close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

En'âm Sûresi 53. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Ve keżâlike fetennâ ba’dahum biba’din liyekûlû ehâulâ-i menna(A)llâhu ‘aleyhim min beyninâ(k) eleysa(A)llâhu bi-a’leme bi-şşâkirîn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ve biz, Allah'ın, aramızdan seçip lütfettiği bunlar mı demeleri için halkın bir kısmını, bir kısmıyla sınarız. Allah, şükredenleri daha iyi bilmez mi?
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Biz böylece: (Hasetçi ve fesatçı inkârcıların; bir sürü şöhret, servet ve etiket sahibi dururken, kala kala) "Allah içimizden bunlara mı lütufta bulundu." (Bu özel hikmet ve hizmetleri böylesi önemsiz kişilere mi layık buyurdu?) demeleri (ve hainlikle içlerini dışa dökmeleri) için, onlardan bazısını bazısıyla fitneye uğratıp denemiş olacağız. Halbuki Allah şükredenleri (nimet ve fazileti kimlere vereceğini) daha iyi bilen değil midir? (Ki O’nun tayin ve taksimine itiraz ediyorsunuz.)
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Böylece ekonomik yönden güçsüz kimselerin müslüman olup ve Allah'a yakın olmalarıyla, zengin ve kibirli kimselerin İslâm'dan ve Allah'tan uzak olmaları sebebiyle insanlardan kimini, kimiyle deneyip fitneye soktuk ki, sonunda Allah aramızda, bunlara mı nimet ve lütufta bulunmuştur? desinler. Allah, şükredenleri daha iyi bilen değil midir.?
Ahmet Tekin
swap_vert close
“Aramızdan Allah'ın kendilerine lütuf ve ihsanda bulunduğu kimseler de bunlar mı?" şeklinde konuşturmak için, onların bir kısmını diğerleri ile işte böyle imtihan ettik. Allah şükredenleri daha iyi bilmez mi?
bk. Kur’ân-ı Kerim, 11/27; 19/73; 46/11.  
Ahmet Varol
swap_vert close
İşte böyle, "Allah aramızdan bunlara mı lütufta bulundu!" demeleri için onları birbirleriyle denedik. Allah, şükredenleri daha iyi bilen değil midir?
Ali Bulaç
swap_vert close
Böylece: 'Allah içimizden bunlara mı lütufta bulundu?' demeleri için onlardan bazısını bazısıyla denedik. Allah, şükredenleri daha iyi bilen değil mi?
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
İnsanların bir kısmını, diğer bir kısmı ile imtihan ettik ki, Kureyş'in ileri gelenleri, fakirler hakkında şöyle desinler; “-Allah'ın aramızdan kendilerine iman ihsan ettiği kimseler şunlar mı?” Allah, İslâm (nimeti üzere) şükredenleri daha iyi bilen değil mi?
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Böylece Biz onları birbiriyle denedik ki: “Aramızda, Allah bunlara mı lütfetti?” desinler. Yoksa Allah kimin daha iyi şükrettiğini bilmiyor mu?
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
“Aramızda Allah'ın kendilerine lütuf ve ihsanda bulunduğu kimseler de bunlar mı?” demeleri için onların bir kısmını diğerleriyle işte böyle imtihan ettik. Allah şükredenleri hakkıyla bilen değil midir?
Besim Atalay
swap_vert close
Biz böylece, birbirleriyle sınamışız onları, «Bunlar mıdır aranızdan, Allahın kayırmış bulundukları?» diyeceklerdir, Allah, daha iyi bilmez mi şükredenleri?
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Böylece: “Allah içimizden bunlara mı lütufta bulundu?” demeleri için onlardan bir kısmını diğerleriyle işte böyle denedik. Allah, şükredenleri daha iyi bilmez mi?
Yani kimilerine diğerlerinden daha üstün nimetler vererek, insanları bu bakımdan birbirleriyle sınarız. “Allah, şükredenleri daha iyi bilmez mi?” cümlesi, imtihan için kendilerine verilen nimetleri sadece kendi nefisleri için kullanmayıp ilahi direktifler doğrultusunda diğer insanlarla paylaşmasını bilen, tokluk ve bolluk zamanında hayat standartlarını değiştirmeden erdemli bir duruş ortaya koyan tevazu sahibi insanları işaret eder.  
