close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

En'âm Sûresi 52. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Velâ tatrudi-lleżîne yed’ûne rabbehum bilġadâti vel’aşiyyi yurîdûne vecheh(u)(s) mâ ‘aleyke min hisâbihim min şey-in vemâ min hisâbike ‘aleyhim min şey-in fetatrudehum fetekûne mine-zzâlimîn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Sabah, akşam, razılığını dileyerek Rablerine dua edenleri kovma; ne onlardan, herhangi bir hususta sen sorumlusun, ne de senin amelinden onlara bir şey sorulur, onun için onları kovup da haksızlık edenlerden olma.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Ey Nebim, kâfirlerin ve gafillerin keyfi için) Sabah akşam -O’nun yüzünü (Allah’ın rızasını) dileyerek- Rablerine dua edenleri sakın yanından kovmaya kalkmayasın! (Mü’minlerin dini ve siyasi konulardaki toplantılara katılmalarına ve görüşlerini açıklamalarına engel olmayasın!) Onların (eğer varsa bazılarının gizli ve kirli) hesabından Senin üzerinde bir şey (yükümlülük), Senin hesabından da (onlara) bir şey (yükümlülük) yoktur ki onları kovman gereksin. Yoksa zalimlerden olup kalırsın (ve kınanırsın).
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
O halde, Rablerinin rızasını isteyerek, sabah akşam Allah'a yalvaran, ekonomik ve sosyal yönden güçsüz olan insanları, inanmayan kimselerin; “çevresinde fakirler toplanmıştır” diye alay etmeleri yüzünden yanından kovma. Sen onların hesabından sorumlu değilsin, tıpkı onların da hiçbir şekilde senden sorumlu olmadıkları gibi. Öyleyse o fakirleri kovarsan, varlık sebebine aykırı davranmış olursun.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Sadece Allah'ın rızasını dileyerek, sabahları erken ve akşama doğru Rablerine kulluk, ibadet ve dua edenleri kovma. Onların dînî-şer'i hesabıyla ilgili sana bir sorumluluk yok. Senin dînî-şer'i hesabınla ilgili de onların bir sorumluğu yok. Onları yanından kovduğun takdirde Allah'ın emirlerine âsi olan zâlimlerden olursun.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 18/28; 26/112-114.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Rabblerinin rızasını umarak sabah akşam O'na yalvaranları yanından kovma. Onların hesaplarından senin üzerine senin hesabından da onların üzerine bir sorumluluk yok ki, onları yanından kovup da zalimlerden olasın.
52-53.İbnu Hibban ve Hakim`in Sa`d bin Ebi Vakkas (r.a.)`tan rivayet ettiklerine göre bu ayeti kerime (sahabenin fakirlerinden olan) altı kişi hakkında indirilmiştir. Müşrikler kendilerinin bunlarla birlikte Resulullah (a.s.)`ın huzurunda bulunmaktan utandıklarını söyleyerek bu kişileri huzurundan kovmasını istemişlerdi. Resulullah (a.s.) bu istek karşısında bir tereddüde düştü. Bunun üzerine ayeti kerime indirildi.Ahmed bin Hanbel, Taberani ve İbnu Ebi Hatim`in Abdullah bin Abbas (r.a.)`tan rivayet ettiklerine göre de, Kureyş`ten bazı kimseler Resulullah (a.s.)`ın yanına uğradılar. Bu sırada Resulullah (a.s.)`ın yanında Habbab bin Eret (r.a.), Suheyb (r.a.) ve Ammar (r.a.) gibi sahabiler vardı. Kureyşiler: "Ey Muhammed! Sen bunların seninle birlikte olmalarından hoşnut musun? Allah`ın aramızdan kendilerine lütfettiği kimseler bunlar mıdır? Eğer sen bunları kovarsan biz sana uyarız!" dediler. Bunun üzerine bu ayeti kerimeler indirildi. Bu rivayette 51. ayeti kerimenin başından 55. ayeti kerimenin sonuna kadar olan kısmın tamamının bu olayla ilgili olarak indirildiği ifade edilmiştir.İbnu Cerir`in İkrime`den rivayet ettiğine göre de Kureyşiler Resulullah (a.s.)`ın söz konusu fakir sahabileri huzurundan kovması için amcası Ebu Talib`e teklifte bulunmuşlardır. Bu rivayette teklifte bulunan Kureyşilerin adları da sayılmıştır. Bu olayla ilgili daha başka rivayetler de nakledilmiştir. Ancak bütün rivayetlerin ortak yanı bu ayeti kerimelerin Kureyşilerin Resulullah (a.s.)`tan fakir sahabileri huzurundan kovmasını istemeleri üzerine indirildiğine işaret edilmesidir. Yüce Allah bu fakir Müslümanları yanından ayırmaması konusunda Resulullah (a.s.)`a bir başka ayeti kerimesinde de şöyle bir hatırlatmada bulunmuştur: "Allah`ın rızasını isteyerek sabah ve akşam Rabblerine dua edenlerle beraber sen de sabret. Dünya hayatının süsünü isteyerek gözlerini onlardan ayırma." (Kehf Suresi, 18/28)  
Ali Bulaç
swap_vert close
Sabah akşam -O'nun yüzünü (rızasını) dileyerekRablerine dua edenleri kovma. Onların hesabından senin üzerinde birşey (yükümlülük), senin hesabından da bir şey (yükümlülük) yoktur ki onları kovman gereksin. Yoksa zalimlerden olursun.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Rablerinin rızasını dileyerek sabah ve akşam O'na dua edenleri (fakirleri), fakirlerle bir arada bulunmak istemiyen müşriklerin arzusuna uyarak, yanından kovma. Onların (o fakirlerin görünüşte iyi olan halleri hakikatte fena olsa bile) hesabından sana hiç bir şey gerekmez ve senin hesabından da onlara bir şey yoktur. Bunun için, onları kovarsan, zulmedenlerden olursun.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Sabah-akşam Rablerinin rızasını umarak ona dua edenleri sakın kovma. Ne sen onlardan sorumlusun ne de onlar senden sorumlulardır ki onları kovup zalimlerden olasın.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Rabblerinin rızâsını isteyerek sabah akşam O'na yalvaranları yanından kovma! Onların hesabından sana bir sorumluluk, senin hesabından da onlara herhangi bir sorumluluk yoktur ki, onları kovup da zâlimlerden olasın.
