De ki: ⁵ “Benim Rabbim gökte ve yerde konuşulan her sözü bilir; her şeyi işiten ve her şeyin aslını bilen O’dur”.
5 Medineli ve Basralı ilk Kur’an bilginlerine ve Kûfeli bazı bilginlere göre, bu sözcük kul şeklinde, yani emir olarak telaffuz edilmektedir: (“söyle”); buna karşılık bazı Mekkeli bilginlerle, Kûfelilerin çoğunluğu sözcüğü kâle şeklinde (“[Peygamber] söyledi”) okumaktadırlar. Mushaf’ın ilk nüshalarında kıraat sessiz harflerle -söz gelimi, bu örnekte k ve l sessiz harfleriyle kl şeklinde- sınırlıydı: sözkonusu sözcüğün hem kul, hem de kâle olarak okunabilmesi de buradan ileri gelmektedir. Ne var ki, Taberî’nin de işaret ettiği gibi, sözcüğün her iki okunuşu da aynı anlama çıkmaktadır ve dolayısıyla her ikisi de muteberdir; “çünkü, Allah Muhammed (s)’e şunu söyle diye buyurduğu zaman, Muhammed (s), söylenmesi istenen şeyi [şüphesiz ki] söylüyordu... Bunun içindir ki, sözcük hangi okunuşuyla okunursa okunsun, okuyucu anlaşılması gerekeni anlamaktadır (musîbu’s-savâb)”. Klasik müfessirler arasında Beğavî ve Beydâvî özellikle kul kıraatini kullanmakta; Zemahşerî ise, “kâle olarak da okunmuştur” şeklindeki kısa değinmesiyle kendisinin aslında kul emir formunu tercih ettiğini ifade etmiş görünmektedir.