Cemil Said
swap_vert close
Böylece insânların ba’zılarıyla ba’zılarını imtihân itdik. Ânlar "Allâh’ın eltâfına mazhar olanlar bunlar mı idi?" didiler. Allâh şükür idenleri bilmez mi?
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Böylece, "Aramızdan Allah bunlara mı iyilikte bulundu?" demeleri için onları birbiriyle denedik. Allah şükredenleri iyi bilen değil midir?
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Böylece insanların bazısını bazısı ile denedik ki, “Allah, aramızdan şu adamları mı iman nimetine lâyık gördü?” desinler. Allah, şükreden kullarını daha iyi bilen değil mi?
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
“Aramızda Allah’ın kendilerine lütufta bulunduğu kimseler de bunlar mı?” demeleri için onların bir kısmını diğerleriyle işte böyle imtihan ettik. Allah şükredenleri bilmez mi?
Diyanet Vakfı
swap_vert close
«Aramızdan Allah'ın kendilerine lütuf ve ihsanda bulunduğu kimseler de bunlar mı!» demeleri için onların bir kısmını diğerleri ile işte böyle imtihan ettik. Allah şükredenleri daha iyi bilmez mi?  
 Kâfirler, iman şerefine ermiş fakir müminlerin, Peygamberin yanında kendileriyle aynı seviyede tutulmalarını hazmedemediler. Halbuki Allah katında zengin-fakir ayırımı yoktur, üstünlük iman ve takvâya dayanmaktadır. Onlar bu şekilde bir imtihana tâbi tutuldular, inananlar kazandılar, gururuna yediremeyenler ise kaybettiler.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Birbirinizle böylece sınadık ki "ALLAH'ın aramızdan seçip nimetlendirdiği kişiler bunlar mı," desinler. ALLAH güzel karşılık verenleri daha iyi bilmiyor mu!
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Biz onlardan kimini kimi ile, "Allah aramızdan bunlara mı lutfunu layık gördü" desinler diye, işte böyle imtihan ettik. Allah, şükredenleri daha iyi bilen değil midir?
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Böyle ba'zılarını ba'zısiyle fitneye de düşürmüşüzdür ki şöyle desinler: Â!... Şunlar mı o Allahın aramızdan lûtfuna lâyık gördüğü kimseler? Allah şükreden kullarını daha iyi bilir değil mi?
Emrah Demiryent
swap_vert close
Böylece insanların bazısını (müşriklerin ileri gelen zenginlerini) bazısı ile (îmân ehli olan fakir kimselerle) imtihân ettik. (Müşriklerin ileri gelen zenginleri, îmân ehli olan fakir kimseleri hor görerek) “Allah’ın, aramızdan lütfuna layık gördüğü kimseler bunlar mıdır?” derler. Allah, şükredenleri (kimlerin lütfuna daha lâyık olduğunu) en iyi bilen değil midir?
Ezelî ve ebedî ilmi ile her şeyi hakkıyla bilen Allah Teâlâ’nın sormuş olduğu bu tür sorular, esasında kâfirleri kınama ve azarlama ifadeleridir.  
Erhan Aktaş
swap_vert close
Biz, böylece onların bir kısmını, bir kısmı ile fitnelendirdik¹ ki: “Allah'ın, aramızdan lütfuna² layık gördüğü kimseler bunlar mıdır?” desinler diye. Allah, şükredenleri daha iyi bilen değil midir?
1- Sınava tabi tuttuk; varlık ve statü sınavı. 2- Hidayetine.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Biz, onlardan (insanlardan) kimini kimi ile — (sırf) «Allah (buldu buldu da) aramızdan bunlara, bunların üzerine mi lutfünü reva gördü»? desinler diye — işte böyle imtihan etdik. Allah şükredenleri daha iyi bilen değil mi?