Besim Atalay
swap_vert close
Akşam, sabah, Tanrılarına yalvararak, onun hoşnutluğun istiyen kimseleri kovmayasın sen, ne onların hesabından senin üstüne, ne de senin hesabından, onlara bir şey düşer, sen onları kovarsan zalimlerden olursun
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Sırf Rablerinin rızasını isteyerek sabah akşam O'na kulluk eden (fakir)leri, (inkârcılar istiyor diye) yanından uzaklaştırma! (Sen fakirlerle berabersin diye ekâbir takımı iman etmese de) onların hesabından sana (hiçbir sorumluluk) düşmez ve senin hesabından da onlara bir şey düşmez. Bu yüzden onları kovarsan zalimlerden olursun.
Bkz. 18/28, 26/112-114Mekke’deki bazı müşrik önderleri (sözde ekâbir takımı), Hz. Peygamber’in köleleri ve (onlara göre) alt tabaka diye tabir edilen kimseleri etrafından uzaklaştırması halinde Hz. Muhammed’le birlikte olacaklarını bildirmişlerdi. Sa’d b. Ebi Vakkas’ın anlattığına göre; Hz. Peygamberin yanında altı kişi bulunuyordu. Müşrikler Peygamberimize: “Yanında bulunan şu adamları uzaklaştır ki, bize karşı cüretkâr davranmasınlar” dediler. Peygamberimizin yanında bulunanlardan biri bendim, biri İbni Mesut, biri de Hüzeyl kabilesinden bir kişi, diğer biri de Bilal idi. Bir de isimlerini hatırlayamadığım iki kişi vardı. Bunun üzerine Peygamberimizin gönlünde yüce Allah’ın geçmesini istediği düşünce geçti ve bu ayet nazil oldu.Bu konuda Hz. Nuh’un Kur’an’da yer alan, inkârcıların taleplerine verdiği cevap buna benzer niteliktedir. “(Nuh) dedi ki: “Onların öteden beri yaptıkları hakkında benim bir bilgim yok. Onlar hakkında yargıda bulunmak bana değil, sadece Rabbime düşer. Keşke bu gerçeğin bilincinde olsanız!Ben inananları kovacak değilim. Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım.” (Şuara 26/112-115)  
Cemil Said
swap_vert close
Akşam ve sabah Allâh’ı yâd idenleri ve Allâh’ın vechini görmek istiyenleri tard itme ânların hesâblarını muhâkeme itmek sana düşmez nitekim ânlar da senin hesâblarına karışamazlar, sen ânları tard ider isen zâlimler gibi hareket itmiş olursın [1]
[1] Ba’zı eşrâf peygamber ’aleyhisselâma yanındaki zu’afâyı tard itmesini teklîf itmişlerdi.  
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Sabah akşam, Rabblerinin rızasını isteyerek O'na yalvaranları kovma. Onların hesabından sana bir sorumluluk yoktur, senin hesabından da onlara bir sorumluluk yoktur ki onları kovarak zulmedenlerden olasın.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Rab’lerinin rızasını isteyerek sabah akşam O’na dua edenleri yanından kovma. Onların hesabından sana bir şey yok, senin hesabından da onlara bir şey yok ki onları kovasın. Eğer kovarsan zalimlerden olursun.[176]
Kureyş’in ileri gelenleri Hz. Peygamber’e, “Fakir müslümanları yanından kovarsan seninle gelir otururuz” demişlerdi. Hz. Peygamber de “Ben mü’minleri kovamam” buyurmuştu. Onlar, “Bari biz senin yanına geldiğimizde onlar kalkıp gitsinler, biz çıkınca girsinler. Çünkü biz bunlarla oturmayı gururumuza yediremiyoruz,” demişlerdi. Resûlullah da bu kişilerin bu sayede müslüman olabileceklerini düşünerek teklifi kabul etmek üzere iken bu âyet-i kerime inmiştir.  
