close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Enbiyâ Sûresi 65. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Śumme nukisû ‘alâ ruûsihim lekad ‘alimte mâ hâulâ-i yentikûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Sonra başlarını eğdiler ve andolsun ki dediler, sen de bunların konuşmadığını bilirsin.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Sonra, yine tepeleri üstüne (eski bâtıl inanç ve iddialarına) geri döndüler (ve dediler ki): "Andolsun, bunların konuşamayacaklarını sen de bilirsin. (Ey İbrahim, dalga geçmenin sırası mı?)"
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Ama çok geçmeden, yine eski düşünce tarzlarına döndüler ve İbrahim'e: “Bu putların konuşamadıklarını, kendin de pekala biliyorsun!” dediler.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Sonra da eski kafalarına, eski inanç ve tartışmalarına döndüler. “Sen bunların konuşmayacağını pekâlâ biliyorsun” dediler.
Ahmet Varol
swap_vert close
Sonra yine eski kafalarına döndürüldüler: "Andolsun bunların konuşamayacaklarını sen de bilirsin!"
Ali Bulaç
swap_vert close
Sonra, yine tepeleri üstüne ters döndüler: 'Andolsun, bunların konuşamayacaklarını sen de bilirsin.'
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Sonra yine eski kafalarına (akıllarına) döndüler (ve Nemrud İbrâhîm'e şöyle dedi.) Sen gerçekten biliyorsun ki, bu putlar konuşamazlar.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Sonra eski kafalarına geri döndüler. İbrahim’e: “Sen bunların hiç konuşmadıklarını iyi bilirsin” dediler.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
64,65. Kendi kendilerine dönüp birbirlerine, “Doğrusu siz zâlimlerdensiniz” dedikten sonra, gönüllerindeki eski inançları depreşerek, “Ey İbrâhim! Sen bunların konuşmayacağını bilirsin” dediler.
Besim Atalay
swap_vert close
64,65.4 İmdi dönüp, kendi kendilerine dediler ki: «Siz haksızsınız», sonra başlarını öne eğerek, İbrahim'e dediler ki: «Sen de biliyorsun bunlar konuşamazlar!»
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Fakat sonra yine eski dik kafalılıklarına dönerek İbrahim'e: “Sen de iyi bilirsin ki, bunlar konuşamazlar” dediler.
Cemil Said
swap_vert close
Sonra yine dalâletlerine ’avdetle İbrâhîm’e "Sen biliyorsun ki putlar lakırdı söyleyemez" didiler.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
64,65. Kendi kendilerine: "Doğrusu siz haksızsınız", sonra kafalarında olan eski inançlarına dönerek: "Ey İbrahim! bunların konuşmayacağını, and olsun ki, bilirsin" dediler.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Sonra eski inanç ve inatlarına döndüler ve, “Andolsun, bunların konuşmayacağını sen de bilirsin” dediler.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Sonra yine başlarını öne eğerek “Bunların konuşamayacağını pekâlâ biliyorsun” dediler.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Sonra tekrar eski inanç ve tartışmalarına döndüler: Sen bunların konuşmadığını pek âlâ biliyorsun, dediler.
Edip Yüksel
swap_vert close
Sonra tekrar eski kafalarına döndüler: "Bunların konuşamadığını sen gayet iyi bilirsin!"
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Sonra yine (eski) kafalarına döndüler: "And olsun ki (ey İbrahim!) bunların konuşmayacağını (sen de) bilirsin." dediler.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Sonra yine tepeleri üstü ters döndüler, sen cidden bilirsin ki bunlar söylemez dediler
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Bu hakikati bile bile) sonra yine eski kafalarına (bâtıl inanç ve iddiâlarına) dönerek, “(Ey İbrâhîm!) Muhakkak (sen de) bilirsin ki, bunlar konuş (a) mazlar!” (dediler).
Erhan Aktaş
swap_vert close
Sonra çok geçmeden yine eski kafalarına döndürüldüler: “Gerçek şu ki sen bunların konuşmadıklarını biliyorsun!” dediler.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Sonra yine (eski) kafalarına döndürüldüler; «Andolsun ki bunların söz söylemeyeceğini sen de bilirsin» dediler.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Sonra yine eski kafalarına döndürüldüler: “Yemîn olsun (sen de) bilirsin ki, bunlar konuşmazlar!” (dediler).
