın kudreti) ile olmuştur.” (Zülfikār, 19. Mektûb, 42-43)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Onları (saldırganları) siz (kendi arzu ve kuvvetinizle) öldürmediniz, fakat (onlar size saldırdıkları için) Allah (size yardım etmekle ellerinizle) onları öldürdü. Ve saldığın zaman sen değildin (onların içine korku) salan. Lakin (onların içine korku) salan Allah’tı. Ve (o bütün bunları) kendi belirlediği güzel bir sınava tabi tutmak (sabır ve metanet konusunda eğitmek) inananları sınamak için yaptı. Şüphesiz Allah (her şeyi) işiten, (her şeyi hakkıyla) bilendir!*
(*) … Bu ayette o saldırgan düşmanların yüreğinde oluşan korku, yılgınlık ve isteksizlik gibi olumsuzluklar melekelerin, Allah’ın kurguladığı sistem gereği melekler vasıtasıyla yüklendiği, dolayısıyla Allah tarafından planlandığı belirtilmektedir. Anlaşıldığına göre, bir insanın veya toplumun tercihleriyle bir araya getirdiği ve içinde taşıdığı şartlara göre melekler iniyorlar, o insanın kalbinde olumlu veya olumsuz melekeleri oluşturuyorlar. Ayeti bu şekilde düşünmek, Allah’ın evrene koyduğu kanunların uygulamasını/ sünnetini değiştirmeyeceğini ifade eden Fetih, 48/23, Fatır, 35/43, Ahzab, 33/62 ve İsra, 17/77 gibi ayetlerle de uyumluluk arz ediyor. Ayette; “attığın zaman (aslında) sen atmadın, Allah attı” ifadesiyle Sünnetüllah’ın tecellisinden bahsediliyor. Eylemlerin bir insana bakan tarafı vardır, bir de Allah’a bakan tarafı. “Attığın zaman” ifadesi insanın rolünü, “(aslında) sen atmadın (Allah attı)” ifadesi ise tesirin Allah’a ait olduğunu göstermektedir. Yani eylemleri sonuçlarıyla beraber yaratan Allah’tır… (C. Külünkoğlu Meali Açıklaması) Sakın insanın elde ettiği zafer ve başarı onu şımartmasın. Ona o gücü veren de onu kullanacak aklı veren de sadece yüce Allah’tır. Sahip olduğu hiçbir şeyin yaratıcısı o değildir. {وما رميت إذ رميت} أن المعنى: وما ظفرت أنت ولا أصبت، ولكن الله اظفرك وأيدك (زاد المسير في علم التفسير) وقيل. في معنى الآية: وما بلغت إذ رميت ولكن الله بلغ رميك (لباب التأويل في معاني التنزيل) وقوله: {وَمَا رَمَيْتَ إِذْ رَمَيْتَ وَلَـٰكِنَّ ٱللَّهَ رَمَىٰ}، أي: ما أصاب رميك المقصد الذي قصدت، ولكن الله بالغ ذلك المقصد الذي قصدتم.( تأويلات أهل السنة)) (فَلَمْ تَقْتُلُوهُمْ} بقوتكم. {وَلَـٰكِنَّ ٱللَّهَ قَتَلَهُمْ} بنصركم وتسليطكم عليهم وإلقاء الرعب في قلوبهم (انوار التنزيل واسرار التأويل) وقال محمد بن يزيد: وما رميت بقوتك ( الجامع لاحكام القرآن)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
(Savaş esnasında) Onları siz öldürmüyordunuz, Allah öldürüyordu. (Düşmana atılan okları) siz atmıyordunuz, Allah atıyordu ki, böylece Allah inananları güzel bir sınavla denemiş oldu. Şüphe yok ki Allah her şeyi işiten ve her şeyi en iyi bilendir.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Onları sen öldürmedin, ancak Allah öldürdü. Attığını da sen atmadın, ancak Allah attı. Bu da inananları bir güzelce sınamak içindi. Çünkü Allah işiticidir, bilicidir.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Onları siz öldürmediniz, fakat onları Allah öldürdü. Bir avuç toprak atan sen değildin. Fakat onu atan Allah idi. Bu da Allah/ın, bir lûtfu olarak mü/minleri iyi bir deneme ile denemesi içindi. Çünkü Allah semi/dir, hakkıyle âlimdir.
