close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Enbiyâ Sûresi 3. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Lâhiyeten kulûbuhum(k) veeserrû-nnecvâ-lleżîne zalemû hel hâżâ illâ beşerun miślukum(s) efete/tûne-ssihra veentum tubsirûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Kalpleri de oyuna dalmıştır da o zalimler, fısıltıyla konuşarak bu da sizin gibi bir insandan başka bir mahluk mu ki, göz göre göre büyüye mi kapılacaksınız derler.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Onların kalpleri (Hakk’tan ve sorumluluktan) ilgisizdir, (gözleri dünyalık) oyalanma ve eğlencededir. Zulmedenler kendi aralarında, gizlice (şöyle) fısıldaşıvermektedirler: "Bu (elçi) benzeriniz olan (sizin gibi) bir beşer değil mi? Öyleyse, göz göre göre (aldanarak) büyüye mi (kapılıp) gideceksiniz?"
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Kalpleri geçici hoşnutluklar peşinde, yaratılış maksadına aykırı davrananlar, birbirleriyle gizlice konuştukları şu düşünceyi saklıyorlar: “Bu peygamber, ancak sizin gibi bir insan değil mi? O halde siz, göz göre göre büyüye mi kapılacaksınız?”
Ahmet Tekin
swap_vert close
Akılları, gönülleri, Kur'ân üzerinde düşünmekten, anlamaktan uzak, eğlencede. Baskı, zulüm ve işkence ile temel hak ve hürriyetleri, Allah yolunu, Allah yolundaki faliyetleri engelleyenler, İslâm aleyhinde propagandaya devam eden zâlimler, haksız tepki duyanlar, hakkı tanımayanlar gerçek düşüncelerini saklayarak kulaktan kulağa fısıltı yayıyorlar: “ Bu Muhammed, sizin gibi bir insan olmaktan öte biri midir? Göz göre göre aklınızı etki altına alan büyüleyici bir söze mi kapılıyorsunuz?”
bk. Kur’ân-ı Kerim, 17/48; 25/9.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Kalpleri de eğlencededir. Zulmedenler: "Bu, sizin gibi bir insandan başka bir şey midir? Şimdi siz gözünüz göre göre sihre mi gideceksiniz?" diye aralarında gizlice konuşurlar.
Ali Bulaç
swap_vert close
Onların kalpleri tutkuyla oyalanmadadır. Zulmedenler, gizlice fısıldaştılar: 'Bu benzeriniz olan bir beşer değil mi? Öyleyse, göz göre göre büyüye mi geleceksiniz?'
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Kalbleri daima eğlencede (gaflette), hem o zalimler aralarında şu gizli fısıltıyı yaptılar: “- Bu, ancak sizin gibi bir insan. Artık göz göre sihre mi gidiyorsunuz? (Sihir ve yalanı mı tasdik ediyorsunuz, sizin gibi bir insan hiç peygamber olur mu?)
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
2, 3. Rableri olan Allah’tan onlara ne zaman yeni bir mesaj gelse onlar mutlaka oynayarak, gönüllerini eğlendirerek o mesajı dinlerler. (Ciddi olarak dinlemezler.) O zalimler, gizlice aldıkları kararlarını açıkladılar(*): “Bu (Muhammed,) ancak sizin gibi bir insandır, göz göre göre büyüye mi katılacaksınız.”
(*) Böyle yayalım dediler. Ebu Ubeyde, Mecaz’ül-Kur’an.  
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Kalpleri başka şeylerle oyalanarak haksızlık edenler, aralarında fısıldaşarak, “Bu da sizin gibi bir insandan başka bir şey değildir. Siz göre göre büyüyü mü kabul edip inanacaksınız?” derler.
Besim Atalay
swap_vert close
Yürekleri bozuk olarak zalimler gizli gizli: «Bu da sizin gibi, ancak bir insan; göz göre büyüye mi tutuldunuz?» demektedirler
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Zulme sapanlar, kalpleri gaflette ve oyalanmada olduğu halde (aralarında) gizlice şöyle fısıldaşırlar: “Bu (Muhammed), sadece sizin gibi bir insan değil mi? Öyleyse, göz göre göre büyüye mi kapılıyorsunuz?” 
