Eğer (gerçekten iddia ettikleri gibi) her ikisinde (göklerde ve yerkürede) Allah’tan başka ilahlar olsaydı, (gökler ve yerküre) kesinlikle kaos içinde yıkılıp giderdi: İşte Arş’ın (madde ve mana aleminin) Rabbi olan Allah, kendisiyle ilgili olarak (düzüp) uydurdukları, (kâinatın tetbir ve idaresinde ortakları bulunmak gibi) her türlü nitelemeden uzaktır. *
(*) Müşrikler, yüce Allah’ın evreni yarattıktan sonra yönetimde kendisine ortaklar edindiğini iddia ediyorlar, özellikle hac ibadeti esnasında telbiye yaparken bunu dile getiriyorlardı (İbn Âşûr, VIII, 39). Âyet-i kerîme bunun imkânsızlığını vurgulamaktadır. Burada şu kanıt ortaya konmaktadır: Bir ülkede birden fazla başkan olmadığı gibi evrende de birden fazla ilâhın bulunması mümkün değildir. Eğer varlık âleminde Allah’tan başka ilâh olsaydı ilâhlar arasında yaratma, yönetme ve üstünlük konularında anlaşmazlık meydana gelir, bu da varlığın yaratılma imkânının ortadan kalkmasına veya evrenin nizamının bozulmasına sebep olurdu. Birden fazla ilâhın anlaşarak evreni ortaklaşa yönettikleri farzedilirse bu durumda da ilâhların her biri tam değil, noksan etken olmuş olur. Noksan olan ise ilâh olamayacağından hiçbirinin ilâh olmaması gerekir. Kısacası ister bağımsız olarak isterse ortaklık şeklinde Allah’tan başka ilâhın bulunması aklen, mantıken ve ilmen mümkün görülmemektedir; vahiy ise zaten Allah’tan başka ilâhın varlığını reddetmektedir. Şu halde Allah’tan başka ilah yoktur (bu konuda daha fazla bilgi için bk. Elmalılı, V, 3345-3347; İbn Âşûr, XVII, 38-44; ayrıca bk. İsrâ 17/42-43). Yani yerde ve göklerde (evrende) Allah’tan başka ilâhlar da olsaydı, bugünkü düzen olmaz, yer ve göklerin nizamı bozulup alt üst olurdu. Ortada süregelen ve hedefinden şaşmayan mutlak bir düzen varsa, mutlaka bir düzenleyici vardır; öyle ki bu düzenleyicinin ortağı, dengi ve benzeri yoktur.