close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

En'âm Sûresi 42. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Velekad erselnâ ilâ umemin min kablike feeḣażnâhum bilbe/sâ-i ve-ddarrâ-i le’allehum yetedarra’ûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Andolsun ki senden önceki ümmetlere de peygamberler yolladık da yalvarmaya düşsünler diye onları şiddetli sıkıntılara, kıtlığa ve hastalığa uğrattık biz.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Andolsun ki Senden önceki ümmetlere de (onları ikaz ve irşad etmek üzere elçiler) gönderdik. (Bu davetlere icabet ve itaat etmeyince, arkasından boyun eğmeleri ve pişmanlıkla Bize yönelmeleri için) onları "Be’sa" (çeşitli ve şiddetli sıkıntı ve sarsıntılar, kahredici üzüntü stres ve bunalımlar) ile ve "Darra" (ekonomik zararlar ve psikolojik zorluklar) ile yakalayıp sıkıştırdık, (maddi ve manevi darlıklara ve çeşitli hastalıklara uğrattık) olur ki; (tevbekâr olup tevazu ve) tazarru-niyaz ile Bize dönüp yalvarırlar diye (böyle yaptık.)
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Ey Muhammed! Biz, senden önceki toplumlara da mesajlarımızı gönderdik, onları sıkıntı ve zorluklara uğrattık ki, böylece sadece bize yalvarıp, yakarsınlar.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Andolsun ki, senden önceki milletlere de özgürce sorumluluklarını yerine getirmek üzere peygamberler gönderdik. Biz onları, fakirlik, geçim darlığı, hastalık ve âfetlerle, mallarına ve kendilerine gelen zararlarla sıktık. Düşkünlüklerini anlayıp, isyanlarına tevbe edip, affımıza sığınmaları için uyardık.
Ahmet Varol
swap_vert close
Senden önce de ümmetlere peygamberler gönderdik ve belki yalvarırlar diye kendilerini darlık ve sıkıntıya soktuk.
Ali Bulaç
swap_vert close
Andolsun, senden önceki ümmetlere (peygamberler) gönderdik de onları dayanılmaz zorluk (yoksulluk) ve sıkıntılarla çeviriverdik. Umulur ki yalvarırlar diye.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Andolsun ki, biz, senden önce bir takım ümmetlere peygamberler gönderdik; dinlemediler de, onları, şiddet ve zaruretlerle kıvrandırdık. Olur ki yalvarırlar, (tevbe ederler, diye).
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Andolsun! Senden önceki toplumlara da peygamberler gönderdik. (Peygamberlere karşı geldiler.) Biz de onları (savaş,) sıkıntı ve zararla yakaladık. Belki yalvarırlar diye…
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Senden önce de milletlere peygamberler göndermiştik. Boyun eğsinler diye onları darlık ve sıkıntıya uğrattık.
Besim Atalay
swap_vert close
Senden önce, nice nice ümmetlere peygamberler gönderdik, yalvarsınlar diye kıtlık verdik, hastalık verdik onlara
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Andolsun ki, senden önceki ümmetlere de resuller gönderdik. Ardından onları, boyun eğsinler (ve tevbe ederek kendilerine gelsinler) diye (zaman zaman çeşitli) darlık ve sıkıntılara uğrattık.
Cemil Said
swap_vert close
Senden evvelki ümmetler içün biz rasûller göndermiş ve tevbe itsünler diyu ânlara bir takım felâketler ve fenâlıklar göstermiş idik.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Şüphesiz ki, senden önce ümmetlere peygamberler göndermiştik; onları yalvarsınlar diye darlık ve sıkıntıya sokmuştuk.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Andolsun, senden önce birtakım ümmetlere de peygamberler gönderdik. (Peygamberlerini dinlemediler.) Sonunda, yalvarsınlar da tövbe etsinler diye onları şiddetli yoksulluk ve darlıklarla yakaladık.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Andolsun ki senden önceki ümmetlere de elçiler gönderdik. Ardından, belki yalvarıp yakarırlar diye onları darlık ve hastalıklara uğrattık.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Andolsun ki, senden önceki ümmetlere de elçiler gönderdik. Ardından boyun eğsinler diye onları darlık ve hastalıklara uğrattık.  
