close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Enbiyâ Sûresi 104. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Yevme natvî-ssemâe ketayyi-ssicilli lilkutub(i)(c) kemâ bede/nâ evvele ḣalkin nu’îduh(u)(c) va’den ‘aleynâ(c) innâ kunnâ fâ’ilîn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Biz o gün göğü, kitap sahifelerini dürüp büker gibi dürüp bükeceğiz; önce nasıl yaratmaya başladıysak tekrar yaratacağız, bu, vaadimizdir bizim ve gerçekten de yapacağız bunu, gücümüz yeter yapmaya.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Bizim, (tüm tabakalarıyla) göğü kitabın sahifelerini katlar gibi katlayacağımız gün, ilk yaratmaya başladığımız gibi, yine onu (eski durumuna) iade edeceğiz. Bu, Bizim üzerimizde bir vaiddir. Elbette, Biz bunu yapıvereceğiz.
[Not: Bu ayet yerkürenin ve bütün göklerin elektrik-enerji sinyallerinden oluşan bir film şeridi gibi olduğuna işaret etmektedir.]  
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
O gün gökleri, kitap sahifeleri dürer gibi dürüp bükeceğiz ve kâinâtı ilk kez nasıl yarattıysak, onu yeniden yine öyle tekrar yaratacağız. Gerçekleştirilmesini kendi üzerimize aldığımız bir sözdür bu. Şüphesiz biz herşeyi yapabilecek güçteyiz.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Divan kâtiplerinin yazılı evrakıtomar haline getirdikleri gibi göğü toplayıp düreceğimiz günü hatırından çıkarma. Yoktan var etmeye başladığımız ilk gündekine benzer şekilde onu yeniden yaratacağız. Bu, üzerimize aldığımız bir vaattir. Biz va'dettiğimizi yaparız.
Ahmet Varol
swap_vert close
O gün gökleri, kitapların sayfalarını dürer gibi düreriz. İlk yaratmaya başladığımız gibi onu iade ederiz. Bu bizim üzerimize bir vaaddir. Doğrusu biz (istediğimizi) yaparız.
Ali Bulaç
swap_vert close
Bizim, göğü kitabın sahifelerini katlar gibi katlayacağımız gün, ilk yaratmaya başladığımız gibi, yine onu (eski durumuna) iade edeceğiz. Bu üzerimizde bir vaiddir. Elbette, biz yapıcılarız.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
O gün ki, semayı, kitabların sahifesini dürer gibi düreceğiz. (Mahlukatı) ilk yaratışa başladığımız gibi, yine onu iade edeceğiz; üzerimize aldığımız bir vaaddır ki, muhakkak (öldükten sonra) dirilmeyi yapacağız.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
O gün, kitap tomarlarını dürer gibi göğü düreriz. İlk sefer yarattığımız gibi, yeniden yaratırız. Bu, üzerimize aldığımız bir vaattir. Şüphesiz onu yerine getireceğiz.
[Nitekim kâinatın devrelerinde, dünya dönemlerinde, insanlık tarihinde, her senede, baharda bu kıyamet sahnelerinin binlercesini görüyoruz. Yaz biter kış gelir, kış biter yaz gelir. İşte bir örneği:]  
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Göğü, kitap sayfalarını dürer gibi dürdüğümüz zaman, yaratmaya ilk başladığımız gibi, katımızdan verilmiş bir söz olarak yaratmayı tekrar edeceğiz. Biz bunu yapacağız.[337]
[337] Kıyamet hakkında kısa bir bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XII, 532-533.  
Besim Atalay
swap_vert close
Nice kitaplar tomar olup dürülürse, biz de o gün gökleri böylecene düreriz, va'dimiz gereğince, önce nice yarattıksa, diriltiriz öylecene; biz bunu yaparız!
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
O gün göğü kitabın sayfalarını dürer gibi düreceğiz. (Sonra) ilkin başlayıp yarattığımız gibi, yeniden yaratacağız ki, bu bizim için verilmiş bir sözdür. Biz (bunu) mutlaka yapacağız.
