close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

En'âm Sûresi 148. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Seyekûlu-lleżîne eşrakû lev şâa(A)llâhu mâ eşraknâ velâ âbâunâ velâ harramnâ min şey-/(in)(c) keżâlike keżżebe-lleżîne min kablihim hattâ żâkû be/senâ(k) kul hel ‘indekum min ‘ilmin fetuḣricûhu lenâ(s) in tettebi’ûne illâ-zzanne ve-in entum illâ taḣrusûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Şirk koşanlar diyecekler ki: Allah dileseydi ne biz şirk koşardık, ne atalarımız; hiçbir şeyi de haram saymazdık. İşte onlardan önce gelenler de peygamberleri böyle yalanladılar da sonucu azabımızı tattılar. De ki: Bu hususta bir bilginiz varsa hemen bildirin bize. Fakat siz, ancak zannınıza uyuyorsunuz ve ancak yalan söylüyorsunuz.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Şirk koşanlar (Cenab-ı Hakkı suçlayarak) diyecekler ki: "Allah dileseydi ne biz şirk koşardık, ne atalarımız; ve hiçbir şeyi de haram kılmazdık." (Oysa) Onlardan öncekiler de, Bizim zorlu azabımızı tadıncaya kadar böyle (safsata ve saptırmalarla peygamberleri) yalanlamış (ve bahaneler uydurmuşlar)dı. De ki: "Sizin yanınızda, bize çıkarabileceğiniz bir ilim mi var? (Hayır) Siz ancak zanna (asılsız kuruntulara) uymaktasınız ve siz ancak tahayyül ve tahminle yalan söylersiniz."
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Allah'tan başka şeylere ilahlık yakıştıranlar: “Eğer Allah dileseydi, O'ndan başkasına ilahlık yakıştırmazdık, atalarımız da öyle yapmazlardı ve O'nun izin verdiği hiçbir şeyi de yasaklamazdık” derler. Onlardan önce yaşamış olanlar da böyle yaparak azabımızı tadana kadar gerçekleri yalanlamışlardı. De ki: “Bize sunabileceğiniz kesin herhangi bir bilgiye sahip misiniz? Siz, sadece başka insanların zan ve tahminlerine uyuyorsunuz ve siz sadece saçmalıyorsunuz.”
Ahmet Tekin
swap_vert close
İlâhlığında, otoritesinde, mülkünde, tasarruflarında Allah'a ortak koşan putperestler: “Allah'ın sünneti, düzeninin yasaları içinde, iradesinin tecellisine uygun olsaydı ne biz, ilâhlığında, otoritesinde, mülkünde, tasarruflarında Allah'a ortak koşardık, ne de atalarımız. Hiçbir şeyi de haram kılmazdık." diyecekler. Onlardan öncekiler de, aynı şekilde peygamberleri yalanladılar. Sonunda azâbımızı tattılar. “Elinizde bize açıklayacağınız bir bilginiz mi var? Siz kesinlikle ilme, delile dayanmayan zanlarınıza uyuyorsunuz. Ve siz kesinkes yalan-yanlış saçmalıyorsunuz" de.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 16/35; 43/20.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Allah'a ortak koşanlar: "Allah dileseydi biz de babalarımız da ortak koşmaz ve bir şeyi haram kılmazdık" diyecekler. Onlardan öncekiler de böyle yalanladılar da sonunda şiddetli azabımızı tattılar. De ki: "Yanınızda bize karşı çıkarabileceğiniz bir bilgi var mı? Siz sadece zanna uyuyorsunuz ve tutarsız tahminlerde bulunuyorsunuz."
Ali Bulaç
swap_vert close
Şirk koşanlar diyecekler ki: 'Allah dileseydi ne biz şirk koşardık, ne atalarımız ve hiç bir şeyi de haram kılmazdık.' Onlardan öncekiler de, bizim zorlu-azabımızı tadıncaya kadar böyle yalanladılar. De ki: 'Sizin yanınızda, bize çıkarabileceğiniz bir ilim mi var? Siz ancak zanna uymaktasınız ve siz ancak 'zan ve tahminle yalan söylersiniz.'
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Allah'a ortak koşanlar (müşrikler) şöyle diyecekler: “- Eğer Allah dileseydi, ne biz müşrik olurduk, ne babalırımız, ne de bir şey haram yapabilirdik.” Bunlardan öncekiler de böyle tekzib etmişlerdi. Sonunda azabımızı taddılar. Onlara de ki: “-Sizde kitab ve hüccetten bir şey (ilim) varsa, onu bize çıkarın getirin. Siz, yalnız kendi zannınıza tabi olup yalan söylemektesiniz.”
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Allah’a eş koşanlar, diyeceklerdir ki: “Eğer Allah dileseydi ne biz ne de babalarımız eş koşmazdık ve hiçbir şeyi de haram etmezdik.” Onlardan öncekiler de böylece peygamberleri yalanladılar. Nihayet azabımızı tattılar. De ki: “Yanınızda bize göstereceğiniz bir bilgi mi var? Sizler zandan başka bir şeye tabi olmuyorsunuz ve siz ancak yalan söylüyorsunuz.”
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Müşrikler diyecekler ki: “Allah isteseydi, ne biz ne de babalarımız ortak koşardık; hiçbir şeyi de haram yapmazdık.” Onlardan önce yalanlayanlar da öyle demişlerdi de sonunda azabımızı tatmışlardı. De ki: “Yanınızda bize açıklayacağınız bir bilgi var mı? Siz zandan başka bir şeye uymuyorsunuz ve siz sadece yalan söylüyorsunuz.”