İsmail Yakıt
swap_vert close
(O gün savaşta) onları siz öldürmediniz fakat Allah öldürdü. Attığında da sen atmadın, Allah attı.⁷ Bu, Allah tarafından inananları, güzel bir sınavla [belâ’en] denemek içindir. Muhakkak ki Allah Semî’dir, Alîm’dir.
7 Bedir Savaşı’nda yaklaşık üç yüz civarında olan Müslümanların, kendilerinden katbekat kalabalık bin kişilik ve tam techizatlı bir orduyu yenmesi sadece kendi başarılarının eseri olmadığını anlamaları ve bu başarılarıyla böbürlenmemeleri içindir. Ayette geçen “Sen atmadın Allah attı” meselesine kelami ve felsefi bir problem açısından bakarsak; evrende meydana gelen her olayda, insan eliyle vuku bulan bütün olaylar, insanın kendi iradesiyle meydana geliyor değildir. Kendi iradesinin ötesinde ilahi irade vardır. Bazen doğrudan bazen de kulları eliyle ilahi irade gerçekleşir. Kulları eliyle gerçekleştiğinde ilahi ve beşeri irade aynileşmiştir diyebiliriz. Geniş bilgi için Bkz. (Kehf, 18/80 dipnot).  
Kadri Çelik
swap_vert close
Onları siz öldürmediniz, fakat Allah öldürdü. Attığın zaman da sen atmamıştın, fakat Allah atmıştı. (Bütün bunları) Müminleri kendinden güzel bir imtihanla imtihan etmek için (yaptı). Hiç şüphesiz Allah, işitendir, bilendir.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Onları aslında siz kendi kudretinizle öldürmediniz fakat size kuvvet, metânet ve cesâret vererek ve kâfirlerin yüreğine korku salarak asıl Allah öldürdü onları ve ey Muhammed, savaş başlamadan önce, düşmanın gözlerine isâbet eden o bir avuç kumu attığın zaman da, aslında sen atmadın, fakat bu atışın tesirlerini yaratarak, gerçekte Allah attı onu. Vebunu, kendi katından bahşettiği, sonu hayırla biten güzel bir sınavla müminleri imtihân etmek ve böylece onları sabır, disiplin ve mücâdele konusunda eğitmek için yaptı. Şüphesiz Allah, her şeyi hakkıyla işitendir, bilendir.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Onları siz öldürmediniz; ama Allah öldürdü. Attığında sen atmadın; ama Allah attı; güzel bir sınav olmak üzere bundan Müminler’i denesin! Allah, bilen işitendir.
Mehmet Çakır
swap_vert close
İyi bilin ki Bedir'de düşmanı vuran siz değildiniz, vuran Allah idi. Resulüm! O gün oku atan da sen değildin, Allah idi. Yani Allah elde edilecek çok tatlı bir zaferle müminleri şöyle bir yoklamak istiyordu. Çünkü Allah, her şeyi duyuyor biliyordu.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Seninle savaşa katılanlardan bazıları savaşta zafere ulaşınca başladılar ileri geri konuşmaya! Savaş öncesinde tedirgindiler. Endişe içindeydiler. Biz onları zafere taşıdık. Onlar savaş öncesi benden yardım istemişler, savaş bitince yardımımızı unutarak aralarında savaşı nasıl kazandıklarını konuşuyorlar. Birbirine hava atıyor, kahramanlıklarını dile getiriyorlardı. Onlara söyle; “Savaşta düşmanları siz öldürmediniz, fakat düşmanlarınızı Allah öldürdü. Okları siz atmadınız, attığınız okları isabet ettiren Allah attı. Allah Müminleri güzel bir imtihanla sınamak için böyle yaptı. Şüphesiz Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.” Unutmayın ki Allah’ın yardımı olmasaydı korkudan dağılıp giderdiniz. Biz kalbinizi sağlam tuttuk.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
(Savaşta) onları siz öldürmemiştiniz fakat onları Allah öldürmüştü; attığın zaman da sen atmamıştın fakat Allah atmıştı. Bunu, müminleri güzel bir imtihanla denemek için (yapmıştı). Şüphesiz ki Allah duyandır, bilendir.
