[çünkü,] eğer bir oyun, bir eğlence edinmek dileseydik, bunu herhalde kendi katımızdan edinirdik; ama hiç böyle bir şeyi diler miyiz! ¹⁹
19 Lafzen, “eğer böyle yapmayı irade etseydik”: yani, Allah “bir eğlence arayacak olsaydı” (ki, mutlak manada kendine yeterli ve sınırsız kudret sahibi olduğu için, hiçbir şekilde O’nun böyle bir şeye ihtiyacı yoktur) bunu Kendi Zâtı’nda bulurdu; sırf bunun için, yani sırf kendini eğlendirmek ve deyim yerindeyse, kendi varlığının bir “yansımasını” ortaya koymak gibi farazî ve mantıken anlamsız bir amaç için ayrı bir evren yaratmaya ihtiyaç duymazdı. Kur’an’ın vecîz ifade tarzı içinde yukarıdaki pasaj Allah’ın müte‘âl olduğunu, kendisine yakıştırılabilecek beşerî her türlü duygusal ve ruhsal ihtiyaçtan (oyun, eğlence ihtiyacı gibi) uzak olduğunu dile getirmektedir.