Cemil Said
swap_vert close
O gün biz semâvâtı sicil kitâbı gibi yuvarlayub tomar yaparız, kâinâtı yaratdığımız gibi i’âde ideceğiz bu bizim va’dimizin îcâbâtındandır, infâz ideceğiz.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Göğü, kitap dürer gibi dürdüğümüz zaman, yaratmaya ilk başladığımız gibi katımızdan verilmiş bir söz olarak onu tekrar var edeceğiz. Doğrusu Biz yaparız.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Yazılı kâğıt tomarlarının dürülmesi gibi göğü düreceğimiz günü düşün. Başlangıçta ilk yaratmayı nasıl yaptıysak, -üzerimize aldığımız bir vaad olarak- onu yine yapacağız. Biz bunu muhakkak yapacağız.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
O dehşet günü gökleri yazılı kâğıt tomarlarını dürer gibi düreriz. Yaratmaya başlamadan önceki hale döndürürüz. Sözümüz sözdür; biz bunu mutlaka yaparız.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
(Düşün o) günü ki, yazılı kâğıtların tomarını dürer gibi göğü toplayıp düreriz. Tıpkı ilk yaratmaya başladığımız gibi onu tekrar o hale getiririz. (Bu,) üzerimize aldığımız bir vaad oldu. Biz, (vâdettiğimizi) yaparız.  
 Tekrar o hale getirmekten maksat, ya her şeyi yok etmek yahut da yok ettikten sonra yeniden eski haline getirmek, diriltmektir.  
Edip Yüksel
swap_vert close
O gün göğü dosyaları dürer gibi katlar ve yaratılışın ilk durumunu nasıl başlatmışsak ona çeviririz.
Yaratılışın ilk anı tüm evren, alabildiğine yoğun çok küçük bir tohum halinde idi. O an ne maddenin temel taşı olan atomlar, ne zaman, ne de mekan vardı. Herşey, "singularity" denilen bu noktanın 15-20 milyar sene önce büyük bir patlama ile yarılmasından sonra yaratıldı. Bu Surenin 30. ayetinde evreni büyük patlama sonucu oluşturuğunu bildiren Tanrı, evrenin sonunu da tersi yönde bir işlemle, galaksiler sistemini üstüste yıkarak gerçekleştireceğini bildirmektedir. Astronomide "kapalı kainat modeli" diye bilinen teori, bu ayet tarafından doğrulanıyor. Bak 4:82.  
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Göğü, kitab dürer gibi dürdüğümüz zaman, yaratmaya ilk başladığımız gibi, katımızdan verilmiş bir söz olarak onu tekrar var edeceğiz. Doğrusu biz bunları yaparız.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
O gün ki Semâyı kitablar için defter dürer gibi düreceğiz evvel başladığımız gibi halkı iade edeceğiz, uhdemizde bir va'd, şübhe yok ki biz yaparız
Emrah Demiryent
swap_vert close
O gün, göğü (kudretimiz ile) yazılı kâğıt tomarlarını dürer gibi düreriz. Başlangıçta ilk yaratmayı nasıl yaptıysak, üzerimize aldığımız bir vaat olarak, onu yine yapacağız. Şüphesiz biz bunu yapacağız.
Erhan Aktaş
swap_vert close
O gün, kitap sayfalarını dürer gibi göğü düreriz. Onu¹ ilk yarattığımız gibi yeniden yaratacağız. Bu Bizim katımızdan verilmiş bir sözdür. Kuşkusuz sözümüzü yerine getiririz.
1- Varlıkları.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
(Yâdet) o günü ki biz göğü, kitabların sahîfesini dürüb büker gibi, düreceğiz. ilk yaratışa nasıl başladıksa, üzerimizde (hak) bir va'd olarak, yine onu iade edeceğiz. Hakıykatde faailler biziz.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
O gün ki, göğü, kitabların sayfasını dürer gibi düreriz. İlk yaratmaya başladığımız gibi üzerimizde bir va'd olarak onu iâde ederiz (tekrar yaratırız). Şübhesiz ki biz, (bunu)yapacak olanlarız.
