close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Enbiyâ Sûresi 28. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Ya’lemu mâ beyne eydîhim vemâ ḣalfehum velâ yeşfe’ûne illâ limeni-rtedâ vehum min ḣaşyetihi muşfikûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
O bilir, onların önlerinde ve artlarında ne varsa ve Tanrı rızasına mazhar olandan başkasına şefaat de edemezler ve onlar, onun korkusundan ürkerler.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
O (Allah), önlerindekini ve arkalarındakini (geçmişlerini ve geleceklerini) bilir; onlar (melekler ve ruhaniler, nebiler ve şehitler, kendisinden) hoşnut olunandan (ve Allah’ın müsaade buyurduğundan) başkasına şefaatte bulunamazlar. Ve onlar, O’nun (haşmet ve) haşyetinden (Allah’ın ululuk ve korkusundan) içleri titremekte olanlardır.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Allah onların yaptıklarını da, yapacaklarını da bilir ve onlar Allah'ın hoşnut olacağı kimselere, şefaat edebilirler ve hepsi de, Allah korkusundan dolayı titrerler.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Allah onların aşikâre, saklı, gizli yaptıklarını, yapacaklarını bilir. Allah'ın rızasına mazhar olmuş kullarından başkasına şefaat etmezler. Onlar korku içinde, Allah'ın emirlerine itina göstererek, saygıdan titrerler.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 2/255; 34/23.  
Ahmet Varol
swap_vert close
O (Allah) onların önlerinde ve arkalarında olanı bilir. O'nun hoşnut olduğu kimseden başkasına şefaat etmezler. O'nun korkusuyla titremektedirler.
Ali Bulaç
swap_vert close
O, önlerindekini ve arkalarındakini bilir; onlar şefaat etmezler (kendisinden) hoşnut olunandan başka. Ve onlar, O'nun haşmetinden içleri titremekte olanlardır.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Allah, onların önlerindekinide, arkalarındakini de (yaptıklarını ve yapacaklarını) bilir ve onlar, O'nun rıza verdiği kimselerden başkasına şefaat edemezler. Hepsi O'nun korkusundan titrerler.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Allah onların geçmişlerini ve geleceklerini bilir. Allah’ın razı olduğundan başkasına şefaat yetkileri yoktur. Allah’ın verdiği dehşet ve haşyetten titriyorlar.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Allah, onların önlerindekini de arkalarındakini de bilir. Allah'ın rızasına ulaşmış olanlardan başkasına şefaat etmezler. Onlar, Allah korkusundan titrerler.[324]
[324] Şefaat hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XII, 431-432; I, 419-426; XVI, 392-393.  
Besim Atalay
swap_vert close
Bilir önlerinde, artlarında olanı, onlar ancak Allahın hoşnutluğun kazanana şefaat ederler, onlar korkudan titrerler
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Allah, onların yaptıklarını da yapacaklarını da bilir. Onlar, O'nun razı olduğu kimselerden başkasına şefaat etmezler ve hepsi O'na olan saygılarından titrerler. 
Bkz. 2/123, 2/254, 2/255, 6/51, 6/70, 10/3, 20/109, 34/23 ve dipnotu 53/26“O’nun razı olduğu kimselerden başkasına şefaat etmezler” söylemindeki “şefaat” ifadesi cennet ehli için söylenmiş olmalı. Çünkü Allah’ın razı olduğu kişilerin varacağı yer cennettir. Cennetteki şefaat, cennet ehlinin bir araya gelmesi konusunda görevli meleklerin Allah’a durumu arz etmesi bizim şu anda bilemediğimiz, anlam veremediğimiz şekillerle ve yollarla olabilir.  
Cemil Said
swap_vert close
Allâh ânların ne yapdıklarını ve yapacaklarını bilür. Ânlar izinsiz şefa’atde bulunamazlar. Meğer ki istediği içün şefa’ate müsâ’ade itsün. Huzûrunda korkudan titrerler.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Allah, onların yaptıklarını ve yapmakta olduklarını bilir. Onlar Allah'ın hoşnut olduğu kimseden başkasına şefaat edemezler; O'nun korkusundan titrerler.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Allah, onların önlerindekini de arkalarındakini de (yaptıklarını da yapacaklarını da) bilir. Onlar, O’nun razı olduğu kimselerden başkasına şefaat etmezler ve hepsi O’nun korkusuyla titrerler.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Allah onların önlerindekini de arkalarındakini de (bildiklerini de bilmediklerini de) bilir. Onlar Allah’ın razı olduklarından başkasına şefaat edemezler ve Allah korkusundan titrerler!