Bkz. 17/47, 41/26  
Cemil Said
swap_vert close
Kalblerinin arzularına tâbi’ oluyorlar beynlerinde gizlice "Muhammed bizim gibi bir âdemden başka birşey midir? Ânın sihirlerine iştirâk mi ideceksiniz, sihir oldığını göriyorsunuz" diyorlar.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
2,3. Rablerinden kendilerine gelen her yeni ihtarı mutlaka, gönülleri gaflet içinde eğlenerek dinlerler. Zulmedenler, gizli toplantılarında: "Bu zat, sizin gibi bir insandan başka bir şey midir? Siz, göz göre göre sihre mi uyarsınız?" diye konuşurlar.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
2,3. Rab’lerinden kendilerine yeni bir öğüt (bir uyarı) gelmez ki, onlar mutlaka onu alaya alarak, kalpleri de gaflette olarak dinlemesinler. O zulmedenler gizlice şöyle konuştular: “Bu da ancak sizin gibi bir insan. Şimdi siz göz göre göre sihre mi kapılacaksınız?”
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
2-3. Ne zaman rablerinden kendilerine yeni bir ihtar gelse, onlar bunu, akılları başka yerde, kendileri oyun ve eğlence içinde iken dinlemişlerdir. O zalimler, “Bu da sizin gibi sadece bir insan değil midir? Şimdi siz göz göre göre büyüye mi kapılıyorsunuz?” diye gizlice fısıldaşmaktalar.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
2, 3. Rablerinden kendilerine ne zaman yeni bir ihtar gelse, onlar bunu, hep alaya alarak, kalpleri oyuna, eğlenceye dalarak dinlemişlerdir. O zalimler şöyle fısıldaştılar: Bu (Muhammed), sizin gibi bir beşer olmaktan başka nedir ki! Siz şimdi gözünüz göre göre büyüye mi kapılıyorsunuz?
Edip Yüksel
swap_vert close
Kalpleri pervasızdır. Zalimler gizlice birbirleriyle görüştüler: "Bu adam sizin gibi bir insan değil mi? Göz göre göre büyüye mi kapılacaksınız?"
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Kalbleri hep eğlencede (gaflette), hem o zalimler aralarında şu gizli fısıltıyı yaptılar: "Bu, ancak sizin gibi bir insan. Artık göz göre göre sihre mi gidip uyarsınız?"
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Kalbleri hep oyunda hem onlar o zalimler şu gizli fısıltıyı sirleştiler: bu sırf sizin gibi, bir beşer artık göre göre sihere mi gidiyorsunuz?
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Küfürlerinde inat ettiklerinden ötürü) kalpleri (hakikate karşı) gaflette olan o zâlimler/kâfirler gizlice şöyle dediler: “Bu (Muhammed) sizin gibi bir insandır. Şimdi siz, göz göre göre (söylediği bu) sihre mi (mu‘cize dediği Kur’ân’a mı) kapılacaksınız? (Onu tasdik mi edeceksiniz?)”
Erhan Aktaş
swap_vert close
O haksızlık yapanlar, akıllarınca önemsemeyerek ve kendi aralarında fısıldayarak: “Bu, sizin gibi bir beşerden¹ başka bir şey midir? Yoksa siz, göz göre göre büyüye mi kapılacaksınız?” diyorlar.
1 – Hiçbir ilahi özelliği olmayan, sıradan bir insan.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
2,3. Rablerinden kendilerine yeni bir ihtaar gelmeye dursun, onlar bunu ille istihza ederek ve kalbleri oyuna dalarak dinlemişlerdir. Zaalimler gizli fısıltı ile (şöyle) konuşdular: «Bu sizin gibi bir insandan başka mıdır? Kendiniz görüb (ve bilib) dururken şimdi sihre mi geleceksiniz»?