Mehmet Türk
swap_vert close
(Ey îman edenler!) O gün (Bedir’de) onları siz, öldürmediniz, Allah öldürdü.¹ (Ey Muhammed!) Attığın zaman da sen atmadın, fakat Allah attı.² Ve Allah, bunu mü’minlere güzel bir kazanç³ sağlamak için (yaptı). Şüphesiz Allah (söylediklerinizi) hakkıyla işitendir, tam bilendir.⁴
1 Size yardım etmek, sizi kâfirlerin üzerine göndermek, onların kalplerine korku düşürmek ve sizi bunlara vasıta kılmak, sûretiyle.2 Yani Bedir’de kâfir ordusuna atılan okları, mızrakları ve attığın her şeyi sen atmadın. Bunları Allah, at emrini vererek, attığın şeyi hedefine ulaştırarak, düşmanı bozup sizi galip getirerek, attı. Buna göre senin ve savaşan Müslümanların, övünmeye hiç bir haklarının olmadığını bilmeleri gerekir. Çünkü bunları yaratan ve emri veren, Allah’tır.3 Yani güzel bir tecrübe, zafer, yardım, ganimet ve âhirette cennet, vermek için yaptı.4 Buradan bir kısım sûfî ekoller, vahdet-i vücut felsefesine delil bulmaya çalışmışlarsa da bu doğru değildir. Bu âyetin, vahdet-i vücut felsefesiyle bir ilişkisi asla düşünülemez. Zîrâ bu savaşta mücahidler oturup, onların yerine Allah savaşmamış, bilhassa Allah’ın Rasûlü ve sahabe bilfiil savaşın içerisinde bulunmuş, ölmüş ve öldürmüşlerdir. Bir de savaşanların bizzat Allah olduğunu düşünme gibi bir hakiki şirk noktasına varılmaktadır ki, bu da vahdet-i vücut felsefesinin gerçekten şirk olduğunu ortaya koyar. Ancak onların bu savaş esnasındaki fiillerini Allah yaratmış ve onlara yardım etmiştir. Zâten bunu yapacak tek güç de Odur. Sonuçta bu savaşta; ölen de öldüren de atan da atılan da vardır. Bunları yapan, bizatihi Allah değil, bunların hepsine hâkim olan ve hükmeden, Allah’tır. Bk. (Zuhruf: 15, Casiye: 13, K’af: 16, Hadid: 3)  
Muhammed Esed
swap_vert close
Ve (şunu da bilin ki) [ey müminler,] düşmanı öldüren siz değildiniz ¹⁸, Allah’tı onları öldüren, ve (korku) saldığın zaman sen değildin [ey Peygamber, onların içine korku] salan, fakat Allah’tı (korkuyu) salan: ¹⁹ Ve [O bütün bunları] Kendi belirlediği ²⁰ güzel bir sınavla müminleri sınamak için yaptı. Muhakkak ki Allah her şeyi işiten, her şeyi hakkıyla bilendir!