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Allah, onların önlerindekini de, arkalarındakini de (yaptıklarını da, yapacaklarını da) bilir. Allah rızasına ulaşmış olanlardan başkasına şefaat etmezler. Onlar, Allah korkusundan titrerler!
Edip Yüksel
swap_vert close
O onların geçmişini ve geleceğini bilir. Onlar O'nun hoşnut olduğu kullarından başkası için şefaat etmezler. Onlar bile O'nun karşısında saygıyla titrerler.
Şefaat hikayesi, Şeytanın oltasındaki en etkin yemdir. Bak, 2:48 ; 43:86.  
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Allah, onların önlerindekini de, arkalarındakini de (yaptıklarını ve yapacaklarını) bilir. Onlar, Allah'ın hoşnud olduğu kimseden başkasına şefaat etmezler. Hepsi de O'nun korkusundan titrerler.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
O onların önlerindekini arkalarındakini bilir ve onlar onun rıza verdiği kimselerden başkasına şefaat etmezler, ve hepsi onun haşyetinden titrerler
Emrah Demiryent
swap_vert close
Allah, onların önlerindekini de arkalarındakini de (yaptıklarını da yapacaklarını da) bilir. Onlar (melekler), O’nun (Allah’ın) razı olduğu kimselerden başkasına şefaat etmezler ve hepsi O’nun haşyetinden/azametinden titrerler.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Allah, onların bütün yapıp ettiklerini bilir. Ve onlar, rızasına ermiş olanlardan başkasına şefaat¹ edemezler. Onlar, O'na duydukları derin saygıdan titrerler.
1- Yardım.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Önlerindekini de, arkalarındakini de O bilir. Bunlar, Onun rızâsına ermiş olandan başka kimseye şefaat etmezler. Bunlar Onun korkusundan titreyenlerdir.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
(Allah) onların önlerindekini ve arkalarındakini (yaptıklarını ve yapacaklarını)bilir; (O'nun) râzı olduğu kimseden başkasına şefâat etmezler ve onlar O'nun korkusundan titreyen kimselerdir.
İhsan Aktaş
swap_vert close
O, onların önlerindekini de arkalarındakini de (yaptıklarını da yapacaklarını da) bilir. Onlar (melekler) ise (dünyadayken) ancak O’nun razı olduğu (mü’min) kimseler hakkında şefaatte (dua ve istiğfarda) bulunabilirler (dünyadayken mü’minler için bağışlanma diler ve dua ederler; yoksa Allah katında, kıyamette bir kimse için şefaatte bulunamazlar). Ve onlar, ona duydukları derin saygıdan titrerler.*
(*) Not: Aşağıdaki tefsir metinlerinden de anlaşıldığı gibi, meleklerin müminlere şefaati/ dua ve istiğfarları dünyadadır… 1. Dünyadaki şefaat: Mü’minler için dua ve istiğfarda bulunmaları, iman etmemiş olanlara da hidayet dilemeleridir. 2. Eğer meleklerin şefaati/yardımı ahirette de var ise, dünyadayken iman ve iyi amelleri sebebiyle yüce Allah’ın kendilerinden razı olduğu ve cenneti hak edip oraya girmek için mahşerde beklemekte olan mümin kimseleri Allah’ın emriyle cennette almaları/götürmeleri şeklinde olabilir. Yani ahirette meleklerin şefaati/yardımı cehennemi hak edenler için değildir. Zaten o gün. İman, ibadet, kulluk, ameli salih, şefaat, dua, rica ve yalvarma günü değildir, bütün bunlar dünyada olur. Ahiret günü ise sadece hesap verme ve bunun neticesinde ödül veya ceza alma günüdür. Ayrıca müşriklerin yeniden dirilişe, ahirete, cennet ve cehenneme inanmadıkları için meleklerin şefaatini/yardımlarını ahirette değil, dünyevi bela vu musibetlerden korunmak için dünyada umuyorlardı. Çünkü ayetlere baktığımız zaman müşriklerin tekrar dirilmeyi ve ahiret hayatını inkâr ettiklerini görüyoruz. İşte maalesef şefaat konusu hep yanlış