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
2,3. Rablerinden kendilerine gelen her yeni nasîhati, ancak alaya alarak, onu kalbleri gaflet içinde dinlerler. Ve o zulmedenler, (aralarında) şu fısıldamaları gizli tuttular: “Bu(Muhammed), sâdece sizin gibi bir insan değil midir?(1) Şimdi siz, görüp dururken sihre mi geliyorsunuz?”
(1)“Cenâb-ı Hakk onu beşer (insan) sûretinde göndermiş, tâ insanın ahvâl-i ictimâiyelerinde(cem‘iyet hayâtındaki hâllerinde) dünyevî, uhrevî (dünya ve âhiret) saâdetlerini kazandıracak a‘mâl ve harekâtlarında (amel ve hareketlerinde) rehber olsun ve imam olsun ve herbiri birer mu‘cizât-ı kudret-i İlâhiye (Allah’ın kudret mu‘cizeleri) olan âdiyât (basit şeyler) içindeki hârikulâde olan san‘at-ı Rabbâniyeyi ve tasarruf-ı kudret-i İlâhiyeyi göstersin. Eğer ef‘âlinde (fiillerinde) beşeriyetten çıkıp hârikulâde olsa idi, bizzat imam olamazdı; ef‘âliyle, ahvâliyle (hâlleriyle), etvârıyla (tavırlarıyla) ders veremezdi. Fakat yalnız nübüvvetini (peygamberliğini) muannidlere (inadcılara) karşı isbât etmek için hârikulâde işlere mazhar olur ve indelhâce (ihtiyaç ânında) ara sıra mu‘cizâtı gösterirdi. Fakat sırr-ı teklîf olan imtihan ve tecrübe muktezâsıyla (gereğiyle), elbette bedâhet derecesinde (açıkça) ve ister istemez tasdîke mecbur kalacak derecede mu‘cize olmazdı. Çünki sırr-ı imtihan ve hikmet-i teklif iktizâ eder (gerektirir) ki, akla kapı açılsın ve aklın ihtiyârı (seçmesi) elinden alınmasın. Eğer gāyet bedîhî (apaçık) bir sûrette olsa, o vakit aklın ihtiyârı kalmaz. Ebû Cehil de, Ebû Bekir (ra) gibi tasdîk eder. İmtihan ve teklîfin fâidesi kalmaz. Kömür ile elmas bir seviyede kalırdı.” (Zülfikār, 19. Mektûb, 5-6)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Kalbleri (akıl, zihin, duygu ve düşüncekeri) de geçici zevklere dalıp gitmiş. Ayrıca, zulmetmiş olanlar, aralarında gizliden gizliye fısıldaşıp “O da (Muhammed) sizin gibi bir beşer, şimdi göz göre göre bir büyüye mi kapılacaksınız?” demektedirler.
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Kalpleri, anlamsız şeylerle oyalanmakta ve zulmedenler kendi aralarında yaptıkları gizli toplantılarda “Bu da yalnızca sizin gibi bir insan, gözlerinizle gördüğünüz halde, onun yaptığı sihire mi gideceksiniz / kabul edeceksiniz?”
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Akılları hep oyundadır. Kıyıcılar aralarında gizlice sözleşerek derler: "Bu da sizin gibi bir Ademoğlundan başka nedir ki? Öyleyse göz göre göre büyüye mi kapılıyorsunuz?"
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Kalpleri başka bir şeyle meşgul olarak dinlemesinler. Zalimler aralarında gizli konuşarak «— Bu, sizin gibi insan değil midir? Siz göz göre göre büyüye aldanıp nasıl kabul ediyorsunuz» dediler.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Kalpleri hep eğlencededir. O zulmedenler gizlice konuşuyorlar, “Bu sizin gibi bir beşer/insan değil mi? Şimdi siz göz göre göre sihire mi kapılıyorsunuz?” (dediler).¹
1 Krş. İsrâ, 17/47  
Kadri Çelik
swap_vert close
Kalpleri (ilahi hatırlatmayı, sadece dünyayla) oyalanırken (dinlemektedirler). Zulme sapanlar, gizlice fısıldaştılar (da şöyle dediler): “Bu sizin benzeriniz olan bir beşer değil mi? Öyleyken, siz şimdi gözünüz göre göre büyüye mi yönelirsiniz?”
