Hâlbuki göklerde ve yerkürede (evrende) kim (ve ne) varsa hepsi O’nun tasarufunda olan yaratıklarıdır. Ve O’nun nezdinde (değerli) olanlar ise, O’na ibadet (kulluk) etmekte büyüklüğe asla kapılmazlar ve yorgunluk da duymazlar.*
(*) Allah Teâlâ, hakkın bulunduğu yerde bâtılın barınamayacağını, yok olup gideceğini mecâzi bir anlatımla ifade edip, kendisi hakkında yakışıksız sözler söyleyenlerin, Kur’an’a sihir, saçma sapan rüya vb. nitelemeler yakıştıranların, Peygamber’i yalancılıkla itham edenlerin, evrenin sadece dünya hayatı için yaratılmış olduğuna inananların kendilerine yazık ettiklerini haber vermiştir. Hâlbuki Allah evrende ne varsa her birini bir hikmete bağlı olarak yaratmıştır, hepsi O’nun mülkü ve kullarıdır. O, hiçbir şekilde yarattıklarına muhtaç olmadığı gibi yarattıkları da O’na ortak değildir. Hepsi iradeli veya iradesiz olarak O’na kulluk eder; evrende Allah’ı tesbih etmeyen hiçbir varlık yoktur, fakat insanlar bunu anlamazlar (bk. İsrâ 17/44). Kaynak: (Kur’an Yolu Tefsiri) Not: Ayetteki ( {وَمَنْ عِندَهُ’’ve men indehu’’ cümlesi fiziksel mekânı değil, Allah nezdidndeki manevi değerleri ifade eder. Yani Allah nezdinde değerli olan varlıklar (melekler) ona kulluk etmekten büyüklüğe asla kapılmazlar.’’şeklindedir. Zira Allah mekândan münezzehtir.