anlaşılmaktadır. Detay için aşağıdaki tefsir metinlerine ve Ta-Ha-20/109. ayetin açıklamasına bakılabilir. أو استجابة لاستغفارهم لمن في الأرض ، كما قال تعالى : والملائكة يسبحون بحمد ربهم ويستغفرون لمن في الأرض في سورة الشورى . وذلك الاستغفار من جملة ما خلقوا لأجله ( التحرير والتنوير ) ولا يشفعون إلا لمن ارتضى فيه وجهان: أحدهما: لا يستغفرون في الدنيا إلا لمن ارتضى.) (زاد المسير- النكت والعيون - تفسير القرآن - نظم الدرر في تناسب الآيات والسور) ويحتمل أن تكون هذه الشفاعة في الآخرة أو في الدنيا، وهي استغفارهم لمن في الأرض (التسهيل لعلوم التنزيل) : {إِلاَّ لِمَنِ ٱرْتَضَىٰ} إلى المشفوع له: إلا لمن ارتضى عنه الرب (تأويلات أهل السنة) ولا يقدرون على أدنى وجوه معارضته. لأنهم لا يشفعون إلا لمن ارتضى. إذا الشفاعة لغير المرتضى نوع معارضة معه. وكيف يعارضونه:( محاسن التأويل) ولا يشفعون إلاّ لمن ارتضى: أي إلاّ لمن رضي تعالى أن يشفع له.( أيسر التفاسير) إِلَّا لِمَنِ ارْتَضَى ) يعني لمن رضي الله عنهم (حقائق التأويل في الوحي والتنزيل)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Allah onların önlerinde olanı da, arkalarında olanı da bilir. O melekler yalnızca Allah’ın razı olduğundan başkasına yardım (şefaat) edemezler ve onlar Allah korkusundan dolayı saygı içerisindedirler.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Yaptıklarını da yapacaklarını da O bilir. Onlar yalnız Allah’ın dileğini elde etmiş olanları kayırırlar. Kendileri de Onun ürküsünden titrerler.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Allah onların yaptıklarını, yapacaklarını bilir, onlar yalnız Allah/ın hoşnut olacağı [¹] kimselere şefaat edebilirler, O/nun haşyet ve mehabetinden korku içinde bulunurlar.
[1] Veya şefaatine razı olduğu.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
O, onların önlerinde olan şeyleri de arkalarında olan şeyleri de bilir. Onlar, Allah’ın razı olduğu kimselerden başkasına şefaat etmezler. Hepsi de O’nun haşmetinden saygıyla ürperirler/titrerler.
Kadri Çelik
swap_vert close
O, önlerindekini de arkalarındakini de bilmektedir. Onlar (kendisinden) hoşnut olunandan başkasına şefaat de etmezler ve onlar, O'nun haşyetinden içleri titremekte olanlardır.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Allah, onların geçmişte ve gelecekte, gördükleri ve göremedikleri, bildikleri ve bilmedikleri, açıkladıkları ve gizledikleri, kısacası önlerindeki ve arkalarındaki her şeyi tam olarak bilmektedir. Fakatonların bilgisi çok sınırlıdır. Bu yüzden, Allah izin vermedikçe ve O’nunzaten hoşnut olduğu kimselerden başkasına şefaat edemezler. Yani, azâbı hak eden kimseleri kayırıp cehennemden kurtarmak için Allah katında aracılık edemezler. Çünkü onlar, O’nun heybetinden tir tir titrerler.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Onların ellerindeki şeyleri ve arkalarındaki şeyleri biliyor. Razı olduğu kimseden başkasına şefaat etmezler. Onlar O’nun çekincesinden titrerler.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Allah meleklerin, hem geçmişlerini, hem geleceklerini bilir. Melekler, sadece Allah'ın onay verdiği kimselere şefaat edebilirler. Allah korkusu ile yürekleri hep kıpır kıpırdır.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Allah onların ne yaptıklarını, ne yapacaklarını bilir. Onlar sadece Allah’ın izin verdiği kişilere şahitlik yapar. Üstelik hükmümüze karşı gelmeye korkarlar.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
(Allah) onların önlerindekini de arkalarındakini de bilir. [*] (Allah’ın) razı olduğundan başkasına şefaat edemezler. [*] Onlar (Allah’a) saygıları nedeniyle titrerler!