Mahmut Kısa
swap_vert close
Çünkü para, makam ve şöhret gibi dünyalıkların hırsıyla yanıp tutuşan ve bencillik, kibir, inat ve haset duygularıyla dolup taşan kalpleri, hiçbir ahlâkî sınır tanımaya yanaşmadığı için tamamen zevk ve eğlenceye dalmıştır.İşte bu yüzdendir ki, hakîkati kabullenmeye bir türlü yanaşmayan bu zâlimler, Kur’an’ın kitlelerce benimsenmesini engellemek için, kendi aralarında gizlice fısıldaşarak dediler ki:“Okuduğu o büyüleyici sözlerle vicdanları sarsıp tüm benliğinizi derinden etkileyen bu adam, sizin gibi ölümlü bir insandan başka nedir ki? Şimdi siz, onun sözlerini dinleyip de, göz göre göre büyüye mi kapılacaksınız? Bize göre bu Kur’an, mutlaka büyü ürünü bir sözdür. Yoksa okuma yazma bile bilmeyen bir insanın böyle harikulade sözler söylemesi başka türlü izah edilemez.”
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Kalbleri kaymış olarak! Gizli Fısıldaşma’yı da zulmetmiş olanlar gizli-saklı yaptılar: “Bu sadece sizin gibi bir beşer midir?”. “Göz göre göre Sihr’e mi geliyorsunuz?”.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Bir taraftan eğleniyorlar, bir taraftan da zalim yandaşlarına açılıyorlar: " Yahu bu da sizin gibi bir insan değil mi ? Şimdi siz, göz göre göre büyülenmeye mi gidiyorsunuz ? " diyorlar.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Onlar gerçekleri inkâr ettiler. Yalanlarına sarılıp kendi kendilerine zulmettiler. Sonra aralarında toplanıp şöyle dediler; "Allah’ın elçisi olduğunu iddia eden kişi de ancak sizin gibi bir insan! Şimdi siz göz göre göre onun söylediği büyüleyici sözlere mi inanacaksınız?"
Mehmet Okuyan
swap_vert close
2,3. Kendilerine, Rablerinden her yeni mesaj geldiğinde, onlar kalpleri eğlencede olduğu hâlde elbette bununla hep alay ederek dinlemişlerdi. [*] O zalimler şu gizli fısıltıyı yapmışlardı: “Bu (Muhammed) sizin gibi bir insandan başka nedir ki! [*]Siz şimdi göz göre göre büyüye mi geliyorsunuz?”
Benzer mesaj: Şu‘arâ 26:5.,İnkarcıların bir insan olan peygamberle alay edişleriyle ilgili benzer mesajlar: Hûd 11:27; İbrâhîm 14:10-11; İsrâ 17:94; Mü’minûn 23:24, 33-34, 47; Furkân 25:41; Şu‘arâ 26:154, 186; Yâsîn 36:15; Sâd 38:8; Kamer 54:24-25; Teğâbun 64:6.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Onların kalpleri oyun ve eğlencededir. O zâlimler: “Bu (Muhammed de) sizin gibi bir insan değil mi? Öyleyse siz, göz göre göre büyüye mi kapılıyorsunuz?” diye aralarında gizli gizli¹ konuştular.
1 Necvâ: Gizli fısıltı, fiskos demektir. Burada bir de bunun gizlice söylendiği ifade edilerek son derece gizlendiği belirtilmektedir. İşte böyle iken bu fiskosları Allah tarafından Rasulullah’a bildirildi.  