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Böylece onların bazılarını bazılarıyla (ileri gelenlerini zayıflarıyla) imtihân ettik ki(o müşrikler, îmân eden zayıflar hakkında): “Allah'ın, aramızdan kendilerine lütufta bulunduğu (hidâyete erdirdiği) kimseler bunlar mı?” desinler! Allah, şükredenleri en iyi bilen değil midir?
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ve onların bir kısmını diğerleri ile (ileri gelenlerini zayıflarıyla) böylece imtihan ettik; sonunda onlar (o ileri gelen müşrikler, iman eden zayıflar hakkında, bir sürü şöhret, servet ve etiket sahibi dururken):’Aramızdan bunları (bu zayıf ve yoksulları) mı Allah lütfuna lâyık gördü?’ dediler. O hâlde Allah kimin şükrettiğini, (kimin lütfuna daha lâyık olduğunu) en iyi bilen değil midir?*
(*)… İnsanların soy sop, makam ve mal gibi fâni ve aldatıcı durumlara göre değer taşıdıklarını zanneden inkârcıların ileri gelenleri mü’minlere işaret ederek“ Aramızda Allah’ın kendilerine lutufta bulunduğu kimseler de bunlar mı?”; yani “Biz büyükler ve soylu önderler varken Allah’ın gerçeğe ulaştırdığı, hidayete kavuşturduğu kimseler bunlar olamaz!” şeklindeki alaylı ifadelerle inananları küçümsemişler; sahip oldukları imkânlar kendileri için birer fitne olmuş; bu tür olumsuz davranışlarıyla Allah’a karşı kötü bir imtihan vermişlerdir. (Kur’an Yolu Tefsiri) Yani son iki âyet, Hz. Peygamberin yanında yoksul mü’minler bulunduğu için, onlarla birlikte oturmayı kibirlerine yediremeyen ve Hz. Peygamberden onları kovmasını isteyen Kureyş ileri gelenlerinin durumunu örnek göstererek, açık bir haksızlığa karşı mü’minlere uyarıda bulunmaktadır. (Müslim Fedâilü’s-Sahâbe: 45,46; İbni Mâce, Zühd:7.) Ayrıca buradaki [ليقولوا] üzerindeki [lâm/li] edatını“gerekçe”değil de“akıbet”anlamında olduğu anlaşılyor. Tıpkı ( ( فالتقطه آل فرعون ليكون لهم عدوا وحزنا Kasas-8.ayetteki gibidir. فكان عاقبة أمرهم أن قالوا( أهؤلاء من الله عليهم من بيننا ) على مثل قوله ( فالتقطه آل فرعون ليكون لهم عدواوحزنا ) [ القصص : 8 ) واللام في {لّيَقُولواْ } للعاقبة، أي ليقول البعض الأوّل مشيرين إلى البعض الثاني (فتح القدير - (التفسير الكبير  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
“Allah’ın aramızda kendisine iyiliklerde bulunduğu kimse bu mu?” demeleri için onların bir kısmını diğer bir kısmıyla imtihan ettik.. Allah kendisine şükredenleri en iyi bilen değil mi?
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Biz insanların kimini kimi ile sınadık, "aramızda Allah’ın iyiliklerini esirgemediği kimseler bunlar mı" desinler diye. Kendisini övenleri çok iyi bilen, Allah değil midir?
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Böylece insanlardan birini diğeriyle iptilâya düşürdük [¹] ki «Allah içimizden bunlara mı bol nimetini lâyık görmüştür?» diyeler. Allah şükredenleri daha iyi bilir, değil mi?
[1] Fukaray-i müslimini imanda evvel davrandıklarından dolayı eşraf-ı Kureyş'e tercih etmek suretiyle düşürdük.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
“Allah’ın aramızdan kendilerine lütufta bulunduğu kimseler bunlar mı?” demeleri için Biz onları birbiriyle sınarız. Allah şükredenleri en iyi bilen değil midir?
Kadri Çelik
swap_vert close
Böylece, “Aramızdan Allah bunlara mı iyilikte bulundu?” demeleri için onları birbiriyle denedik. Allah şükredenleri iyi bilen değil midir?
