close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

En'âm Sûresi 24. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Unzur keyfe keżebû ‘alâ enfusihim(c) vedalle ‘anhum mâ kânû yefterûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Hele bak, nasıl da bilebile yalan söylerler ve iftira konuları da nasıl ortadan kaybolup gider.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Bak, (şu müşrikler ve münafıklar) kendilerine karşı (vicdanlarına aykırı olarak) nasıl da yalan uydurmuşlardı ve düzmekte oldukları (safsataları) da (şimdi) kendilerinden kaybolup-uzaklaşmıştır.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Bakın, onlar kendi kendilerine nasıl yalan söylemişler ve düzmekte oldukları o yapma tanrılar da, nasıl kendilerinden ayrılıp kaybolup gitmiştir.
Ahmet Tekin
swap_vert close
İbret nazarıyla düşünerek bak. Nasıl da, kendi aleyhlerine yalanlar söylediler ve tanrı diye uydurdukları şeyler, ortadan nasıl kaybolup gitti.
Ahmet Varol
swap_vert close
Bak! Kendileri hakkında nasıl yalan söylediler ve (ilah olduklarını) uydurdukları şeyler nasıl yanlarından kayboldu.
Ali Bulaç
swap_vert close
Bak, kendilerine karşı nasıl yalan söylediler ve düzmekte oldukları da kendilerinden kaybolup-uzaklaştı.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Bir bak ki, vicdanlarına karşı nasıl yalan uydurdular. Allah'a ortak koştukları putları da kendilerinden (nasıl) kayboldu!...
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
İşte bak, nasıl kendilerini yalanladılar. Ve uydurdukları bütün yalan ve iftiraları onlardan kayboldu.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Bak da gör, öz benliklerine karşı nasıl yalan söylediler! İftirâ için kullandıkları şeyler, kendilerinden nasıl kaybolup gitti!
Besim Atalay
swap_vert close
Bak onlara, kendi özlerine karşı yalan söylerler, iftira ettikleri şey de ortadan nice kalkmıştır
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Bak, (mahşer günü hesap verilirken) kendi kendilerine nasıl da yalan söylediler ve düzmekte oldukları hayalleri (sahte tanrıları) nasıl da onları yüzüstü bıraktı!
Cemil Said
swap_vert close
Bak nasıl nefîslerine karşu yalan söylüyorlar ve îcâd itdikleri şerîkleri nasıl saklayorlar.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Kendilerine karşı nasıl yalan söylediklerine bak; uydurdukları şeyler de onlardan uzaklaştı.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Bak, kendilerine karşı nasıl yalan söylediler ve iftira edip durdukları şeyler (uydurma ilâhları) onları nasıl yüzüstü bırakıp kayboluverdi?
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Gör ki, kendi aleyhlerinde nasıl yalan söylediler ve (tanrı diye) uydurdukları şeyler kendilerini nasıl bırakıp gitti!
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Gör ki, kendi aleyhlerine nasıl yalan söylediler ve (tanrı diye) uydurdukları şeyler kendilerinden nasıl kaybolup gitti!
Edip Yüksel
swap_vert close
Kendilerine karşı nasıl yalan söylediklerine dikkat et. Uydurdukları şeyler kendilerini nasıl da terketti.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Bak, vicdanlarına karşı nasıl yalan söylediler! O uydurdukları putlar da kendilerinden kaybolup gitti.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Bak vicdanlarına karşı nasıl yalan söylediler, gâib oluverdi de kendilerinden o uydurdukları ma'budlar
Emrah Demiryent
swap_vert close
Onların (“Rabbimiz olan Allah’a yemin ederiz ki, biz müşriklerden değildik” demek sûretiyle) kendilerine karşı nasıl yalan söylediklerine ve (ilâh diye) uydurmuş oldukları şeylerin kendilerini nasıl terk ettiğine bir bak.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Bak! Kendi aleyhlerine nasıl yalan söylediler. Ve uydurdukları şeyler onlardan ayrılıp yok oldu.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Bak, vicdanlarına karşı nasıl yalan söylediler, düzmekde» oldukları şeyler (o yapma tanrılar) da (nasıl) kendilerinden ayrılıb gaaib oldu!
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Bak, nasıl kendilerine karşı yalan söylediler ve uydurmakta oldukları şeyler kendilerinden kaybolup gitti!