Muhammed Esed
swap_vert close
kalpleri geçici hoşnutluklar peşinde; bununla birlikte, zulme [böylece] niyetli olanlar [birbirlerine şunu söylerken] gerçek düşüncelerini saklıyorlar: ³ “[Peygamber olduğunu söyleyen] bu kişi sizin gibi ölümlü biri değil mi? Peki öyleyse, böyle göz göre göre büyü ürünü bir söze mi kapılacaksınız?” ⁴
3 Bkz. bundan sonraki not.4 Sihr (lafzen, “büyü” yahut “tılsım”) sözcüğü için seyrek olarak kullandığımız “büyüleyici söz” karşılığı için bkz. bu terimin Kur’an’ın nüzul kronolojisi itibariyle ilk kez geçtiği 74:24 -Muhammed (s)’in “büyüleyici söz”e sahip bir ölümlüden başka biri olmadığı yolundaki gayrisamimî bir iddiaya dayanarak Kur’an mesajını reddetmekle, Kur’ânî öğretinin muhalifleri aslında “gerçek düşüncelerini saklamaktadırlar; çünkü, bunların muhalefetleri bu öğretiye yönelttikleri ciddî ve makul bir eleştiriden çok, Hz. Peygamber’in çağrısını olumlamanın beraberinde getireceği ahlakî ve manevî disipline uymak konusunda duydukları derin ve köklü isteksizliğe dayanmaktadır.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
“Bu sizin gibi bir beşer değil mi, şimdi siz göz göre göre onun sihrine mi kapılacaksınız?” Diyerek kendi aralarında gizli gizli fısıldaşıyorlar. 11/27, 14/10- 11, 17/94, 23/33- 34, 41/6
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Onların aklı fikri oyunda oynaştadır; üstelik bilinci altüst olan bu kimseler[²⁶⁷⁵] el altından şöyle fiskos yapıyorlar:[²⁶⁷⁶] “Bu da sizin gibi ölümlü bir insan değil mi? Şu halde siz, göz göre göre büyüye kapılıp gidecek misiniz?”[²⁶⁷⁷]
[2675] Lafzen: “zulmeden kimseler”. Zulüm, “bir şeyi yerinden etmek”tir. Burada yerinden edilen insanın kendisidir. Bu da, tam anlamıyla bir “bilinç alaborası”dır (Bkz: 7:148, not 4). Bu ters bilinç hayatı oyun, dünyayı oyun alanı, sınav araçlarını oyuncak olarak algılar. Bütün bunların temelinde, tersyüz edilmiş bir tasavvurla hayata bakmak yatar. Bu ise kişinin kendisine yapacağı en büyük zulümdür (Krş: Âyet 29, not 37). [2676] “Özel görüşme, gizli randevu, kulis, fiskos ve dedikodu” gibi bağlamına göre farklı mânalara gelebilen necvâ, yararlı, yararsız ve zararlı olmak üzere üç vasfa da sahip olabilir. Buradaki fiskos ve kulis anlamında zararlı bir necvâdır (Krş: 12:80; 17:47; 58:7-10, ilgili notlar). [2677] Vahyin olağanüstü gücünün vahyin düşmanları tarafından dolaylı bir itirafı olarak okunmalıdır.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Son Peygamberin kavmi, müşriklerin de) Kalpleri gaflet içerisinde!. O zalimler aralarında gizlice fısıldaştılar ve "Şu (Muhammed) sizin gibi bir beşerden başka bir şey değil! (O da sizin gibi yiyip içiyor, sizden bizden farkı yok. Söylediği sözler ancak bir sihir -büyü- olur o halde) Siz göre göre, büyüye mi aldanacaksınız?" dediler.
Osman Fırat
swap_vert close
Kalbleri eğlencededir. O zulmedenler, aralarında şu konuşmayı gizlediler: "Bu (Muhammed) de sizin gibi bir beşer değil mi? Şimdi siz, göre göre büyüye mi kapılacaksınız?"
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Kalpleri gaflet içinde olarak (dinlemiş olurlar) ve zulmetmiş olanlar, pek gizlice fısıltıda bulunurlar da (derler ki) «Bu, sizin gibi bir beşerden başka değil, artık siz görür kimseler olduğunuz halde sihre mi geleceksiniz?»