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Rablerinin rızâsını isteyerek sabah akşam O’na yalvaranları kovma! Onların hesaplarından sana sorumluluk yoktur, senin hesabından da onlara sorumluluk yoktur ki onları yanından uzaklaştırıp da zalimlerden olasın.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Rablerinin rızasını isteyerek sabah akşam O'na yalvaranları kovma! Onların hesabından sana bir sorumluluk; senin hesabından da onlara herhangi bir sorumluluk yoktur ki bunları kovup da zalimlerden olasın!
 Kureyş büyükleri Resûlullah (s.a.)ın yanına geldikleri zaman fakir müminlerin yanlarında bulunmasını istemiyorlardı. Resûlullah da onların isteklerine uyarak bu müminleri yanından çıkarmak istedi. Bunun üzerine Ce-nab-ı Hak, Peygamberimizi bu âyetle uyardı.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Sabah akşam Rab'lerine yalvarıp sadece O'nun hoşnutluğunu arzulayanları kovma. Onların hesabından sen sorumlu değilsin. Senin hesabından da onlar sorumlu değil. Onları kovarsan zalim olursun.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Sırf Allah'ın rızasını dileyerek sabah akşam Rab'lerine dua edenleri huzurundan kovma. Onların hesabından sen sorumlu değilsin, onlar da senin hesabından sorumlu değiller. Onları yanından kovduğun takdirde zalimlerden olursun.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Ve öyle rablarının cemalini istiyerek sabah, akşam ona dua edenleri yanından koğayım deme, sana onların hisabından bir şey yok, senin hisabından da onlara bir şey yok ki biçareleri koğub da zalimlerden olacaksın
Emrah Demiryent
swap_vert close
*(Resûlüm,) Rablerinin rızasını dileyerek, sabah akşam (O’na) dua edip yalvaran (Ashâb-ı Suffe ve diğer fakir müslüman) ları, (müşriklerin ileri gelenlerinin sunmuş oldukları teklife uyarak, iyi bir niyetle bile olsa, asla) yanından uzaklaştırma. (O müşrikler, sen fakirlerle birliktesin diye îmân etmeyeceklerse etmesinler,) onların hesabından sana hiçbir sorumluluk olmadığı gibi senin hesabından da onlara bir sorumluluk yoktur. *(Farz-ı muhâl,) o (fakir müslüma) nları (iyi bir niyetle bile olsa) yanından uzaklaştırırsan zâlimlerden olursun.
* “(Resûlüm,) Rablerinin rızasını dileyerek, sabah akşam (O’na) dua edip yalvaran (Ashâb-ı Suffe ve diğer fakir müslüman) ları, (müşriklerin ileri gelenlerinin sunmuş oldukları teklife uyarak, iyi bir niyetle bile olsa, asla) yanından uzaklaştırma.”; Kureyş’in ileri gelenleri bir araya geldiler ve Hz. Peygambere [sallallahu aleyhi vesellem], “Söylediklerine îmân etmemizi istiyorsan, şu fakirleri yanından uzaklaştır. Biz geldiğimizde onlar bulunmasınlar. Onlar için, yanına gelecekleri ayrı bir vakit ayır!” demeleri üzerine bu âyet-i kerîme nâzil olmuştur. Her an ilâhî koruma altında olan Allah Resûlü [aleyhissalâtu vesselâm] efendimiz onların bu teklifine kesinlikle uymamıştır. * “Farz-ı muhâl”; Gerçekleşmesi asla mümkün olmayan bir konu hakkındaki varsayım, “kesinlikle olamaz ve olmayacak fakat sayalım ki oldu” manasında. * “… o (fakir müslüma) nları (iyi bir niyetle bile olsa) yanından uzaklaştırırsan zâlimlerden olursun.”; Âyet-i kerîmede, böyle bir şey yapanın, zâlimlerden olacağının hükmü beyan ediliyor. Yoksa hâşâ, Hz. Peygamberden [aleyhissalâtu vesselâm] böyle bir şeyin meydana gelmesi mümkün değildir. Zira peygamberler, ismet (günahsızlık) sıfatına sahiptirler. Hayatlarının hiçbir döneminde (çocukluk, gençlik, peygamberlik öncesi veya peygamberlik vazifesini yaparken) küçük-büyük, gizli-açık hiçbir günaha meyletmezler, her daim ilâhî koruma altındadırlar.  
Erhan Aktaş
swap_vert close
Rabb'lerinin vechini¹ dileyerek sabah akşam² O'na yönelenleri uzaklaştırma.³ Onların hesabından sen, senin hesabından da onlar sorumlu değil. Eğer onları kendinden uzaklaştırırsan zalimlerden⁴ olursun!
