close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Enbiyâ Sûresi 4. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Kâle rabbî ya’lemu-lkavle fî-ssemâ-i vel-ard(i)(s) vehuve-ssemî’u-l’alîm(u)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Peygamber de, Rabbim der, gökte söylenen sözü de bilir, yeryüzünde söyleneni de ve odur duyan, bilen.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Peygamber) Dedi ki: "Benim Rabbim, gökte ve yerde söylenen her sözü bilir; O, İşitendir, Bilendir."
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Peygamber dedi ki: “Benim Rabbim, gökte ve yerde konuşulan her sözü bilir. Herşeyi işiten ve herşeyin aslını bilen O'dur.”
Ahmet Tekin
swap_vert close
Peygamber: “ Benim Rabbim, gökte ve yerde söylenen her sözü bilir. Hakkıyla işiten, hakkıyla bilen O'dur.” dedi.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 17/48; 25/9.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Dedi ki: "Rabbim gökte de yerde de (her) sözü bilir. O, duyandır, bilendir."
Ali Bulaç
swap_vert close
Dedi ki: 'Benim Rabbim, gökte ve yerde söylenen-sözü bilir; O, işitendir, bilendir.'
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
(Hz. Peygamber, o müşriklere şöyle) dedi: “- Rabbim gökte ve yerde (söylenen) her sözü bilir. O, SEMÎ'dir = her şeyi işitir, ALÎM'dir = her şeyi bilir.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
(O da) dedi ki: “Rabbim gökteki ve yerdeki her sözü bilir. O, her şeyi işiten ve her şeyi bilendir. (Onların sözünü işiten, gönüllerindekini bilendir.)
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Peygamber, “Rabbim, gökte ve yerde söyleneni bilir. O her şeyi işiten ve her şeyi bilendir” dedi.
Besim Atalay
swap_vert close
Dedi ki: «Tanrım benim, gökte, yerde ne söylense bilendir, o işitir, o bilir»
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
(Resul onlara) dedi ki: “Rabbim gökte ve yerde konuşulan her sözü bilir. O, (her şeyi) hakkıyla işitendir, (her şeyi) hakkıyla bilendir.”
Cemil Said
swap_vert close
Ânlara di ki: "Allâh semâvâtda ve arzda söylenen her sözi bilür Allâh her şeyi işidir ve görir."
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Peygamber: "Benim Rabbim gökte ve yerde söyleneni bilir. O, işitendir, bilendir" dedi.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Peygamber, onlara dedi ki: “Rabbim yerdeki ve gökteki her sözü bilir. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.”
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Peygamber dedi ki: “Benim rabbim yerde ve gökte konuşulan her sözü bilir. O, hakkıyla işitendir, bilendir.”
Diyanet Vakfı
swap_vert close
(Peygamber) dedi ki: Rabbim, yerde ve gökte (söylenmiş) her sözü bilir. O, hakkıyla işiten ve bilendir.
Edip Yüksel
swap_vert close
Dedi ki, "Rabbim yerde ve gökte her sözü bilir. O İşitendir, Bilendir. "
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Peygamber: "Benim Rabbim gökte ve yerde (söylenen) her sözü bilir. O, her şeyi işitir, her şeyi bilir" dedi.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Dedi: rabbım söyleneni bilir: Gökte de Yerde de ve o öyle semî, öyle alîmdir
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Peygamber) dedi ki: “Rabbim, gökte ve yerde söylenen her sözü bilir; O, her şeyi hakkıyla işitendir, her şeyi hakkıyla bilendir.”
Erhan Aktaş
swap_vert close
“Rabbim, gökte ve yerde olan her sözü bilir. O, Her Şeyi Duyan'dır, Her Şeyi Bilen'dir.” dedi.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
(Onlara) dedi ki: «Rabbim gökdeki, yerdeki (her) sözü bilir. O, hakkıyle işidici, kemâliyle bilicidir».
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
(Peygamber:) “Rabbim, gökte ve yerde (konuşulan) her sözü bilir. Çünki O, Semî'(herşeyi işiten)dir, Alîm (hakkıyla bilen)dir” dedi.
İhsan Aktaş
swap_vert close
(Elçimiz ise onlara) "Benim Rabbim, göklerde ve yeryüzünde (bütün evrende) söylenen sözleri en iyi bilendir. Ve O (her şeyi) işitmekte, (her şeyi) en iyi bilmektedir" dedi.
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Elçi onlara “ Benim Rabbim, göklerde ve yerde söylenmiş sözleri en iyi bilendir. Çünkü O her şeyi işiten ve her şeyi en iyi bilendir” dedi.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Dedi: "Benim çalabım yerlerde göklerde söylenen her sözü bilir. O işiticidir, bilicidir."
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
De ki Rabbim gökteki, yerdeki sözü bilir, O, semi/dir, hakkıyle âlimdir.
İsmail Yakıt
swap_vert close
(Peygamber de) dedi ki: “Rabbim gökteki konuşmayı da bilir, yeryüzündekini de. Çünkü O, Semî’dir, Alîm’dir.”
