Ve O’dur ki geceleyin (veya herhangi bir vakitte uyuduğunuzda) sizi kendinizden geçirip (bilincinizi) alır (uyutur), gündüzün (veya herhangi bir zaman diliminde) ne işlediğinizi de bilir. Mukadder olan ömür müddetiniz doluncaya kadar, bu bilincinizi alıp gündüzün sizi uyandırma sürecini devam ettiren de O’dur. Bu sürecin sonunda da dönüşünüz ona olacak ve O size yaptıklarınızı bir bir bildirip karşılığını verecektir. *
(*) “Geceleyin ‘’vefat ettirme”den maksat, insanın uykuya daldırılması, “diriltme”den maksat da uykudan uyandırılmasıdır. Uyku ve uyanma için vefat ve ba‘s kökünden fiillerin kullanılması, uyku ile ölüm, uyanma ile de yeniden dirilme arasında, bir ölçüde ruhî ve fizyolojik bir benzerlik olmasından dolayıdır. Uyku sırasında organizmanın faaliyetlerinin bir kısmı tamamen durmakta, bir kısmı da yavaşlamaktadır. Özellikle görme, işitme, koklama, tatma ve dokunma duyularıyla hareket, konuşma gibi faaliyetlerin; ayrıca birçok duygusal tepkilerin durması yahut yavaşlaması, uykunun ölümü hatırlatan bir olay olduğunu gösterir. Uyanma ise çeşitli bedenî ve psikolojik faaliyetlerin yeniden normale dönmesini sağladığından, bir bakıma yeniden hayata dönüştür. Âyette dikkati çeken önemli bir husus da öldürme/uyutma ve diriltme/uyandırma fiillerinin Allah’a nisbet edilmesi, böylece insanın uyuması ve uyanmasının kendi iradesine bağlı olmadığının gösterilmesidir. Uyuma, bedenin ve ruhun dinlenmesi için bir ihtiyaç olarak görülmektedir. Allah’ın değişmez kanunları uyarınca beden ve ruh, uyku yoluyla dinlenme ihtiyacı hissettiği zaman normal şartlarda ve zorunlu olarak uyku olayı meydana gelir. Hiçbir insan bu zorunluluğu ortadan kaldırma gücüne sahip değildir… (Şevkânî, II, 143). Kaynak: (Kur’an Yolu Tefsiri Cilt: 2 Sayfa: 416-417)