İhsan Aktaş
swap_vert close
Sonra (çok geçmeden,) yine (eski) kafalarına (düşünce tarzlarına) döndürüldüler ve İbrahim’e: “Bunların konuşamadıklarını, kendin de pekâlâ biliyorsun!” (dediler). *
(*) Putperestlerin İbrâhim’e, “Sen bunların konuşmadığını pekâlâ biliyorsun” demeleri, açıkça kendilerinin de tanrılarının âcizliğini itiraf etmelerinden başka bir şey değildi. Dolayısıyla bu cevap İbrâhim’e, onların inançlarının ne kadar anlamsız ve saçma olduğunu yüzlerine vurma fırsatı verdi. 66-67. âyetlerde onun bu konudaki eleştirisi nakledilmektedir. Ancak taassupları sebebiyle bu eleştiriye tahammül edemeyen putperestler İbrâhim’i yakmaya karar verdiler ve böylece tanrılarının onları koruması gerekirken, onlar tanrılarını korumak istediler… (Kaynak: Kur’an Yolu Tefsiri Cilt: 3 Sayfa: 687)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Sonra eski görüşlerine geri dönüp İbrahim’e “Bunların konuşamadıklarını sen çok iyi biliyorsun” dediler.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Sonra başlarını öne eğip dediler: "Gerçekten sen debilrsin ya, bunlar söz söyleyemezler."
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Sonra utandıklarından başlarını aşağı eğdiler [³] ve İbrahim/e «— Bunların söylemeyeceklerini sen de bilirsin, nasıl soralım» dediler.
[3] Yahut şakavet onları küfüre çevirdi, onlar da küfüre döndüler.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Sonra eski düşüncelerine/kafalarına [ru’ûsihim] geri dönmekte gecikmediler ve “Andolsun bunların konuşmayacağını sen de biliyorsun!” dediler.
Kadri Çelik
swap_vert close
Sonra, yine tepeleri üstüne ters döndüler de, “Şüphesiz bunların konuşamayacaklarını sen de bilmektesin” (dediler).
(Kavmi, İbrahim’in cevabını düşündüklerinde, kendilerini kimin kırdığını bile söylemeye güç yetiremeyen güçsüz putları ilâh edindikleri için hatalı olduklarını fark ettiler. Fakat hemen sonra düşüncelerini saptıran inatçılık ve cehalete kapılıp tekrar eski sapıklıklarına döndüler.)  
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ne var ki, yüzyıllardan beri süregelen bir sistemin yanlışlığını itiraf etmek ve “dünkü çocuğun” karşısında yenilgiyi kabullenip hakîkate boyun eğmek, onlar için hiç de kolay değildi. Dahası, tek tanrı inancını benimsemek ve bu inanca göre hayatı yeni baştan kurmak, hiç mi hiç işlerine gelmezdi. Haksızlığın, hırsızlığın, sömürünün mahkûm edildiği, dürüstlük ve erdemliliğin en yüce değer hâline geldiği, hak ve adâlet prensiplerinin egemen olduğu bir toplum düzeninde yaşamak, onlar için ölüm demekti. Bunun için, eski kafalarına geri dönüp, “Lâf cambazlığı yapma, ey İbrahim!” dediler, “Sen de pekâlâ bilirsin ki, putlar konuşamaz!”
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Sonra yine kafaları karıştı (aklı başlarına geldi): “Gerçekten bildin; bunlar konuşmuyorlar” dediler.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Sonra başlarını eğerek söze devamla: " Sen de pek âlâ bilirsin ki putlar konuşamaz. "
Mehmet Çoban
swap_vert close
Ancak hemen gerçeği fark ettiler. Ülkenin en büyük putu Nemrut’tu. Nemrut düzeninin bozulmasını istemez! Büyük put Nemrut hepsini kırar geçirirdi. Korkuya düştüler. Hemen Nemrut’un saldığı korkuya boyun eğdiler. En büyük put Nemrut var oldukça rahatlarının olmayacağına inandılar. Nemrut’tan yana tavır koymaya karar vererek İbrahim’le tartışmaya giriştiler. "Andolsun bunların konuşmayacağını sen de bilirsin!" dediler.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Sonra (eski) kafalarına dönmüşler [*] de “Sen bunların konuşamadığını pekâlâ biliyorsun!” (demişlerdi).
Hz. İbrahim’e sorulan soruya “hayır ben yapmadım” diye cevap vermemiş yani iddia edildiği gibi yalan konuşmamıştır. Onun yaptığı şey, putların çaresizliğine dikkat çekmek, onlara tapınılmasını eleştirmek ve putperestliğin büyük bir sapkınlık olduğunu muhataplara kavratmaktır. En‘âm 6:76-78’de de gök cisimleri üzerinden benzer mesajlar verdiği bilinmektedir.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Sonra yine başa döndüler ve (İbrahim’e): “Yemin olsun ki bu (putların) konuşamayacaklarını sen de bilmektesin” dediler.
Muhammed Esed
swap_vert close
Ama çok geçmeden yine eski düşünce tarzlarına döndüler ⁶³ ve [İbrahim’e:] “Bu [put]ların konuşamadıklarını kendin de pekala biliyorsun!” dediler.