Kadri Çelik
swap_vert close
Dedi ki: “Benim Rabbim, gökte ve yerde söylenen sözü bilir. O, işitendir, bilendir.”
Mahmut Kısa
swap_vert close
Bunun üzerine Allah’ın Elçisi, düzenledikleri gizli toplantılarla, kurdukları sinsi komplolarla Müslümanları yıldırabileceklerini, Allah’ın nurunu söndürebileceklerini sanan bu zâlimlere seslenerek, “Benim Rabb’im,” dedi, “yerde ve gökte söylenen bütün gizli ve açık sözleri bilir. Çünkü O, her şeyi işiten, her şeyi bilendir.” Ve işte Rabb’im, zâlimlerin komplolarını açığa çıkarıp yerle bir ediyor:
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Dedi ki: “Yer ve Gök’teki Söz’ü / Deyiş’i rabbim biliyor. O Bilen İşiten’dir”.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Resul: " Benim Tanrım yerde gökte bütün söylenenleri bilir. Duyma ve bilgi alanı sınırsızdır " derken
Mehmet Çoban
swap_vert close
Resulümüz onlara dedi ki; "Rabbim yerdeki gökteki her sözü bilir. O her şeyi hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir."
Mehmet Okuyan
swap_vert close
(Peygamber) şöyle demişti: “Rabbim, yerde ve gökte(ki her) sözü bilir. O duyandır, bilendir.”
Mehmet Türk
swap_vert close
(Peygamber de onlara): “Benim Rabbim, gerçek işiten ve bilen olduğu için gökte ve yerde söylenen her sözü hakkıyla bilir.” dedi.¹
1 Bunun üzerine gizli gizli konuşanlar şaşırarak Efendimize: “Sen bunu nereden öğrendin.” dediler.  
Muhammed Esed
swap_vert close
De ki: ⁵ “Benim Rabbim gökte ve yerde konuşulan her sözü bilir; her şeyi işiten ve her şeyin aslını bilen O’dur”.
5 Medineli ve Basralı ilk Kur’an bilginlerine ve Kûfeli bazı bilginlere göre, bu sözcük kul şeklinde, yani emir olarak telaffuz edilmektedir: (“söyle”); buna karşılık bazı Mekkeli bilginlerle, Kûfelilerin çoğunluğu sözcüğü kâle şeklinde (“[Peygamber] söyledi”) okumaktadırlar. Mushaf’ın ilk nüshalarında kıraat sessiz harflerle -söz gelimi, bu örnekte k ve l sessiz harfleriyle kl şeklinde- sınırlıydı: sözkonusu sözcüğün hem kul, hem de kâle olarak okunabilmesi de buradan ileri gelmektedir. Ne var ki, Taberî’nin de işaret ettiği gibi, sözcüğün her iki okunuşu da aynı anlama çıkmaktadır ve dolayısıyla her ikisi de muteberdir; “çünkü, Allah Muhammed (s)’e şunu söyle diye buyurduğu zaman, Muhammed (s), söylenmesi istenen şeyi [şüphesiz ki] söylüyordu... Bunun içindir ki, sözcük hangi okunuşuyla okunursa okunsun, okuyucu anlaşılması gerekeni anlamaktadır (musîbu’s-savâb)”. Klasik müfessirler arasında Beğavî ve Beydâvî özellikle kul kıraatini kullanmakta; Zemahşerî ise, “kâle olarak da okunmuştur” şeklindeki kısa değinmesiyle kendisinin aslında kul emir formunu tercih ettiğini ifade etmiş görünmektedir.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
De ki: – Benim Rabbim gökte ve yerde söylenen her sözü bilir, zira O’dur her şeyi işiten ve bilen. 3/181, 6/59, 10/61, 13/9- 10, 34/3, 57/4, 58/7
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
(Ve) dedi ki:[²⁶⁷⁸] “Rabbim gökte ve yerde söylenen her sözü, her düşünceyi[²⁶⁷⁹] bilmektedir: zira O her şeyi işitendir, her şeyi bilendir.”
[2678] Medine ile Basra kıraat okullarının tümü ve bazı Mekkeli kârilere göre emir kipiyle (kul) okunan bu kelimeyi Kûfe okuluna mensup kârilerin tümü ve bazı Mekkeliler geçmiş zaman fiili olarak (kâle: dedi) okumuşlardır (Taberî). Her ikisi de aynı kapıya çıktığı halde ilk kıraat âlimlerinin kılı kırk yaran bir hassasiyetle bir kelimenin okunuşu üzerindeki bu farklı yaklaşımları, Kur’an’ın indiği dönemde henüz yazı, imla, noktalama (rakş), harekeleme kurallarının yeterince oturmamış oluşuyla açıklanır. [2679] el-Kavl, hem “söz” hem de “düşünce” anlamına gelir (Bkz: 18:39).  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Buna karşı Peygamber) "Benim Rabbim, gökte ve yerde söylenenleri bilir. O, hakkıyle işitendir ve hakkıyle bilendir." (İlklerin ve sonların haberini içine alan şu Kur'an'ı indiren O'dur, o Kur'an ki, göklerde ve yerde hükümran olan Allah’tan başkası onun benzerini meydana getiremez) dedi. (Böylece Kur'an'ın bir beşer sözü olmayıp Cenab-ı Hakk'tan indirilmiş olduğunu belirtti)
Osman Fırat
swap_vert close
(Resul) onlara dedi ki: "Rabbim yerdeki ve gökteki her sözü bilir. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. "
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Dedi ki: «Rabbim gökteki ve yerdeki söyleneni bilir ve O, her şeyi tamamen işiticidir, bilicidir.»