İhsan Aktaş
swap_vert close
(Resulüm!) Bir düşün, (mahşer günü hesap verilirken) kendi kendilerine nasıl da yalan söyleyecekler ve düzmekte oldukları hayalleri (o düzmece tanrılar hakkındaki inanış ve düşünceleri) de (nasıl o gün) kendilerinden yok olup gitmiş olacaktır.*
(*) Ayette geçen (انظر ‘’düşün!’ demektir. Ayrıcaكذبوا - وضل) ) her ne kadar geçmiş fiil kipleri olsalar da, anlamları gelecekle, yani kıyametle ilgilidir. Zaten birçok yerde kıyametle ilgili geçmiş fiil kipleri geldiği hâlde yine gelecekle alakalıdırlar. Çünkü gelecekte meydana gelmesi kesin olan bir şey olmuş gibi kabul edilebilir. Yani. Âhiret bağlamında gelen geçmiş zaman formları yaşanmışlığa değil, yaşanacak olanın kesinliğine delâlet eder. Ayette geçen (انظر) ifadesiyle ilgili anlam için aşağıdaki tefsir metinlerine bakılabilir. والمراد بالنظر هنا: التدبر والتفكير. (الوسيط في تفسير القرآن الكريم) النظر هنا ليس هو نظر البصر، ولكنه نظر القلب والتأمل والتفكير والاعتبار، والنظر القلبي إنما هو إلى حالهم وما كانوا عليه من فزع واضطراب بسبب يوم القيامة الذي تزلزل فيه (زهرة التفاسير) مضىّ الفعلين لتحقّق وقوعهما كأنّهما وقعا (تفسير بيان السعادة في مقامات العبادة)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Onları izle, kendi kendilerini nasıl yalancı durumuna koyuyorlar? Uydurdukları sahte ilahlar onlardan nasıl uzaklaştı?
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Bak, kendilerini zorlayıp nasıl da yalan söylediler. Allah’a karşı eş koştukları putlar kendilerinden nasıl da uzaklaştılar.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Baksana nasıl kendilerine karşı yalan söylediler. Uydurdukları putları da nasıl ortadan kalkıp gitti.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Böylece sen, onların kendilerine karşı nasıl yalan söylediklerine ve iftira attıkları/uydurmuş oldukları şeylerin kendilerinden nasıl sapıp gittiğine [dalle] bir bak!
Kadri Çelik
swap_vert close
Kendi aleyhlerine nasıl da yalan söylediklerine ve uydurdukları şeylerin kendilerinden nasıl da kaybolup gittiğine bir bak!
Mahmut Kısa
swap_vert close
Bak; Mahşer Günü hesap verirlerken, kendi vicdanlarına karşı nasıl da yalan söylediler ve tanrı diye uydurdukları şeyler, onları nasıl da yüzüstü bırakıp gitti! Onların bu hâle düşmesinin asıl sebebi şu idi:
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Bir bak, kendilerine karşı nasıl yalan söylediler; uyduruyor oldukları şeyler onlardan nasıl uzaklaştı?
Mehmet Çakır
swap_vert close
Kendi kendilerini aşağılayanlara bak. Uyduruk tanrıları da kendilerini ekip gidecek....
Mehmet Çoban
swap_vert close
Kendi aleyhlerine nasıl yalan söylediler görmelisin! İlkelerine yasalarına uyarak peşinden gittikleri nasıl kaybolup gitti! Hâlbuki onlar dünyadayken peşinden gittiklerine atamız, ilahımız, kurtarıcımız, yaratıcımız diye bağırıp çığırıyorlar. İlahlarının emrine amade askeri olduklarını dünya âleme ilan ediyorlar. Yasalarımıza karşı çıkıyorlar. İnsanları yasalarıyla cezalandırarak susturuyorlar. Ellerine fırsat geçtiğinde zulüm yapıyorlardı. Dünyadayken kibirlerinden yanlarına varılmıyordu. Şimdi ateşi görünce vaz mı geçtiler? Zaten onlar çıkarları için her zaman döneklik yapanlardı.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Gör(ün) ki kendi aleyhlerine nasıl yalan söylemiş olacaklar ve (ilah diye) uydurdukları şeyler (putlar) da kendilerinden kaybolup gitmiş olacaktır. [*]
Benzer mesajlar: A‘râf 7:53; Hûd 11:21.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Onların kendilerine karşı nasıl yalan söylediklerine ve uydurdukları şeylerin de kendilerini terk ettiğine bir bak.
Muhammed Esed
swap_vert close
Bakın, onlar kendi kendilerine nasıl yalan söylemişler ¹⁷ ve mesnedsiz hayalleri onları nasıl yüzüstü bırakmış!