1- Hoşnutluğunu, O'nunla birlikte olma arzusunu. 2- Devamlı, gün boyu. 3- Statüleri gereği toplumun ileri gelenlerinin beğenisi için, yoksul, yoksun ve güçsüz olanları ikinci planda bırakacak bir davranış içine girme. 4- Haksızlık yapanlardan.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Sabah, akşam Rablerine, sırf Onun cemâlini dileyerek, düâ edenleri (huzurundan) koğma. Onların (kâfirlerin) hesabından hiç bir şey sana, senin hesabından hiç bir şey de onlara âid değildir. Onları (fakirleri) koğarsın (amma) zaalimlerden olursun.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Ve O'nun rızâsını isteyerek sabah akşam Rablerine duâ edenleri kovma! Onların(fakir mü'minleri senin yanında görmek istemeyen o müşriklerin) hesâbından sana bir şey yok, senin hesâbından da onlara bir şey yok ki onları (o mü'minleri) kovup da zâlimlerden olasın!(2)
(2)Kureyş reislerinden birkaçı Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselâm’ın huzûruna gelip dediler ki: “Mü’minlerin fakirlerinden Ammar bin Yâsir, Süheyb-i Rûmî, Bilâl-i Habeşî, Abdullah bin Mes‘ûd, Mikdâd gibi bazı kimseleri meclisinden kovarsan, biz de gelip seninle konuşur, dînî sohbetlerde bulunur ve Kur’ân dinleriz. Fakat bunlarla berâber olmak şerefimize dokunur.” Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselâm da: “Ben mü’minleri sohbetimden kovamam!” buyurunca onlar: “Hiç olmazsa biz geldiğimiz vakit kalkıp gitsinler” dediler. Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm da onların bu geliş gidiş vesilesi ile îmân edeceklerini ümid ederek buna “evet” dedi. Müşriklerin bu mevzu‘da bir ahidnâme yazılmasını taleb etmeleri üzerine Peygamber Efendimiz (asm) bir sahîfe getirip yazması için Hz. Ali (ra)’ı çağırmıştı ki tam o esnâda Cebrâîl (as) bu âyet-i kerîmeyi indirdi. (Râzi, c. 6/12, 245)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
O hâlde sabah ve akşam, O’nun rızasını isteyerek, Rablerine yalvaran kimseleri (ekonomik ve sosyal yönden güçsüz olan insanları, inanmayan kimselerin; “çevresinde yoksul ve fakirler toplanmıştır”diye alay etmeleri yüzünden) kovma! Onların hesabından sana bir sorumluluk yok, senin hesabından da onlara bir sorumluluk yoktur. Onları kovarsan (o zaman) zalimlerden olursun!*
(*) Kureyş’in ileri gelenleri Hz. Peygamber’e, “Fakir müslümanları yanından kovarsan seninle gelir otururuz” demişlerdi. Hz. Peygamber de “Ben mü’minleri kovamam” buyurmuştu. Onlar, “Bari biz senin yanına geldiğimizde onlar kalkıp gitsinler, biz çıkınca girsinler. Çünkü biz bunlarla oturmayı gururumuza yediremiyoruz,” demişlerdi. Resûlullah da bu kişilerin bu sayede müslüman olabileceklerini düşünerek teklifi kabul etmek üzere iken bu (… Sakın onları kovma!.. Onları kovarsan zalimlerden olursun) şeklindeki âyet-i kerime inmiştir. (Diy. İşleri Meali (Yeni) 52. Ayet Açıklaması) … Ayrıca bu âyet, İslâm dininde insanın, mevki, zenginlik ve soyuna göre değil iman zenginliğine, Allah’a saygı ve ruh yüceliğine göre değer taşıdığını ortaya koyması, ayrıca Hz. Peygamber’in yüce ahlâkının Kur’an ilkelerine göre şekillendiğini göstermesi bakımından büyük önem taşımaktadır. Âyetin sonunda Resûlullah’a sorumluluğu hatırlatıldıktan sonra, inkârcıların gözünde değersiz olsalar bile, iman ve yaşayışlarıyla Allah nezdinde değerli olan insanlara karşı küçültücü davranışlarda bulunan bir kimsenin, –farzımuhal bu kimse peygamber bile olsa – zalim olarak gösterilmesi son derece ilgi çekicidir. Kaynak: (Kur’an Yolu Tefsiri Cilt: 2 Sayfa: 409-410)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Sabah akşam Rablerini görmedikleri halde, yalnızca onun rızasını kazanmak için ibadet edenleri, sakın ola ki terk etme (dışlama). Onların hesabından senin bir sorumluluğun olmadığı gibi, senin hesabından da, onlar için bir sorumluluk yok. Eğer onları dışlarsan (terk edersen), kendine zulmedenlerden olursun.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Sabah, akşam çalaplarına yalvarıp Ona kavuşmayı dileyenleri sakın yanından kovma. Onların hesabı senden sorulmaz. Senin hesabın da onlardan sorulmaz. Eğer onları kovacak olursan kıyıcılık etmiş olursun.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Rablerinin yüzü, zatı uğrunda sabah, akşam Rablerine ibadet edenleri [⁷] kovma. Onların amellerinin hesabından sana bir şey düşmez, senin hesabından sana da onlara hiçbir şey düşmez. Onları kovacak olursan zalimlerden olursun.
