Ve kim, o gün (o savunma savaşında), bir savaş taktiği gözetmeksizin, ya da bir başka mü’minler grubuyla birleşme amacı gütmeksizin, (mazeretsiz) arkasını dönüp kaçarsa, mutlaka o, Allah’ın azabına dönmüş (uğramış) olur. (Pişmanlık duyup tövbe etmezse) Onun varacağı yer de cehennemdir. Oysa ne kötü bir varış yeridir orası. *
(*) Düşman karşısına çıkan her askerin bir görevi ve mevzisi vardır. O görev yerine getirilmez ve o mevzi doldurulmazsa, Uhud Savaşı’nda olduğu gibi düşman karşısında başarı sağlanamaz. Onun için âyetin son cümlesinde “savaştan kaçanların varacağı yerin cehennem olacağı” vurgulanmaktadır. Allah’ın açıktan zafer vaadi olduğu halde Müslümanlardan arkasını dönüp kaçanlar olursa bu âyetin hükmüne göre Allah’ın gazabına uğrayacağı bildiriliyor. Çünkü Allah’ın vaadine rağmen bir Müslüman savaştan kaçıyorsa, imanında bir problem vardır ve Allah’a güveni tam değildir. Bu durumda olanlar Müslümanları yanıltacağı ve mağlubiyetlerine sebep olacağı için sorumludurlar. (C. Külünkoğlu Meal Açıklaması) تيسير التفسير - أطفيش) ) {فَقَدْ بَاءَ} رجع فى توليته تلك وفى جميع أَحواله إِن لم يرجع ولم يتب {بِغَضَبٍ مِنَ اللهِ}