Besim Atalay
swap_vert close
Eş koşmuş olanlar diyecekler ki: «Eğer Allah isteseydi, ne atalarımız, ne de biz, eş koşmuş olurduk, hiçbir nesneyi de haram kılmazdık», tadıncaya değin azabımızı, onlardan öncekiler de, böyle yalanlamışlardı, diyesin ki: «Bildiğiniz varsa bize onu gösterin, sizler yalnız bir sanıya uyarsınız, ancak yalan söylersiniz»
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Müşrikler diyecekler ki: “Eğer Allah dileseydi (irademizi devre dışı bırakırdı da) Ondan başkasına ilahlık yakıştırmazdık, atalarımız da (öyle yapmazdı) ve (Onun izin verdiği) hiçbir şeyi de yasaklamazdık.” Onlardan öncekiler de aynı şekilde (saçma gerekçelerle resulleri) yalanlamışlardı ve sonunda azabımızı tatmışlardı. De ki: “Yanınızda bize açıklayacağınız bir bilgi var mı? Siz zandan/kuruntudan başka bir şeye uymuyorsunuz ve siz sadece yalan söylüyorsunuz.”
Elbette ki her şey Allah’ın dilemesiyle olmaktadır. O’nun izni ve bilgisi olmadan ağaçtan bir yaprak dahi düşmez (En’am, 6/59). İnsanı özel yeteneklerle donatarak dünyaya gönderen Allah, neyin yanlış ve neyin doğru olduğunu elçileri vasıtasıyla ona bildirerek onu hür iradesiyle baş başa bırakmıştır. Hal böyleyken güzeli ve çirkini, iyiyi ve kötüyü ayırt edebilecek kabiliyette yaratılan insan, Hz. Peygamber'in çağrısının getireceği ahlakî ve manevî disipline uymak konusunda ilgisiz ve isteksiz davranmasına rağmenhidayeti de dalaleti de Allah’ın dilemesine bırakması doğru olmaz.  
Cemil Said
swap_vert close
Müşrikler dirler ki: "Eğer Allâh istese idi ne biz ne bizim ecdâdımız müşrik olmaz idik ve hiç bir şeyi harâm itmez idik." Böylece ânlardan evvel gelenler dahî diğer rasûllere kizb isnâd itdiler. Nihâyet bizim gazâbımıza uğradılar. Ânlara di ki: "Eğer bu babda ’ilminiz var ise gösteriniz. Lâkin siz hep zan ile hareket idiyorsunuz, yalancısınız.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Puta tapanlar, "Allah dileseydi babalarımız ve biz puta tapmaz ve hiçbir şeyi haram kılmazdık" diyecekler; onlardan öncekiler de, Bizim şiddetli azabımızı tadana kadar böyle demişlerdi. Onlara "Bize karşı çıkarabileceğiniz bir bilginiz var mı? Siz ancak zanna uyuyorsunuz ve sadece tahminde bulunuyorsunuz" de.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Allah’a ortak koşanlar diyecekler ki: “Eğer Allah dileseydi, biz de ortak koşmazdık, babalarımız da. Hiçbir şeyi de haram kılmazdık.” Onlardan öncekiler de (peygamberlerini) böyle yalanlamışlardı da sonunda azabımızı tatmışlardı. De ki: “Sizin (iddialarınızı ispat edecek) bir bilginiz var mı ki onu bize gösteresiniz? Siz ancak kuruntuya uyuyorsunuz ve siz sadece yalan söylüyorsunuz.”
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Putperestler diyecekler ki: “Allah dileseydi ne biz ortak koşardık ne de atalarımız. Hiçbir şeyi de haram saymazdık.” Onlardan öncekiler de aynı şekilde yalanladılar ve sonunda azabımızı tattılar. De ki: “Yanınızda bize açıklayacağınız bir bilgi mi var? Siz zandan başka bir şeye uymuyorsunuz ve siz sadece temelsiz bir tahminde bulunuyorsunuz.”
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Putperestler diyecekler ki: «Allah dileseydi ne biz ortak koşardık ne de atalarımız. Hiçbir şeyi de haram kılmazdık.» Onlardan öncekiler de aynı şekilde (peygamberleri) yalanladılar ve sonunda azabımızı tattılar. De ki: Yanınızda bize açıklayacağınız bir bilgi var mı? Siz zandan başka bir şeye uymuyorsunuz ve siz sadece yalan söylüyorsunuz.  
 Müşriklerin haram kıldıkları şeyler için bak: 138, 139. âyetler.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Ortak koşanlar, "ALLAH dilemeseydi, ne biz, ne atalarımız ortak koşmaz ve hiç bir şeyi de haram etmezdik," diyeceklerdir. Onlardan öncekiler de azabımızı tadıncaya kadar aynı şekilde yalanlamışlardı. De ki: "Yanınızda bize göstereceğiniz her hangi bir bilgi var mı? Siz ancak zanna (şüpheli ve çelişkili rivayetlere) uyuyorsunuz ve siz sadece tahminde bulunuyorsunuz."
Hadis ve sünnet kitaplarını Tanrı'nın kelamına ortak koşanlar Tanrı'dan başka hüküm kaynakları oluşturarak, Tanrı'nın haram etmediği bir çok hayvansal gıdayı yasaklamışlardır. Kendilerinden önceki müşrikler gibi bu iddialarını Tanrı'ya mal etmektedirler. Kuran'da çizilen müşrik /putperest portresi evrensel bir portredir. Bak: 6:22-24; 16:35; 10:59-60.  
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Allah'a ortak koşanlar diyecekler ki: "Allah dileseydi ne biz ortak koşardık, ne de atalarımız ortak koşardı, hiçbir şeyi de haram kılmazdık." Onlardan önce yalanlayanlar da böyle söylemişlerdi de sonunda azabımızı tatmışlardı. De ki: "Yanınızda bize çıkarabileceğiniz bir bilgi mi var? Siz, sadece zanna uyuyorsunuz ve siz sadece saçmalıyorsunuz."