[7] Sabah, akşam namaz kılanları veya Allah'ı ananları.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Sabah akşam Rablerinin Zat’ını /cemâlini [vechehu]¹⁶ isteyerek O’na dua edenleri/yakaranları yanından kovma! Ne onların hesabından sana, ne de senin hesabından onlara bir sorumluluk vardır. Onları kovarsan zalimlerden olursun!¹⁷
16 Allah’ın vechinden kasıt aslında Zât’ıdır. Bunu “cemâlullah”, “Allah’ın rızası” veya “Allah’ın hoşnutluğu” diye çevirenler de vardır. Bu çevirilerin hepsi kontekse uygundur. Krş. Kehf, 18/28. 17 Mekke döneminde bazı Mekkeli müşrikler Hz. Peygamber’e geldiklerinde, Hz. Peygamber’in yanında o zamanki anlayışa göre alt tabakaya ait fakir, köle vb Müslümanları görmüşler ve Hz. Peygamber’e bu gibi kimseleri yanına almaması şartıyla İslam’ı kabul edebileceklerini söylemişlerdi. Hz. Peygamber’in de bu isteği anında reddetmiş olduğu, tefsirlerde yer almaktadır. Krş. Hûd, 11/27; Abese, 80/1-2  
Kadri Çelik
swap_vert close
Sabah akşam, rablerinin rızasını isteyerek O'na yalvaranları kovma. Onların hesabından senin üzerinde bir şey (yükümlülük), senin hesabından da onların üzerine bir şey (yükümlülük) yoktur ki onları kovup da böylece zalimlerden olasın.
(Yani, “Onları kovman için hiçbir neden yok. Eğer geçmişte kötü bir şeyi yapmışlarsa, bunun hesabını verecek olan yine kendileridir, sen değilsin. Çünkü herkes yaptığı iyilik ve kötülüğün karşılığını görecektir. Bu bakımdan ne senin işlediğin hayırlı ameller onların hesabına yazılacak, ne de sen onların herhangi bir kötü amelini yükleneceksin. Durum böyleyken kendilerine tepeden bakman ve huzurundan kovman bir zulüm olur.”)  
Mahmut Kısa
swap_vert close
Rab’lerinin hoşnutluğunu kazanmak için, sabah akşam O’na yalvaran o fakir, fakat tertemiz mümin kulları yanından kovma! Kendini beğenmiş inkârcılar, bu müminleri yanından uzaklaştırmadın diye iman etmeyeceklerse, varsın iman etmesinler! Korkma, sen onlardan dolayı sorumlu değilsin, onlar da senden dolayı sorumlu değiller! Yani, sen onların bu tür saçma gerekçelerle inkâra saplanmalarından dolayı sorumlu tutulacakdeğilsin ve dediklerini yapıp fakir müminleri yanından kovacak olursan, onlar da seni azaptan kurtaracak değiller. O hâlde, ne diye onları yanından kovup zâlimlerden olasın ki?
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Vechesini / rızasını isteyerek Akşamları ve Sabah Erken Vakitler rabb’lerine dua edenleri küçümseyerek kovma! Senin hesabından onlara hiçbir şey yoktur; Onların hesabından da sana hiçbir şey yoktur. Onları küçümseyerek kovarsın; Zâlimler’den olursun.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Resulüm sabah akşam Rablerine yalvarmak ve yüz suyu dökmek için gelenleri, huzurundan kovma! Çünkü onların sana bir yükü yok, Senin de onlara bir yükün yok. Onları huzurdan kovman haksızlık olur.[3]
Mehmet Çoban
swap_vert close
Rabbinin rızasını isteyerek sabah akşam Allah’a yalvaranları kovma! Onların hesabından sana bir sorumluluk, senin hesabından da onlara bir sorumluluk yoktur! Yaptıkları hatalar yüzünden yanından kovarak zalimlerden olma! Bil ki Rabbin bağışlayan, esirgeyendir. Sakın Rabbinin bağışlayıcılığına, esirgeyiciliğine karışma!
