close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Enbiyâ Sûresi 51. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Velekad âteynâ ibrâhîme ruşdehu min kablu vekunnâ bihi ‘âlimîn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Andolsun ki daha önce İbrahim'e onu doğru yola sevkedecek delilleri vermiştik ve onun, buna ehil olduğunu da biliyorduk.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Andolsun, bundan önce İbrahim’e de rüşdünü (nübüvvet yetkisini) vermiştik ve Biz onu (doğruyu seçme yeteneğinde olduğunu) bilenlerdik.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Andolsun biz, Musa'dan çok önce İbrahim'e de, O'nu doğru yola sevkedecek, dürüstlük ve bilgi gücü vermiştik. Biz O'nun halini ve buna ehil olduğunu pek iyi biliyorduk.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Biz, peygamber olarak görevlendirilmeden önce İbrâhim'e, doğruluk olgunluk, akıl yürütme, tahlil kabiliyeti ve ufuk aydınlığı nasip etmiştik. Biz onun olgunluğu ve üstün hasletlere sahip olmayı hak ettiğini biliyorduk.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 2/124-141; 6/83; 11/51-60; 16/120-123.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Andolsun biz daha önce İbrahim'e doğru yolu bulma kabiliyeti vermiştik ve biz onu biliyorduk.
Ali Bulaç
swap_vert close
Andolsun, bundan önce İbrahim'e rüşdünü vermiştik ve biz onu (doğruyu seçme yeteneğinde olduğunu) bilenlerdik.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Azametim hakkı için, biz Mûsa'dan evvel de İbrahîm'e hidayetini vermiştik ve biz, buna (peygamberliğe) ehil olduğunu biliyorduk.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Andolsun! Biz önceden İbrahim’e, doğru yolu bulma kararlılığını verdik. Biz onun (ehil olduğunu) biliyorduk.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Andolsun ki, daha önce İbrâhim'e de doğru düşünme yeteneği vermiştik. Biz onu biliyorduk.[327]
[327] Rüşd/sağduyu hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XII, 467-468.  
Besim Atalay
swap_vert close
İbrahim'e önceden yetkinlik vermiş idik, biz onu bilenlerdeniz
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Andolsun ki, biz daha önce İbrahim'e de doğru yolu bulma yeteneğini vermiştik. Zaten biz onu(n nebiliğe ehil olduğunu) daha baştan biliyorduk. 
Bkz. 6/75Ayette, “yetenek, yeterlilik” anlamındaki “rüşd” terimi; Hz. İbrahim’in nebi olmadan önce hidayet ve doğruluk yolunda Allah’ın kudretini, eşsiz ve benzersiz büyüklüğünü kavrayabilecek yüksek kişisel, sezgisel, zihinsel özelliğe sahip olduğunu göstermek için kullanılmıştır.“Doğru yolu bulmak, mâkul davranmak” gibi manalara gelen “Rüşd” kavramının Kur’an’da farklı anlamlarda kullanıldığı da görülmektedir. İman, hak ve hidayet (Bakara, 2/250), fayda (Cin, 72/21), hayır (Cin, 72/10), doğru yol (Kehf, 18/66), çıkış ve kurtuluş yolu (Kehf, 18/10) akıl ve olgunluk (Nisa, 4/6).  
Cemil Said
swap_vert close
İbrâhîm’e evvelce irâe-i tarîk itmişidik. Biz ânın müstehak oldığını biliyor idik.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
And olsun ki, daha önce İbrahim'e de akla uygun olanı göstermiştik. Biz onu biliyorduk.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Andolsun, daha önce de İbrahim’e doğruyu yanlıştan ayırma yeteneğini verdik. Biz zaten onu biliyorduk.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Biz daha önce İbrâhim’e doğru düşünme yeteneği vermiştik. Biz onu biliyorduk.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Andolsun biz İbrahim'e daha önce rüşdünü vermiştik. Biz onu iyi tanırdık.  
 Tefsirlerde, âyetteki «rüşd» kelimesinin peygamberlik anlamına, yahut Hz. İbrahim’in risâletten önce de sahip olduğu hidayet ve doğruluk manasına geldiği belirtilmiştir.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Biz daha önce de İbrahim'e anlama ve kavrama yeteneğini bağışlamıştık. Biz onu çok iyi biliyorduk.
İbrahim, Tanrı'yı keşfetmek için çok mu zekiydi, yoksa Tanrı onun kurtuluşu hakkettiğini bildiğinden ona akıl ve anlayış mı verdi? Dünya, aramızdan tevbeyi hakkedenlere tevbe etme, yani Tanrı'ya dönme fırsatı vermek için yaratıldı. Melekler, hepimizin cehenneme atılmasını istediklerinde, Ben sizin bilmediklerinizi biliyorum" diye karşılık almışlardı (2:30).  