18 Lafzen, “Onları siz öldürmediniz”, -yani, Müslümanların kesin zaferiyle sonuçlanan Bedir Savaşı’nda.19 Bazı rivayetlere göre, savaş başlarken Hz. Peygamber yerden bir avuç kum-çakıl ya da toprak alarak düşman tarafına doğru savurdu, bununla sembolik olarak onların yaklaşan felaketlerini işaret etmiş oluyordu. Ne var ki, bu kabil rivayetlerin hiç birisi, Hadis ilminin geçerli ölçüleriyle “sahih” (güvenilir) olarak tanımlanan standart sıhhat derecesini göstermedikleri gibi, yukarıdaki ayete de tatminkar bir açıklama getirmemektedirler (bkz. İbni Kesîr’in bu ayetle ilgili açıklaması. Keza Menâr IX, 620 vd.). Ramâ (lafzen, “attı” ya da “fırlattı”) fiili “ok atmak” yahut “mızrak/kargı vb. atmak” anlamına da geldiğine göre, bu ayet Hz. Peygamber’in aktif olarak savaşa katıldığına işaret sayılabilir. Bir başka yoruma göre, bu, Hz. Peygamber’in ashâbıyla birlikte gösterdikleri büyük cesaret ve yiğitlik sayesinde düşmanlarının kalplerine “korku salmaları” olarak da anlaşılabilir. Hangi açıklama tarzı benimsenirse benimsensin, yukarıdaki ayet, Müslümanların, kendilerinden çok kalabalık ve çok daha iyi teçhiz edilmiş Kureyş ordusuna karşı elde ettikleri zaferi yalnızca Allah’ın yardım ve inayetine borçlu olduklarını işaret etmekte ve bütün zamanlar için müminleri, (ayetin devamında sözü geçtiği gibi, bir “sınav” olmak üzere ulaştırıldıkları) başarıları kendilerinden bilip yersiz bir biçimde gurura kapılmamaları yönünde uyarmaktadır.20 Lafzen, “Kendisi’nden gelen”.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Onları siz öldürmediniz, fakat gerçekte onları Allah öldürdü. (Bu imkân ve cesareti Allah verdi) Attığında da sen atmadın gerçekte atan Allah’tı. Bütün bunları müminlerin güzel bir imtihan kazanması için yaptı. Şüphesiz ki Allah her şeyi işiten, her şeyi bilendir. 9/111, 22/58, 47/4
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Hem onları siz öldürmediniz; fakat onları asıl Allah öldürdü.[¹³⁴¹] Attığın zaman da atan sen değildin,[¹³⁴²] ama asıl Allah attı.[¹³⁴³] Zira O, inananları (sonucunu) inayetiyle takdir ettiği güzel bir sınava tâbi tuttu: şüphesiz Allah her şeyi işitir, her şeyi bilir.
[1341] Kur’an’da Allah’a katl değil, hep mevt isnat edildiği hâlde bu âyet istisna teşkil eder. Bir sonraki cümlenin ışığında mecazî bir vurguya sahiptir. Zımnen, “İman gücüyle savaşıp öldürüyorsunuz” demektir. [1342] Metinde ve lem termi değil, mâ rameyte geldi. Tercihimiz bu farkı çeviriye yansıtma çabasının ürünüdür. [1343] Bu ibare beşer dilinin imkânlarını zorlayan bir belâgat şaheseridir. Ne Allah’ı idrakin ve hayatın dışına süren mutlak tenzih ne de Allah’ı kişileştiren mutlak teşbih… Zira birincisi aklın vehmi, ikincisi duyuların vehmidir. Bu ikisi arasındaki dengeyi işte bu âyet temsil eder. Kim attı? Kul mu, Allah mı? Her şey “sen attın” ile “Allah attı” arasında gidip geliyor, olup bitiyor. “Atma” aynı cümlede hem kula hem Allah’a isnat ediliyor. Kulun atması mecazî, Allah’ın atması hakiki oluyor. Ortada bir çelişki yok. Çelişki bunu anlamakta zorlanan insanın zihninde. Vahiy akla, aşkın olanı idrakin yönünü gösteriyor. Zımnen: Ey akıl! Onu anlamak istiyorsan yaratandan yaratılana doğru bir seyir takip et! Mutlak Zât’a nisbetle Allah’ın atması da mecaz ve teşbih oluyor. Muhatap teşbihte ölçüyü kaçırmasın diye âyet muhteşem bir final ile son buluyor: “Allah