“Bizim göğü (bütün gök cisimlerini), kitabın sahifelerini katlar gibi katlayacağımız (bütün gök cisimlerinin denge, düzen ve nizamını bozar ve onları bitişik hâle getireceğimiz) gün (kıyametin kopacağı gün), ilk yaratmaya başladığımız gibi, yine onu (eski durumuna) iade edeceğiz. Bu bizim üzerimizde bir vaiddir. Elbette biz yapıcılarız’’*
(*) Bu tasvirler, modern teorilerin beklentilerine uygun şekilde, kâinattaki genişlemenin durarak geriye doğru bir daralmaya geçmesini ve yıldızların ve galaksilerin üst üste kapanmasını akla getirmektedir. 51: 47’ye de bakınız. (Ü. Şimşek Meal Açıklaması) İşte bilim adamları da evrenin kütlesi yeterli miktara ulaştığında, çekim kuvvetleri nedeniyle evrendeki genişlemenin duracağını ve bunun evrenin kendi içine çökmeye, büzülmeye başlamasına sebep olacağını belirtmektedirler. Büzülen evrenin sonunda “Big Crunch” (büyük çöküş) denilen çok yüksek bir ısı ve sıkışma ile son bulacağını ifade etmektedirler. Bu ise, bildiğimiz tüm yaşam şekillerinin yok olması anlamına gelmektedir. İşte “Big Crunch” olarak ifade edilen bu bilimsel varsayım bu ayette de dile getirilmektedir:// Bir başka âyet-i kerîmede de kıyamet gününde bütün yeryüzünün yalnızca Allah’ın yönetiminde bulunacağı, göklerin de O’nun kudret eliyle dürülmüş olacağı ifade edilmiştir. (Zümer 39/ 67). Yüce Allah kâinatı yoktan yaratmış ve sürekli olarak genişletip bugünkü hâline getirmiştir (Zâriyât 51/47). Kıyamet gününde yine sonsuz kudretiyle onu adeta dürerek önceki hâline getirecek, yani mevcut hâliyle yok edecek; sonra da âhiret hayatına, o âlem için planladığı şartlara uygun yeni bir âlem gerçekleştirecektir (evrenin değişimi hakkında bilgi için bk. İbrâhim 14/48) …Bunun mahiyeti itibariyle insanın tanıyıp bildiği ya da tasavvur edebildiği şeylerin ötesinde olduğu için, kıyamet gününde neler olacağına dair Kur’ânî tasvirlerin hepsi, kaçınılmaz olarak, temsilî terimlerle ifade edilmiştir; aynı şey, âhirette insanın başına gelecek olan iyi ya da kötü hâllerin tasviri için de geçerlidir (II, 512). (M. Esed) Kur’ân bu anlatımla, yaratmaya ilk başlandığı duruma dönüleceğini açıklıyor. Günümüzde gerek ay, gerekse düşen meteorlar üzerinde yapılan ciddi araştırmalardan, yerin ve göklerin, yani bunlardaki cisimlerin tek parça hâlinde olduğu; sonraları ilâhî plân ve program gereği parçalanıp bugünkü duruma getirildiği anlaşılıyor. Kıyametin kopması ise, mevcut düzenin bozulması ve canlı adına her şeyin son bulması demektir. Bu durumda gök cisimlerinin bir araya getirilip kitap sahifeleri gibi üst üste konulup katlanması, ilk yaratıldığı şekle sokulması anlamına gelir. Sonra da âhiretteki ölümsüz bir hayata uygun şartları ve ortamı oluşturacak yeni bir düzen kurulur. Bunun sebebi gayet açıktır: Bugünkü mevcut sistemler ve düzenler, insan hayatını bir süre devam ettirmeye, onun ihtiyaçlarını karşılayacak nesneleri periyodik olarak vermeye yönelik bir ölçüdedir. Âhiret hayatı ise, sonsuzdur ve ölümsüzdür. O bakımdan kurulacak olan yeni düzenin buna cevap verecek bir plân ve programda olması gerekir. İkinci düzen hemen kurulacak mı? İlk yaratılmada tekâmül söz konusu olduğu gibi, ikinci yaratmada da aynı şeyi düşünebilir miyiz? Bu konuda kesin bir şey söylemek çok zor. Ancak ilk yaratılışta, insanın yararlanabileceği kaynakların oluşması için uzun bir süreye ihtiyaç vardı. O bakımdan yerküre birkaç jeolojik devir geçirdikten ve gerekli kaynaklar oluştuktan sonra insan yaratılmıştır. Âhiret’te ise, buna gerek yoktur… (Celal Yıldırım, İlmin Işığında Asrın Kur’an Tefsiri) ومعني طي السماء تغيير أجرامها من موقع إلى موقع أو اقتراب بعضها من بعض كما تتغير أطراف الورقة المنشورة حين تطوى ليكتب الكاتب في إحدى صفحتيها . وهذا مظهر من مظاهر انقراض النظام الحالي ، وهو انقراض له أحوال كثيرة وصف بعضها في سورالقرآن وليس في الآية دليل على اضمحلال السماوات بل على اختلال نظامها (التحرير والتنوير)