(Habibim!) De ki: (Ey müşrikler!) “Allah’tan başka taptığınız şeylere tapmaktan ben nehyedildim!” De ki: “(Fakir müslümanlardan uzaklaşmak ve Allah’tan başkasına tapmak hususunda) ben sizin arzularınıza (asla) uymam! *(Farz-ı muhâl, ben öyle bir şey yaparsam) o takdirde sapıtmış ve hidâyete erenlerden olmamış olurum!”
* “Farz-ı muhâl”; Gerçekleşmesi asla mümkün olmayan bir konu hakkındaki varsayım, “kesinlikle olamaz ve olmayacak fakat sayalım ki oldu” manasında.
* “(Farz-ı muhâl, ben öyle bir şey yaparsam) O takdirde sapıtmış ve hidâyete erenlerden olmamış olurum”; Bu âyet-i kerîme, müşriklere uyanların âkıbetini açıklıyor. Yoksa hâşâ, Hz. Peygamberden [sallallahu aleyhi vesellem] böyle bir şeyin meydana gelmesi mümkün değildir.
* Peygamberler, ismet (günahsızlık) sıfatına sahiptirler. Hayatlarının hiçbir döneminde (çocukluk, gençlik, peygamberlik öncesi veya peygamberlik vazifesini yaparken) küçük-büyük, gizli-açık hiçbir günaha meyletmezler, her daim ilâhî koruma altındadırlar.