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Müşrik olanlar diyecekler ki: Allah dilese idi ne biz müşrik olurduk ne atalarımız, ne de bir şey haram kılabilirdik, bunlardan evvelkiler de böyle tekzib etmişlerdi, nihayet azâbımızı tattılar, hiç de, ilim denecek bir şey'iniz varmı ki bize çıkarasınız? Siz sırf bir zann ardından gidiyorsunuz ve siz ancak atıyorsunuz
Emrah Demiryent
swap_vert close
Müşrikler: “Eğer Allah (bizim böyle yapmamamızı) dileseydi (muhakkak bizi bir azaba çarptırırdı da) biz de atalarımız da (Allah’a) şirk koşmaz ve (Allah tarafından helâl kılınan) hiçbir şeyi harâm kılmazdık, (atalarımıza ve bize herhangi bir azap gelmediğine göre, Allah, bu yaptıklarımıza izin vermiştir) diyecekler.” Onlardan önceki (kâfir) ler de böyle (safsata gerekçelerle, hakikati) yalanladılar ve sonunda (müstahak oldukları o şiddetli) azabımızı tattılar. (Resûlüm! O müşriklere) de ki: “Yanınızda (dediklerinizin doğru olduğunu ispatlayan) bize açıklayacağınız hak bir bilgi var mı? Siz, ancak zanna uyuyorsunuz ve siz, sadece yalan söylüyorsunuz.”
Kâfirlerin uydurmuş oldukları sapkınlıklarından biri de yapmış oldukları azgınlıklara karşılık olarak imtihân gereği kendilerine mühlet verilip başlarına bir azabın gelmemesini, Allah’ın o şeye izin vermesine hamletmeleridir. Fakat bu kâfirler şu hakikati göz ardı ettiler; Allah’ın imtihân gereği, günah olan bir şeyin yapılmasına izin vermesi, ondan razı olduğu anlamına gelmez.  
Erhan Aktaş
swap_vert close
Müşrik olanlar diyecekler ki: “Eğer Allah dileseydi biz de müşrik olmazdık, babalarımız da. Ve hiçbir şeyi de haram kılmazdık.” Onlardan öncekiler de aynı şekilde yalanladılar da sonunda azabımızı tattılar. De ki: Yanınızda bir bilgi varsa onu bize gösterin. Siz, zandan başka bir şeye uymuyorsunuz ve ancak yalan yanlış atıp tutuyorsunuz.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
(Allaha) eş katanlar (sana) diyecekler ki: «Eğer Allah dileseydi ne biz, ne atalarımız (Allaha) eş koşmazdık. (Kendi kendimize) hiçbir şey'i haram da kılmazdık». Onlardan evvelkiler de (peygamberlerini) işte böyle tekzîb etdiler de nihayet bizim azabımızı tatdılar. De ki: «Nezdinizde (kitab ve huccetden) herhangi bir ilim varsa hemen onu bize çıkarın. Siz (kuru) bir zandan başka (bir şey'e) uymuyorsunuz ve siz yalan söyleyenlerden gayri kimseler değilsiniz».
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
(Allah'a) şirk koşanlar: “Eğer Allah dileseydi ne (biz) şirk koşardık, ne de atalarımız! Hem hiçbir şeyi (kendi kendimize) haram kılmazdık!” diyecekler.(1) Onlardan öncekiler (de) azâbımızı tadıncaya kadar (peygamberlerini) böyle yalanlamıştı. De ki: “Yanınızda herhangi bir ilim var mı? Haydi, onu bize çıkarın! (Siz) zandan başkasına tâbi' olmuyorsunuz ve siz ancak çirkince yalan söylüyorsunuz.”
(1)İnsan, hayır veya şer olarak işlediği amellerini kendi irâdesi ile yapar. İyilikleri insanlar için kolaylaştıran, insanı böyle temiz bir fıtratta yaratan ve hayırlarla emreden Allah’dır. Ancak Cenâb-ı Hakk kötülükleri, mâhiyetleri i‘tibâriyle çirkin ve insan fıtratına zıd olarak yarattığı ve bir imtihâna medâr olmak üzere onlardan sakınmasını emrettiği hâlde, haram kılınmış bu şeyleri isteyen, insanın kendi irâdesidir. Bu yüzden pek çok âyet-i kerîmede insanın fiillerinden mes’ûl olduğu ve amellerinin karşılığında cezâ veya mükâfât göreceği zikredilmiştir. İnsanın fiilleri irâdesi dışında gerçekleşirse, mükâfât ve cezânın, hattâ imtihânın bir ma‘nâsı kalmaz. Bu ise, zerrelerden yıldızlara kadar herşeyde gāyet ince hikmetleri gözeten Cenâb-ı Hakk’ın hikmetine zıddır. Evet, insan bir ağaç gibi bütün bütün mecbûriyet altında değildir. Amellerinden mes’ûl tutulmasını gerektirecek bir irâdeye sâhibdir. Herkes bunu vicdânen bilir ve hayâtı boyunca def‘alarca tecrübe eder. Hiç kimse bir eşyâyı satın alırken “Kaderim buymuş!” diyerek satıcının verdiği çürük malı almaz. Bununla berâber insan kendi fiillerinin yaratıcısı da değildir. Çünki yaratma Allah’a mahsustur. Ancak, insan başlangıçta bir şeyi istemedikçe, Cenâb-ı Hakk o şeyi insana zorla yaptırmaz. Yani Cenâb-ı Hakk’ın irâdesi kulun irâdesine bakar. İnsan neyi