Gökleri ve yeri asla değişmeyen ölçülerle¹ yaratan, Odur. O bir şeye “ol” dediği zaman o, hemen oluverir ve Onun bu sözü, mutlaka gerçekleşir. Sur’a üfürüldüğü² gün hükümranlık tamamen Ona aittir. O görülmeyeni de görüleni de bilir. Ve O, hüküm (ve hikmet) sahibidir, her şeyden haberi olandır.
1 Hakk: Kur’ân-ı Kerim’de Hakk kelimesi ve türevleri 285 kadar âyette geçer. Allâhu Teâlâ’nın isimlerinden biri olmakla beraber, gerçek, sünnet’ullah, hüküm, kaza olunmuş iş, adâlet, İslâm, vâcip, sâdık anlamlarında da kullanılmıştır. Çoğulu; hukuk’tur. İslâm nazarında, hakkın kaynağı ilâhi iradedir.2 Sûr: Kıyâmetin vakti geldiği an İsrâfil (a.s)’ın üfleyeceği bir araçtır. Kur’ân-ı Kerîm’de Sur’un nasıl bir şey olduğu açıklanmaz. Yalnız, “Sur’a üfürüldüğü gün, göklerde ve yerde Allah’ın dilediklerinin dışındakilerin tamamı dehşete kapılır ve herkes, O’nun huzuruna boyun eğerek gelir.” (Neml: 87) âyeti Sur’un varlığına bir delildir. Kur’ân-ı Kerim Sur’un üfürülüşü anında yaşanacak dehşeti, Tekvir, İnfitar, İnşikak surelerinde genişçe haber vermektedir. Buna göre Sur, İsrâfil (a.s)’ın kıyâmet anında canların toptan öldürülmesi, kâinatın düzeninin bozulması, ardından yeni bir âlemin kurulması ve nihâyet canlıların tekrar dirilmeleri için toplam üç kez üfleyeceği, mahiyetini bilmediğimiz, dünyadaki aletlere benzemeyen, ancak hadislerde boru diye tanımlanan bir âlettir.