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
And olsun ki biz daha önce İbrahim'e de rüşdünü vermiştik (akla uygun olanı göstermiştik). Biz onu biliyorduk.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Şanım hakkı için bundan evvel de İbrahime rüşdünü vermiştik
Emrah Demiryent
swap_vert close
Ve kasem olsun ki, biz İbrâhîm’e daha önce rüşdünü (peygamberlere has olan kemal hâlini) vermiştik. Ve (zaten) biz onu (n, peygamberliğe ehil olduğunu, ezelî ve ebedî olan ilmimiz ile) biliyorduk.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Ant olsun İbrahim'e rüşdünü¹ vermiştik. Biz, onu tanıyorduk.
1- Doğru düşünme yetisi, isabetli davranma olgunluğu.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Andolsun ki biz daha evvel Ibrâhîme de rüşdünü verdik ve biz onu (n buna ehil olduğunu) bilenlerdik.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Ve and olsun ki, daha önce İbrâhîm'e de rüşdünü (doğruyu bulma kabiliyetini)vermiştik ve onu(n buna ehil olduğunu) bilenler idik.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ve muhakkak ki, biz daha (küçük olup peygamber olmadan) önce de İbrahim’e, doğru yolu bulma yeteneğini vermiştik. Biz onun hâlini ve buna ehil olduğunu pekiyi biliyorduk. *
(*) Hz. İbrahim’e peygamber olmadan önce doğru yolu bulma yeteneğinin verildiğine dair aşağıdaki tefsir metinlerine bkz: Yani ayette, “yetenek, yeterlilik” anlamındaki “rüşd” terimi; Hz. İbrahim’in nebi olmadan önce hidayet ve doğruluk yolunda Allah’ın kudretini, eşsiz ve benzersiz büyüklüğünü kavrayabilecek yüksek kişisel, sezgisel, zihinsel özelliğe sahip olduğunu göstermek için kullanılmıştır. ولقد آتينا إبراهيم رشده قال الفراء : أي أعطيناه هداه . من قبل أي من قبل النبوة ؛ أي وفقناه للنظر والاستدلال ، لما جن عليه الليل فرأى النجم والشمس والقمر (الجامع لأحكام  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Biz İbrahim’i çok iyi bilen olduğumuz için, (ona elçiliğimizi vermeden) daha önce olgunluk (doğru düşünme yeteneğini) vermiştik.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Ant olsun ki Biz bundan önce İbrahim’in olgunluğunu sağlamıştık, Biz onu iyice tanıyorduk.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
* Biz İbrahim/e bundan evvel [³] hayır ve salâh yolunu vermiştik, onun buna ehil olduğunu biliyorduk.
[3] Nübüvvetten evvel veya Musa ile Harun'dan evvel.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Andolsun Biz daha önce İbrahim’e doğru yolu bulma yeteneği [ruşd] vermiştik. Biz zaten onu biliyorduk.¹⁷
17 Hz. İbrâhim’in kıssası için Bkz. Sâffât, 37/83-113  
Kadri Çelik
swap_vert close
Şüphesiz bundan (erginlik çağına ermeden) önce İbrahim'e rüştünü (peygamberliği) vermiştik ve biz onu (buna liyakatli) bilenlerdik.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Doğrusu Biz, Mûsâ’dan çok daha önce, İbrahim’e üstün ahlâkî özellikler ve sağlam bir muhâkeme yeteneği vererek, ona da hak ettiği olgunluğu bahşetmiştik; çünkü onun buna lâyık olduğunu çok iyi biliyorduk.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
And olsun önceden İbrahim’e rüşdünü verdik! Onu bilmekteydik.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Biz İbrahim’e daha genç yaşında olgunluk vermiştik. Tabiki olacakları biliyorduk:
Mehmet Çoban
swap_vert close
Andolsun! Daha önce de İbrahim’e doğruyu yanlıştan ayırma yeteneğini verdik. Zaten onu biliyorduk.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Yemin olsun ki İbrahim’e olgunluğunu daha önce vermiştik. [*] Biz onu iyi tanırdık.
Bu ayet En‘âm 6:74-77’deki mesajın doğru anlaşılması için son derece önemlidir.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Yemin olsun ki, (Peygamber olmadan)¹ önce de İbrahim’e îman olgunluğu vermiştik ve Biz zâten onun buna (ehil olduğunu da) biliyorduk.