isterse, Allah onu yaratır. Hidâyete veya dalâlete doğru yürümek insanın elindedir. Fakat sâbit birer sıfat olan hidâyet ve dalâleti yaratan Cenâb-ı Hakk’tır. İslâm ulemâsının büyüklerinden Sa‘deddin Taftazânî’nin dediği gibi: Îman, kulun kendi irâdesini kullanmasından sonra, Allah’ın o kulun kalbine yerleştirdiği bir nûrdur. Cüz-i ihtiyârî denilen isteme kābiliyetini veren Allah’dır. İsteyen insandır. Fakat hayır veya şer, iyi veya kötü, istenileni yaratan yine Cenâb-ı Hakk’tır. İnsan kendi isteği ile fiilin yaratılmasına sebeb olduğu için mes’ûliyet de kendisine âiddir. (Tılsımlar, 26. Söz)Ayrıca bakınız; (En‘âm, 104, 120; A‘râf, 96; Enfâl, 51; Tevbe, 95; Yûnus, 8, 44; Fussilet, 17; Câsiye, 14)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Şirk koşanlar (zatım olan Allah’tan başka şeylere ilahlık yakıştıranlar) diyecekler ki: “Eğer Allah dileseydi, biz de şirk koşmazdık, babalarımız da. Hiçbir şeyi de haram kılmazdık. Onlardan öncekiler de böylece hep yalanlamışlardı da sonunda azabımızı tatmışlardı. (Resulüm! Onlara) De ki: “Sizin (iddialarınızı ispat edecek) bir bilginiz varmı ki onu bize çıkarasınız? Siz yalnız kuruntuya uyuyorsunuz ve siz sadece tutarsız tahminlerde bulunuyorsunuz.*
(*) İnsanı özel yeteneklerle donatarak dünyaya gönderen Allah, neyin yanlış ve neyin doğru olduğunu elçileri vasıtasıyla ona bildirerek onu hür iradesiyle baş başa bırakmıştır. Hâl böyleyken güzeli ve çirkini, iyiyi ve kötüyü ayırt edebilecek kabiliyette yaratılan insan, Hz. Peygamber’in çağrısının getireceği ahlakî ve manevî disipline uymak konusunda ilgisiz ve isteksiz davranmasına rağmen hidayeti de dalaleti de Allah’ın dilemesine bırakması doğru olmaz. (C. Külünkoğlu Meali 148. Ayet Açıklaması) Çünkü gayret edip dilemek insanın iradesine bağlıdır. Buna karşılık vermek de yüce Allah’a mahsustur. Bu nedenle inkâr, şirk ve delalet insanın iradesiyle gerçekleştiği gibi, iman ve hidayet de yine insaının iradesiyle gerçekleşiyor. Yani gayret edip isteyen kuldur, kulun isteğini veren ise yüce Allah’tır. (الله اعلم)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Allah’a ortak koşanlar “Allah dileseydi biz ve atalarımız Allah’a ortak koşmaz ve hiçbir şeyi haram etmezdik” diyeceklerdir. Onlardan öncekilerde, azabımız onlara gelinceye kadar, yalanlamaya devam etmişlerdi. Deki “Yanınızda bir bilgi mi var? O halde onu bize gösterseniz ya! Hayır,.siz yalnızca zanna uyuyorsunuz ve yalan söylüyorsunuz.”
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Allah’a eş koşanlar diyeceklerdir ki: "Eğer Allah dileseydi ne biz, ne de atalarımız Ona eş koşmazdık. Kendilerinden önce gelenler de böyle yalan saymışlardı da sonunda Bizim azabımızı tatmışlardı." De ki: "eğer sizin elinizde bir bilgi varsa onu bize çıkarıp gösterin. Gerçekten sizin ardından gittikleriniz ancak bir sanıdır. Gerçekten sizler yalan söyliyen kimselersiniz."
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Müşrik olanlar «— Allah dileseydi biz de babalarımız da şerik kozmazdık. Hiçbir şeyi de haram kılmazdık» diyeceklerdir. Onlardan evvelkiler de satvetimizi tatıncaya kadar böyle tekzip etmişlerdi. Onlara de ki «— Eğer bir bilginiz varsa onu bize çıkarsanıza. Siz zandan başka bir şeye tâbi olmazsınız, kuru kuru tahminde bulunursunuz» [¹].
[1] Veya yalanda, dolanda bulunursunuz.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Allah’a ortak koşanlar diyecekler ki: “Allah isteseydi, biz de atalarımız da ortak koşmazdık; hiçbir şeyi de haram yapmazdık.” Onlardan önce yalanlayanlar da böyle demişlerdi de sonunda azabımızı tatmışlardı. (Ey Peygamber!) De ki: “Yanınızda çıkarıp gösterebileceğiniz bir bilgi/belge var mı? Siz (bu konuda) sadece zanna uyuyorsunuz ve kendiniz tahminde bulunmaktan [tahrusûn] başka bir şey yapmıyorsunuz!”
Kadri Çelik
swap_vert close
Şirk koşanlar, “Allah dileseydi babalarımız ve biz şirk koşmazdık ve hiç bir şeyi haram kılmazdık” diyecekler. Onlardan öncekiler de bizim şiddetli azabımızı tadana kadar böyle yalanlamışlardı. Onlara de ki: “Sizin elinizde açığa çıkaracağınız bir bilgi varsa, o halde çıkarıp gösterin. Siz sadece zanna uyuyorsunuz ve siz sadece saçmalıyorsunuz.”