Mehmet Okuyan
swap_vert close
O’nun rızasını isteyerek Rablerine sabah akşam dua edenleri kovma! [*] Onların hesabından sana herhangi bir şey (sorumluluk), senin hesabından da onlara herhangi bir şey (sorumluluk) yoktur ki onları kovup da zalimlerden olasın. [*]
Bu ayet Hûd 11:27-30, Kehf 18:28, Şu‘arâ 26:114 ve 215. ayetlerle birlikte okunmalıdır.,Bu ayet Bakara 2:134, 141, 272, 286, En‘âm 6:164, İsrâ 17:13-15, Lokmân 31:33, Fâtır 35:18, Zümer 39:7, Fussilet 41:46, Câsiye 45:15, Necm 53:38-39 ve Zilzâl 99:7-8. ayetlerle birlikte okunmalıdır.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Sen, sabah akşam Rablerine, sadece Onun rızasını kazanmak isteyerek dua edenleri huzurundan kovma. Onların hesabından sana bir sorumluluk, senin hesabından da onlara bir sorumluk yok ki, onları kovup da zalimlerden olasın.¹
1 Kureyşin ileri gelenleri, Efendimiz, Suhayb, Bilâl, Ammar ve Selmân gibi fakir Müslümanlarla beraberken yanına gelip: “Ey Muhammed! Sen kavminden vazgeçtin de bunlara mı râzı oldun? Biz, bunların arkasından mı gideceğiz? Eğer bunları yanından kovarsan, biz de senin meclisine gelir konuşur, belki sana tabi oluruz.” derler. Efendimiz: “Ben Müslümanları kovamam” buyurunca da: “O zaman biz geldiğimizde bunları gönder, biz gittikten sonra istersen yanında oturt.” derler. Hz. Ömer de: “Ey Allah’ın Rasûlü böyle yapsan da ne yapacaklarına bir baksak.” der. Bu, müşriklere haber verilir ve onlar da bunun yazıyla kayıt altına alınmasını isterler. Peygamberimiz de bunu yazdırmak üzere Hz. Ali’yi çağırtınca, bu âyet iner. (Elmalılı, Vâhidî)  
Muhammed Esed
swap_vert close
O halde, Rablerinin rızasını isteyerek sabah akşam O’na yalvaranları[n hiç birini] yanından kovma. ⁴¹ Sen onlardan hiçbir şekilde sorumlu değilsin -tıpkı onların da hiçbir şekilde senden sorumlu olmadıkları gibi- ⁴² bu nedenle onları kovma hakkına sahip değilsin: yoksa zalimlerden olurdun. ⁴³
41 Rivayetlere göre bu ve bundan sonraki ayet, Müslümanların Medine’ye hicretlerinden yıllar önce, Mekke’deki bazı müşrik liderlerin, Hz. Peygamber’in eski kölelerden ve takipçileri arasında bulunan diğer “alt tabaka”ya mensup kimselerden uzak durması şartıyla İslam’ı kabul etmeyi düşünebileceklerini bildirmeleri vesilesiyle nazil olmuştur (ki Hz. Peygamber, bu talebi anında reddetmiştir). Ancak bu tarihî atıflar, yukarıdaki pasajın tam bir açıklamasını yapamaz. Kur’ânî metoda göre tarihî olaylara atıflar -ister çağdaş vakalara isterse eski zamanlara ait olsun- her zaman, değişmez tabiattaki ahlakî öğretileri göstermek amacıyla kullanılır: ve sözkonusu pasaj da bu açıdan bir istisna değildir. Tertip tarzının da gösterdiği gibi, bu pasaj, İslam’ın “alt tabaka” mensupları ile değil, ama kelimenin o günkü anlamıyla Müslüman olmadıkları halde Allah’a iman eden ve daima (“sabah ve akşam”) “O’nun rızasını (yani, O’nun rahmetini ve kabulünü) arayan” insanlar ile bağlantılıdır: ve böylece, 52-53. ayetler 51. ayet ile mantıkî bir ilişki içindedir. Öncelikle Hz. Peygamber’e hitab etmesine rağmen bu pasajda seslendirilen öğüt, Kur’an’ın bütün takipçilerine yöneliktir: Onlar, -inançları Kur’an’ın taleplerine tam olarak cevap veremese bile- Allah’a inanan hiçbir kimseyi kovmamak, ama tersine, Kur’an öğretilerini sabırla açıklayarak onlara yardım etmeye çalışmakla emrolunmuşlardır.42 Yani, onların inanç ve eylemlerinde Kur’an’ın öğretileri ile uyuşmayan veya ona ters düşen her unsurdan dolayı. Başka bir deyişle, onların tümü yalnızca Allah’a karşı sorumludur.43 Lafzen, “ki onları kovup da zalimlerden olmayasın”.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
O’nun hoşnutluğunu arzulayarak, sabah akşam Rablerine yalvaranları huzurundan kovma! Zira ne onların hesabı sana düşer ne de senin hesabın onlara düşer. Bu takdirde onları kovarsan onlara haksızlık eden zalimlerden olursun. 11/29, 18/28, 26/114, 10/41, 2/120-145
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Ve Rablerinin rızası uğruna sabah akşam[¹⁰⁵¹] O’na kulluk eden (hiç) kimseyi huzurundan kovma! Ne onların yaptıkları şeyden dolayı sen hesaba çekilirsin ne de senin yaptıklarından dolayı onlar hesaba çekilirler. Sözün özü: onları kovarsan zalimlerden olursun.[¹⁰⁵²]
[1051] Yani: “daima..” [1052] Bizce bu âyet bir önceki âyetle doğrudan ilişkilidir. Önceki âyette, âhiret inancında pürüz olan insanların inanç problemlerinin çözümü için çaba gösterilmesi öğütlenmekteydi. Bu yüzden âyetin, esbâb-ı nüzûl rivayetleriyle sınırlanması yanlıştır. Allah Rasûlü’nün yoksul ve alt tabaka mensubu tâbilerinin zengin Mekkelilerle diyalog yolunu açma hatırına uzaklaştırılmasına dair bu atıflar, Abese sûresinin ilk pasajında nakledilenlere benzer. Oysa ki âyette ‘uzaklaştırılmaması istenenlerin’ toplumsal konumları değil de mânevi ve ahlâkî konumları dile getirilmektedir. Dolayısıyla iniş sebebi rivayetleri, âyetin içeriğiyle örtüşmemektedir.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Kureyş kodamanlarının imana geleceklerini umarak, -onların teklifine meyledip-) Sabah akşam, Rablerinin rızasını dileyerek dua edenleri (yoksul müminleri) de sakın meclisinden mahrum etme! Onların (o Kureyş kodamanlarının) hesabından (işledikleri günahlardan) sen sorumlu değilsin. (Ki, onları zorla doğru yola getiresin) Senin hesabından da (Peygamberlik görevinden de) hiç bir şey onlara ait değildir. (Hak davetini kabul etmezlerse cezasını çekerler, bil ki) Şayet onları (o yoksul müminleri) -kafirlere meyledip- meclisinden kovacak olursan zalimlerden olursun!
