Ayetlerimize (mesajlarımıza) inananlar sana geldiklerinde, de ki: Size selam (huzur, barış ve esenlik) olsun! Rabbiniz, (kullarına) merhamet etmeyi, kendisine (gerekli bir ilke edinmiş ve onlara daima sevgi ve şefkatle yönelmeyi, kendisi için vazgeçilmez bir hak olarak) yazmıştır ve böylece sizden biri, bilmeyerek kötü bir iş işlemiş ve sonra tövbe edip durumunu düzeltmişse (dürüst ve erdemlice bir hayat sürdürmüşse) iyi bilsin ki, şüphesiz O (Allah), çok bağışlayan, çok merhamet edendir.*
(*) Yüce Allah’ın, daha önce bilerek veya bilmeyerek bazı kötülükler işledikleri halde, sonradan tövbe edip inanç ve yaşayışlarını düzeltenlere merhamet edeceğini bu şekilde kesin bir ifadeyle vaad etmesi, O’nun iyi kulları için eşsiz bir lutuf ve keremidir. Ayrıca burada, ilâhî rahmete mazhar olabilmek için yalnızca tövbe edip hakka ve hayra yönelmenin şart koşulduğu, dolayısıyla insanların makam, servet, cinsiyet veya milliyet gibi durumlarına bakılmayacağı, böylece İslâm’ın adaletçi ve eşitlikçi bir din olduğuna işaret edildiği görülmektedir. Yine bu âyette İslâm dininin en güzel ve köklü şiarlarından olan selâmlaşmanın/evrensel barış ve esenlik için her zaman gayret göstermenin/ önemine dikkat çekildiğini görüyoruz. … (ayrıca bk. Nisâ 4/86). Kaynak: Kur’an Yolu Tefsiri) Yani bu vb. ayetlerde karşı tarafa şöyle bir mesajın verilmesi isteniyor: ‘’Sizin için esenlik, huzur ve barış diliyorum, her zaman esenlik, huzur ve barış ortamında yaşayın, hepimiz dünyaya esenlik, huzur ve barış ortamının egemen olması için vargücümüzle gayret edelim…’’