Mahmut Kısa
swap_vert close
Allah’a inanmakla birlikte, birtakım sahte ilâhları, itaat edilecek mutlak otorite kabul ederek veya makâm, şöhret, servet, ve benzeri değerleri hayatın biricik ölçüsü hâline getirerek Allah’a ortak koşanlar, günahlarını mâzur göstermek içindiyecekler ki: “Eğer Allah dileseydi irâdemizi elimizden alırdı da, ne biz ortak koşabilirdik, ne de atalarımız ve ne de herhangi bir şeyi haram kılabilirdik! Madem ki bunları yapıyoruz, öyleyse Allah buna izin vermiştir.” Buraya kadar söyledikleri doğru. Fakat buradan yola çıkarak vardıkları sonuç yanlış: “O hâlde yaptıklarımız O’nun rızasına uygundur ve hiçbir sakıncası yoktur. Öyle ya, Allah bizzat kendisinin izin verdiği şeyi niçin yasaklasın?”Onlardan öncekiler de böyle saçma gerekçelerle hakîkati yalanlamaya kalkmış, fakat sonunda azâbımızı tatmışlardı! Ey Müslüman! Onlara de ki: “Elinizde, bu yaptıklarınızı Allah’ın emrettiğine dâir önümüze koyabileceğiniz herhangi bir delil, bir bilgi var mı? Hayır! Siz ne bu Kur’an’ın ve ne de daha önceki vahiylerin yolunda değil, ancak keyif ve zanlarınızın peşinden gidiyor ve sadece yalan söylüyorsunuz! Evet, gerçekten de Allah, imtihân hikmeti uyarınca size akıl ve irâde vermiş ve yaptığınız kötülüklere derhâl müdâhale etmeyerek bunları yapmanıza izin vermiştir. Fakat Allah’ın bir şeye izin vermesi, ondan razı olduğu anlamına gelmez. O’nun razı olduğu şeyleri öğrenmek için “neleri emrettiğine” ve “neleri yasakladığına” bakmanız gerekir.”
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Şirk koşmuş kimseler diyecektir ki: “Allah dileseydi, ne biz şirk koşardık, ne babalarımız! Hiçbir şeyi haram kılmazdık”. İşte böyle, onlardan öncekiler de yalanladı; nihayet sıkıntı azabımızı tattılar. De ki: “Yanınızda hiçbir bilgi var mı ki; onu bize çıkarıyorsunuz? Sadece Zann’a uyuyorsunuz; siz ancak desteksiz atıyorsunuz.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Çoktanrıcılar: " eğer Allah isteseydi, biz ve atalarımız pekâlâ puta tapmaz, hiçbir şeyi de yasaklamazdık. " diyeceklerdir. Hep aynı, daha öncekiler hep böyle diye diye yalanladılar. Ama sonunda acımızı tattılar. Resulüm de ki: " elinizde bize göstermek istediğiniz bir belge mi var ? Aslında siz, sadece varsayımlara dayanıyor ve sadece tahminlerde bulunuyorsunuz.
Mehmet Çoban
swap_vert close
İnkârcılar bütün yüzsüzlükleriyle diyecekler ki; "Allah isteseydi ne biz ne de babalarımız Allah’tan başka ilahlar edinerek yoldan çıkmaz, Allah’a ortak ilahlar koşmazdık. Allah’ın izni olmadan hiçbir şeyi haram yapmazdık." Onlardan önce yalanlayanlar da öyle demişlerdi. Yalanlarının sonucunda azabımızı tatmışlardı. Böyle söyleyen inkârcılara de ki; "Yanınızda dediklerinizin doğru olduğunu ispatlayan bir delil var mı? Andolsun ki yoktur. Siz sadece kendi kafalarınızdan ürettiğiniz fikirlere uyuyorsunuz. Üstelik sadece saçmalıyorsunuz."
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Müşrikler şöyle diyecekler: “Allah dileseydi biz de ortak koşmazdık; atalarımız da. Hiçbir şeyi de haram kılmazdık.” [*] Onlardan öncekiler de aynı şekilde (peygamberleri) yalanlamış ve sonunda azabımızı tatmışlardı. De ki: “Yanınızda bize açıklayacağınız bir bilgi var mı? [*] Doğrusu siz zandan başka bir şeyin peşine düşmüyor ve sadece yalan söylüyorsunuz.” [*]
Bu mesaj İbrâhîm 14:21 ve Nahl 16:35. ayetlerle birlikte okunmalıdır. Yüce Allah Mekkeli müşriklerin ilerleyen dönemde tam da kaderciliği, alın yazıcılığı benimseyen bir anlayışla ve suçu Allah’a atarak O’nun dilemesi durumunda kendilerinin de geçmiş atalarının da şirk koşmayıp, hiçbir şeyi de haram kılmamış olacaklarını dile getireceklerini haber vermektedir. En‘âm 6:35. ayetinde de belirtildiği gibi, dilemesi durumunda Yüce Allah’ın herkesi hidayete erdirebileceği ifade edilmektedir; ancak bu durumda hayatın da imtihanın da hiçbir anlamı kalmayacaktır. Yüce Allah böyle bir şey dilemediğine göre, insanların şirk koşmasını da elbette dilemiş değildi. Müşriklerin bu konudaki sözleri her haliyle yalan ve iftiradan ibarettir Bu cümlede delilsiz konuşmamak gerektiğine dikkat çekilmektedir. Din adına konuşulurken vahiyden destek almadan konuşmamak gerektiği apaçık bir gerçekliktir.,Benzer mesajlar: En‘âm 6:116; Yûnus 10:36, 66; Câsiye 45:24; Necm 53:28.  
Mehmet Türk
swap_vert close
O Allah’a ortak koşanlar da: “Eğer Allah dileseydi biz de atalarımız da (Allah’a) ortak koşmaz, hiçbir şeyi de haram kılmazdık.” diyecekler.¹ (Ey Muhammed!) Onlardan öncekiler de Peygamberlerini tıpkı bu şekilde yalanlayıp sonunda azabımızı tatmışlardı. Sen onlara: “Sizin yanınızda bize gösterebileceğiniz bir bilgi var mı? Siz sadece zanlarınızın ardına düşüyorsunuz ve böylece de yalan söylemekten başka bir şey yapmıyorsunuz.” de.