Benzer mesajlar: Bakara 2:255; Tâhâ 20:110; Hacc 22:76.,Bu ayet Tâhâ 20:109, Zümer 39:43-44 ve Necm 53:26. ayetlerle birlikte okunmalıdır.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Allah, (meleklerin) yaptıklarını da yapacaklarını da bilir. Hatta onlar, kesinlikle Allah’ın râzı olduğu kimselerden başkasına şefâat da edemezler.¹ Ve onların hepsi, Allah korkusundan dolayı (içleri titreyerek) Ondan sakınırlar.
1 Yani Allah’ın istemediği bir kimseye insanlar ve peygamberler şefaat edemediği gibi melekler de Allah kendilerine izin vermediği sürece şefaat edemezler.  
Muhammed Esed
swap_vert close
O, onların gözünün önünde olanları da bilir, onlardan gizli tutulan şeyleri de bilir; ³⁶ bunun içindir ki, onlar, O’nun [zaten] hoşnut olduğu insanların dışında kimseye yan çıkıp kayıramazlar; ³⁷ çünkü (herkesten önce) onların kendileri O’nun korkusuyla titrerler.
36 Bkz. 2:255 hk. 247. not.37 Karş. 19:87 ve 20:109. Bu anlamda “şefaat/aracılık” konusunda bkz. 10:3 hk. 7. not.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Allah, onların yaptıklarını ve yapacaklarını bilir ve onlar Allah’ın hoşnut olduğu kimseden başkasına şefaat edemezler. Zira onlar Allah’a duydukları derin saygıdan dolayı tir tir titrerler. 10/3, 21/27, 34/23, 53/26, 78/38
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
O, onların bildiklerini de bilmediklerini de bilir.[²⁷⁰⁵] Ki zaten onlar, O’nun hoşnut ve razı olmadığı hiç kimseye şefaat edemezler:[²⁷⁰⁶] zira onlar O’nun yüceliği karşısında derin bir saygıyla titrerler.[²⁷⁰⁷]
[2705] Bir başka ifadeyle: “geçmişlerini de geleceklerini de” (Bkz: 20:110, not 91). [2706] Kur’an, Allah’tan bağımsız bir kayırma ve şefaat iddiasını tümüyle reddeder. Burada olduğu gibi reddetmediği şefaat biçimi, sadece Allah’ın razı olduğu birine verdiği ödülü, sahibine takdim etmekle onurlandırılmaktır. Ödülü takdim eden ödülü veren değildir. Onun ödül üzerinde hiçbir tasarrufu yoktur. O sadece, ödül sahibi tarafından ödül takdimine mazhar kılınmakla onurlandırılmıştır (Ayrıca bkz: 34:23, not 43 ve 39:44, not 47). [2707] Haşyet sıradan bir korku değil, özellikle de muşfikîn ile birlikte kullanıldığında saygı ve sevgiden dolayı duyulan derin bir ürperti halidir (Bkz: 18:49, not 60).  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Allah, onların önlerindekileri de bilir, arkalarındakileri de. (Onların yaptığı her işten haberdardır. Onlar, Allah'ın razı olduğu kimseden başkasına şefaat edemezler, O'nun korkusundan titrerler.)
Osman Fırat
swap_vert close
(Allâh) Onların önlerinde ve arkalarında olanı bilir. (Allâh’ın) râzı olduğundan başkasına şefâ’at edemezler ve onlar, O’nun korkusundan titrerler.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Onların ilerilerindekini de gerilerindekini de bilir ve razı olduğundan başkasına şefaat de edemezler ve onlar O'nun mehabetinden kemal-i itina ile korkar kimselerdir.