İhsan Aktaş
swap_vert close
“Bizim göğü (bütün gök cisimlerini), kitabın sahifelerini katlar gibi katlayacağımız (bütün gök cisimlerinin denge, düzen ve nizamını bozar ve onları bitişik hâle getireceğimiz) gün (kıyametin kopacağı gün), ilk yaratmaya başladığımız gibi, yine onu (eski durumuna) iade edeceğiz. Bu bizim üzerimizde bir vaiddir. Elbette biz yapıcılarız’’*
(*) Bu tasvirler, modern teorilerin beklentilerine uygun şekilde, kâinattaki genişlemenin durarak geriye doğru bir daralmaya geçmesini ve yıldızların ve galaksilerin üst üste kapanmasını akla getirmektedir. 51: 47’ye de bakınız. (Ü. Şimşek Meal Açıklaması) İşte bilim adamları da evrenin kütlesi yeterli miktara ulaştığında, çekim kuvvetleri nedeniyle evrendeki genişlemenin duracağını ve bunun evrenin kendi içine çökmeye, büzülmeye başlamasına sebep olacağını belirtmektedirler. Büzülen evrenin sonunda “Big Crunch” (büyük çöküş) denilen çok yüksek bir ısı ve sıkışma ile son bulacağını ifade etmektedirler. Bu ise, bildiğimiz tüm yaşam şekillerinin yok olması anlamına gelmektedir. İşte “Big Crunch” olarak ifade edilen bu bilimsel varsayım bu ayette de dile getirilmektedir:// Bir başka âyet-i kerîmede de kıyamet gününde bütün yeryüzünün yalnızca Allah’ın yönetiminde bulunacağı, göklerin de O’nun kudret eliyle dürülmüş olacağı ifade edilmiştir. (Zümer 39/ 67). Yüce Allah kâinatı yoktan yaratmış ve sürekli olarak genişletip bugünkü hâline getirmiştir (Zâriyât 51/47). Kıyamet gününde yine sonsuz kudretiyle onu adeta dürerek önceki hâline getirecek, yani mevcut hâliyle yok edecek; sonra da âhiret hayatına, o âlem için planladığı şartlara uygun yeni bir âlem gerçekleştirecektir (evrenin değişimi hakkında bilgi için bk. İbrâhim 14/48) …Bunun mahiyeti itibariyle insanın tanıyıp bildiği ya da tasavvur edebildiği şeylerin ötesinde olduğu için, kıyamet gününde neler olacağına dair Kur’ânî tasvirlerin hepsi, kaçınılmaz olarak, temsilî terimlerle ifade edilmiştir; aynı şey, âhirette insanın başına gelecek olan iyi ya da kötü hâllerin tasviri için de geçerlidir (II, 512). (M. Esed) Kur’ân bu anlatımla, yaratmaya ilk başlandığı duruma dönüleceğini açıklıyor. Günümüzde gerek ay, gerekse düşen meteorlar üzerinde yapılan ciddi araştırmalardan, yerin ve göklerin, yani bunlardaki cisimlerin tek parça hâlinde olduğu; sonraları ilâhî plân ve program gereği parçalanıp bugünkü duruma getirildiği anlaşılıyor. Kıyametin kopması ise, mevcut düzenin bozulması ve canlı adına her şeyin son bulması demektir. Bu durumda gök cisimlerinin bir araya getirilip kitap sahifeleri gibi üst üste konulup katlanması, ilk yaratıldığı şekle sokulması anlamına gelir. Sonra da âhiretteki ölümsüz bir hayata uygun şartları ve ortamı oluşturacak yeni bir düzen kurulur. Bunun sebebi gayet açıktır: Bugünkü mevcut sistemler ve düzenler, insan hayatını bir süre devam ettirmeye, onun ihtiyaçlarını karşılayacak nesneleri periyodik olarak vermeye yönelik bir ölçüdedir. Âhiret hayatı ise, sonsuzdur ve ölümsüzdür. O bakımdan kurulacak olan yeni düzenin buna cevap verecek bir plân ve programda olması gerekir. İkinci düzen hemen kurulacak mı? İlk yaratılmada tekâmül söz konusu olduğu gibi, ikinci yaratmada da aynı şeyi düşünebilir miyiz? Bu konuda kesin bir şey söylemek çok zor. Ancak ilk yaratılışta, insanın yararlanabileceği kaynakların oluşması için uzun bir süreye ihtiyaç vardı. O bakımdan yerküre birkaç jeolojik devir geçirdikten ve gerekli kaynaklar oluştuktan sonra insan yaratılmıştır. Âhiret’te ise, buna gerek yoktur… (Celal Yıldırım, İlmin Işığında Asrın Kur’an Tefsiri) ومعني طي السماء تغيير أجرامها من موقع إلى موقع أو اقتراب بعضها من بعض كما تتغير أطراف الورقة المنشورة حين تطوى ليكتب الكاتب في إحدى صفحتيها . وهذا مظهر من مظاهر انقراض النظام الحالي ، وهو انقراض له أحوال كثيرة وصف بعضها في سورالقرآن وليس في الآية دليل على اضمحلال السماوات بل على اختلال نظامها (التحرير والتنوير)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
O kıyamet günü göğü, dürülmüş kitap sayfaları gibi düreceğiz ve tekrar ilk yarattığımız gibi o göğü yeniden inşa edeceğiz. Bunu yapmak bizim için vaattir ve biz bunu kesinlikle yapacağız.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
O gün Biz gökyüzünü kitap tomarı büker gibi bükeceğiz. İlkin yaratmıya nasıl başladıksa öylece yeniden yaratacağız. Bu Bizim verdiğimiz bir sözdür. Çünkü bu işi yapacak olan Biziz.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
O gün, biz gökleri, kitaplar tomar olup nasıl bükülürse öyle bükeceğiz. Önce nasıl yarattık ise vaadimiz iktizasiyle öylece tekrar yaratacağız. Onu mutlaka yapacağız.