Suat Yıldırım
swap_vert close
2, 3. Rab'leri tarafından kendilerine gelen her yeni uyarıyı, alaya alıp kalpleri eğlenceye dalarak dinlerler. Hem o zalimler aralarında kulis yapıp, şu fısıltıyı, gizlice yayarlar: “O da sizin gibi bir insandan başka bir şey değil. Şimdi siz göz göre göre sihire mi kapılacaksınız yani? ” [17, 48; 25, 9]
Süleyman Ateş
swap_vert close
Kalbleri eğlencededir. O zulmedenler, aralarında şu konuşmayı gizlediler: "Bu (Muhammed) de sizin gibi bir insan değil mi? Şimdi siz, göre göre büyüye mi kapılacaksınız?"
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Kalbleri gâfil ve teemmülden 'ârî oldığı halde nefislerine zulüm idenler (kâfirler) aralarında gizli meşveretle birbirlerine: "Bu Muhammed sizin gibi bir insân değil midir? Göz göre göre onun sihrine nasıl aldanıyorsunuz?" dirler.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Eğlenmeyi içten içe yaparlar. Yanlışa dalan bu kimseler aralarında gizlice fısıldaşarak derler ki “Bu da sizin gibi bir insandan başka nedir ki? Göz göre göre sihire mi[*] geliyorsunuz?”
[*] Sihir kelimesinin geçtiği bu ayet, Kuran'da bu kelimenin hangi anlamda kullanıldığına delildir. Kur'an'da geçen pek çok ayette gelen her elçiye anlaşmış gibi aynı cevabı veren kafirlerin ağzından benzer ifadeler nakledilmiştir. Bu ayette nakledilen benzer ifade de "göz göre göre sihire mi geliyorsunuz?" dendiğine göre bu kafirler, sihirin 'uydurma' olduğunu biliyor olmalıdırlar. Aksi takdirde "Göz göre göre" demezlerdi. Bu manayı verdiğimiz kısım "tubsireten(وَأَنتُمْ تُبْصِرُونَ) " dir. "Basiretli bir şekilde" anlamına gelir. Basiret sadece gözün görmesinden kaynaklanmaz. Nitekim kör bir insan, gören bir insandan çok daha basiretli olabilir. Basiret akıl gözüyle görme, vizyon sahibi olma, arka planını görebilme anlamlarına gelir. Sihir, göz aldatma oyunudur. Her sihrin mutlaka teknik ve bilimsel bir açıklaması vardır. Kafirlerden nakledilen bu ifade nedeniyle meal çalışmasının tamamında "es sihrâ(السِّحْرَ)" geçen ayetlerde "uydurma" manası tercih edilmiştir. Diğer delil Araf 5/116 ve Araf 5/117'de yaptıkları sihir için "mâ ye'fikûne(مَا يَأْفِكُونَ)" "uydurduklarını" buyrulmasıdır.  
Şaban Piriş
swap_vert close
Zalimler kalpleri gaflet içerisinde gizlice fısıldaşıyorlar:-Bu, (Muhammed) sizin gibi bir insandan başka bir şey mi? Göz göre göre büyülenecek misiniz?
Ümit Şimşek
swap_vert close
Kalpleri hep oyundadır. O zalimler gizlice fısıldaşarak dediler ki: “Bu da sizin gibi bir beşer değil mi? Göz göre göre büyüye mi kapılacaksınız?”
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Kalpleri hep oyun ve oyalanmada. O zulüm sergileyenler, şu yolda bir fısıldaşmayı iyice koyulaştırdılar: "Bu adam, sizin gibi bir insandan başkası değil. Gözünüz baka baka büyüye mi gidiyorsunuz!"
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
2-3. gelmez anlara [169b] bir ögüt çalabı’larından yiñi olmış illā işidürler anı şol ḥalde kim oynarlar ya'nį masħaraya dutarlar ġāfil iken göñülleri. gizlediler rāz-ıla söyleşmeġi anlar kim şirk eylediler “iy uşbudur mı illā bir ādemį sizcileyin. ay gelür misiz cādūlıġa sizler bilür iken?”