 Yüce Allah önceki milletlere de peygamberler göndermiş, fakat peygamberler inkâr edilmiş, Allah da inkâr edenleri şiddetli fakirlik, hastalık ve çeşitli âfetlerle cezalandırmıştır.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Senden önceki toplumlara da elçiler gönderdik. Yalvarsınlar diye onları darlık ve sıkıntılarla sınadık.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Şüphesiz ki senden önceki ümmetlere de peygamberler gönderdik. Bize yalvarsınlar diye onları darlık ve sıkıntı ile yakalayıp cezalandırdık.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Celâlim hakkı için senden önce bir takım ümmetlere Resuller gönderdik dinlemediler de onları şiddetler ve zaruretlerle sıktık gerek ki yalvarsınlar diye
Emrah Demiryent
swap_vert close
Şüphesiz, senden önceki ümmetlere de peygamberler gönderdik (fakat ümmetleri, peygamberlerini dinlemeyerek, emirlerimize asi oldular. Hatalarını anlayıp, tövbe edip bize) yalvarsınlar diye onları darlık ve sıkıntılara uğrattık.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Ant olsun ki Biz, senden önceki ümmetlere de gönderdik.¹ Belki tederruda² bulunurlar diye onları darlık ve sıkıntı ile yakaladık.³
1- Azap veya elçiler. 2- Allah'ın yüceliği karşısında küçülerek, basitliğinin, muhtaçlığının bilincinde olarak, acziyetini ifade ederek tevazu üstüne tevazu göstererek istekte bulunmak. 3- Bu ayet, 40, 41,42,43 ve 44. ayetlerle aynı konu bağlamında değerlendirilmelidir. Söz konusu ümmetler(toplumlar) kalpleri katılaşmış, azgınlaşmış ve iyice sapkınlaşmış toplumlardır.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Andolsun ki biz, senden evvelki ümmetlere de peygamberler gönderdik de (küfr-ü inkârlarından dolayı) kendilerini çetin bir yoksullukla, çeşitli hastalıkla yakaladık, olur ki yalvarırlar, (tevbe ederler diye).
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
And olsun ki, senden önceki ümmetlere de (peygamberler) gönderdik (fakat onlar yalanladılar); bunun üzerine onları sıkıntılar ve zorluklar ile yakaladık. Tâ ki (îmân etsinler ve) yalvarsınlar!
İhsan Aktaş
swap_vert close
Muhakkak ki, senden önceki ümmetlere de (meajamızı ileten elçiler) gönderdik (fakat onlar yalanladılar); bunun üzerine (zaman zaman) onları sıkıntılar ve zorluklarla yakaladık (imtihan ettik) ki (bize) yalvararak acziyetlerini itiraf etsinler.
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Senden önceki topluluklara (elçiler veya azabı) gönderdik. Onları sıkıntı ve zararlara soktuk ki, belki Rablerine karşı saygı ile boyun eğerler.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Doğrusu Biz senden önce nice topluluklara elçiler göndermiştik. Onları sıkıntıya, zarara uğrattık, yakarsınlar diye.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
* Sizden evvelki nice ümmetlere de peygamber göndermiştik. Onları, âsi olmakla ağlayıp sızlamaları için, darlığa, sıkıntıya uğrattık.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Andolsun senden önceki topluluklara [umem] da elçiler gönderdik. (O toplulukları) Bize boyun eğsinler diye darlık ve sıkıntılara uğrattık.