Mahmut Kısa
swap_vert close
İşte biz, kimine diğerinden daha üstün nîmetler bahşederek, insanları bu şekilde birbirleriyle imtihân ederiz; bu yüzden dünyevî nîmetlere sahip olan kâfirler, bunlardan yoksun olan müminler hakkında, “Allah, aramızdan bula bula bunları mı lütfuna lâyık gördü?” diye sorarak alay edecekler. Onlara cevap olarak de ki: Fakirliklerinden dolayı sizin küçümsediğiniz, fakat birer ahlâk ve erdemlilik timsali olan bu insanların ilâhî nîmetlere kavuşacağını bizzat Allah söylüyor. Öyle ya, kulları arasında kimlerin kendisine lâyıkıyla şükrettiğini ve kimlerin de nankörlük ettiğini en iyi bilen, Allah değil mi?O hâlde ey dâvetçi, bu müminleri kovma, tam aksine:
Mahmut Özdemir
swap_vert close
İşte böyle, “Allah aramızdan şunlara mı karşılıksız iyilik etti / lutfetti?” demeleri için onları birbiriyle denedik. Allah, Şükredenler’i en iyi bilen değil mi?
Mehmet Çakır
swap_vert close
Nitekim : “ Allah, aramızda bunlara mı minnet ediyor “ demelerini sağlamak için onları birbirine düşürdük. nimetine şükredenleri en iyi bilen, Allah değil mi sanki?
Mehmet Çoban
swap_vert close
İnsanları denemek için bazılarına varlıklar veririz. İsteriz ki verdiğimiz varlıkların bir kısmıyla etraflarına yararlı olsunlar! Ancak onlar inanmış ama ihtiyaç sahibi olanlar için şöyle derler; “Aramızdan Allah’ın kendilerine lütuf ve ihsanda bulunduğu kimseler bunlar mı?” Böyle diyerek varlıklarıyla üstünlük taslamaya çalışırlar. Hâlbuki biz onlara varlıklar vererek denemiştik! Denememiz neticesinde içlerindeki kötülüğü ortaya çıkardılar. Verilen varlıkları yolumuzda harcayarak teşekkürlerini sunanları Allah bilmez mi? Ne az düşünüyorlar?
Mehmet Okuyan
swap_vert close
“Aramızdan Allah’ın kendilerine lütfettiği kişiler bunlar mı?” demeleri için onların bir kısmını diğerleri ile işte böyle imtihan ettik. Allah şükredenleri daha iyi bilmez mi?
Mehmet Türk
swap_vert close
Biz o (kâfirleri): “Allah’ın aramızdan ihsanına lâyık gördükleri de bunlar mı?” desinler diye, birbirleriyle işte böyle imtihan ettik. Doğrusu şükredenleri en iyi bilen Allah değil midir?
Muhammed Esed
swap_vert close
İşte bu şekilde ⁴⁴ insanları birbirleri aracılığıyla sınarız, ki sonunda, “Acaba Allah bizim yerimize onlara mı lütufta bulundu?” ⁴⁵ diye sorsunlar. Kimin [kendisine] şükrettiğini en iyi bilen Allah değil mi?
44 Yani, insanı muhakeme yeteneği ile donatarak ve böylece, dolaylı şekilde inançların çeşitliliğine yol açarak.45 Lafzen, “Onlar, aramızdan (min beyninâ) Allah’ın lütufta bulunduğu kimseler midir?” Zemahşerî’nin zikrettiği gibi, min beyninâ ibaresi, burada min dûninâ ile aynı anlamda kullanılmıştır ki onun da bu bağlamda en doğru çevirisi “bizim yerimize” şeklinde olabilir. Bu, Kur’an’ın Allah’ın insana mesajının nihaî ifadesi olduğu şeklindeki İslamî yaklaşıma karşı gayrimüslimlerin takındıkları tahkir edici inkarcılığa bir işaret olarak görülmektedir. Yukarıda işaret edilen “sınama”, diğer inançlara mensup insanların bu yaklaşımı benimsemelerindeki ve kendi kültür ve tarih çevrelerinin onları bilinçli olarak veya bilinç altından yakınlaştırdığı İslam’a karşı önyargılarını terk etmelerindeki isteksizlikleri ile ilgilidir.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Bu şekilde biz insanları birbirleriyle sınıyoruz ki; “Allah, aramızdan bula bula iyilik yapmak için bunları mı buldu?” desinler. Peki, Allah, şükredenleri en iyi bilen değil midir? 6/105, 21/35, 38/8, 43/31, 47/4, 67/2
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
İşte bu şekilde insanları birbiriyle sınarız ki, “Acaba Allah aramızdan bir tek bunlara mı ikramda bulundu?”[¹⁰⁵³] diye sorsunlar. Kimin şükrettiğini en iyi bilen Allah değil midir?