(Bu ayetin nuzulü üzerine Resulullah s.a.s. o yoksul müminleri alıkoymuş, diğerleri ise çekilip gitmişlerdir)  
Osman Fırat
swap_vert close
Rab’lerinin rızasını isteyerek sabah akşam O’na dua edenleri yanından kovma. Onların hesabından sana bir şey yok, senin hesabından da onlara bir şey yok ki onları kovasın. Eğer kovarsan zalimlerden olursun.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
O zâtları yanından kovma ki, sabah ve akşam Rablerine O'nun cemalini dileyerek dua ederler. Senin aleyhine onların hesabından birşey yoktur, ve senin hesabından da onların üzerine birşey yoktur ki, onları kovup da zalimlerden olasın.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Sabah akşam Rab'lerine, sırf O'nun cemaline ve rızasına müştak olarak niyaz edenleri yanından kovma. Ne sen onlardan, ne de onlar senden sorumlu değilsiniz ki onları kovup da zalimlerden olasın. [18, 28; 26, 112-114]
İlk Müslüman cemaat arasında Habbab, Bilal, Ammar, Suheyb (r.anhum) gibi köleler ve fakirler vardı. Kureyşin ileri gelenleri Hz. Peygamber (a.s.)’a: “Ne o, kavmine bedel bunlara mı razı oldun?” Biz onların mı peşinden gideceğiz! Onları yanından uzaklaştırırsan belki biz de sana tabi olabiliriz” demeleri üzerine 52-53. âyetler indirildi. 54. âyet, gerekli tutumu bildirmektedir. İmam Ahmed ve Teberanî’nin naklettikleri bu nüzul sebebinden anlaşıldığına göre, Hz.Peygamber (a.s.), herhangi bir karar vermeden, bu âyet nâzil olup onun, isabetli olan davranışı seçmesine vesile olmuştur.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Sabah akşam Rablerinin rızasını isteyerek, O'na yalvaranları kovma. Onların hesabından sana bir sorumluluk, senin hesabından da onlara bir sorumluk yok ki, onları kovup da zalimlerden olasın!
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Allâh'ın rızâsını murâd iderek akşam ve sabah rablerine du'â ve 'ibâdet idenleri meclisinden tard itme. Onların hesâblarıyla sen mükellef değilsin ve onlar da senin hesâbınla mükellef değildirler. Onları tard idersen zâlimlerden olursun. [¹]
[1] Kureyş'in ruesâsından Akra' ibni Veyse'l Temîmî ve 'Ayîne bin Hısne'l Ferâzî cemâ'atlerinden bir kaç kişi ile Rasûl-ü Ekrem'in nezdine geldiler. Orada Suheyb, Bilal, 'Ammâr ve Habbâb ile zu'afâ ve fukarâ-yı müslimînden otuz kadar zevâtın oturduklarını gördiler.: "Yâ Muhammed! Eğer sen bunları nezdine oturtmasan biz sana mecâlis olurduk, meclisine gelir giderdik. Çünki bunların cübbeleri fenâ kokuyor" didiler. Rasûl-ü Ekrem: "Ben mü'minleri nezdimden tard ider değilim" cevâbını virdi. Onlar: "Öyle ise bizim içün ayrıca bir yer ta'yîn it ki geldiğimizde orada oturalım ve bunlarla olmakdan kurtulalım, çünki bu kölelerle ve se'ele gürûhuyla berâber oturmakdan hayâ ideriz yâhud biz gelince onlar gitsünler, sonra gelsünler." didiler. Fahr-i Risâlet, onların îmân itmelerini ümîd ile bu teklîfe râzı oldukda bu âyet nâzil oldı ve fukarâ-yı müslimînin huzûrdan tardı men' olundı.  
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Sabah, akşam dua edip Rablerinin yüz göstermesini isteyenleri uzaklaştırma. Onların hesabı senden sorulmaz. Senin hesabın da onlardan sorulmaz. Onları uzaklaştırırsan yanlış yapanlardan olursun.