Suat Yıldırım
swap_vert close
Resul dedi ki: “Rabbim gökte olsun, yerde olsun, söylenen her sözü bilir. O öyle mükemmel işitir, öyle mükemmel bilir ki! ” [17, 48; 25, 9]
Süleyman Ateş
swap_vert close
Dedi ki: "Rabbim gökte ve yerde konuşulan her sözü bilir, (O'ndan gizli kalan hiçbir şey yoktur). O, işitendir, bilendir."
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Peygamber: "Rabbim gökde ve yerde söylenen her sözi bilir. Allâh işidici ve bilicidir" didi.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
(Elçi) Der ki “Rabbim[*] göklerde ve yerde söylenen her sözü bilir. Dinleyen ve bilen O’dur.”
[*] Sahibim  
Şaban Piriş
swap_vert close
Peygamber:- Rabbim gökte ve yerde ne söyleniyorsa bilir. O işitendir, bilendir! dedi.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Peygamber dedi ki: Gökte ve yerde söylenen sözü Rabbim bilir. O herşeyi işiten, herşeyi bilendir.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Dedi: "Rabbim, gökteki sözü de yerdeki sözü de bilir. O, her şeyi duyan, her şeyi bilendir!"
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
eyitti ya'nį muḥammed “çalabum bilür sözi gökde daħı yirde daħı ol işidicidür bilici.”
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Eyit yā Muḥammed, benüm Tañrım bilür, her söz ki göklerde ve yirlerdesöylenür. Ol Allāh her nesne[yi] işidicidür, bilicidür.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Peyğəmbər Məkkə müşriklərinə) belə dedi: “Rəbbim göydə və yerdə (söylənən) hər sözü bilir. O, (hər şeyi) eşidəndir, biləndir!”
M. Pickthall (English)
swap_vert close
He saith: My Lord knoweth what is spoken in the heaven and the earth. He is the Hearer, the Knower.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Say:(2666) "My Lord knoweth (every) word (spoken)(2667) in the heavens and on earth: He is the One that heareth and knoweth (all things)."
2666 Notice that in the usual Arabic texts (that is, according to the Qira'ah of Hafs) the word qala is here and in 21:112 below, as well as in 23:112, spelt differently from the usual spelling of the word in other places (e.g., in 20:125-126). Qul is the reading of the Basrah Qim'ah, meaning, "Say thou" in the imperative. If we construe "he says", the pronoun refers to "this (one)" in the preceding verse, viz.: the Prophet. But more than one Commentator understands the meaning in the imperative, and I agree with them. The point is merely one of verbal construction. The meaning is the same in either case. See n. 2948 to 23:112. (R). 2667 Every word, whether whispered in secret (as in 21:3 above) or spoken openly, is known to Allah. Let not the wrongdoers imagine that their secret plots are secret to the Knower of all things.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
قَالَ
dedi
رَبّ۪ي
Rabbim
يَعْلَمُ
bilir
الْقَوْلَ
sözü
فِي السَّمَٓاءِ
gökte
وَالْاَرْضِۘ
ve yerde
وَهُوَ
ve O
السَّم۪يعُ
Semî''dir
الْعَل۪يمُ
Alîm'dir
(Sen ise) Dedi(n) ki: "Rabbim yerde ve gökte (söylenmiş) olan her sözü bilir. O, Semî''dir, Alîm'dir (her şeyi, herkesi işiten ve bilendir)."
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
رَبّ
İsim
ر ب ب
Rabb (Allah'ın esması, ismidir. Rahmetiyle terbiye eden demektir), efendi
عَلِمَ
Fiil-I
ع ل م
Bildi
قَوْل
İsim fiil
ق و ل
Söz, laf, hitâp
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
سَمَٓاء
İsim
س م و
Gök, sema
اَرْض
İsim
ا ر ض
Yeryüzü, yer, arz, toprak, yurt
هُوَ
Zamir
هُوَ
O
سَمِيع
İsim
س م ع
Semî' (Allah'ın esması, ismidir. Her şeyi ve herkesi işiten demektir), işiten
عَلِيم
İsim
ع ل م
Alîm (Allah'ın ismi, esmasıdır. İlmiyle her şeyi ve herkesi bilen demektir), çok bilgili, en iyi bilen, bilgin, âlim