her şeyi işitir, her şeyi bilir” (Âlemlerin Rabbi Allah, s. 82-83). Hayat ve hakikatin mucizevî karmaşası böylece “hayat kitabına” da yansımış oluyor. Sözün özü: Ey muhatap! Allah hayata her an müdahildir; sebebe değil müsebbibe, cama değil camdan bakarsan şu gerçeği görürsün: Allah’a yakın olursan, O senin elin ayağın, gözün kulağın olur. O’nunla atar ve tutarsın, O’nunla görür ve duyarsın…  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Ey iman edenler biliniz ki gerçekte) Onları siz öldürmediniz, fakat Allah öldürdü. (O, yardım etmeseydi sizler yenilmiştiniz. Ey Muhammed, o bir avuç toprağı düşmanların yüzüne) Atan da sen değildin, fakat onu da Allah attı. (Emri veren, o kum zerrelerini her birinin gözüne isabet ettirerek onları bozguna uğratan O idi.) Bunu (bu yardımları Allah) müminleri güzel bir imtihan ile denemek için yaptı, (ki, Rablerinin yardımı sayesinde üstün geldiklerinin bilincine varsınlar ve Onun bu nimetini hiç unutmayıp daima şükretsinler ve ganimet sevdasından vazgeçsinler) Şüphe yok ki Allah, herşeyi hakkıyle işitendir, her şeyi hakkıyle bilendir.
Osman Fırat
swap_vert close
(Savaşta) onları siz öldürmediniz, fakat Allah onları öldürdü. Attığın zaman da sen atmadın, fakat Allah attı. Mü’minleri, tarafından güzel bir imtihanla denemek için Allah öyle yaptı. Şüphesiz Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Sonra onları siz öldürmediniz velâkin Allah Teâlâ öldürdü. Ve attığın vakit sen atmadın, fakat Allah Teâlâ attı. Hem de mü'minleri taraf-ı İlâhisinden güzel bir imtihan ile imtihan etmek için. Şüphe yok ki Allah Teâlâ, bihakkın işiticidir, kemaliyle bilicidir.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Siz savaşta onları kendi kuvvetinizle öldürmediniz, lâkin Allah öldürdü. (Ey Resulüm) Attığın vakit sen atmadın, lâkin Allah attı. Ve bunu, Allah müminleri güzel bir imtihana tâbi tutmak için yaptı. Şüphesiz ki Allah hakkıyla işitir ve bilir. [3, 123; 9, 25; 2, 249]
İki taraf savaşa başlayınca Hz. Peygamber (a.s.) bir avuç çakıl alıp “yüzleri kurusun!” diye düşman tarafına attı. Her müşriğin gözüne bir avuç çakıl girmiş gibi gözleri ile meşgul olmaya başladılar. Orduları bozulmaya başladı. Savaştan sonra “şöyle kestim, böyle vurdum!” diye övünen Müslümanları irşad için bu hatırlatma yapıldı.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
(O gün) Onları siz öldürmediniz, fakat onları Allah öldürdü; (ey Muhammed), attığın zaman sen atmadın, fakat Allah attı. Mü'minleri güzel bir imtihanla sınamak için (bunu yaptı). Doğrusu Allah işitendir, bilendir.
Kureyşliler, müslümanlarla savaşmak için ilerleyince Allah'ın Elçisi: "Allahım, Kureyş, senin Elçini yalanlayan kibirli önderleriyle geldi. Allahım, bana verdiğin sözü gerçekleştirmeni diliyorum!" dedi ve iki topluluk karşılaşınca yerden bir avuç toprak alıp yüzlerine doğru serpti. Gözleri görmez olan Kureyş ordusu, sonunda bozuldu. İşte âyet, bu kutsal atışa işâret etmekte, onu atanın, gerçekte Allah olduğunu bildirmektedir. Çünkü Elçi, onu atarken kendi varlığıyle değil, Allah ile atmıştı.  
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Onları (katl olunan müşrikleri) siz katl itmediniz lâkin Allâh Te'âlâ katl itdi. Atdığın vakit de sen atmadın lâkin Allâh atdı. [¹] Cenâb-ı Hak mü'minleri hayırlı bir imtihân ile imtihân buyurdı. Allâh Te'âlâ işidir ve bilir.