Şaban Piriş
swap_vert close
Hoşnutluğunu isteyerek sabah akşam Rab'lerine dua edenleri kovma. Onların hesabından sana bir şey ve senin hesabından onlara bir şey yoktur ki onları kovup da zalimlerden olasın.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Sabah akşam Rablerinin rızasını dileyerek Ona dua edenleri yanından kovma. Ne onların hesabından sana bir sorumluluk vardır, ne senin hesabından onlara. Sakın onları kovup da zalimlerden olma.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Sabah akşam, yüzünü isteyerek Rablerine yalvarıp yakaranları kovma! Onların hesabından bir şey sana ait olmadığı gibi, senin hesabından bir şey de onlara ait değildir. O halde onları kovarsan zalimlerden olursun.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı ķovma anları kim ŧaparlar çalabı’larına irte ya'nį irte. namāzı daħı gice ya'nį gice namāzı dilerler anuñ rıżāsını. degül senüñ üzerüne anlaruñ ḥisābından nesene [66b] daħı degül senüñ ḥisābuñdan anlaruñ üzere nesene pes ķovasañ anları pes olaśañ žālimlerden.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Sürme yā Muḥammed ol kişileri ki du‘ādalar Çalaplarından ṣabāḥlarda vegicelerde isterler Tañrı Ta‘ālānuñ rāżılıġını. Senüñ üstüñe degüldür anla‐ruñ ḥisābı bir nesnede, senüñ ḥisābuñ daḫı anlar üstine degüldür birnesnede. Anları sürseñ ẓālimlerden olursın.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Ya Rəsulum!) Rəbbinin camalını (rizasını) diləyərək səhər-axşam Ona dua edənləri yanından qovma. Onların əməllərini sənə, sənin əməllərinin isə onlara heç bir dəxli yoxdur. Buna görə də (onları qovsan) zalımlardan olarsan.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Repel not those who call upon their Lord at morn and evening, seeking His countenance. Thou art not accountable for them in aught, nor are they accountable for thee in aught, that thou shouldst repel them and be of the wrong-doers.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Send not away those who call on their Lord morning and evening, seeking His face.(870) In naught art thou accountable for them, and in naught are they accountable for thee,(871) that thou shouldst turn them away, and thus be (one) of the unjust.
870 Face: wajh: see 2:112, n. 114, and 18:28 . (R). 871 Some of the rich and influential Quray sh thought it beneath their dignity to listen to Muhammad's teaching in company with the lowly disciples, who were gathered round him. But he refused to send away these lowly disciples, who were sincere seekers after Allah. From a worldly point of view they had nothing to gain from Muhammad as he was himself poor, and he had nothing to gain from them as they had no influence. But that was no reason for turning them away; indeed their true sincerity entitled them to precedence over worldly men in the kingdom of Allah , Whose justice was vindicated in Muhammad's daily life in this as in other things. If their sincerity was in any way doubtful, it involved no responsibility for the Preacher.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَلَا تَطْرُدِ
ve kovma
الَّذ۪ينَ
o kimse- leri ki
يَدْعُونَ
yalvarıyorlar
رَبَّهُمْ
Rabblerine
بِالْغَدٰوةِ
sabah
وَالْعَشِيِّ
ve akşam
يُر۪يدُونَ
istiyorlar
وَجْهَهُۜ
O'nun vechini
مَا
yok- tur
عَلَيْكَ
sana
مِنْ حِسَابِهِمْ
onların hesabından
مِنْ شَيْءٍ
hiçbir şey
وَمَا
ve yoktur
مِنْ حِسَابِكَ
senin hesabından
عَلَيْهِمْ
onlara
مِنْ شَيْءٍ
hiçbir şey
فَتَطْرُدَهُمْ
onları kovar isen
فَتَكُونَ
o takdirde olursun
مِنَ الظَّالِم۪ينَ
zalimlerden
(Resulüm!) Rabblerinin vechini (cemâlini ve rızasını) isteyerek sabah akşam O'na yalvaranları (yanından) kovma! Onların hesabından sana bir şey yoktur, senin hesabından da onlara bir şey yoktur. Onları (yanından) kovduğun takdirde zalimlerden olursun.
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
طَرَد
Fiil-I
ط ر د
Kovdu
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
دَعَا
Fiil-I
د ع و
Çağırdı, dua etti, davet etti, yalvardı, isnad etti
رَبّ
İsim
ر ب ب
Rabb (Allah'ın esması, ismidir. Rahmetiyle terbiye eden demektir), efendi
غَدٰوة
İsim
غ د و
Sabah
عَشِىّ
İsim
ع ش و
Akşam, akşama doğru, akşam üstü
اَرَادَ
Fiil-IV
ر و د
Murâd etti, istedi, diledi
وَجْه
İsim
و ج ه
Yüz, vech, teveccüh
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
حِسَاب
Fiilimsi-III
ح س ب
Hesap etme, hesaba çekilme
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
شَىْء
İsim
ش ي ا
Şey, eşya
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
حِسَاب
Fiilimsi-III
ح س ب
Hesap etme, hesaba çekilme
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
شَىْء
İsim
ش ي ا
Şey, eşya
طَرَد
Fiil-I
ط ر د
Kovdu
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
ظَالِم
Etken fiil
ظ ل م
Zalim, zulmeden