[1053] Lafzen: ”aramızdan”. Min beyninâ, min dûninâ vurgusuna sahip olduğu için böyle çevrilmiştir (Zemahşerî). Burada inançların aynı selim kaynaktan çıktığı hâlde, nasıl anlayış ve kavrayış farklılıklarıyla bozulduğu dile getirilmektedir.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Böylece biz onlardan bir kısmını (Kureyş kodamanlarını) diğer bir kısım ile (yoksul müminler ile) imtihan ettik. Fakat onlar: "Aramızdan Allah’ın kendilerine lutuf ve ihsanda bulunduğu kimseler de bunlar mı?" dediler. (Ve zenginlikleri ile böbürlenip, yoksulları horlayarak imtihanı kaybettiler) Allah (ihsan buyurduğu nimetlere) şükredenlerin kimler olduğunu elbette en iyi bilendir.
Osman Fırat
swap_vert close
Böylece biz onların kimini kimi ile denedik ki: "Allah, aramızdan şunlara mı lutfu lâyık gördü?" desinler. Allâh, şükredenleri daha iyi bilmez mi?
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve işte böylece onların bazısını bazısı ile fitneye düşürmüşüzdür ki, «Ya Allah Teâlâ aramızda şunlara mıdır ki, lütfunu reva görmüştür?» deyiversinler. Allah Teâlâ şâkir olanları ziyâdesiyle bilen değil midir?
Suat Yıldırım
swap_vert close
Biz onlardan kimini kimi ile, neticede “Allah bula bula aramızdan bunları mı lütfuna lâyık gördü? ” desinler diye, işte böyle imtihan ettik. Allah kimin şükrettiğini, kimin lütfuna daha lâyık olduğunu bilmez olur mu? [11, 27; 46, 11; 19, 73]
Burada, o kibirli ileri gelenlerin bu lütfa lâyık olmadıkları ima edilmektedir.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Böylece biz onların kimini kimi ile denedik ki: "Allah, aramızdan şunlara mı lutfu layık gördü?" desinler. Allah, şükredenleri daha iyi bilmez mi?
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Böylece ba'zı insânları ba'zıları ile fitneye düşürdük (imtihân ve tecrübe iyledik). Onlar: "Aramızda Allâh'ın in'âm iylediği bunlar mıdır? dirler. (Fukarâ-yı mü'minîni hakîr görirler). Allâh Te'âlâ kendine şükr idenleri bilmez mi?
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
“Allah aramızdan, şunlara mı lütuf ve ikramda bulundu?” desinler diye onlardan kimilerini kimileriyle deneriz. Görevlerini yerine getirenleri en iyi bilen, Allah değil midir?
Şaban Piriş
swap_vert close
Böylece, “Allah, Aramızdan bunlara mı iyilikte bulundu?” desinler diye onları birbiriyle denedik. Allah, şükredenleri en iyi bilen değil midir?