Kadri Çelik
swap_vert close
Şüphesiz senden önce ümmetlere (peygamberler) göndermiştik; onları yalvarıp yakarsınlar diye darlık ve sıkıntıya sokmuştuk.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Doğrusu Biz, ey Muhammed, senden önceki toplumlara da mesajımızı ileten elçiler gönderdik ve onları, âcizliklerini anlayıp Allah’ın emrine boyun eğmeleri için zaman zaman çeşitli belâ ve sıkıntılara uğrattık.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
And olsun senden önceki ümmetlere de rasûl gönderdik! Onları Darlığa (Ekonomik Kriz’e) ve Bunalım’a (Sosyal, Siyasal, Kültürel Sıkıntı’ya) uğrattık. Umulur ki yalvarıp yakarırlar.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Biz, önceki milletlere de haberciler gönderdik. Dua etme gereğini duysunlar diye onları sıkıntılara soktuk, dertlere saldık.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Andolsun! Senden önceki toplumlara da elçiler gönderdik. İnkâr ettiler. Belki anlarlar diye inkâr eden toplumları sıkıntılara soktuk, hastalıklarla denedik. Yine de iman etmediler.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Yemin olsun ki senden önceki ümmetlere de elçiler göndermiştik. [*] (Gerçeğe) boyun eğsinler diye onları çeşitli sıkıntı ve darlık ile denemiştik.
Benzer mesajlar: Yûnus 10:47; Ra‘d 13:7; Hicr 15:10; Nahl 16:36, 63; Fâtır 35:24; Zuhruf 43:6. Ayrıca İsrâ 17:15’te geçtiği üzere, vahiy hiç ulaşmamış veya doğru ulaşmamış kişilere vahiy ile ilgili azap edilmeyeceği ifade edilmektedir.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Şüphesiz Biz senden önceki ümmetlere de (Peygamberler) gönderdik. Sadece Bize yalvarsınlar diye, o (ümmetleri) darlık ve sıkıntı ile yakalayıp, cezâlandırdık.
Muhammed Esed
swap_vert close
Biz, senden önceki toplumlara da mesajlarımızı gönderdik [ey Peygamber,] ve onları sıkıntı ve zorluklara uğrattık ki tevazu ile boyun eğsinler.
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Doğrusu biz, senden önce gelip geçen toplumlara da elçiler göndermiş, acziyetlerini itiraf edip yalvarsınlar diye onları şiddetli darlık ve sıkıntılara sokmuştuk. 20/133-134, 30/47
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Doğrusu Biz, senden önceki topluluklara da mesajlarımızı göndermiştik. Onları da şiddetli zorluğa ve darlığa[¹⁰⁴²] düşürdük ki, acziyetlerini itiraf etsinler.
[1042] el-Be’sâ’ korkunun baskın olduğu hayatî zorluk, ed-darra’ ekonomik sıkıntı (Furûk).  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Ey Muhammed) Andolsun ki, senden önceki ümmetlere de Peygamberler gönderdik (senin ümmetin gibi onlar da peygamberlerini yalancı saydılar) bunun üzerine (suçlarım kabul etsinler, tevbe edip) yalvarsınlar diye onları, çeşitli yoksulluklara ve hastalıklara uğrattık.
(Fakat onlar ne yazık ki, bu sıkıntı ve belaların Rablerinden gelen birer uyarı olduğunun şuuruna varamadılar, tesadüfe bağladılar, küfür ve azgınlıklarına devam edip durdular.)  
Osman Fırat
swap_vert close
Biz, senden önceki toplumlara da mesajlarımızı gönderdik ve onları sıkıntı ve zorluklara uğrattık ki yalvarıp ile boyun eğsinler.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Andolsun ki, senden evvel de ümmetlere peygamberler gönderdik, sonra o ümmetleri birtakım şiddetler ile, zorluklar ile yakaladık, ola ki yalvarıversinler diye.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Senden önce de birtakım ümmetlere resuller gönderdik. Dinlemediler: Hakka dönüş yapsın, suçlarının affı için niyaz etsinler diye onları çetin bir yoksulluk, hastalık ve sıkıntılarla cezalandırdık.