İsmail Yakıt
swap_vert close
O gün göğü yazılı kâğıt tomarlarını dürer gibi düreriz.³⁵ Yaratmaya ilk başladığımız gibi yeniden o hâle getiririz.³⁶ Bu üzerimize düşen bir sözdür. Muhakkak ki Biz bunu yaparız.
35 Krş. Zümer, 39/67 36 Krş. İbrâhim, 14/48  
Kadri Çelik
swap_vert close
Göğü, kitap dürer gibi dürdüğümüz zaman, yaratmaya ilk başladığımız gibi katımızdan verilmiş bir söz olarak onu tekrar var edeceğiz. Doğrusu Biz yapıcılarız.
Mahmut Kısa
swap_vert close
O gün kâinâtı, kitap sayfalarını dürüp katlar gibi düreceğiz; onu başlangıçta nasıl yoktan var ettiysek, aynen öyle, fakat farklı özelliklerde yeniden yaratacağız. Yerine getirmeyi taahhüt ettiğimiz bir sözdür bu; biz elbette sözümüzde duracak, bunu mutlaka yapacağız!” Nitekim, daha öncekilere de aynı sözü vermiştik:
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Üzerimizde bir vaad olmak üzere ilk yaratmaya başladığımız gibi, Kitap için Yapraklar’ın dürüp bükülmesi gibi Göğü de dürüp bükeceğimiz gün onu yineleriz. Biz, yapmaktaydık.
Mehmet Çakır
swap_vert close
O gün gökyüzünü kitap formasını dürer gibi düreceğiz. başlangıçta yaptığımız gibi her şeyi sil baştan kuracağız. Bu bir Tanrı sözüdür " ve biz bunu yapacağız ... "
Mehmet Çoban
swap_vert close
Yazılı kâğıt tomarlarının dürülmesi gibi göğü düreceğimiz günü düşün! Başlangıçta ilk yaratmayı nasıl yaptıysak, söz verdiğimiz gibi dünyanın da sonunu getireceğiz. Biz bunu muhakkak yapacağız.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
O gün, yazılı kâğıt tomarlarını dürer gibi göğü toplayıp düreriz. İlk yaratmaya başladığımız gibi üzerimize aldığımız bir vaat olarak onu tekrar yaratacağız. [*] Şüphesiz ki biz (vadettiğimizi) yaparız.
Benzer mesajlar: A‘râf 7:29; Yûnus 10:34; Neml 27:64; ‘Ankebût 29:19, 20; Rûm 30:11, 27; Burûc 85:13.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Biz, göğü kitabın sahifelerini dürer gibi düreceğimiz gün, onu ilk defa yarattığımız gibi üzerimize bir borç olarak, yeniden yaratarak (eski durumuna) getireceğiz. Bunu da ancak Biz yaparız.
Muhammed Esed
swap_vert close
O Gün gökleri sayfaları dürer gibi düreceğiz; [ve] âlemi ilk kez nasıl yarattıysak onu yeniden yine öyle yaratacağız; ⁹⁹ gerçekleştirilmesini kendi üzerimize aldığımız bir sözdür bu: şüphesiz, Biz [her şeyi] yapabilecek güçteyiz!