Suat Yıldırım
swap_vert close
O onların yaptıklarını da yapacaklarını da, açıkladıklarını da gizlediklerini de bilir. Onlar, sadece O'nun razı olduğu kimse hakkında şefaat ederler. O'na duydukları tazimden ötürü çekinir, titrerler. [2, 255; 34, 23]
Süleyman Ateş
swap_vert close
(Allah) Onların önlerinde ve arkalarında olanı bilir. (Allah'ın) razı olduğundan başkasına şefa'at edemezler ve onlar, O'nun korkusundan titrerler.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Onların önünde ve ardında olanı Allâh bilir Ancak O'nun râzı oldığına şefâ'at iylerler. Ve Allâh'ın korkusundan titrerler.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Yaptıklarını da geriye bıraktıklarını da O bilir. O’nun razı olduğu kişiden başkası lehine destek veremezler[*]. Onlar Allah korkusundan titrerler.
[*] Dua edemezler.  
Şaban Piriş
swap_vert close
Allah, onların önlerindekini de arkalarındakini de bilir. Allah'ın razı olduğu kimseden başkasına şefaat edemezler. O'nun korkusundan tir tir titrerler.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Allah onların geçmişini de bilir, geleceğini de. Onlar, ancak Allah'ın rıza göstereceği kimseler için şefaat ederler; Onun korkusuyla da ürpermektedirler.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
O, onların önlerindekini de arkalarındakini de bilir. Onlar, O'nun hoşnutluk verdiklerinden başkasına da şefaat etmezler. Ve onlar O'nun korkusundan titrerler.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
bilür anı kim ileylerindedür daħı anı kim artlanıncadur. daħı şafa'at eylemeyeler illā anuñ-içün kim ħoşnūd oldı Tañrı daħı anlar anuñ ķorķusından ķorķucılardur.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Bilür Tañrı Ta‘ālā ileylerinde olanı, ardlarında olanı daḫı. Şefā‘at daḫı it‐mezler, illā Allāh rāżī olduġı kimseye. Daḫı anlar Allāh heybetinden ḳorḳarlar.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Allah) onların öndəkilərini də, arxalarındakını da (nə etdiklərini və nə edəcəklərini) bilir. Onlar yalnız (Allahın) razı olduğu (izin verdiyi) kəslərdən ötrü şəfaət edə bilər və Onun heybətindən qorxarlar.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
He knoweth what is before them and what is behind them, and they cannot intercede except for him whom He accepteth, and they quake for awe of Him.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
He knows what is before them, and what is behind them, and they offer no intercession except for those who are acceptable,(2688) and they(2689) stand in awe and reverence of His (Glory).
2688 Cf. 20:109. "Acceptable" means that they have conformed to the Will of Allah and obeyed His Law, thus winning the stamp of His approval. 2689 They: the usual interpretation refers the pronoun to the servants of Allah who intercede: it may also refer to those on whose behalf the intercession is made: they do not take it as a matter of course, but stand in due awe and reverence of Allah's great glory and mercy.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
يَعْلَمُ
bilir
مَا
o şe- yi ki
بَيْنَ اَيْد۪يهِمْ
önlerindedir
وَمَا
ve o şeyi ki
خَلْفَهُمْ
arkala- rındadır
وَلَا يَشْفَعُونَۙ
ve şefâat etmezler
اِلَّا
an- cak
لِمَنِ
o kim- seye ki
ارْتَضٰى
razı oldu
وَهُمْ
ve onlar
مِنْ خَشْيَتِه۪
O'nun haşyetinden
مُشْفِقُونَ
titreyenlerdir
(Allah) Onların önlerindekini de arkalarındakini de (yaptıklarını da yapacaklarını da) bilir. Onlar (Allah'ın) razı olduklarından başkasına şefâat etmezler ve O'nun haşyetinden titrerler!
عَلِمَ
Fiil-I
ع ل م
Bildi
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
بَيْن
İsim
ب ي ن
Arasında
يَد
İsim
ي د ي
El
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
خَلْف
İsim
خ ل ف
Arka, halife, nesil, ard
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
شَفَعَ
Fiil-I
ش ف ع
Şefâat etti
اِلَّا
Edat
اِلَّا
Ancak, sadece, başka, hariç, dışında, yalnız
مَن
Şart edatı
مَن
Kim, kimdir, kimse
اِرْتَضٰى
Fiil-VIII
ر ض و
Razı oldu
هُمْ
Zamir
هُمْ
Onlar (erkekler için kullanılır)
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
خَشْيَة
İsim
خ ش ي
Haşyet, korku
مُشْفِقُون
Etken fiil-IV
ش ف ق
korkanlar, korkudan titreyenler