1 Celâleyn.  
Muhammed Esed
swap_vert close
VE GERÇEK ŞU Kİ, Biz [Musa’dan] çok önce İbrahim’e (de) sağduyu vermiştik; ⁵⁹ ve o’na [yön veren saiki] biliyorduk,
59 Rüşd (bu anlam örgüsü içinde “sağduyu”) isminin sonunda yer alan “onun” (hû) iyelik zamiri, Hz. İbrahim’in Allah’ın kudretini, eşsiz ve benzersiz oluşunu belli bir muhakeme süreci içinde kavramakta gösterdiği yüksek kişisel, zihinsel niteliğe işaret etmektedir (karş. 6:74-79, ayrıca, 6:83 hk. 69. not); bizim “[Musa’dan] çok önce” diye çevirdiğimiz min kabl ifadesi ise, insanın dinî vukûf ve tecrübesindeki süreklilik özelliğini bir kere daha vurgulamaktadır.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Andolsun ki biz daha önce de İbrahim’e doğruyu bulma yeteneği vermiştik, Biz onun buna ehil olduğunu biliyorduk. 2/135, 3/95, 4/125, 6/74...83, 16/123, 22/78, 60/4
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
DOĞRUSU Biz, (Musa’dan) çok daha önce İbrahim’e de doğru işleyen bir muhakeme vermiştik; (İbrahim’in) bununla (doğru yolu bulacağını) daha baştan biliyorduk.[²⁷³⁴]
[2734] Doğru işleyen muhakeme, onun sanata bakıp sanatkârı, esere bakıp müessiri, fiile bakıp faili bulmasını sağladı (Bkz: 6:74-79).  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Andolsun ki Biz, daha önce İbrahim'e de rüşdünü (küçüklüğünden itibaren doğru yolu bulma yeteneğini) vermiştik ve biz onu (onun beşeriyetin hidayete nail olmasını dilediğini) bilenlerdik. (Nitekim)
Osman Fırat
swap_vert close
Ve daha önce de İbrahim’e doğruyu yanlıştan ayırma yeteneğini verdik. Biz zaten onu biliyorduk.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve andolsun ki, İbrahim'e de bundan evvel rüşdünü vermiştik ve Biz O'na âlimler idik.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Biz Mûsâ'dan önce de İbrâhim'e hidâyet ve akl-ı selim verdik. Biz onun halini pek iyi biliyorduk. [6, 83; 2, 124-141; 11, 51-60; 16, 120-123]
Hz. İbrahim’e verilen rüşd, ya nübüvvetten önceki hidâyet ve güzel hal yahut nübüvvet olabilir.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Andolsun biz, daha önceden İbrahim'e de doğru yolu bulma yeteneğini vermiştik. Zaten biz onu(n olgun insan olduğunu) biliyorduk.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Ve onlardan evvel İbrâhîm'e rüşd ve sedâd virdik, onun buna müstehak oldığını biz biliyorduk.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Daha önce de İbrahim’e olgunluk vermiştik. Biz ondaki olgunluğu biliriz.
Şaban Piriş
swap_vert close
Daha önce de İbrahim'e doğru yolu göstermiştik. Biz onu biliyorduk.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Daha önce Biz İbrahim'e de doğru yolu bulmasını sağlayacak bir sağduyu ve olgunluk vermiştik; çünkü onun buna lâyık olduğunu biliyorduk.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Yemin olsun, İbrahim'e daha önceden, doğruyu bulma gücünü vermiştik. Onu bilmekteydik biz.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı bayıķ virdük ibrāhįm’e ŧoġru yolın ilerüden ya'nį resįde olmadın daħı olduķ anı biliciler.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Taḥḳīḳ biz virdük İbrāhīme hidāyeti, Mūsādan ve Hārūndan burun. Daḫıbiz anuñ ḥālini bilürdük.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Biz daha öncə İbrahimə də doğru yolu nəsib etmişdik (peyğəmbərlik ehsan buyurmuşduq). Biz onu (onun buna layiq olduğunu) bilirdik.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And We verily gave Abraham of old his proper course, and We were Aware of him,
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
We bestowed aforetime on Abraham his rectitude(2712) of conduct, and well were We acquainted with him.(2713)
2712 Rushd: right conduct, corresponding in action to the quality expressed in the epithet Hanif (sound or true in Faith) applied to Abraham in 2:135 and elsewhere. 2713 Hence Abraham's title "Friend of Allah" (Khalil Allah): 4:125.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَلَقَدْ
andol- sun ki
اٰتَيْنَٓا
vermiştik
اِبْرٰه۪يمَ
İbrâhîm'e
رُشْدَهُ
rüşdünü
مِنْ قَبْلُ
önceden
وَكُنَّا
ve idik
بِه۪
onu
عَالِم۪ينَۚ
bilenler
Andolsun ki Biz, İbrâhîm'e de daha önce rüşdünü (bir kul olarak kemâlatını) vermiştik. Zaten Biz onu(n buna ehil olduğunu) biliyorduk.
قَد
Edat
قَد
Katiyen, muhakkak, doğrusu, hakikaten, kesin olarak, andolsun
اٰتَى
Fiil-IV
ا ت ي
Verdi
اِبْرٰه۪يم
Özel isim
اِبْرٰه۪يم
Hz. İbrâhîm (a.s.)
رُشْد
İsim
ر ش د
Rüşd, olgunluk
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
قَبْل
İsim
ق ب ل
Önce, öteden beri
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
بِه
Zamir
بِه
Onunla, kendisiyle
عَالِمُ
Etken fiil
ع ل م
Bilen, âlim