99 Bu konuda bkz. 14:48 ve ilgili 63. not.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
O gün biz gökyüzünü kitap sayfalarını rulo yapar gibi düreceğiz. İlk yaratmayı nasıl başlattıysak aynısını bir daha yapacağız. Bu bizim gerçekleştirmeyi üstlendiğimiz bir vaattir, biz bunu kesinlikle yapacağız. 39/67, 81/1
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
O gün Biz gökleri, kitap sayfalarını rulo yapar gibi dürüp katlayacağız;[²⁷⁷⁶] mahlukat (evrenini) ilk defa nasıl yaratmışsak, onu öylece tekrar yaratacağız.[²⁷⁷⁷] Bu üstlendiğimiz bir sözdür: zira Biz, evet Biz her istediğimizi gerçekleştirmişizdir.
[2776] İbn Abbas’ın, ke-tayyi’s-sicilli li’l-kutub ifadesini ke-tayyi’s-suhuf şeklinde anlamasına dayanarak (Taberî). Bu dürülüşü günümüz kitap tekniğinden yola çıkarak değil, o günkü çok katlı sayfaların rulo halinde dürülüş tekniğinden yola çıkarak anlamak gerekir. Tekvîr sûresi bu dürülüşü, İnfitâr sûresi bu dürülüşün nihayetinde varlık ağacının yeniden filizlenişini ifade eder (Adı geçen sûrelerin ilgili notlarına bkz). [2777] Bu âyet, zamanın ve evrenin bir başlangıcı olduğu gibi bir sonunun da olduğunu, zamanın geriye sarılacağını ve başlangıcına geri döndürüleceğini, zımnen bunun da kütle çekimiyle olacağını îmâ ediyor.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Ey insanlar kuşkunuz olmasın ki) Kıyamet günü göğü; kitapların sahifelerini büker gibi düreceğiz. Sonra da, yaratmaya ilk başladığımız gibi (katımızdan takdir edilen hüküm gereği); onu yeniden var edeceğiz. Şüphe yok ki Biz (verdiğimiz her sözü) yerine getirenleriz!
Osman Fırat
swap_vert close
O gün göğü yazı tomarlarını dürer gibi düreriz. İlk yaratmaya başladığımız gibi onu iâde ederiz. Üzerimize olan bir sözdür; bunu mutlaka yapacağız.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
(Düşününüz) O günü ki, kitaplar için sahifelerin dürülmesi gibi göğü düreceğiz. İlk yaratılışta başladığımız gibi onu iade edeceğiz. üzerimize bir va'addir ki, muhakkak yapıverecekleriz.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Gün gelir, gök sahifesini, tıpkı kâtibin yazdığı kâğıdı dürüp rulo yapması gibi düreriz. Biz ilkin yaratmaya nasıl başladıysak diriltmeyi de Biz gerçekleştiririz. Bu, üzerimize aldığımız bir vaaddir. Bunu gerçekleştirecek olan da Biz'iz. [39, 67]
Kur’ân’ın nâzil olduğu ortamda yazı rulo yapılan bir kağıda yazılıyordu. Şimdiki tarzda kitap (mushaf) burada söz konusu değildir. Açılan rulo yazılıp işi bittikten sonra kâtip tarafından anında rulo haline getirilirdi.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
O gün göğü yazı tomarlarını dürer gibi toplarız. İlk yaratmaya başladığımız gibi onu iade ederiz. Üzerimize sözdür; biz bunu mutlaka yapacağız.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Biz o günde gökleri kitâb tomarı gibi toplarız. Mahlûkâtı ibtidâ halk itdiğimiz gibi i'âde, incâzı üzerimize vâcib va'dimiz oldığından onı işleriz.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Bunu, göğü yazı tomarı dürer gibi düreceğimiz gün yapacağız. Yaratılışı da ilk başlattığımız hale çevireceğiz. Bu bizim sözümüzdür, onu mutlaka yapacağız.
Şaban Piriş
swap_vert close
Göğü kitap dürer gibi düreceğimiz gün, ilk defa yaratmaya başladığımız gibi yine onu tekrar ederiz. Söz veriyoruz, elbette bunu yapacağız.
Ümit Şimşek
swap_vert close
O gün kitap sayfalarını dürer gibi semâyı düreriz. Sonra da, ilk yaratışa başladığımız gibi mahlûkatı tekrar yaratırız. (20) Bu Bizim sözümüzdür; mutlaka yerine getireceğiz.