17 Yani, hayatta iken, sahip oldukları inançların Allah’ın birliği prensibini ihlal etmediğini düşünmek suretiyle (Râzî). Ayrıca bkz. 10:28 ve ilgili notlar 45 ve 46.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
İşte bak! Kendilerine karşı nasıl yalan söylediler ve uydurdukları şeyler, kendilerini nasıl yüzüstü bırakıp uzaklaştı. 6/137, 16/104-105-116, 29/17
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Bak, kendi kendilerine karşı nasıl yalan söylemişler; ve yamuk tasavvurları kendilerini nasıl aldatmış!
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Ey Muhammed) Bak (o müşrikler) vicdanlarına karşı nasıl da yalan söylediler ve (ilah diye) uydurdukları nesneler de onları terkedip kayboldular!
Osman Fırat
swap_vert close
Bak, kendilerine karşı nasıl yalan, soyledler ve iftira edip durdukları onları nasıl yüzüstü bırakip kayboluverdi?
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Bak kendi nefisleri aleyhine nasıl yalan irtikab ettiler. Ve onlardan iftira eder oldukları şeyde nasıl zail oluverdi.
Suat Yıldırım
swap_vert close
İşte bak, nasıl da kendi vicdanlarına karşı yalan söylediler! Uydurdukları o tanrılar da kendilerinden uzaklaşıp ortada görünmez oldular.
Süleyman Ateş
swap_vert close
Bak ki, nasıl kendilerine karşı yalan söylediler ve uydurdukları şeyler kendilerinden sapıp gitti.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Bak, kendi nefisleri üzerine nasıl yalan söylerler. (Ulûhiyet isnâdıyla) iftirâ iyledikleri putları onlardan zâyi' olurlar. (Savuşub giderler)
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Baksana; kendilerine karşı nasıl da yalan söylemişler? Ortak diye uydurdukları da kaybolup gidecektir.
Şaban Piriş
swap_vert close
Kendilerine karşı nasıl yalan söylediklerine ve uydurduklarının nasıl onlardan uzaklaştığına bir bak.
Ümit Şimşek
swap_vert close
İşte bak, kendilerine karşı nasıl yalan söylediler, uydurup durdukları şeyler ellerinden nasıl uçup gitti!
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Bak da gör, nasıl yalan söylediler öz benliklerine karşı! Ve iftira için kullandıkları şeyler, onları bırakıp kayboldu.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
baķ nite yalan söylediler gendüzileri üzere daħı ġāyıb oldı gitdi anlardan ol kim oldılardı yalan baġlarlar.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Gör yā Muḥammed, nice yalan söylediler nefsleri üstine, daḫı unutdılarTañrı Ta‘ālā ḥaḳḳına iftirā itdüklerini.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Gör onlar özlərinə qarşı necə yalan deyirlər. Özlərindən uydurub düzəltdikləri bütlər də onlardan qeyb olacaq!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
See how they lie against themselves, and (how) the thing which they devised hath failed them!
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Behold! how they lie against their own souls! But the (lie) which they invented will leave them(852) in the lurch.
852 The lies which they used to tell have now "wandered" from the channels which they used to occupy, and left the liars in the lurch. In denying the indubitable fact that they took false gods, they admit the falsity of their notions and thus are practically convicted out of their own mouths (Cf. 28:75).  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
اُنْظُرْ
bak
كَيْفَ
nasıl
كَذَبُوا
yalan söylediler
عَلٰٓى اَنْفُسِهِمْ
kendilerine karşı
وَضَلَّ
ve kaybo- lup gitti
عَنْهُمْ
kendile- rinden
مَا
o şey ki
كَانُوا
idiler
يَفْتَرُونَ
iftira edip uyduruyorlar
(Resulüm!) Bak, kendi kendilerine nasıl da yalan söylediler ve (Allah'a) iftira edip uydurdukları şeyler onlardan kaybolup gitti!
نَظَرَ
Fiil-I
ن ظ ر
Baktı, gözledi, gördü, bakınıp durdu, nazar etti, seyretti
كَيْف
İsim
ك ي ف
Nasıl
كَذَبَ
Fiil-I
ك ذ ب
Yalan söyledi, yalancı çıktı, yalan uydurdu
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
نَفْس
İsim
ن ف س
Kendi, kendisi, nefis, can
ضَلَّ
Fiil-I
ض ل ل
Saptı, şaşırdı, dalâlete düştü, kayboldu, boşa gitti, yanıldı
عَن
Ayrılma hâl eki
عَن
-den, -dan, hakkında
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
اِفْتَرٰى
Fiil-VIII
ف ر ي
Uydurdu, iftira etti