1 Bu âyette müşriklerin böyle söyleyecekleri gelecek zaman kipiyle belirtilmiş. Ancak aynı ifâdeler (Nahl: 35)’de di’li geçmiş zaman kipiyle ifâde edildiğine göre müşrikler, sonunda bunu da söylemişlerdir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
ALLAH’TAN başka şeylere ilahlık yakıştırmaya şartlanmış olanlar, “Eğer Allah dileseydi O’ndan başkasına ilahlık yakıştırmazdık; atalarımız da [öyle yapmazdı]; ve [O’nun izin verdiği] hiçbir şeyi de yasaklamazdık” derler. Onlardan önce yaşamış olanlar da böyle yaparak hakikati yalanladılar, ¹⁴¹ tâ ki azabımızı tadıncaya kadar! De ki: “Bize sunabileceğiniz [kesin] herhangi bir bilgiye sahip misiniz? ¹⁴² Siz sadece [başka insanların] zanlarına uyuyorsunuz ve kendiniz tahminde bulunmaktan başka birşey yapmıyorsunuz.”
141 Yani, Allah’ın insanı doğru ile yanlış arasında seçimde bulunma yeteneği ile donattığı gerçeğini. Yukarıdaki ayet, terimin genel kabul gören anlamıyla “cebriyye” doktrininin kesin olarak reddedildiğini ortaya koyar.142 Yani, “cebriyye” ile ilgili bilgiye.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Allah’a şirk/ortak koşanlar derler ki: “Allah isteseydi ne babalarımız ne de biz ortak koşmaz ve hiçbir şeyi de haram kılmazdık.” (Kendimizde haram ve helal koyma yetkisini bulmazdık) Onlardan önceki toplumlar da (Elçileri) böyle yalanladılar, ta ki azabımızı tadıncaya kadar.1 De ki: “Elinizde, bize sunabileceğiniz ilahi bilgiye dayalı herhangi bir belgeniz var mı? Siz, sadece mesnetsiz iddialara uyuyorsunuz ve sadece uyduruyorsunuz.”2, 17/28, 16/35, 2 6/57, 21/24, 47/14
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
ŞİMDİ Allah’a ortak koşanlar diyecekler ki: “Eğer Allah isteseydi, ne biz ne de atalarımız asla şirk koşmazdık; dahası (O’nun helâllerinden) hiçbir şeyi haram kılmazdık.”[¹¹⁴⁰] Onlardan öncekiler de (hakikati) işte bu mantıkla yalanladılar; ta ki azabımızı tadıncaya kadar... De ki: “Elinizde bize sunabileceğiniz güvenilir bilgiye dayalı herhangi bir belge var mı?” Siz yalnızca zannın peşine takılıyorsunuz ve sadece uyduruk spekülatif bilgiye dayanıyorsunuz.[¹¹⁴¹]
[1140] Cahilin inancı arttıkça sapmasının da artacağının en tipik delili: Kadere iman perdesi altında Allah’a iftira eden mantık reddediliyor. [1141] Tahrusûn için bkz: 116. âyet, not 99.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Ey Muhammed) Müşrikler sana: "Allah dilemiş olsaydı, (bize engel olurdu da) ne biz (O'na) ortak koşabilirdik, ne de atalarımız! Ne de herhangi bir şeyi haram kılabilirdik." (O halde neden sorumlu olalım, neden azap görelim) diyeceklerdir. Onlardan evvelki ümmetler de (o müşrikler gibi peygamberlerini, Rablerinin emir ve yasaklarını) yalan saydılar da, sonunda azabımızı tattılar! (Ey Muhammed onlara) de ki: Yanınızda (iddianızı doğrulayan) bir ilim ve bir delil var mı? (Elbetteki yok. O halde) Siz ancak (arzunuza uygun düşen) bir varsayımda bulunuyor ve yalan söylüyorsunuz. (Serbest iradenizi inkar edip, sorumluluktan kurtulmaya çalışıyorsunuz)
Osman Fırat
swap_vert close
Müşrikler diyecekler ki: "Allah isteseydi ne biz ne de babalarımız ortak koşmazdık, hiçbir şeyi de haram yapmazdık. " Onlardan önce yalanlayanlar da öyle demişlerdi de nihayet azabımızı tadmışlardı. De ki: "Yanınızda bize çıkarıp göstereceğiniz bir bilgi (yazılı belge) var mı? Siz sadece zanna uyuyorsunuz ve siz sadece saçmalıyorsunuz. "
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Müşrik olanlar elbette diyeceklerdir ki: «Eğer Allah dilemiş olsa idi biz de şirke düşmezdik, babalarımız da. Ve ne de bir şeyi haram kılardık.» Onlardan evvelkiler de böyle tekzîpte bulunmuştu, nihâyet azabımızı tattılar. De ki: «Sizin yanınızda ilimden birşey var mı? Onu bize çıkarsanıza. Siz zandan başka bir şeye tâbi olmuyorsunuz ve siz ancak yalan yanlış tahminlerde bulunanlardan başka değilsiniz.»
Suat Yıldırım
swap_vert close
Müşrikler diyecekler ki: “Eğer Allah dileseydi, ne biz, ne de atalarımız şirk koşmaz, hiçbir şeyi de haram kılmazdık. ”Onlardan öncekiler de peygamberlerini yalancı saymışlardı da nihayet Bizim azabımızı tatmışlardı. De ki: “Sizin elinizde ortaya koyacağınız bir bilgi, bir belge varsa hemen çıkarıp gösterin. Ama gerçek şu ki: Siz sadece kuru bir zannın ardından gidiyorsunuz düpedüz yalan atıyorsunuz. ” [43, 20; 16, 35]
Sanıldığı gibi müşrikler böyle demekle yaptıkları çirkin işten pişmanlık duymuyorlar. Aslında onlar putlarına kendilerini Allah’a yaklaştırmaları için ibadet ediyorlar ve bunu yerinde bir iş sayıyorlardı. Şu halde onların bu sözden maksatları: Yaptıkları işin meşrûluğuna bir delil öne sürmektir. Allah’ın iradesinin, emriyle birlikte olduğunu ve iradenin rızayı da gerektirdiğini zannediyorlardı. Bir başka deyişle şöyle demek istiyorlardı: “Şirk koşmamız madem ki Allah’ın iradesi ile, yaratması iledir, öyleyse O’nun nezdinde meşrûdur.” Oysa irade edip yaratmak, rızayı gerektirmez.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
(Allah'a) Ortak koşanlar diyecekler ki: "Allah isteseydi ne biz ne de babalarımız ortak koşmazdık, hiçbir şeyi de haram yapmazdık." Onlardan önce yalanlayanlar da öyle demişlerdi de nihayet azabımızı tadmışlardı. De ki: "Yanınızda bize çıka(rıp gösterece)ğiniz bir bilgi (yazılı belge) var mı? Siz sadece zanna uyuyorsunuz ve siz sadece saçmalıyorsunuz."