(20) Bu tasvirler, modern teorilerin beklentilerine uygun şekilde, kâinattaki genişlemenin durarak geriye doğru bir daralmaya geçmesini ve yıldızların ve galaksilerin üst üste kapanmasını akla getirmektedir. 51:47’ye de bakınız.  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Gün olur, göğü, yazı tomarlarını dürer gibi düreriz. İlk yaratılışta başladığımız gibi onu baştan yaparız. Üzerimizde bir vaat olarak biz bunu mutlaka yapacağız.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
ol gün kim dürevüz gögi firişte dürdügi gibi nāmeyi. nite kim başladuķ ilk yaratmaġı girü döndürevüz anı va'de eylemekdür üzerümüze. bayıķ biz olduķ eyleyiciler.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Ol günde biz gökleri bükerüz kāġıdları büker gibi yazmaġ‐ıçun, nite kievvelde yaratduḳ, ḳaytarur‐biz. Ḥaḳ va‘dedür bizüm üstümüze. Taḥḳīḳ bizişleyici‐biz.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Göyü kitab səhifəsi kimi büküb qatlayacağımız günü (qiyamət gününü) yadınıza salın. (O gün insanları) ilk dəfə (yoxdan) yaratdığımız kimi qaytarıb (dirildib) əvvəlki halına salarıq. Biz yerinə yetirməli olduğumuz və’di mütləq yerinə yetirəcəyik. (Biz qiyamət günü sizi dirildib lüt-üryan, anadangəlmə vəziyyətdə məhşərə gətirməyi və’d etmişdik. Biz onu mütləq edəcəyik).
M. Pickthall (English)
swap_vert close
The Day when We shall roll up the heavens and a recorder rolleth up a written scroll. As We began the first creation, We shall repeat it. (It is) a promise (binding) upon Us. Lo! We are to perform it.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
The Day that We roll up the heavens like a scroll rolled up for books (completed),- even as We produced the first creation, so shall We produce(2758) a new one: a promise We have undertaken: truly shall We fulfil it.
2758 The world—the universe—as we know it, will be folded up like a scroll of parchment, for it will have done its work. If Allah created all this world out of nothing, He can create an entirely new heaven and a new earth, on a plane of which we can form no conception in our present life. And He will do so, for that is His promise. Some Commentators understand Sijill to be the name of the Recording Angel who closes the Book of a man's Deeds after the man's death (Cf. 39:67).  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
يَوْمَ
o gün
نَطْوِي
düreriz
السَّمَٓاءَ
göğü
كَطَيِّ
dürülme- si gibi
السِّجِلِّ
tomarını
لِلْكُتُبِۜ
yazılı kağıtların
كَمَا
o şey gibi ki
بَدَاْنَٓا
başladık
اَوَّلَ
ilk
خَلْقٍ
yarat- maya
نُع۪يدُهُۜ
onu iade ederiz
وَعْداً
bir vaaddir
عَلَيْنَاۜ
üzerimize aldık
اِنَّا
muhak- kak Biz
كُنَّا
olanız
فَاعِل۪ينَ
yapanlar
O gün göğü, yazılı kağıtların tomarını dürer gibi düreriz. Başlangıçta ilk yaratmayı nasıl yaptıysak onu tekrar o hâle getiririz. (Bu) Üzerimize aldığımız bir vaaddir. Muhakkak ki Biz, (vaad ettiğimizi) yaparız.
يَوْم
İsim
ي و م
Gün, gündüz
طَوَى
Fiil-I
ط و ي
Dürdü
سَمَٓاء
İsim
س م و
Gök, sema
طَىٌّ
İsim
ط و ي
Dürülme
سِجِلّ
İsim
س ج ل
Tomar
كِتَاب
İsim
ك ت ب
Kur'ân, kitap, yazılmış olan, mektup
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
بَدَاَ
Fiil-I
ب د ا
İlk yarattı, ilk kez başladı, ilk defa başladı
اَوَّل
İsim
ا و ل
İlk, önce, birinci, başta, evvel
خَلْق
İsim
خ ل ق
Yaratılış, yaratmak, halk, mahluk
اَعَادَ
Fiil-IV
ع و د
İade etti, geri döndürdü
وَعْد
İsim
و ع د
Vaad, söz
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
فَاعِل
Etken fiil
ف ع ل
Yapan