63 Lafzen, “başları üzerine geri döndürüldüler”: zihnen tepetaklak olmayı, fikrinden caymayı ifade eden deyimsel bir ifade -burada, Hz. İbrahim’i temize çıkarma temayülünden âniden vazgeçip eski suçlayıcı tavırlarına dönmelerini anlatmak için kullanılmaktadır.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Sonra yine eski inançlarına döndüler ve: – Bunların konuşamayacağını sen de çok iyi biliyorsun, dediler. 6/74...83
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Fakat daha sonra, baş aşağı çevrilmiş bilinç haline (geri dönerek);[²⁷³⁹] “Doğrusu, onların konuşamayacağını kendin de çok iyi biliyorsun!” (dediler).
[2739] Nukisû ‘alâ ruûsihim ibâresinin karşılığı olan “baş aşağı çevrilmiş/tersyüz edilmiş bilinç hali”, bir önceki âyette geçen zalimin algı biçimini açıklamaktadır. Bu, zulmün açılımıdır.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Fakat sonra, (şeytanın etkisiyle) küfürlerine döndürüldüler de "Ey İbrahim, bunların konuşmayacağını elbette sen de bilirsin" dediler.
Osman Fırat
swap_vert close
Sonra yine eski kafalarına döndüler ve : "Sen de bilirsin ki bunlar konuşmazlar, " dediler.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Sonra da başları üzerine döndürüldüler de (dediler ki:) «Muhakkak sen bilmişsindir ki, onlar söz söyler değildirler.»
Suat Yıldırım
swap_vert close
Fakat bunu dışa vurmayıp sonra yine önceki görüşlerine dönüp İbrâhim'e: “Bunların konuşmadıklarını sen de pek iyi bilirsin! ” dediler.
Süleyman Ateş
swap_vert close
Sonra yine eski kafalarına döndürüldüler: "Sen de bilirsin ki bunlar konuşmazlar," dediler.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Sonra hacâletle başlarını eğerek: "Yâ İbrâhîm! Onların söz söylemediklerini sen bilirsin" didiler.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Sonra başları önlerine eğildi de dediler ki “Sen de biliyorsun ki bunlar konuşmazlar.”
Şaban Piriş
swap_vert close
Sonra yine eski kafalarına döndüler ve:-Onların konuşamayacağını sen çok iyi bilirsin, dediler.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Sonra yine eski kafalarına döndüler. “Bunların konuşmayacağını sen de biliyorsun” dediler.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Sonra, yine kendi kafalarına döndürüldüler: "Vallahi, sen de bilirsin ki, bunlar konuşamazlar."
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
andan başları aşaġa döndiler ya'nį kāfirliķlerine döndiler eyittiler “bayıķ bildüñ degül bunlar kim söylerler.”
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Andan ṣoñra aşaġa oldı başları. Eyitdiler: Taḥḳīḳ sen bildi‐sen bunlar söy‐lemedügin, didiler.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Sonra (mübahisədə aciz qaldıqlarını görüb) yenə də öz küfrlərinə (başlarında olan əski e’tiqada) qayıdaraq (İbrahimə): “Axı sən bilirsən ki, bunlar danışmırlar!” – dedilər.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And they were utterly confounded, and they said: Well thou knowest that these speak not.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Then were they confounded(2722) with shame: (they said), "Thou knowest full well that these (idols) do not speak!"
2722 Literally, "they were turned down on their heads" which may suggest a metaphorical somersault, i.e., they recovered from their dawning shame for idolatry and were prepared to argue it out with the youth Abraham. But I think there is a better authority for the interpretation I have adopted.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
ثُمَّ
sonra
نُكِسُوا
(yine) dön- dürüldüler
عَلٰى رُؤُ۫سِهِمْۚ
(eski) düşüncelerine
لَقَدْ
and- olsun
عَلِمْتَ
bildin
مَا هٰٓؤُ۬لَٓاءِ
bunlar değildir
يَنْطِقُونَ
konuşuyorlar
Sonra yine (şeytanın aldatmasıyla) eski düşüncelerine geri döndürüldüler (ve İbrâhîm'e dönüp), "andolsun ki sen bunların konuşmadığını (pekâlâ) biliyorsun" dediler.
ثُمّ
Zarf
ثُمّ
Sonra
نَكَسَ
Fiil-I
ن ك س
(Gerisin geri) Döndürdü, saptı
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
رَاْس
İsim
ر ا س
Baş
قَد
Edat
قَد
Katiyen, muhakkak, doğrusu, hakikaten, kesin olarak, andolsun
عَلِمَ
Fiil-I
ع ل م
Bildi
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
هٰذَا
İşaret zamiri
هٰذَا
Bu, budur
نَطَقَ
Fiil-I
ن ط ق
Konuştu, söyledi