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Müşrikler: "Eğer Allâh murâd itse idi ne biz ne de babalarımız şirk iderdik ve bir şeyi de kendimize harâm itmezdik" dirler. Onlardan evvel geçenler de böyle söylediler ve nihâyet 'azâbımızı tatdılar. Di ki: "Böyle oldığına 'indinizde bir delîl var mıdır? Var ise onı çıkarub bize gösteriniz. Böyle bir şey yokdur siz ancak zanna tâbi' olur ve yalan söylersiniz."
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Müşrikler diyeceklerdir ki “Allah (bizim mümin olmamızı) tercih etseydi ne biz şirke düşerdik ne atalarımız. Bir şeyi haram da kılmazdık[1].” Onlardan öncekiler de bu yalana[2] sarıldılar ve sonunda azabımızı tattılar. De ki “Yanınızda bir bilgi var mı ki çıkarıp bize gösteresiniz. Siz sadece varsayımınızın peşine takılmışsınız; siz sadece atıyorsunuz.”
[1] Bkz. En'âm 6/138-139. Lev şâellahu (لَوْ شَاء اللّهُ) ifadesinin başındaki lev (لَوْ), "ikincisi olmadığı için birincinin olamayacağını gösteren şart edatıdır." Bu, şart ve cezanın müsbet yani olumlu olduğu durumlardadır. Buradaki gibi ceza "مَا أَشْرَكْنَا = şirke düşmezdik" şeklinde menfi yani olumsuz ise o zaman lev (لَوْ), ikinci olduğu için birincinin olmadığını gösteren edat olur. Olumlu olan (لَوْ شَاء اللّهُ) ifadesine "Allah emretmeseydi" şeklinde olumsuz anlam vermemiz bundandır. Bu, müşriklerin huyudur; kendi günahlarının sorumluluğunu Allah'a atarak işin içinden sıyrılmaya çalışırlar. Bir ayet de şöyledir: "Bir edepsizlik yaptılar mı "atalarımızdan böyle gördük. Allah bizden böyle istemiştir" derler. De ki "Allah edepsizlik istemez. Allah hakkında bilmediğiniz şeyler mi söylüyorsunuz?" (Araf 7/28) . [2] Bu yalan, insanların iradeli varlıklar olmadığı, Allah neyi emrettiyse onu robot gibi yaptıkları yalanıdır. Bu tip insanlar, yaptıkları hataları Allah'a mal etmek için herşeyin ezelden yazılı olduğu, Allah'ın zaman ve mekana tabi olmadığı gibi bir takım iftiralar üreterek bambaşka bir din sistemi oluşturmaya çalışırlar. Kasas 28/68'e göre insanların ve meleklerin tercih hakkı vardır. Bu düşüncenin temelinde kendi kabahatini Allah'a yükleme amacı vardır.  
Şaban Piriş
swap_vert close
Müşrikler: -Allah dileseydi babalarımız ve biz şirk koşmaz ve hiç bir şeyi de haram kılmazdık., diyecekler. Onlardan öncekiler de, bizim acı azabımızı tadana kadar yalanlamışlardı. De ki:-Bize çıkarabileceğiniz bir deliliniz var mı? Siz, sadece zanna uyuyorsunuz ve sadece uyduruyorsunuz.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Allah'a ortak koşanlar, “Eğer Allah dileseydi ne biz, ne de atalarımız Ona ortak koşmaz, hiçbir şeyi de haram saymazdık” diyecekler. Onlardan öncekiler de azabımızı tadıncaya kadar böyle yalanlıyorlardı. De ki: Bir bilginiz varsa ortaya koyun, görelim. Siz sadece bir kuruntuya kapılmış gidiyor ve düpedüz yalan söylüyorsunuz.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Şirke batanlar şöyle diyecekler: "Allah dileseydi, ne biz şirke sapardık ne de atalarımız. Hiçbir şeyi haram da yapmazdık." Onlardan öncekiler de azabımızı tadıncaya kadar bu şekilde yalanlamışlardı. De ki: "Yanınızda, önümüze çıkaracağınız bir ilminiz var mı? Zandan başka bir şeye uymuyorsunuz. Sadece saçmalıyorsunuz siz."
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
eyide anlaruñ şirk eylediler [73b] “eger dilese di Tañrı şirk eylemeye-dük ne daħı atalarumuz ne daħı ḥarām eyleyedük nesene.” ancılayın yalan duttı anlar kim anlardan ilerü-idi tā ŧatdılar 'aźābumuzı. eyit “var mı sizüñ ķatunuzda hįç bilmek pes çıķarasız anı bizüm içün? uymazsız illā śanmaġa daħı degulsiz illā yalan söylersiz.”
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Eyideçekdür şirk getürenler: Eger Tañrı Ta‘ālā dileseydi biz şirk getür‐mezdük, atalarumuz daḫı, ḥarām daḫı eylemezdük bir nesneyi. Anuñ gibiyalanladılar özlerinden burun olan ümmetler, ḥattā ki daddılar bizüm‘aẕābumuzı. Eyit yā Muḥammed: Sizüñ ḳatuñuzda anuñ ‘ilmi var mıdurḥattā ki çıḳarasız bize. Siz uymazsız illā gümāna. Siz degülsiz illā dilsüzler ki ḥaḳ söylemezsiz.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Müşriklər belə deyəcəklər: “Əgər Allah istəsəydi, nə biz, nə də atalarımız müşrik olar və nə də biz bir şeyi haram edə bilərdik. Onlardan əvvəlkilər də (öz peyğəmbərlərini) belə təkzib etmişdilər. Nəhayət, əzabımızı daddılar. (Onlara) de: “Bizim qarşımıza çıxara biləcək bir elminiz varmı? Siz yalnız zənnə qapılır və yalan uydurursunuz!”
