O zaman sizi, tarafından bir emniyet olmak üzere hafif bir uykuya bürüyordu ve üzerinize gökten bir su indiriyordu ki, bununla sizi temizlesin, sizden şeytanın pisliğini(vesvesesini) gidersin, kalblerinizi pekiştirsin (kendine bağlasın) ve bununla ayakları(nızı)sâbit kılsın!(2)
(2)Burada zikredilen vesveseden murad, îmanları henüz olgunluğa ermemiş bazılarının, şeytanın verdiği vesvese ile: “Eğer siz hak ve istikāmet üzere bir cemâat olsaydınız, burada susuz kalmazdınız!” diye tereddüde düşmeleridir. Zîrâ Kureyş müşrikleri, su kuyularını daha önce tutmuşlardı. Cenâb-ı Hakk’ın bu yağmuru o ihtiyaç ânında ihsân etmesi, zaferin Müslümanlardan yana olacağına dâir kalblere kuvvet veren bir delîl olmuştu. (Beyzâvî, c. 1, 377)“Hazret-i Ömer, Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’dan yağmur duâsını niyâz etti. Çünki ordu suya muhtaç idi. Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm elini kaldırdı, birden bulut toplandı, yağmur geldi. Ordunun ihtiyâcı kadar su verdi, gitti. Âdetâ yalnız orduya su vermek için me’mûr (emir almış) idi. Geldi, ihtiyâca göre verdi gitti. (...) Şu hâdise Gazve-i Meşhûre-i Bedir’de vukû‘ bulmuş. وَيُنَزِّلُ عَلَيْكُمْ مِنَ السَّمَٓاءِ مآَءً لِيُطَهِّرَكُمْ بِه۪ [Ve üzerinize gökten bir su indiriyordu ki, bununla sizi temizlesin] âyet-i kerîmesi, o hâdiseyi beyân edip, ifâde eder.” (Zülfikār, 19. Mektûb, 33)