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Anlaruñ yürekleri Ḥaḳdan ġāfildür, gizlü söyleşürler kāfirler ki: Budaḫı sizüñ gibi ādem oġlanı, dirler. Cāẕūluġa uyar mısız siz görürken? dir‐ler.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Qəlbləri qəflət içində olaraq (ona qulaq asmasınlar). Zalımlar öz aralarında gizli pıçıldaşıb (bir-birinə): “Bu (Muhəmməd) sizin kimi ancaq adi bir insandır. (Onun gətirdiyi Qur’an sehrdən, cadudan başqa bir şey deyildir). Gözünüz görə-görə sehrəmi uyursunuz?” – dedilər.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
With hearts preoccupied. And they confer in secret The wrong doers say: Is this other than a mortal like you? Will ye then succumb to magic when ye see (it)?
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Their hearts toying as with trifles. The wrong-doers conceal(2664) their private counsels, (saying), "Is this (one) more than a man like yourselves? Will ye go to witchcraft with your eyes open?"(2665)
2664 Allah's Message is free and open, in the full light of day. His enemies plot against it in secrecy, lest their own false motives be exposed. Their jealousy prevents them from accepting a "man like themselves" as a teacher or warner or guide. 2665 Literally, "in a state in which you (actually) see (that it is witchcraft)". When Allah's Messenger is proved to be above them in moral worth, in true insight, in earnestness and power of eloquence, they accuse him of witchcraft, a word which may mean nothing, or perhaps some mysterious deceitful arts.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
لَاهِيَةً
eğlenen olarak
قُلُوبُهُمْۜ
kalpleri
وَاَسَرُّوا
ve gizli tuttular
النَّجْوٰىۗق
fısıldamayı
اَلَّذ۪ينَ
o kim- seler ki
ظَلَمُواۗق
zulmettiler
هَلْ هٰذَٓا
bu (değil) mi
اِلَّا
ancak
بَشَرٌ
bir beşer
مِثْلُكُمْۚ
sizin gibi
اَفَتَاْتُونَ
şimdi geliyor musunuz
السِّحْرَ
sihre
وَاَنْتُمْ
siz iken
تُبْصِرُونَ
görüyorsunuz
(2-3) Onlara (ne zaman) Rabblerinden yeni bir zikir (hatırlatma ve öğüt) gelse, onlar ancak alaya alarak, kalpleri de oyuna, eğlenceye dalarak onu dinlerler. (Resulüm! Mekkeli) Bu zalimler (de kendi aralarında) gizlice şöyle konuştular: "Bu (Muhammed de) sizin gibi bir beşer değil mi? Siz şimdi göz göre göre (onun size okuduğu Kur'ân denen, bu) sihre mi kapılacaksınız?"
لَاهِيَة
Etken fiil
ل ه و
Eğlenen
قَلْب
İsim
ق ل ب
Kalp, yürek
اَسَرَّ
Fiil-IV
س ر ر
Gizledi, sakladı, gizli tuttu
نَجْوٰى
İsim
ن ج و
Gizli konuşma, fısıldaşma
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
ظَلَمَ
Fiil-I
ظ ل م
Zulmetti, haksızlık etti
هَلْ
Soru eki
هَلْ
-Mı, -mi, var mı?
هٰذَا
İşaret zamiri
هٰذَا
Bu, budur
اِلَّا
Edat
اِلَّا
Ancak, sadece, başka, hariç, dışında, yalnız
بَشَر
İsim
ب ش ر
İnsan, beşer
مِثْل
İsim
م ث ل
Benzer, misli, aynısı, gibi, dengi, kadarı
اَتَى
Fiil-I
ا ت ي
Geldi, getirdi
سِحْر
İsim
س ح ر
Sihir
اَنْتُمْ
Zamir
اَنْتُمْ
Siz
اَبْصَرَ
Fiil-IV
ب ص ر
Gördü, görür