[1] Bedir gazâsında müşrikler mü'minlere karşı şiddetle savlet iyledikleri zamân Rasûl-ü Ekrem efendimiz: "Yâ Rabbî! Bize va'd iylediğin zafer ve nusreti ihsân buyur" diye du'â itdi. O zamân Cebrâîl 'aleyhisselâm gelerek, bir avuç kum alub küffâra karşı atmasını söyledi. Rasûl-u Ekrem böyle yapdığında o kum dânelerinden her biri bir kâfirin gözine girerek onı bîzâr ve meşgûl iylediğinden mü'minlerin hücûmuna mukâbele idemeyub bozuldılar.  
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Onları öldüren siz değildiniz, onları öldüren Allah’tı. Attığın zaman da sen atmadın, Allah attı. Bu, inanıp güvenenleri güzel bir sınamadan geçirmek içindi. Allah dinler ve bilir.
Şaban Piriş
swap_vert close
(İşte o gün) onları siz öldürmediniz, fakat onları Allah öldürdü. Attığında da sen atmadın fakat müminleri güzel bir imtihanla denemek için Allah attı. Şüphesiz Allah işitendir, bilendir.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Onları siz öldürmediniz, Allah öldürdü. Attığın zaman da sen atmadın, Allah attı.(4) Bütün bunlar, mü'minleri sınamak için Allah katından gelen güzel bir imtihan idi.(5) Muhakkak ki Allah herşeyi işitir, herşeyi bilir.
(4) Fiillerin bir kula bakan “kesb” yönü, bir de Allah’a bakan “yaratma” yönü vardır. “Attığın zaman” sözü kesb yönüne işaret etmekte ve kulun rolünü ifade etmekte; “Sen atmadın” sözü ise tesirin Allah’a ait olduğunu ve fiilleri, sonuçlarıyla beraber Onun yarattığını anlatmaktadır. Başka bir deyişle, kul fiiliyle bir duada bulunmuş olmakta; Allah’ın yaratmasıyla ortaya çıkan sonuç ise bu duanın cevabını teşkil etmektedir.(5) Başa gelen kötülükler gibi, iyiliklerin de birer imtihan olduğu hatırlatılmaktadır. Başına gelen kötülüğe sabırla yükümlü olan insan (bk. 2:155-157), iyiliğe de şükürle yükümlüdür.  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Siz öldürmediniz onları, Allah öldürdü onları. Attığın zaman da sen atmadın, Allah attı. İnananları kendisinden güzel bir imtihanla denemek için yaptı bunu. Allah; işitendir, bilendir.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
pes depelemedüñüz anları velįkin Tañrı depeledi anları daħı atmaduñ ol vaķt kim atduñ velįkin Tañrı eyitti daħı tā vire mü’minlere andan virmek görklü bayıķ Tañrı işidicidür bilicidür.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Ol anları siz öldürmedüñüz ḳuvvetüñüzle, līkin Tañrı Ta‘ālā öldürdi. An‐ları daḫı sen atmaduñ oḳı atġan vaḳtda, līkin Tañrı Ta‘ālā bıraḳdı ṣınamaġ‐ıçun mü’minleri anuñla eyü ṣınamaḳ. Taḥḳīḳ Tañrı Ta‘ālā her nesneyi bili‐cidür, işidicidür.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Ey mö’minlər Bədrdə) onları (kafirləri) siz öldürmədiniz, Allah öldürdü. (Ya Peyğəmbərim! Düşmənlərin gözünə bir ovuc torpar) atdığın zaman sən atmadın, Allah atdı. Allah bununla mö’minləri (qənimət əldə etmək və zəfər çalmaq üçün) yaxşı bir imtahandan keçirtdi. Allah (hər şeyi) eşidəndir, biləndir!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Ye (Muslims) slew them not, but Allah slew them. And thou (Muhammad) threwest not when thou didst throw, but Allah threw, that He might test the believers by a fair test from Him. Lo! Allah is Hearer, Knower.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
It is not ye who slew them; it was Allah. when thou threwest (a handful(1191) of dust), it was not thy act, but Allah's: in order that He might test the Believers by a gracious trial(1192) from Himself: for Allah is He Who heareth and knoweth (all things).