M. Pickthall (English)
swap_vert close
They who are idolaters will say: Had Allah willed, we had not ascribed (unto Him) partners neither had our fathers, nor had we forbidden aught. Thus did those who were before them give the lie (to Allah's messengers) till they tasted of the fear of Us. Say: Have ye any knowledge that ye can adduce for us? Lo! ye follow naught but an opinion. Lo! ye do but guess.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Those who give partners (to Allah. will say: "If Allah had wished, we should not have given partners to Him nor would our fathers; nor should we have had(972) any taboos." So did their ancestors argue falsely, until they tasted of Our wrath. Say: "Have ye any (certain) knowledge? If so, produce it before us. Ye follow nothing but conjecture: ye do nothing but lie."
972 As used by the Pagans, the argument is false, for it implies (a) that men have no personal responsibility, (b) that they are the victims of a Determinism against which they are helpless, and (c) that they might therefore go on doing just what they liked. It is also inconsistent, for if (b) is true, (c) cannot be true. Nor is it meant to be taken seriously.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
سَيَقُولُ
diyecekler
الَّذ۪ينَ
o kimse- ler ki
اَشْرَكُوا
şirk koştular
لَوْ
eğer
شَٓاءَ
dile- seydi
اللّٰهُ
Allah
مَٓا اَشْرَكْنَا
şirk koşmazdık
وَلَٓا اٰبَٓاؤُ۬نَا
ve ne atalarımız
وَلَا حَرَّمْنَا
ve haram kılmazdık
مِنْ شَيْءٍۜ
hiçbir şeyi
كَذٰلِكَ
işte böyle
كَذَّبَ
yalanla- mıştı
الَّذ۪ينَ
o kimse- ler ki
مِنْ قَبْلِهِمْ
onlardan öncedir
حَتّٰى
ta ki
ذَاقُوا
tatmala- rına dek
بَاْسَنَاۜ
azabımızı
قُلْ
de ki
هَلْ عِنْدَكُمْ
yanınızda var mı
مِنْ عِلْمٍ
ilimden bir şey
فَتُخْرِجُوهُ
haydi onu çıkarın
لَنَاۜ
bize
اِنْ تَتَّبِعُونَ
tabi olmuyorsunuz
اِلَّا
ancak
الظَّنَّ
zanna
وَاِنْ اَنْتُمْ
ve siz değilsiniz
اِلَّا
ancak
تَخْرُصُونَ
yalan söylü- yorsunuz
(Allah'a) Şirk koşanlar diyecekler ki: "Allah dileseydi ne biz şirk koşardık ne de atalarımız. Hiçbir şeyi de (kendi kendimize) haram kılmazdık." Onlardan öncekiler de (âyetlerimizi ve resullerimizi) böyle yalanlamışlardı ve sonunda azabımızı tattılar. (Resulüm!) De ki: "Yanınızda bizim için (ortaya) çıkarabileceğiniz bir bilginiz var mı? Siz zandan başka bir şeye tabi olmuyorsunuz ve siz sadece yalan söylüyorsunuz."
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
اَشْرَكَ
Fiil-IV
ش ر ك
Şirk koştu, ortak koştu
لَو
Masdar harfi
لَو
Olsa, şayet, keşke
شَاءَ
Fiil-I
ش ي ا
Diledi, istedi
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
اَشْرَكَ
Fiil-IV
ش ر ك
Şirk koştu, ortak koştu
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
اٰبَاء
İsim
ا ب و
Ataları, babaları
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
حَرَّمَ
Fiil-II
ح ر م
Haram saydı, mukaddes kıldı, men etti
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
شَىْء
İsim
ش ي ا
Şey, eşya
ذٰلِك
İşaret zamiri
ذٰلِك
İşte bu, bunun için, bunda böyle
كَذَّبَ
Fiil-II
ك ذ ب
Yalanladı, yalan saydı
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
قَبْل
İsim
ق ب ل
Önce, öteden beri
حَتّٰى
Edat
حَتّٰى
Nihayet, -e kadar, hatta, ta ki, sonuçta
ذَاقَ
Fiil-I
ذ و ق
Tattı, hissetti
بَاْس
İsim
ب ا س
Sıkıntılı, güç, azap, hınç, savaş, kuvvet, çekişme
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
هَلْ
Soru eki
هَلْ
-Mı, -mi, var mı?
عِنْدَ
İsim
ع ن د
Katında, yanında, huzurunda, tarafında
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
عِلْم
İsim
ع ل م
İlim, bilgi
اَخْرَجَ
Fiil-IV
خ ر ج
Çıkardı
لَنَا
Zamir
لَنَا
Bizim için, bize, bizim
اِن
Edat
اِن
Eğer,  -se, -sa
اِتَّبَعَ
Fiil-VIII
ت ب ع
Tabi oldu, uydu, peşine düştü, takip etti
اِلَّا
Edat
اِلَّا
Ancak, sadece, başka, hariç, dışında, yalnız
ظَنٌّ
İsim
ظ ن ن
Zannetme
اِن
Edat
اِن
Eğer,  -se, -sa
اَنْتُمْ
Zamir
اَنْتُمْ
Siz
اِلَّا
Edat
اِلَّا
Ancak, sadece, başka, hariç, dışında, yalnız
خَرَصَ
Fiil-I
خ ر ص
Yalan söyledi, yalan uydurdu