Ümit Şimşek
swap_vert close
Onları birbiriyle böylece imtihana uğrattık; onlar da “Aramızdan bunları mı Allah lütfuna lâyık gördü?” dediler. Şükredenleri en iyi bilen Allah değil mi?(7)
(7) Son iki âyet, Peygamberimizin yanında yoksul Sahâbîler bulunduğu için, onlarla birlikte oturmayı kibirlerine yediremeyen ve Peygamberimizden onları kovmasını isteyen Kureyş ileri gelenlerinin durumunu örnek göstererek, açık bir haksızlığa karşı bütün mü’minlere uyarıda bulunmaktadır. (Müslim, Fedâilü’s-Sahâbe: 45,46; İbni Mâce, Zühd: 7.)  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Biz böylece onların bir kısmını diğer bir kısmıyla imtihana çektik ki, şunu söylesinler: "Allah aramızdan şunlara mı lütufta bulundu?" Allah şükredenleri daha iyi bilmiyor mu?
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı ancılayın śınaduķ bir nicelerini bir nice-y-ile tā eyideler “şunlar mıdur kim minnet eyledi Tañrı anlara bizüm aramuzda?” degül mi Tañrı bilürirek şükr eyleyicileri?
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Anuñ gibi fitne düşürdük biri biri ortasında, ḥattā ki eyideler: Bunlarani‘met mi virdi Tañrı Ta‘ālā bizüm aramuzdan īmān‐ıla? Tañrı Ta‘ālā bilicidegül midür şükr idicileri?
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Beləliklə, onları (insanları) bir-birilə imtahana çəkdik ki, onlar desinlər: “Əcəba, Allahın aramızda lütfünü görüb bəxş etdiyi kimsələr bunlarmıdır? Məgər Allah şükür edənləri daha yaxşı tanıyan deyildirmi?”
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And even so do We try some of them by others, that they say: Are these they whom Allah favoureth among us? Is not Allah best aware of the thanksgivers?
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Thus did We try some of them by comparison(872) with others, that they should say: "Is it these then that Allah hath favoured from amongst us?" Doth not Allah know best those who are grateful?
872 Pursue the argument of the last note. The influential people who were not given precedence over the poor and humble but sincere disciples, were on their trial as to their spiritual insight. Their temptation was to say (and they said it in scorn): "We are much greater than they: has Allah then selected these lowly people for His teaching?" But that was so. And Allah knew best those who were grateful to Him for His guidance.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَكَذٰلِكَ
ve böylece
فَتَنَّا
imtihan ettik
بَعْضَهُمْ
onların ba- zılarını
بِبَعْضٍ
bazısı ile
لِيَقُولُٓوا
demeleri için
اَهٰٓؤُ۬لَٓاءِ
bunlar mı ki
مَنَّ
lütufta bulundu
اللّٰهُ
Allah
عَلَيْهِمْ
kendilerine
مِنْ بَيْنِنَاۜ
aramızdan
اَلَيْسَ
değil midir
اللّٰهُ
Allah
بِاَعْلَمَ
en iyi bilen
بِالشَّاكِر۪ينَ
şükredenleri
Böylece Biz, "Allah'ın, aramızdan kendilerine lütufta bulun(up hidâyete erdir)diği kimseler bunlar mı?" desinler diye onların bazılarını bazılarıyla (müşrikleri iman edenlerle) imtihan ettik. Allah, şükredenleri en iyi bilen değil midir?
ذٰلِك
İşaret zamiri
ذٰلِك
İşte bu, bunun için, bunda böyle
فَتَنَ
Fiil-I
ف ت ن
Kötülük yaptı, şaşırttı, imtihan etti, aldattı, fitneye düşürdü, belaya uğrattı, yaktı, işkence etti
بَعْض
İsim
ب ع ض
Bazı, bir kısmı
بَعْض
İsim
ب ع ض
Bazı, bir kısmı
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
هٰذَا
İşaret zamiri
هٰذَا
Bu, budur
مَنَّ
Fiil-I
م ن ن
Lütufta bulundu, lütfetti, başa kaktı, minnet etti
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
بَيْن
İsim
ب ي ن
Arasında
لَيْسَ
Fiil-I
ل ي س
Değildir, yoktur
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
اَعْلَم
İsim
ع ل م
Daha iyi bilen, çok iyi bilen, en iyi bilen
شَاكِر
Etken fiil
ش ك ر
Şâkir (Allah'ın ismi, esmasıdır. Şükredilmeye layık hakiki zat demektir), şükreden, şükredici