Süleyman Ateş
swap_vert close
Senden önce de ümmetlere elçiler gönderdik. (İnkarlarından dönüp bize) yalvarsınlar diye onları darlık ve sıkıntı ile yakalayıp cezalandırmıştık.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
(Yâ Muhammed) Senden evvel bir takım ümmetlere rasûller gönderdik. (Ümmetler onları tekzîb iylediklerinden) onları fakr, zarûret, belâ ve musîbet, eskâm ve emrâz gibi şeylere dûçâr itdik. Şâyed ki Cenâb-ı Hakk'a tazarrû' ve niyâz iderler.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Senden önceki toplumlara da (ümmetlere de) elçiler göndermiştik. Belki yalvarıp yakarırlar diye onları çeşitli baskılara ve zorluklara uğratmıştık.
Şaban Piriş
swap_vert close
Senden önceki toplumlara da (elçiler) göndermiş ve belki yalvarıp yakarırlar diye onları darlık ve sıkıntıya sokmuştuk.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Senden önceki ümmetlere de Biz peygamberler gönderdik ve onları, olur ki yalvarırlar diye darlıklara ve zorluklara uğrattık.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
And olsun ki, senden önce de ümmetlere elçiler göndermiştik. O ümmetleri, bize yaklaşıp sığınsınlar diye zorluklar ve darlıklarla yakalamıştık.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı bayıķ viribidük ümmetler yaña senden ilerü pes duttuķ anları ķatılıġ- ıla daħı śayrulıġ-ıla anuñ-içün kim anlar yavzaġıralar.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Taḥḳīḳ peyġamberler gönderdük senden burun geçen ümmetlere. Yalanla‐dılar, alduḳ anları zaḥmetler bile ve ziyānlar bile. Ola kim du‘ā dileyelerbizden didük.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Səndən əvvəl də ümmətləri (peyğəmbərləri yalançı hesab etdikləri üçün) müsibət və fəlakətə düçar etdik ki, (Allaha) yalvarsınlar.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
We have sent already unto peoples that were before thee, and We visited them with tribulation and adversity, in order that they might grow humble.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Before thee We sent (messengers) to many nations, and We afflicted the nations with suffering and adversity, that they might learn humility.
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَلَقَدْ
andol- sun ki
اَرْسَلْـنَٓا
gönderdik
اِلٰٓى اُمَمٍ
ümmetlere
مِنْ قَبْلِكَ
senden önceki
فَاَخَذْنَاهُمْ
bunun üzerine onları yakaladık
بِالْبَاْسَٓاءِ
darlıklar ile
وَالضَّرَّٓاءِ
ve sıkıntılar ile
لَعَلَّهُمْ
ta ki onlar
يَتَضَرَّعُونَ
yalvarır yakanırlar
Andolsun ki senden önceki ümmetlere de resuller gönderdik (fakat onlar kendilerine gelen resullerimizi yalanladılar). Bunun üzerine Biz de onları darlık ve sıkıntılarla yakaladık. Ta ki (tövbe edip iman etmek için) yalvarıp yakarsınlar.
قَد
Edat
قَد
Katiyen, muhakkak, doğrusu, hakikaten, kesin olarak, andolsun
اَرْسَلَ
Fiil-IV
ر س ل
Gönderdi
اِلٰى
Edat
اِلٰى
-e kadar, -a kadar, -e, -a
اُمَّة
İsim
ا م م
Ümmet, topluluk
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
قَبْل
İsim
ق ب ل
Önce, öteden beri
اَخَذَ
Fiil-I
ا خ ذ
Aldı, yakaladı, tuttu, alıkoydu
بَاْسَٓاء
İsim
ب ا س
Darlıklar, sıkıntılar
ضَرَّٓاء
İsim
ض ر ر
Hastalık, sıkıntı, darlık, zarar
لَعَلّ
Zamir
لَعَلّ
Belki, umulur ki
تَضَرَّعَ
Fiil-V
ض ر ع
Yalvarıp yakardı