1191 When the battle began, the Prophet prayed, and threw a handful of dust or sand at the enemy, which, as described in Traditions, struck the eyes of the enemy. This had a great psychological effect. Every act in the battle is ascribed to Allah, as it was in His cause and it was not undertaken except by His command. (R). 1192 Numerically the odds against the Muslims were three to one. In other ways they were at a disadvantage: of arms and equipment they had but little, while the enemy were well-found; they were inexperienced, while the Quraysh had brought their foremost warriors. In all this there was a test, but the test was accompanied by gracious favours of countless value: their Commander was one in whom they had perfect faith, and for whom they were ready to lay down their lives; the rain refreshed them; their spirit was unshaken; and they were fighting in Allah's cause. Thus the trial or test became itself a blessing.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
فَلَمْ تَقْتُلُوهُمْ
ve onları siz öldürmediniz
وَلٰكِنَّ
fakat
اللّٰهَ
Allah
قَتَلَهُمْۖ
onları öldürdü
وَمَا رَمَيْتَ
ve atmadın
اِذْ
o za- man ki
رَمَيْتَ
attın
وَلٰكِنَّ
fakat
اللّٰهَ
Allah
رَمٰىۚ
attı
وَلِيُبْلِيَ
ve denemek için
الْمُؤْمِن۪ينَ
mü'minleri
مِنْهُ
ondan
بَلَٓاءً
bir imti- hanla
حَسَناًۜ
güzel
اِنَّ
muhak- kak
اللّٰهَ
Allah
سَم۪يعٌ
Semî''dir
عَل۪يمٌ
Alîm'dir
(O gün savaşta) Onları siz öldürmediniz; fakat onları Allah öldürdü. (Resulüm! Yerden bir avuç toprak alıp onların üzerine) Attığın zaman da (onları helâk edecek o toprağı) sen atmadın; fakat (onu) Allah attı. Ve (O bütün bunları) mü'minleri katından güzel bir imtihanla denemek için (yaptı). Muhakkak ki Allah Semî''dir, Alîm'dir (her şeyi ve herkesi işiten ve bilendir).
لَم
Olumsuzluk eki
لَم
-Me, -ma (olumsuzluk eki)
قَتَلَ
Fiil-I
ق ت ل
Öldürdü, kahrolsun, kahrolası
لٰكِنّ
Harf-i istidrak
لٰكِنّ
Ancak, fakat, lakin, başka, hariç
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
قَتَلَ
Fiil-I
ق ت ل
Öldürdü, kahrolsun, kahrolası
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
رَمَى
Fiil-I
ر م ي
Bir şeyi fırlatmak, atmak, (iftira) atmak
اِذ
Zaman zarfı
اِذ
Bir vakit, o vakti ki, bir zaman, o zaman
رَمَى
Fiil-I
ر م ي
Bir şeyi fırlatmak, atmak, (iftira) atmak
لٰكِنّ
Harf-i istidrak
لٰكِنّ
Ancak, fakat, lakin, başka, hariç
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
رَمَى
Fiil-I
ر م ي
Bir şeyi fırlatmak, atmak, (iftira) atmak
اَبْلَي
Fiil-IV
ب ل و
İmtihana çeker, dener
مُؤْمِن
Etken fiil-IV
ا م ن
İman eden, mü'min, inanan
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
بَلَٓاء
İsim
ب ل و
İmtihan
حَسَن
İsim
ح س ن
Güzel
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
سَمِيع
İsim
س م ع
Semî' (Allah'ın esması, ismidir. Her şeyi ve herkesi işiten demektir), işiten
عَلِيم
İsim
ع ل م
Alîm (Allah'ın ismi, esmasıdır. İlmiyle her şeyi ve herkesi bilen demektir), çok bilgili, en iyi bilen, bilgin, âlim